Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
min dûni allâhi
Diyanet İşleri = Hiç şüphesiz siz ve Allah’tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. Siz oraya varacaksınız.
min dûni allâhi
Abdulbaki Gölpınarlı = Şüphe yok ki siz de, Allah'ı bırakıp taptıklarınız da cehennem odunusunuz, siz, oraya gireceksiniz.
min dûni allâhi
Abdullah Parlıyan = O gün onlara: “Gerçek şu ki; siz de Allah'ı bırakıp taptıklarınız da, cehennem odunusunuz, siz oraya gireceksiniz” denecek.
min dûni allâhi
Adem Uğur = Siz ve Allah'ın dışında taptığınız şeyler cehennem yakıtısınız. Siz oraya gireceksiniz.
min dûni allâhi
Ahmed Hulusi = Muhakkak ki siz de, Allâh dûnundaki taptıklarınız da cehennem yakıtısınız! Siz oraya varacaksınız!
min dûni allâhi
Ahmet Tekin = Siz ve Allah’ı bırakıp, kulları durumundaki taptıklarınız Cehennem yakıtısınız. Siz oraya gireceksiniz.
min dûni allâhi
Ahmet Varol = Şüphesiz siz ve Allah'tan başka taptıklarınız cehennemin yakıtısınız. Siz oraya gireceksiniz.
min dûni allâhi
Ali Bulaç = Gerçekten siz de, Allah'ın dışında taptıklarınız da cehennemin odunusunuz, siz ona varacaksınız.
min dûni allâhi
Ali Fikri Yavuz = Haberiniz olsun, siz (ey Mekke halkı) ve Allah’dan başka taptıklanınız (putlarınız) hep cehennem odunusunuz. Siz hep beraber cehenneme gireceksiniz.
min dûni allâhi
Ali Ünal = “Siz, evet siz ve Allah’ı bırakıp da taptığınız o putlar birer Cehennem odunusunuz. Hep birlikte varacağınız yer, işte orasıdır.”
min dûni allâhi
Bayraktar Bayraklı = Siz ve Allah'tan başka taptıklarınız, cehennemin yakıtısınız. Hepiniz oraya gireceksiniz.
min dûni allâhi
Bekir Sadak = Siz ve Allah'tan baska taptiklariniz, cehennemin yakitisiniz; oraya gireceksiniz.
min dûni allâhi
Celal Yıldırım = Şüphesiz ki siz ve Allah'tan başka taptıklarınız Cehennem odunusunuz ve siz oraya varacaksınız.
min dûni allâhi
Cemal Külünkoğlu = Hiç şüphesiz, siz ve Allah'tan başka kulluk ettikleriniz cehennem yakıtısınız. Siz (hep beraber) oraya (cehenneme) varacaksınız.
min dûni allâhi
Diyanet İşleri (eski) = Siz ve Allah'tan başka taptıklarınız, cehennemin yakıtısınız; oraya gireceksiniz.
min dûni allâhi
Diyanet Vakfi = Siz ve Allah'ın dışında taptığınız şeyler cehennem yakıtısınız. Siz oraya gireceksiniz.
min dûni allâhi
Edip Yüksel = Siz ve Allah'ın dışında taptığınız şeyler cehennem yakıtısınız. Siz oraya gireceksiniz.
min dûni allâhi
Elmalılı Hamdi Yazır = Haberiniz olsun ki siz ve Allahdan başka taptığınız nesneler hep Cehennem mermisisiniz, siz, ona vürud edeceksiniz
min dûni allâhi
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Haberiniz olsun ki, siz ve Allah'tan başka taptığınız nesneler cehennem mermisisiniz; siz oraya gireceksiniz.
min dûni allâhi
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Siz ve Allah'dan başka taptıklarınız, cehennemin yakıtısınız; oraya gireceksiniz.
min dûni allâhi
Gültekin Onan = Gerçekten siz de, Tanrı'nın dışında taptıklarınız da cehennemin odunusunuz; siz ona varacaksınız.
min dûni allâhi
Harun Yıldırım = Siz ve Allah'ın dışında taptığınız şeyler cehennem yakıtısınız. Siz oraya gireceksiniz.
min dûni allâhi
Hasan Basri Çantay = Siz de, Allâhı bırakıb tapmakda olduklarınız da hiç şübhesiz ki cehennem odunusunuz. Siz oraya gireceksiniz.
min dûni allâhi
Hayrat Neşriyat = Muhakkak ki siz ve Allah’dan başka tapmakta olduklarınız, Cehennemin yakacağısınız! Siz oraya girecek olanlarsınız!
min dûni allâhi
İbni Kesir = Siz ve Allah'tan başka taptıklarınız, şüphesiz ki cehennem odunusunuz. Oraya gireceksiniz.
min dûni allâhi
Kadri Çelik = Gerçekten siz de Allah'ın dışında taptıklarınız da cehennemin odunusunuz, siz ona giricilersiniz.
min dûni allâhi
Muhammed Esed = (O gün onlara:) "Gerçek şu ki, siz ve Allah'ın yerine tapınıp durduğunuz bütün o (düzmece) şeyler cehennemin yakıtısınız: varacağınız yer orasıdır" denecek.
min dûni allâhi
Mustafa İslamoğlu = Şu kesin ki, siz de, Allah'tan başka taptıklarınız da cehennemin yakıtısınız: sizler ona mutlaka takdim edileceksiniz!
min dûni allâhi
Ömer Nasuhi Bilmen = Şüphe yok ki, siz ve Allah'tan başka taptığınız nesneler cehenneme atılıp yakılacak şeylersiniz. Siz oraya varıp gireceksiniz.
min dûni allâhi
Ömer Öngüt = Siz ve Allah'tan başka taptığınız şeyler cehennem odunusunuz. Siz oraya gireceksiniz.
min dûni allâhi
Şaban Piriş = - Siz ve Allah’ı bırakıp da kulluk ettiğiniz şeyler, cehennemin odunusunuz. Oraya gireceksiniz.
min dûni allâhi
Sadık Türkmen = Gerçekten siz de Allah’ın dışında kulluk ettikleriniz de, cehennemin odunusunuz. Siz oraya gireceksiniz.
min dûni allâhi
Seyyid Kutub = Siz ve Allah'ı bir yana bırakarak taptığınız sözde ilahlar, cehennem odunusunuz. Hepiniz oraya gireceksiniz.
min dûni allâhi
Suat Yıldırım = "Hem siz, hem de Allah’tan başka taptığınız tanrılar, hepiniz cehennem odunusunuz, siz hep beraber cehenneme gireceksiniz!"
min dûni allâhi
Süleyman Ateş = Siz ve Allah'tan başka taptıklarınız cehennemin odunusunuz. Siz, oraya gireceksiniz.
min dûni allâhi
Tefhim-ul Kuran = Gerçekten siz de, Allah'ın dışında taptıklarınız da cehennemin odunusunuz, siz ona varacaksınız.
min dûni allâhi
Ümit Şimşek = Siz de, Allah'tan başka taptıklarınız da Cehennem odunusunuz; hepiniz oraya gireceksiniz.
min dûni allâhi
Yaşar Nuri Öztürk = Siz ve Allah'ın berisinden, kulluk/kölelik ettikleriniz, cehennem odunusunuz. Hepiniz oraya gireceksiniz.
min dûni allâhi
İskender Ali Mihr = Muhakkak ki siz ve sizin Allah’tan başka taptıklarınız, cehennem yakıtısınız (odunusunuz). Siz, ona girecek olanlarsınız.
min dûni allâhi
İlyas Yorulmaz = Sizin ve Allah dan başka kulluk ettikleriniz, cehennemin yakıtı olacaklar. Sizin götürülecek yeriniz yalnızca orasıdır.
azâballâhi (azâbe allâhi)
Diyanet İşleri = Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş görürsün; hâlbuki onlar sarhoş değillerdir. Ne var ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir.
azâballâhi (azâbe allâhi)
Abdulbaki Gölpınarlı = Onu gördüğünüz gün, bütün emzikli kadınlar; çocuklarını bile unutup bırakır, her gebe kadın, çocuğunu düşürür ve insanları sarhoş görürsün, fakat sarhoş değildir onlar, ancak Allah'ın azâbı pek çetindir.
azâballâhi (azâbe allâhi)
Abdullah Parlıyan = O saate ulaştığınız gün, emziren analar çocuklarını bırakıp unutacaklar ve her gebe yaratık da, vaktinden önce yükünü bırakıverecek, insanları sarhoş olmadıkları halde, sarhoş gibi göreceksin. Çünkü Allah'ın azabı şiddetlidir. Dolayısıyla bu dehşetli azap, onların akıllarını başlarından almıştır.
azâballâhi (azâbe allâhi)
Adem Uğur = Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutur, her gebe kadın çocuğunu düşürür. İnsanları da sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allah'ın azabı çok dehşetlidir!
azâballâhi (azâbe allâhi)
Ahmed Hulusi = Onu göreceğiniz süreçte, her emziren (besleyici) emzirdiklerini unutur, her hamile yükünü taşıdığını düşürür! İnsanları sarhoşlar olarak görürsün! (Oysa) onlar sarhoş değildirler. Fakat Allâh azabı şiddetlidir.
azâballâhi (azâbe allâhi)
Ahmet Tekin = Bu depremi gördüğünüz gün, bütün emzikli kadınlar, emzirdikleri çocuklarını unutur. Bütün hamile kadınlar çocuklarını düşürür. İnsanları sarhoş bir halde görürsün. Gerçekte onlar sarhoş değildirler. Fakat Allah’ın azâbı dehşetlidir.
azâballâhi (azâbe allâhi)
Ahmet Varol = Onu gördüğünüz gün her emzikli kadın emzirdiğinden geçer ve her gebe kadın yükünü düşürür. İnsanları sarhoş görürsün. Oysa onlar sarhoş değildirler ama Allah'ın azabı şiddetlidir.
azâballâhi (azâbe allâhi)
Ali Bulaç = Onu gördüğünüz gün, her emzikli kendi emzirdiğini unutup geçecek ve her gebe kendi yükünü düşürecektir. İnsanları da sarhoş olmuş görürsün, oysa onlar sarhoş değillerdir. Ancak Allah'ın azabı pek şiddetlidir.
azâballâhi (azâbe allâhi)
Ali Fikri Yavuz = Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirdiğinden geçer ve her yüklü kadın çocuğunu doğurur. İnsanları da hep sarhoş görürsün. Halbuki sarhoş değillerdir. Fakat Allah’ın azabı çok şiddetlidir.
azâballâhi (azâbe allâhi)
Ali Ünal = Onu görüp yaşayacağınız o gün, yavrusunu emzirmekte olan her anne emzirdiği yavruyu korkuyla bırakıverir ve her hamile dişi de karnındakini düşürür. İnsanları, sarhoş olmadıkları halde akılları baştan gitmiş görürsün; çünkü Allah’ın azabı çok çetindir.