Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

âmene

  Nisâ / 55 -

 Diyanet İşleri = Böylece onlardan kimi ona iman etti, kimi de sırt çevirdi. (O iman etmeyenlere) çılgın ateş olarak cehennem yeter.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Onlardan, ona inanan da var, ondan yüz çeviren de ve bunlara alevli, yakıp kavuran cehennem yeter.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Abdullah Parlıyan = Aralarında O'na gerçekten inananlar da vardı, O'ndan yüz çevirenler de… Ve hiç birşey cehennem ateşi kadar yakıcı olamaz.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Adem Uğur = Onlardan bir kısmı İbrahim'e inandı, kimi de ondan yüz çevirdi; (onlara) kavurucu bir ateş olarak cehennem yeter.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Ahmed Hulusi = Onlardan bazısı Onda olana iman etti ve onlardan bir kısmı da Ondan yüz çevirdi. Onlara cehennemdeki sair (kendilerini içten ve dıştan yakacak ateş) yeterlidir.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Ahmet Tekin = Yahudilerden bir kısmı ona iman etti. Bir kısım da peygamberin faaliyetlerine engel tedbirler aldı. İman etmeyenlere körüklenen, alev püsküren, dehşet verici bir ateş olarak cehennem yeter.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Ahmet Varol = Onlardan kimisi ona iman etti kimisi de ondan yüz çevirdi. Dehşetli ateş olarak cehennem yeter. [14]

âmene

  Nisâ / 55 -

 Ali Bulaç = Böylece, onlardan kimi ona inandı, kimi ona sırt çevirdi. Çılgın ateş olarak cehennem yeter.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Ali Fikri Yavuz = İşte o Yahudilerden kimi Muhammed (Aleyhisselâma) iman etti, kimi de ondan yüz çevirdi. O iman etmiyenlere cehennem alevî kâfidir.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Ali Ünal = (İbrahim’in neslinden gelen ve kendilerini O’na nisbet edenler) içinde kimi, (tarihte olduğu gibi şimdi de) O’na (ve dolayısıyla O’na her bakımdan daha lâyık olan bu en büyük Nebî’ye ve Kur’ân’a) gerçekten inanıp (onun yolundan gitmekte), kimi de, (daha önce kendilerine Kitap verilmiş olanların pek çoğu gibi,) halkı ondan engellemektedir. (Engelleyenler için) kaynar ve alevli bir ateş olarak Cehennem yeter.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Bayraktar Bayraklı = Onlardan bir kısmı İbrâhim'e inandı, kimi de ondan yüz çevirdi, onlara kavurucu bir ateş olarak cehennem yeter.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Bekir Sadak = (55-56) Onlardan ona inananlar ve yuz cevirenler vardi. Cilgin bir alev olarak cehennem yeter. Dogrusu, ayetlerimizi inkar edenleri atese sokacagiz; derilerinin her yanisinda, azabi tatmalari icin onlari baska derilerle degistirecegiz. Allah gucludur, Hakim'dir.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Celal Yıldırım = Bu sebeple onlardan kimi imân etti, kimi de yüzçevirdi. Cehennemin boy boy yükselen ateşi onlara elverir.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Cemal Külünkoğlu = Onlardan (Yahudilerden) kimi ona (Muhammed'e) inandı, kimi de (bu İsrailoğullarından değil diye) ondan yüz çevirdi. Onlara ceza olarak cehennem yeter.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Diyanet İşleri (eski) = (55-56) Onlardan ona inananlar ve yüz çevirenler vardı. Çılgın bir alev olarak cehennem yeter. Doğrusu, ayetlerimizi inkar edenleri ateşe sokacağız; derilerinin her yanışında, azabı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Allah güçlüdür, Hakim'dir.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Diyanet Vakfi = Onlardan bir kısmı İbrahim'e inandı, kimi de ondan yüz çevirdi; (onlara) kavurucu bir ateş olarak cehennem yeter.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Edip Yüksel = Onlardan kimi ona inandı, kimi de ondan yüz çevirdi. Onlara ceza olarak cehennem yeter.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Onun için onlardan kimi ona iman etmekte, kimi de ondan men'eylemekte ona da cehennem alevi yetmektedir.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Onun için onlardan kimi ona iman etmekte, kimi de ondan yüz çevirmekte; ona da cehennem alevi yetmektedir.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = İşte o yahudilerden bir kısmı ona iman etti. Bir kısmı da ondan yüz çevirdi. O iman etmeyenlere cehennem alevi yeter.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Gültekin Onan = Böylece, onlardan kimi ona inandı, kimi ona sırt çevirdi. Çılgın ateş olarak cehennem yeter.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Harun Yıldırım = Onlardan kimisi ona iman etti, içlerinden kimi de yüz çevirdi. Doğrusu yalımlı bir ateş olarak Cehennem yeter.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Hasan Basri Çantay = İşte onlardan kimi ona (Muhammed «sallellâhü aleyhi ve sellem» e) îman etdi, kimi de ondan yüz çevirdi. Çılgın bir ateş olarak cehennem yeter (bunlara).

âmene

  Nisâ / 55 -

 Hayrat Neşriyat = Buna rağmen onlardan bir kısmı ona (Muhammed’e) îmân etti, bir kısmı da ondan yüz çevirdi. Artık alevli bir ateş olarak Cehennem (onlara) yeter!

âmene

  Nisâ / 55 -

 İbni Kesir = Onlardan bir kısmı ona inandı, bir kısmı da ondan yüz çevirdi. Çılgın ateş olarak cehennem yeter.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Kadri Çelik = Onlardan kimi ona (İbrahim ailesine) inandı, kimi de yüz çevirdi. Cehennemin alevlenmiş ateşi (yüz çevirenlere) yeter.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Muhammed Esed = Aralarında ona (gerçekten) inananlar da vardı, ondan yüz çevirenler de... Ve hiçbir şey cehennem (ateşi) kadar yakıcı olamaz!

âmene

  Nisâ / 55 -

 Mustafa İslamoğlu = Aralarında ona inananlar da vardı, ondan yüz çevirenler de; (işte bunlara) kavurucu bir ateş olarak cehennem yeter.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Artık onlardan kimi O'na imân ettti ve onlardan kimi de O'ndan yüz çevirdi. Cehennem de yalımlı bir ateş olarak kifâyet eder.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Ömer Öngüt = Onlardan bir kısmı ona iman etti, kimi de ondan yüz çevirdi. Çılgın bir ateş olarak cehennem yeter!

âmene

  Nisâ / 55 -

 Şaban Piriş = Onlardan buna inanan da vardır, sırt çeviren de. Çılgın ateş olarak cehennem yeter.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Sadık Türkmen = Böylece onlardan kimi ona iman etti, kimi de sırt çevirdi. (O iman etmeyenlere) çılgın ateş olarak cehennem yeter.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Seyyid Kutub = Fakat İbrahim'in soyundan gelenlerin kimi O'na inandı, kimi de kendisine sırt çevirdi. Öylelerinin hakkından alevli cehennem gelir.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Suat Yıldırım = Onlardan kimi ona inanmakta, kimi de ondan halkı engellemekte. İşte böyle engelleyenin hakkından, harıl harıl yanan cehennem gelir.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Süleyman Ateş = Onlardan kimi O(Hak Kitabı)na inandı, kimi de ondan yüz çevirdi. Öylesine de çılgın alevli cehennem yetti.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Tefhim-ul Kuran = Böylece, onlardan kimi ona inandı, kimi ona sırt çevirdi. Çılgın ateş olarak cehennem yeter.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Ümit Şimşek = Sonra onlardan kimi buna iman etti, kimi de yüz çevirdi. Onlara Cehennemin alevli ateşi yeter.

âmene

  Nisâ / 55 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Onlardan bir kısmı ona inanmıştır; bir kısmı da ondan alıkoymaktadır. Böylesine, çılgın alevli cehennem yeter.

âmene

  Nisâ / 55 -

 İskender Ali Mihr = Artık onlardan kimi O’na îmân etti ve onlardan kimi de O’ndan yüz çevirdi ve (îmân etmeyenlere) alevli ateş olarak cehennem kâfidir.

âmene

  Nisâ / 55 -

 İlyas Yorulmaz = Sonra onlardan, Allah’ın verdiği kitaba inananlar olduğu gibi, kitaptan yüz çevirenlerde oldu. Kitapdan yüz çevirenlere cehennem yeter.

men âmene

  Mâide / 69 -

 Diyanet İşleri = Şüphesiz inananlar (müslümanlar) ile Yahudiler, Sabiîler ve Hıristiyanlardan (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için hiçbir korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir.)

men âmene

  Mâide / 69 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Fakat inananlarla Yahûdi olanlardan, Sâbîlerden ve Hıristiyanlardan Allah'a ve âhiret gününe inanıp iyi işler işleyenlere ne bir korku vardır, ne de mahzun olur onlar.

men âmene

  Mâide / 69 -

 Abdullah Parlıyan = Şüphesiz ki, “görünürde yalnız dilleriyle iman edenlerle” Yahudiler, Sâbiîler ve Hıristiyanlardan, kim Allah'a ve ahiret gününe inanır, doğru ve yararlı işler yaparsa, ne korkacak ne de üzüleceklerdir.

men âmene

  Mâide / 69 -

 Adem Uğur = İman edenler ile yahudiler, sâbiîler ve hıristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe (gerçekten) inanıp iyi amel işleyenler üzerine asla korku yoktur; onlar üzülecek de değillerdir.

men âmene

  Mâide / 69 -

 Ahmed Hulusi = Muhakkak ki iman edenler, Yahudiler, Sabiiler ve Nasara'dan kim (âlemlerin ve kendisinin Rabbi olan) Allâh'a ve gelecekte yaşanacak sürece iman eder ve imanının gereğini yaparsa, onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar!

men âmene

  Mâide / 69 -

 Ahmet Tekin = Hakka ve tevhide yönelik inançları olanlar, sözde iman edenler, yahudiliğin takipçileri, sâbiîler, inançlarını terkedenler ve hristiyanlar, geçmişlerinin kirlerinden arınarak Allah’a, Allah’a imanın gerektirdiği esaslara, âhiret gününe hakkıyla iman edip, gevşekliği bırakarak, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirirler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlarlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olurlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işlerlerse, onlara her iki dünyada da korku yok. Geride bıraktıkları yakınları, yapamadıkları şeylerden dolayı mahzun da olmayacaklar.

men âmene

  Mâide / 69 -

 Ahmet Varol = İman edenler, yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe iman edip iyi işler işleyenler için korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

men âmene

  Mâide / 69 -

 Ali Bulaç = Gerçek şu ki, iman edenlerle yahudiler, sabiîler ve hristiyanlardan Allah'a, ahiret gününe inanan ve salih amellerde bulunanlar; onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.

men âmene

  Mâide / 69 -

 Ali Fikri Yavuz = Doğrusu dilleriyle imân eden münafıklarla Yahudî’lerden, Sabîîlerden (diğer bir Yahudi fırkasından) ve Hristiyanlardan kim Allah’a ve âhiret gününe iman edip de sâlih âmel işlerse, artık onlara korku yoktur ve onlar, mahzun da olacak değillerdir.

men âmene

  Mâide / 69 -

 Ali Ünal = İster (Müslüman bilinip, Kur’ân’a ve Allah Rasûlü’ne) iman ikrarında bulunanlardan olsun, isterse Yahudi olanlar, Sâbiîler, Hıristiyanlar (ve daha başka insanlardan) olsun, (mesele asla bir isim meselesi ve kuru bir iddiadan ibaret değildir). Her kim gerçekten Allah’a ve Âhiret Günü’ne iman eder ve imanlarının gerektirdiği istikamette sağlam, doğru, yerinde ve ıslaha yönelik işler yaparsa, (yardımımı, desteğimi hep yanlarında bulacakları için) onlar hakkında (özellikle Âhiret’te) korkmalarını gerektiren bir şey olmayacak ve herhangi bir şekilde üzülmeyeceklerdir de.