Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ahricû-hum
Diyanet İşleri = Kavminin cevabı ise sadece, “Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!..” demek oldu.
ahricû-hum
Abdulbaki Gölpınarlı = Kavminin cevâbı ancak şu söz olmuştu, onları şehrinizden çıkarın demişlerdi, onlar pek fazla temiz olmak isteyen kişiler.
ahricû-hum
Abdullah Parlıyan = Kavminin onlara cevabı sadece şöyle demek oldu: “Lût'u ve taraftarlarını sürün ülkenizden. Onlar kendilerini temize çıkaran insanlardır.”
ahricû-hum
Adem Uğur = Kavminin cevabı: Onları (Lût'u ve taraftarlarını) memleketinizden çıkarın; çünkü onlar fazla temizlenen insanlarmış! demelerinden başka bir şey olmadı.
ahricû-hum
Ahmed Hulusi = Toplumunun cevabı ancak: "Çıkarın onları şehrinizden. . . Çünkü onlar (bu işlerden) arınmış insanlar" demek oldu.
ahricû-hum
Ahmet Tekin = Kavminin, her seferinde cevabı:'Onları memleketinizden çıkarın. Belli ki, bunlar kendilerini ahlâka, kanuna, sağlığa aykırı çirkin fiillerden uzak tutarak temizliğe riayet eden insanlar' demelerinden ibaretti.
ahricû-hum
Ahmet Varol = Kavminin cevabı ise sadece: 'Onları kasabanızdan çıkarın. Onlar pek fazla temiz olmaya çalışan insanlarmış!' demek oldu.
ahricû-hum
Ali Bulaç = Kavminin cevabı: "Yurdunuzdan sürüp çıkarın bunları, çünkü bunlar çokça temizlenen insanlarmış!" demekten başka olmadı.
ahricû-hum
Ali Fikri Yavuz = Lût’un bu sözüne karşı, kavminin (birbirlerine) cevabı: “-Lût’u ve ona bağlı olanları memleketinizden çıkarın. Çünkü bunlar, eteklerini, erkeklere varmak hususunda çok temiz tutan insanlardır” demekten başka olmamıştır.
ahricû-hum
Ali Ünal = Halkının mukabelesi, “Çıkarın şunları memleketinizden; çünkü bu beyler, pek temizlik taslayan insanlar!” demekten başka bir şey olmadı.
ahricû-hum
Bayraktar Bayraklı = Toplumunun cevabı sadece şunu söylemek oldu: “Çıkarın şunları memleketinizden. Çünkü onlar, temizlik taslayan insanlardır.”
ahricû-hum
Bekir Sadak = Milletinin cevabi sadece, 'Onlari kasabanizdan cikarin, guya onlar temiz kalmaya ugrasan insanlarmis» demek oldu.
ahricû-hum
Celal Yıldırım = Kavminin ise cevabı ancak şu oldu: «Çıkarın bunları kasabanızdan, çünkü temizlenmeye özen gösteren insanlarmış bunlar!»
ahricû-hum
Cemal Külünkoğlu = Halkının ona verdiği cevap şundan ibaret oldu: “Bunları (Lut'u ve taraftarlarını) ülkenizden çıkarın; bunlar temizliğe fazla düşkün insanlarmış!”
ahricû-hum
Diyanet İşleri (eski) = Milletinin cevabı sadece, 'Onları kasabanızdan çıkarın, güya onlar temiz kalmaya uğraşan insanlarmış' demek oldu.
ahricû-hum
Diyanet Vakfi = Kavminin cevabı: Onları (Lût'u ve taraftarlarını) memleketinizden çıkarın; çünkü onlar fazla temizlenen insanlarmış! demelerinden başka bir şey olmadı.
ahricû-hum
Edip Yüksel = Halkının cevabı, ancak şunları söylemek oldu: 'Onları kentinizden çıkarın. Bunlar çok temiz insanlarmış!'
ahricû-hum
Elmalılı Hamdi Yazır = Kavminin ise şöyle demelerinden başka cevabı olmadı: çıkarın bunları memleketinizden, çünkü bunlar eteklerini çok temiz tutan insanlar
ahricû-hum
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Kavminin cevabı ise: «Çıkarın şunları memleketinizden; çünkü onlar, eteklerini çok temiz tutan insanlardır!» demelerinden başka birşey değildi.
ahricû-hum
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Kavminin cevabı: «Onları (Lût'u ve taraftarlarını) kentinizden çıkarın, çünkü onlar, fazla temizlenen insanlarmış!» demelerinden başka bir şey olmadı.
ahricû-hum
Gültekin Onan = Kavminin cevabı: "Yurudunuzdan sürüp çıkarın bunları, çünkü bunlar çokça temizlenen insanlarmış" demekten başka olmadı.
ahricû-hum
Harun Yıldırım = Kavminin cevabı; yalnızca: “Onları ülkenizden çıkarın, çünkü bunlar çok temiz insanlarmış.” demeleri oldu.
ahricû-hum
Hasan Basri Çantay = Kavminin cevâbı «Çıkarın onları memleketinizden. Çünkü onlar fazla temizlik yapar insanlardır» demelerinden başka (bir şey) olmadı.
ahricû-hum
Hayrat Neşriyat = Hâlbuki kavminin cevâbı (alay ederek): 'Onları memleketinizden çıkarın! Çünki onlar fazla temizlenen insanlarmış!' demelerinden başka bir şey olmadı.
ahricû-hum
İbni Kesir = Kavminin cevabı sadece; çıkarın onları memleketinizden. Çünkü onlar, fazla temizlik yapan insanlarmış, demek oldu.
ahricû-hum
Kadri Çelik = Kavminin cevabı sadece, “Onları kasabanızdan çıkarın; şüphesiz onlar temizlik gösterişinde bulunan insanlardır” demek oldu.
ahricû-hum
Muhammed Esed = Fakat kavminin cevabı yalnızca şu oldu: "Sürün ülkenizden onları! Besbelli, kendilerini temize çıkaran insanlar, bunlar!"
ahricû-hum
Mustafa İslamoğlu = Ama kavminin cevabı şundan ibaret oldu: "Sürüp çıkarın yurdunuzdan onları! Besbelli bunlar pek temiz insanlarmış!"
ahricû-hum
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve kavminin cevabı, «Onları kasabanızdan çıkarınız, çünkü onlar fazla temizlikte bulunan insanlardır» demekten başka olmadı.
ahricû-hum
Ömer Öngüt = Kavminin cevabı sadece şöyle demek oldu: “Onları (Lut âilesini) memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar güya temiz kalmaya uğraşan insanlarmış!”
ahricû-hum
Şaban Piriş = Kavminin cevabı: -Çıkarın onları memleketinizden, çünkü onlar temiz olmaya özenen insanlarmış! demekten başka bir şey olmadı.
ahricû-hum
Sadık Türkmen = Kavminin cevabı başkaca olmadı, dediler ki: “Onları kentinizden çıkarın! Çünkü onlar fazla temizlenen insanlarmış!”
ahricû-hum
Seyyid Kutub = Soydaşlarının verdikleri tek cevap şu oldu; 'Lût'u ve arkadaşlarını kentinizden sürünüz, çünkü onlar temizliğe pek meraklı kimselermiş' dediler.
ahricû-hum
Suat Yıldırım = Halkının ona verdiği cevap şundan ibaret oldu: "Çıkarın bu adamları memleketinizden!Çünkü bu beyler pek temiz insanlar!"
ahricû-hum
Süleyman Ateş = Kavminin cevabı: "Onları (şu Lût taraftarlarını) kentinizden çıkarın, çünkü onlar, fazla temizlenen insanlarmış!" demelerinden başka olmadı.
ahricû-hum
Tefhim-ul Kuran = Kavminin cevabı: «Yurdunuzdan sürüp çıkarın bunları, çünkü bunlar çokça temizlenen insanlarmış!» demekten başka olmadı.
ahricû-hum
Ümit Şimşek = Kavminin ona verdiği cevap, 'Bunları ülkenizden çıkarın; bunlar temizliğe fazla düşkün insanlar!' sözünden başka birşey değildi.
ahricû-hum
Yaşar Nuri Öztürk = Toplumunun cevabı sadece şunu söylemeleri oldu: "Çıkarın şunları kentimizden. Çünkü onlar, temizlik tutkunu insanlardır."
ahricû-hum
İskender Ali Mihr = Ve kavminin cevabı: “Onları ülkemizden çıkarın, çünkü onlar çok temiz insanlar.” demekten başka (bir şey) olmadı.
ahricû-hum
İlyas Yorulmaz = Kavminin Lut’a cevabı “Onları bulunduğunuz kasabadan çıkarın, zira onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış” demeleri olmuştur.
ve ahricû-hum
Diyanet İşleri = Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır. Yalnız, Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.
ve ahricû-hum
Abdulbaki Gölpınarlı = Onları Nerede yakalarsanız öldürün. Sizi yurdunuzdan çıkardıkları gibi siz de onları yurtlarından çıkarın. Fitne, adam öldürmeden beterdir. Yalnız onlar, Mescid-i Hâram yanında sizinle savaşa kalkışmazlarsa siz de onlarla Mescid-i Harâm yanında savaşmayın. Ama onlar, sizi orada öldürmeye kalkışırlarsa öldürün onları. Budur kâfirlerin cezası işte.
ve ahricû-hum
Abdullah Parlıyan = Size karşı savaşanları, karşılaştığınız her yerde öldürün ve sizi sürdükleri yerden, siz de onları sürüp çıkarın. Mü'minleri dinlerinden döndürmek için yapılan baskı, kavga, zulüm ve bozgunculuk yani şirk düzeni öldürmekten daha kötüdür. Onlar size karşı savaş açmadıkça, Mescidi Haram civarında onlarla savaşmayın, ama sizinle savaşırlarsa onları öldürün. Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin cezası böyledir.
ve ahricû-hum
Adem Uğur = Onları (size karşı savaşanları) yakaladığınız yerde öldürün. Sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Haram'da onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Eğer onlar size karşı savaş açarlarsa siz de onları öldürün. İşte kâfirlerin cezası böyledir.
ve ahricû-hum
Ahmed Hulusi = Onları nerede yakalarsanız orada öldürün. Sizi sürdükleri yerden siz de onları sürün!. . Fitne (insan) öldürmekten daha şiddetlidir (suçtur). . . Onlar sizle savaşmadıkları sürece, Mescid-i Haram yanında onlarla savaşmayın. Onlar sizi öldürmeye kalkarsa o zaman siz de onları öldürün. İşte kâfirlerin yaptığının karşılığı budur.
ve ahricû-hum
Ahmet Tekin = Onları, size savaş açanları, size düşmanca davrananları yakaladığınız yerde öldürün. Sizi hicrete mecbur ettikleri yerden, Mekke’den siz de onları çıkarıp sürün. Temel hak ve hürriyetlere yapılan tecavüz, baskı, zulüm ve işkence, fitne, cinayetten ve savaştan daha ağır sorumluluğu gerektirir.Mescid-i Haram civarında, onlar size saldırmadıkça, düşmanca davranmadıkça siz onlarla savaşmayın. Onlar sizinle savaşırlar, düşmanca davranırlar, sizi öldürmeye kastederlerse, onları öldürün. İşte kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlerin, kâfirlerin cezası böyledir.
ve ahricû-hum
Ahmet Varol = Onları bulduğunuz yerde öldürün ve kendilerini sizi çıkardıkları yerden çıkarın. Fitne öldürmekten daha kötüdür. Orada sizinle savaşmadıkları sürece onlarla Mescidi Haram etrafında savaşmayın. Eğer savaşırlarsa o zaman onları öldürün. Kâfirlerin cezası işte böyledir.
ve ahricû-hum
Ali Bulaç = Onları, bulduğunuz yerde öldürün ve sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne, öldürmekten beterdir. Onlar, size karşı savaşıncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanında onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın. Kafirlerin cezası işte böyledir.
ve ahricû-hum
Ali Fikri Yavuz = O kâfirleri nerede bulursanız öldürün, onlar sizi Mekke’den çıkardıkları gibi, siz de onları oradan çıkarın. Onların şirk (Allah’a ortak koşma) fitneleri, katilden daha kötüdür. Onlar, Mescid-i Harâm’da sizinle döğüşmedikçe, siz de orada kendileriyle savaşmayın. Fakat, orada sizi öldürürlerse, siz de onları öldürün; kâfirlerin cezası böyledir.
ve ahricû-hum
Ali Ünal = O (sizinle savaşa)nları (savaş halinde iken) bulduğunuz yerde öldürün ve onları sizi çıkardıkları yerden çıkarın (ülkenizi onlardan kurtarın). (Her ne kadar savaş sizin için istenmeyen bir şey ise de,) fitne (küfür ve şirkin hakimiyetinin meydana getirdiği zulüm, kaos ve baskı ortamı) savaştan, insan öldürmeden daha beter bir durumdur. Mescidi Haram çevresinde sizinle savaşmadıkları sürece siz de orada onlarla savaşmayın; eğer onlar orada size karşı savaşırlarsa bu takdirde öldürün onları. Böyledir (kural ve anlaşma tanımaz) kâfirlerin cezası.