Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Diyanet İşleri = “Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.”

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Rabbimiz, şüphe yok ki gizlediğimizi de bilirsin sen, açığa vurduğumuzu da ve Allah'tan hiçbir şey gizlenemez ne yeryüzünde, ne de gökte.

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Abdullah Parlıyan = Ey Rabbimiz! Şüphe yok ki, sen gizlediğimizi de bilirsin, açığa vurduğumuzu da; ve Allah'tan hiç birşey gizlenemez, ne yeryüzünde ve ne de gökte.

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Adem Uğur = Ey Rabbimiz! Şüphesiz ki sen bizim gizleyeceğimizi de açıklayacağımızı da bilirsin. Çünkü ne yerde ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Ahmed Hulusi = "Rabbimiz! Muhakkak ki sen gizlediğimizi de bilirsin, açığa çıkardığımızı da. . . (Zira) arzda ve semâda hiçbir şey Allâh'a gizli kalmaz. "

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Ahmet Tekin = 'Rabbimiz, bizim saklı-gizli yaptıklarımızı, gizlediklerimizi, alenen yaptıklarımızı, açığa vurduklarımızı şüphesiz sen biliyorsun. Yerde ve gökte Allah’a hiçbir şey gizli kalmaz.' diyordu.

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Ahmet Varol = Ey Rabbimiz! Sen bizim gizlediğimizi de açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde de gökte de hiç bir şey Allah'a gizli kalmaz.

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Ali Bulaç = "Rabbimiz, şüphesiz Sen, bizim saklı tuttuklarımızı da, açığa vurduklarımızı da bilirsin. Yerde ve gökte hiç bir şey Allah'a gizli kalmaz."

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey Rabbimiz! Gizlediğimiz ve açıkladığımız her şeyi muhakkak sen bilirsin. Ne yerde, ne gökte hiç bir şey Allah’a gizli kalmaz.

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Ali Ünal = “Rabbimiz! Biz ister gizleyelim, ister açığa vuralım, Sen her söylediğimizi de, her yaptığımızı da bilirsin. Yerde olsun gökte olsun hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Bayraktar Bayraklı = “Ey Rabbimiz! Sen bizim gizlediğimizi ve açığa vurduğumuzu bilirsin.” Ne yerde ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Bekir Sadak = «ORabbimiz! Dogrusu Sen gizledigimizi de, aciga vurdugumuzu da bilirsin. Yerde ve gokte hicbir sey Allah'tan gizli kalmaz.»

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Celal Yıldırım = «Rabbimiz ! Şüphesiz ki Sen bizim gizlediklerimizi de, açıkladığımızı da bilirsin. Ne yerde, ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.»

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Cemal Külünkoğlu = “Rabbimiz! Doğrusu sen, gizlediğimizi de açığa vurduğumuzu da bilirsin. Zaten yerde ve gökte hiçbir şey Allah'tan gizli kalmaz.

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Diyanet İşleri (eski) = 'Rabbimiz! Doğrusu Sen gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah'tan gizli kalmaz.'

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Diyanet Vakfi = «Ey Rabbimiz! Şüphesiz ki sen bizim gizleyeceğimizi de açıklayacağımızı da bilirsin. Çünkü ne yerde ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.»

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Edip Yüksel = 'Rabbimiz, bizim gizlediğimizi ve açıkladığımızı bilirsin. Yerde ve gökte hiç bir şey ALLAH'a gizli kalmaz.'

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Yarabbenâ! biz ne gizliyoruz ve ne ı'lân ediyoruz her halde sen bilirsin, ve ne Yerde, ne Gökte hiç bir şey Allaha karşı gizli kalmaz

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ey Rabbimiz, sen gizlediğimiz ve açığa vurduğumuz herşeyi muhakkak bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah'a karşı gizli kalmaz.

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ey Rabbimiz! Sen bizim gizlediğimizi de açığa vurduğumuzu da şüphesiz bilirsin. Çünkü yerde ve gökte, hiçbir şey Allah'tan gizli kalmaz.

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Gültekin Onan = "Rabbimiz şüphesiz Sen, bizim saklı tuttuklarımızı da, açığa vurduklarımızı da bilirsin. Yerde ve gökte hiç bir şey Tanrı'ya gizli kalmaz."

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Harun Yıldırım = “Rabbimiz, şüphesiz sen, bizim saklı tuttuklarımızı da, açığa vurduklarımızı da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.”

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Hasan Basri Çantay = «Ey Rabbimiz, ne gizlersek, ne açıklarsak şübhe yok ki sen bilirsin. Zâten yerde ve gökde hiç bir şey Allaha gizli kalmaz».

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Hayrat Neşriyat = 'Rabbimiz! Şübhesiz ki sen, neyi gizler ve neyi açıklarsak bilirsin. Çünki ne yerde, ne de gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz!'

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 İbni Kesir = Rabbımız; doğrusu Sen, gizlediğimizi de açığa vurduğumuzu da bilirsin. Zaten yerde ve gökte hiçbir şey Allah'tan gizli kalmaz.

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Kadri Çelik = “Rabbimiz! Şüphesiz sen, bizim saklı tuttuklarımızı da açığa vurduklarımızı da bilmektesin. Yerde ve gökte hiç bir şey Allah'a gizli kalmaz.”

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Muhammed Esed = "Ey Rabbimiz! Şüphesiz, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilen Sensin: Çünkü yerde ve gökte olan hiçbir şey Allah'tan gizli kalmaz."

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Mustafa İslamoğlu = "Rabbimiz! Şüphesiz ki Sen bizim gizlediklerimizi de açığa vurduklarımızı da bilirsin: Zira yerde ve gökte olan hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz!

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = «Ey Rabbimiz! Şüphe yok ki, Sen bizim gizlediğimizi de açığa vurduğumuzu da bilirsin. Ve Allah Teâlâ'ya ne yerde ve ne de gökte hiçbir şey gizli kalamaz.»

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Ömer Öngüt = “Ey Rabbimiz! Doğrusu sen bizim gizlediğimizi de açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah'tan gizli kalmaz. ”

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Şaban Piriş = -Rabbimiz! Şüphesiz sen gizlediğimizi de, açıkladığımızı da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’tan gizli kalmaz.

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Sadık Türkmen = Rabbimiz! Şüphesiz Sen, gizlediğimizi ve açığa vurduğumuzu bilirsin. ‘Ne yeryüzünde, ne de gökyüzünde, hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz!’

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Seyyid Kutub = Ey Rabbimiz, sen bizim gizlediğimiz ve açığa vurduğumuz her şeyi bilirsin. Çünkü yerdeki ve gökteki hiçbir şey Allah'dan gizlenemez.

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Suat Yıldırım = "Ey bizim Rabbimiz! Biz ister gizleyelim, ister açığa vuralım, yaptığımız her şeyi bilirsin. Zaten göklerde ve yerde Allah’a gizli kalan hiçbir şey yoktur."

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Süleyman Ateş = "Rabbimiz, sen bizim gizlediğimizi ve açığa vurduğumuzu hep bilirsin. Ne yerde, ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz."

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Tefhim-ul Kuran = «Rabbimiz, şüphesiz Sen, bizim saklı tuttuklarımızı da, açığa vurduklarımızı da bilmektesin. Yerde ve gökte hiç bir şey Allah'a gizli kalmaz.»

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Ümit Şimşek = 'Rabbimiz! Sen bizim gizlediğimizi de bilirsin, açığa vurduğumuzu da. Çünkü ne yerde, ne de gökte hiçbir şey Allah'tan gizli kalmaz.

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 Yaşar Nuri Öztürk = "Rabbimiz, hiç kuşkusuz sen bizim gizlediğimizi de bilirsin, açığa vurduğumuzu da. Yerde de gökte de hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz."

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 İskender Ali Mihr = Rabbimiz, muhakkak ki Sen, bizim gizlediğimiz şeyi de gizlemediğimiz (alenî olan) şeyi de bilirsin. Yeryüzünde ve sema(lar)da hiçbir şey, Allah’a gizli değildir.

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 38 -

 İlyas Yorulmaz = “Rabbimiz! İçimizde gizlediklerimizi de, açıkça yaptıklarımızı da şüphesiz sen bilirsin. Göklerde ve yerde hiçbir şey Allah dan gizli kalamaz. ”

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 12 -

 Diyanet İşleri = “Allah, bize yollarımızı dosdoğru göstermişken, biz ne diye O’na tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyete elbette katlanacağız. Tevekkül edenler, yalnız Allah’a tevekkül etsinler.”

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 12 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve ne diye Allah'a dayanmayalım ki gerçekten de o sevketmiştir bizi doğru yola ve elbette bize ettiğiniz eziyetlere katlanacağız ve dayananlar, artık ancak Allah'a dayanmalı.

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 12 -

 Abdullah Parlıyan = Ve ne diye Allah'a güvenip dayanmayalım, gerçekten bize yollarımızı göstermiştir. Elbette bize ettiğiniz eziyetlere katlanacağız ve dayanıp güvenenler ancak Allah'a dayanıp güvenmeli.”

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 12 -

 Adem Uğur = Hem, bize yollarımızı göstermiş olduğu halde ne diye biz, Allah'a dayanıp güvenmeyelim? Sizin bize verdiğiniz eziyete elbette katlanacağız. Tevekkül edenler yalnız Allah'a tevekkülde sebat etsinler.

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 12 -

 Ahmed Hulusi = "Hem bizi hakikate giden yola yönlendirmişken ne diye Allâh'a tevekkül etmeyelim ki? Bize eziyet etmenize elbette sabredeceğiz. . . Tevekkül edenler Allâh'a tevekkül etsinler (hakikatlerindeki El Vekiyl isminin gereğini yerine getireceğine iman etsinler).

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 12 -

 Ahmet Tekin = 'Bizim, Allah’a dayanıp güvenmememiz, işlerimizi O’na havale etmememiz için bir sebep yok. Bize gideceğimiz yolları, yaşayacağımız hayat tarzlarını da göstermiştir. Sizin bize yaptığınız eziyete karşı elbette sabrederek mücadeleye devam edeceğiz. Tevekkül sahipleri, işlerini Allah’a havale edenler, Allah’a, yalnız Allah’a dayanıp güvensinler.' dediler.

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 12 -

 Ahmet Varol = Biz niçin Allah'a güvenmeyelim ki bizi (doğru olan) yollarımıza O iletti. Elbette bize yaptığınız eziyete katlanacağız. Güvenenler yalnızca Allah'a güvensinler.'

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 12 -

 Ali Bulaç = "Bize ne oluyor ki, Allah'a tevekkül etmeyelim? Bize doğru olan yolları O göstermiştir. Ve elbette bize yaptığınız işkencelere karşı sabredeceğiz. Tevekkül edenler Allah'a tevekkül etmelidirler."

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 12 -

 Ali Fikri Yavuz = Hem, bizim, Allah’a tevekkül etmememiz için, hangi özür olabilir ki, O bize yollarımızı dosdoğru göstermiş, hidayet vermiştir. Elbette bize yaptığınız eziyetlere sabredeceğiz. O halde tevekkül edenler, yalnız Allah’a tevekkül etmekte sebat etsinler”

alâllâhi (alâ allahi)

  İbrahim / 12 -

 Ali Ünal = “Hem niye Allah’a dayanıp güvenmeyelim ki, takip etmemiz gereken yola bizi ileten O’dur. Bize verdiğiniz her türlü eza ve sıkıntıya hiç şüpheniz olmasın ki sabredeceğiz. Zaten tevekkül sahiplerine de düşen, ancak Allah’a dayanıp güvenmektir.”