Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Diyanet İşleri = Bana, Allah’a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder.

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Allah hakkında ancak gerçek sözü söylemem borçtur bana. Rabbinizden apaçık bir delille geldim size, İsrailoğullarını benimle gönder.

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Abdullah Parlıyan = Bana düşen, Allah'a karşı gerçek olandan başkasını söylememektir. İşte sizin Rabbinizden apaçık delillerle çıkıp geldim. Öyleyse esir olarak muamele ettiğin İsrailoğullarını bırak, benimle beraber gönder de, bu zulümden kurtulmuş olsunlar.

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Adem Uğur = Allah hakkında gerçekten başkasını söylememek benim üzerime borçtur. Size Rabbinizden açık bir delil getirdim; artık İsrailoğullarını benimle bırak!"

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Ahmed Hulusi = "Allâh üzerine Hak olmayanı söylememek, benim üzerime hakiki bir borçtur. . . Gerçekten ben size Rabbinizden apaçık bir delil ile geldim. . . (O hâlde) İsrailoğullarını benimle beraber gönder!"

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Ahmet Tekin = 'İlk görevim, Allah adına haktan, doğrudan başka birşey söylemememdir. Rabbinizden size açık hak deliller, mûcizeler getirdim. Artık İsrailoğulları’nı, temel hak ve hürriyetlerinin kısıtlanmasına son vererek benimle gönder.' dedi.

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Ahmet Varol = Bana yaraşan, Allah hakkında gerçek olandan başkasını söylememektir. Size Rabbinizden açık bir belge getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle birlikte gönder.'

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Ali Bulaç = "Benim üzerimdeki yükümlülük, Allah'a karşı ancak gerçeği söylemektir. Rabbinizden size apaçık bir belge ile geldim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder."

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Ali Fikri Yavuz = Bana gereken, Allah’a karşı hakdan başka bir şey söylememekliğimdir. Gerçekten ben size, rabbinizden bir mûcize ile geldim. Artık (köle edindiğin) İsraîloğullarını benimle beraber (vatanları olan Şam’a) gönder.”

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Ali Ünal = “Bana gereken, Allah hakkında ancak doğru ne ise onu söylemektir. Şu halde bilin ki size, (benim gibi) sizin de Rabbiniz olan, (benim gibi sizi de yaratan, besleyip büyüten, hayatta tutan) Allah’tan apaçık bir gerçek ve delillerle geldim. Öyleyse İsrail Oğulları’nı sal da, benimle gelsinler.”

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Bayraktar Bayraklı = “Allah hakkında yalnız gerçek olanı söylemek benim üzerime borçtur. Size Rabbinizden açık bir delil getirdim; artık İsrâiloğulları'nı benimle birlikte serbest bırak!”

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Bekir Sadak = Bana Allah'a karsi ancak gercegi soylemek yarasir. Size Rabbinizden bir mucize getirdim, Israilogullarini benimle beraber koyver» dedi.

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Celal Yıldırım = Bana yakışıp yaraşan, Allah'a karşı ancak gerçeği söylemekliğimdir. Doğrusu size Rabbinizden açık bir belge (mu'cize) ile geldim ; artık israil oğulları'nı benimle beraber gönder.

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Cemal Külünkoğlu = “Bana düşen, Allah hakkında gerçekten başka bir şey söylememektir. İşte size Rabbinizden apaçık delille çıkıp geldim. Öyleyse bırak artık, İsrailoğulları benimle gelsinler!”

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Diyanet İşleri (eski) = Bana Allah'a karşı ancak gerçeği söylemek yaraşır. Size Rabbinizden bir mucize getirdim, İsrailoğullarını benimle beraber gönder' dedi.

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Diyanet Vakfi = Allah hakkında gerçekten başkasını söylememek benim üzerime borçtur. Size Rabbinizden açık bir delil getirdim; artık İsrailoğullarını benimle bırak!»

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Edip Yüksel = 'ALLAH hakkında gerçeğin dışında bir şey söylememek benim görevimdir. Rabbinizden size bir kanıt ile geldim; İsrail oğullarını benimle birlikte salıver.'

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Birinci vazifem Allaha karşı haktan başka bir şey söylememekliğimdir, hakikat ben size rabbınızdan bir beyyine ile geldim, artık Beni İsraîli benimle beraber gönder

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Allah'a karşı birinci görevim, gerçekten başka birşey söylememektir. Gerçekten ben size Rabbinizden apaçık bir delil ile geldim. Artık İsrail oğullarını benimle beraber gönder.» dedi.

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Allah'a karşı ilk görevim, hak olandan başka bir şey söylemememdir. Gerçekten ben size Rabbinizden bir mucize getirdim, artık İsrailoğullarını benimle gönder.

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Gültekin Onan = "Benim üzerimdeki yükümlülük, Tanrı'ya karşı ancak gerçeği söylemektir. Rabbinizden size apaçık bir belge ile geldim. Artık İsrailoğullarını benimle birlikte gönder."

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Harun Yıldırım = “Benim yükümlülüğüm Allah hakkında haktan başkasını söylememektir. Gerçekten de size Rabbinizden apaçık bir delil ile geldim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder.”

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Hasan Basri Çantay = «Allaha karşı hakdan başkasını söylememekliğim (üzerime) borcdur. Size Rabbinizden açık bir alâmetle gelmişimdir. Artık İsrâîl oğullarını benimle beraber gönder».

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Hayrat Neşriyat = 'Bana düşen, Allah’a karşı haktan başka bir şey söylemememdir! Şübhesiz ki size Rabbinizden apaçık bir delil (bir mu'cize) getirdim; artık İsrâiloğullarını benimle berâber gönder!'

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 İbni Kesir = Bana yaraşan; Allah hakkında haktan başkasını söylememektir. Size, Rabbınızdan apaçık bir burhan getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle beraber gönder.

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Kadri Çelik = “Bana Allah'a karşı ancak gerçeği söylemek yaraşır. Size Rabbinizden bir mucize getirdim. O halde İsrail oğullarını benimle beraber (vaat edilmiş topraklara) gönder.”

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Muhammed Esed = bana düşen, Allah hakkında gerçekten başka bir şey söylememektir. İşte size Rabbinizden apaçık burhanla çıkıp geldim: Öyleyse bırak artık, İsrailoğulları benimle gelsinler!"

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Mustafa İslamoğlu = Bana yakışan Allah hakkında hakikatten başka bir şey söylememektir. Elbet size Rabbinizden apaçık mucizelerle geldim. Artık bırak da İsrailoğulları benimle gelsinler.

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = «Ben Allah Teâlâ'ya karşı haktan başkasını söylememekte aleddevam sâbitim. Şüphesiz ki, ben size Rabbinizden bir mûcize ile geldim. Artık İsrailoğullarını benimle beraber gönder.»

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Ömer Öngüt = “Allah hakkında gerçekten başkasını söylememek benim üzerime borçtur. Size Rabbinizden apaçık bir delil getirdim. Artık İsrâiloğullarını benimle beraber gönder. ”

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Şaban Piriş = Gerçek şudur ki: Ben Allah hakkında doğru olandan başka bir şey söylemiyorum. Size Rabbinizden belgelerle geldim. Bu sebeple, İsrailoğullarını benimle beraber gönder.

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Sadık Türkmen = Allah’a karşı, gerçekten başkasını söylememem üzerime bir borçtur. Size Rabbinizden apaçık bir delil ile geldim. Artık İsrailoğulları’nı benimle birlikte gönder.”

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Seyyid Kutub = bana Allah hakkında sadece doğruyu söylemek yaraşır. Size Rabbinizden açık bir belge, bir mucize getirdim, İsrailoğulları'nı benimle gönder. (Serbest bırak.)

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Suat Yıldırım = "Başta gelen görevim, Allah Teâlâ hakkında, gerçek dışı bir şey söylemememdir. Gerçekten size Rabbinizden çok açık bir belge getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle beraber gönder!"

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Süleyman Ateş = "Allah'a karşı gerçekten başkasını söylememek, benim üzerime borçtur. Size Rabbinizden açık bir delil getirdim, artık İsrâil oğullarını benimle gönder!"

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Tefhim-ul Kuran = «Benim üzerimdeki yükümlülük, Allah'a karşı ancak gerçeği söylemektir. Rabbinizden size apaçık bir belge ile geldim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder.»

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Ümit Şimşek = 'Bana düşen, Allah hakkında gerçek dışı hiçbir şey söylememektir. Size Rabbinizden apaçık bir delil getirdim. İsrailoğullarını benimle gönder.'

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 Yaşar Nuri Öztürk = "Allah hakkında gerçek dışında birşey söylememek benim üzerimde bir varoluş borcudur. Ben size Rabbinizden bir beyyine getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder."

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 İskender Ali Mihr = Hak olan (doğru olan) Allah’a karşı Hakk’tan başka bir şey söylemememdir. Size Rabbinizden beyyine (açık delil, mucize) ile geldim (gelmiştim). Artık İsrailoğullarını benimle beraber gönder.

alâ allahi

  A’râf / 105 -

 İlyas Yorulmaz = “Allah adına gerçeklerden başka bir şey söylememem gerektiği benim için bir haktır. Rabbinizden kesin ve apaçık belgeler getirdim. Artık İsrail oğullarını benimle birlikte gönder” dedi.

alallâhi (alâ allahi)

  Kehf / 15 -

 Diyanet İşleri = (14-15) Kalkıp da, “Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O’ndan başkasına asla ilâh demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şunlar, şu kavmimiz, O’ndan başka tanrılar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?” dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik.

alallâhi (alâ allahi)

  Kehf / 15 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve şu kavmimiz, ondan başka mabut kabûl etti, bâri bu hususta açık bir delilleri olsaydı, kimdir yalan yere Allah'a iftirâ edenden daha zâlim dedikleri zaman.

alallâhi (alâ allahi)

  Kehf / 15 -

 Abdullah Parlıyan = Oysa bu bizim soydaşlarımız, O'ndan başka birçok tapacak sahte ilahlar icat ettiler. Bari bu hususta açık bir delilleri olsaydı. Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim, yani varoluş gayesi dışında yaşayan kim olabilir.”

alallâhi (alâ allahi)

  Kehf / 15 -

 Adem Uğur = Şu bizim kavmimiz Allah'tan başka tanrılar edindiler. Bari bu tanrılar konusunda açık bir delil getirseler. (Ne mümkün!) Öyle ise Allah hakkında yalan uydurandan daha zalimi var mı?

alallâhi (alâ allahi)

  Kehf / 15 -

 Ahmed Hulusi = İşte şunlar (asılsız zanlarının getirisini ilâh edinenler); şu bizim halkımız, O'nun dûnunda tanrılar edindiler. . . Bari bu ilâhlarının gücüne dair, açık bir delil gösterebilseler! Bu durumda, Allâh üzerine yalan söyleyerek iftira edenden daha zâlim kim olabilir?

alallâhi (alâ allahi)

  Kehf / 15 -

 Ahmet Tekin = 'Şu bizim kavmimiz Allah’ı bırakıp, kulları durumundakilerden tanrılar edindiler. Bari bu tanrılar konusunda açık bir ferman, güçlü bir delil getirmiş olsalardı!.. Allah adına yalan uydurandan, kulluk ve ibadette ona ortak koşandan daha zâlim kim olabilir?'

alallâhi (alâ allahi)

  Kehf / 15 -

 Ahmet Varol = İşte şunlar kavmimiz; O'ndan başka ilahlar edindiler. Onlar (tanrıları) hakkında açık bir delil getirmeli değiller mi? Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir?'

alallâhi (alâ allahi)

  Kehf / 15 -

 Ali Bulaç = "Şunlar, bizim kavmimizdir; O'ndan başkasını ilahlar edindiler, onlara apaçık bir delil getirmeleri gerekmez miydi? Öyleyse Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir?"

alallâhi (alâ allahi)

  Kehf / 15 -

 Ali Fikri Yavuz = Şu bizim kavmimiz, Allah’dan başka ilâh’lar edindiler. Bunlara ibadet etmek lâzım geldiğine dair açık bir delil getirselerdi ya! Artık bir yalan uydurup Allah’a iftira edenden daha zalim kim olabilir?” dedikleri zaman, kalblerine sebat verdik.

alallâhi (alâ allahi)

  Kehf / 15 -

 Ali Ünal = “Şu bizim halkımız ise tuttular, O’ndan başka ilâhlar edindiler. Yaptıkları doğru ise açık bir delil getirmeli değiller mi? Yoksa yalan uydurup, sonra da bunu Allah’a maledenden daha zalim kim olabilir?”