Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ûlâike
Diyanet İşleri = Ancak sabredip salih amel işleyenler böyle değildir. İşte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.
ûlâike
Abdulbaki Gölpınarlı = Ancak sabredenler ve iyi işlerde bulunanlar müstesnadır. Öyle kişilerdir onlar ki onların hakkıdır yarlıganmak ve büyük bir ecir ve mükafat.
ûlâike
Abdullah Parlıyan = Ancak güçlüklere göğüs geren ve güzel, yararlı işlerde bulunanlar böyle değildirler. İşte onlara bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.
ûlâike
Adem Uğur = Ancak (musibetlere) sabredip güzel iş yapanlar böyle değildir. İşte onlar için bir bağış ve bir büyük mükâfat vardır.
ûlâike
Ahmed Hulusi = Sabreden ve yararlı çalışmalar yapanlar bunun dışındadır. İşte onlara bağışlanma ve büyük mükâfat vardır.
ûlâike
Ahmet Tekin = Ancak sabrederek mücadeleye devam edenler, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenler, işte onlar için, koruma kalkanı, bağışlanma ve büyük mükâfatlar vardır.
ûlâike
Ahmet Varol = Ancak sabredip salih ameller işleyenler böyle değildirler. İşte onlara bağışlanma ve büyük ecir vardır.
ûlâike
Ali Bulaç = Sabredenler ve salih amellerde bulunanlar başka. İşte, bağışlanma ve büyük ecir bunlarındır.
ûlâike
Ali Fikri Yavuz = Ancak her iki halde de sabredip sâlih amelleri işliyenler müstesnadır. İşte, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir sevap vardır.
ûlâike
Ali Ünal = Ancak her iki durumda da sabredip (ümitsizliğe düşmeden, gurur ve şımarıklığa da kapılmadan) Allah’ın razı olacağı şekilde sağlam, doğru, yerinde ve ıslaha yönelik işler yapmaya devam edenler hariç. İşte bu (pek kıymetli) zatlar için (sürprizlerle yüklü) bir mağfiret ve pek büyük bir mükâfat vardır.
ûlâike
Bayraktar Bayraklı = Ancak sabredip güzel iş yapanlar böyle değildir. İşte onlar için, bir bağışlama ve büyük bir ödül vardır.
ûlâike
Bekir Sadak = Bunlarin disinda, sabredip iyi isler isleyen kimseler, iste onlara magfiret ve buyuk ecir vardir.
ûlâike
Celal Yıldırım = Ancak sabredip güzel-yararlı amellerde bulunanlar böyle değildirler. İşte bunlara bağışlanma ve büyük mükâfat vardır.
ûlâike
Cemal Külünkoğlu = Ancak sabreden ve güzel işler yapanlar bundan müstesnadır. İşte onlar için hem bir bağışlanma ve hem de büyük bir ödül vardır.
ûlâike
Diyanet İşleri (eski) = Bunların dışında, sabredip iyi işler işleyen kimseler, işte onlara mağfiret ve büyük ecir vardır.
ûlâike
Diyanet Vakfi = Ancak (musibetlere) sabredip güzel iş yapanlar böyle değildir. İşte onlar için bir bağış ve bir büyük mükâfat vardır.
ûlâike
Edip Yüksel = Sabredenler ve erdemli işler yapanlar için ise bir bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.
ûlâike
Elmalılı Hamdi Yazır = Ancak sabredip, sâlih ameller işleyenler müstesnâ. İşte onlar için bir bağışlanma ve(pek) büyük bir mükâfât vardır.
ûlâike
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Sabredenler ve salih amellerde bulunanlar müstesna. İşte, bağışlanma ve yüce ecir bunlarındır.
ûlâike
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = (İnsanların çoğu böyledir; pek tabii) güçlüklere göğüs geren, dürüst ve erdemli davranan kimseler bunun dışında; işte bu sonrakiler ki, onları günahlarından ötürü arınma, bağışlanma ve büyük bir mükafat beklemektedir.
ûlâike
Gültekin Onan = Ancak sabreden, Allah'ın rızasına uygun işler yapan kimseler (bu tavrı takınmazlar): İşte onlar için, ilahi bir bağış ve muhteşem bir karşılık vardır.
ûlâike
Harun Yıldırım = Sabredip salih amellerde bulunanlar müstesnadır. İşte onlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.
ûlâike
Hasan Basri Çantay = (Derdlere, sıkıntılara) göğüs gerib de güzel güzel amel (ve hareketler) de bulunanlar böyle değil. (Günâhlarını) yarlığamak ve büyük mükâfat işte bunlar, bunlar içindir.
ûlâike
Hayrat Neşriyat = Sabreden ve doğru hareket eden kimseler böyle değildir. İşte onlara, bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.
ûlâike
İbni Kesir = Sadece sabredip de güzel ameller işleyenlere; işte onlara mağfiret ve büyük ecir vardır.
ûlâike
Kadri Çelik = Sabredenler ve salih amellerde bulunanlar müstesna. İşte, bağışlanma ve yüce ecir bunlarındır.
ûlâike
Muhammed Esed = (İnsanların çoğu böyledir; pek tabii) güçlüklere göğüs geren, dürüst ve erdemli davranan kimseler bunun dışında; işte bu sonrakiler ki, onları günahlarından ötürü arınma, bağışlanma ve büyük bir mükafat beklemektedir.
ûlâike
Mustafa İslamoğlu = Ancak sabreden, Allah'ın rızasına uygun işler yapan kimseler (bu tavrı takınmazlar): İşte onlar için, ilahi bir bağış ve muhteşem bir karşılık vardır.
ûlâike
Ömer Nasuhi Bilmen = Sabredenler ve sâlih amellerde bulunanlar ise müstesna. İşte onlar var ya. Onlar için mağfiret ve pek büyük bir mükâfaat vardır.
ûlâike
Ömer Öngüt = Ancak sabredip de sâlih ameller işleyenler böyle değildir. İşte onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.
ûlâike
Şaban Piriş = Sabreden ve doğru hareket eden kimseler böyle değildir. İşte onlara, bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.
ûlâike
Sadık Türkmen = Sabredenler ve salih amel/faydalı işleri en iyi şekilde yapanlar, böyle değildir. İşte onlar, onlar için bir bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.
ûlâike
Seyyid Kutub = Yalnız sıkıntılı günlerde sabreden ve iyi ameller işleyenler bu iki kategorinin dışındadırlar; onları bağışlanma ve büyük ödül bekliyor.
ûlâike
Suat Yıldırım = Ancak her iki halde de sabredip makbul ve güzel işler yapanlar başka! İşte onlar için pek geniş bir mağfiret ve pek büyük bir mükâfat vardır.
ûlâike
Süleyman Ateş = Ancak sabredip iyi işler yapanlar böyle değildir. İşte onlar için mağfiret ve büyük mükâfât vardır.
ûlâike
Tefhim-ul Kuran = Sabredenler ve salih amellerde bulunanlar başka. İşte, bağışlanma ve büyük ecir bunlarındır.
ûlâike
Ümit Şimşek = Ancak sabreden ve güzel işler yapanlar bundan müstesnadır. İşte onlar için bir bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.
ûlâike
Yaşar Nuri Öztürk = Sabredip hayra ve barışa yönelik amel sergileyenler böyle yapmazlar. Bunlar kendileri için bir yarlıgama ve büyük bir ödül öngörülen kişilerdir.
ûlâike
İskender Ali Mihr = Sabredenler ve salih amel (nefsi tezkiye edici amel) yapanlar hariç. İşte onlar için mağfiret (günahların sevaba çevrilmesi) ve büyük ecir (mükâfat, bedel) vardır.
ûlâike
İlyas Yorulmaz = Ancak (bu denemeler karşısında) sabır gösterenler ve doğru işler yapmaya devam edenler için, (Rablerinden) bağışlanma ve büyük mükafaatlar var.
ve ûlâike
Diyanet İşleri = Şüphesiz, inkâr edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah’a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar.
ve ûlâike
Abdulbaki Gölpınarlı = Kâfir olanları, Allah katında, ne malları birşeyden kurtarabilir, ne evlâtları. Onlardır ateşin yakacağı kişiler.
ve ûlâike
Abdullah Parlıyan = Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlere gelince, onların ne malları, ne de çocukları, Allah'a karşı kendilerini hiçbir şekilde koruyamayacaktır. İşte onlardır ateşin yakıtı olanlar.
ve ûlâike
Adem Uğur = Bilinmelidir ki inkâr edenlerin ne malları ne de evlâtları Allah huzurunda kendilerine bir fayda sağlayacaktır. İşte onlar cehennemin yakıtıdır.
ve ûlâike
Ahmed Hulusi = Muhakkak ki kâfirlere (inkârcılara), Allâh'tan açığa çıkacak şeye karşı ne malları ne de evlatları yarar sağlamaz. Bunlar ateşin yakıtıdırlar.
ve ûlâike
Ahmet Tekin = Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhüdünü, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuuraltına itip örtbas ederek Allah’ı, peygamberlerini ve Allah’a imanın gerektirdiği esasları inkârda ısrar edenlerin, kâfirlerin ne malları, ne evlâtları Allah’tan gelecek bir şeyi, bir cezayı asla engelleyemeyecektir. Onlar, işte onlar ateşin yakıtıdır.
ve ûlâike
Ahmet Varol = Kâfirlerin malları ve çocukları Allah'a (Allah katından gelecek azaba) karşı kendilerine bir şey sağlamayacaktır. İşte bunlar ateşin yakıtlarıdır.
ve ûlâike
Ali Bulaç = Şüphesiz inkâr edenler, onların malları da, çocukları da kendilerine Allah'tan (gelecek azaba karşı) hiç bir şey kazandırmaz. Ve onlar ateşin yakıtıdırlar.
ve ûlâike
Ali Fikri Yavuz = Şu (mal ve evlâtlarıyla öğünen ve peygamberin mal ve evlâdı yoktur, diye dil uzatan) kâfirler var ya! Muhakkak ki onlardan ne malları, ne de evlâdları, Allah’dan gelecek hiç bir azâbı geri çeviremez; ve işte onlar, cehennemde ateşin çırasıdırlar.
ve ûlâike
Ali Ünal = O küfredenlerin malları da çocukları da Allah karşısında kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. Onlardır Ateş’in yakıtı olanlar.