Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Diyanet İşleri = Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık.” Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Onlara yağmur gibi taş yağdırdık, bak da gör suçluların sonucu ne olmuş.

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Abdullah Parlıyan = Onların üzerine azaptan taş yağmuru yağdırdık. İşte görün günaha gömülüp gidenlerin sonucu nasıl oldu?

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Adem Uğur = Ve üzerlerine (taş) yağmuru yağdırdık. Bak ki günahkârların sonu nasıl oldu!

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Ahmed Hulusi = Onların üzerine azabı bir yağmur gibi yağdırdık (volkan patlaması olduğu rivayet edilir)! Bir bak, suçluların sonu nasıl oldu!

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Ahmet Tekin = Üzerlerine yağmur gibi taş yağdırdık. İbret nazarıyla bir bak, incele, İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsilerin, suçluların sonu nasıl oldu?

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Ahmet Varol = Onların üzerine şiddetli bir (azap) yağmuru yağdırdık. Suçluların sonlarının nasıl olduğuna bak!

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Ali Bulaç = Ve onların üzerine bir (azab) sağanağı yağdırdık. Suçlu-günahkarların uğradıkları sona bir bak işte.

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Ali Fikri Yavuz = Üzerlerine bir azab yağmuru yağdırdık. İşte bak, peygamberleri inkâr eden mücrimlerin sonu nasıl oldu!...

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Ali Ünal = (O halkın yaşadığı şehirlerin) üzerine ise azap yağmuru yağdırdık; günah hasadına dalmış suçluların âkıbeti nasıl oldu gör!

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Bayraktar Bayraklı = Üzerlerine şiddetli bir yağmur yağdırdık. Bak, günahkârların sonu nasıl oldu?

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Bekir Sadak = Geriye kalanlarin uzerine oyle bir yagmur yagdirdik ki! Suclularin sonunun nasil olduguna bir bak! *

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Celal Yıldırım = Üzerlerine bir (azâb ve gazâblı taş) yağmuru yağdırdık. (Azgınlık ve taşkınlık içinde olan) suçluların bir bak sonları ne oldu!

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Cemal Külünkoğlu = Ve üzerlerine (helak edici) bir yağmur yağdırdık. İşte görün, günaha gömülüp gidenlerin başına geleni!

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Diyanet İşleri (eski) = Geriye kalanların üzerine öyle bir yağmur yağdırdık ki! Suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bak!

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Diyanet Vakfi = Ve üzerlerine (taş) yağmuru yağdırdık. Bak ki günahkârların sonu nasıl oldu!

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Edip Yüksel = Üstlerine bir yağmur yağdırdık. Suçluların sonuna bak!

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ve üzerlerine bir azab yağmuru yağdırdık, işte bak mücrimlerin akıbeti nasıl oldu

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Onların üzerine bir azap yağmuru yağdırdık. İşte bak mücrimlerin sonu nasıl oldu!

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ve üzerlerine bir (azab) yağmuru yağdırdık. Bak ki günahkârların sonu nasıl oldu!

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Gültekin Onan = Ve onların üzerine bir (azab) sağanağı yağdırdık. Suçlu-günahkarların uğradıkları sona bir bak.

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Harun Yıldırım = Onların üzerine bir sağanak yağdırdık. Günahkârların sonunun nasıl olduğuna bir bak!

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Hasan Basri Çantay = Onların üzerine bir (azâb) yağmur (u) yağdırdık. İşte bak günahkârların sonu nice olmuşdur!

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Hayrat Neşriyat = Ve üzerlerine (taştan) bir yağmur yağdırdık. İşte bak günahkârların âkıbeti nasıl oldu!

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 İbni Kesir = Onların üzerine öyle bir yağmur yağdırdık ki; bir bak, işte suçluların sonu nasıl olmuştur.

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Kadri Çelik = Ve üzerlerine (taştan) yağmur yağdırdık! Suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bak!

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Muhammed Esed = Bu arada, (helak edici) bir yağmur yağdırdık berikilerin üzerine: İşte görün, günaha gömülüp gidenlerin başına geleni!

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Mustafa İslamoğlu = Sonunda sağanak (gibi bela) yağdırdık üzerlerine: Gör ki günaha gömülüp gidenlerin sonu nice olurmuş!

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve onların üzerlerine bir (azap) yağmuru yağdırdık. Artık bak günahkârların akibeti nasıl oldu?

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Ömer Öngüt = Geride kalanların üzerine öyle bir taş yağmuru yağdırdık ki! Bak işte! Suçluların sonu nasıl oldu?

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Şaban Piriş = Onlara azap yağmuru yağdırdık. İşte bak, günahkarların sonu nasıl oldu!

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Sadık Türkmen = Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Bak, suçluların sonu nasıl oldu?

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Seyyid Kutub = Onların üzerine müthiş bir yağmur yağdırdık. Gör bakalım, günahkârların sonu nasıl oldu?

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Suat Yıldırım = Üzerlerine bir azap yağmuru yağdırdık. İşte bak, suçlu kâfirlerin sonu nice oldu!

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Süleyman Ateş = Ve üzerlerine bir (taş) yağmur(u) yağdırdık; bak, işte suçluların sonu nasıl oldu!

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Tefhim-ul Kuran = Ve onların üzerine bir (azab) sağanağı yağdırdık. Suçlu-günahkârların uğradıkları sona bir bak işte.

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Ümit Şimşek = Onların üzerine ise bir azap yağmuru yağdırdık. İşte bak, mücrimlerin sonu nasıl oldu!

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Üzerlerine bir de yağmur indirdik. Bak nasıl oldu suçluların sonu!

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 İskender Ali Mihr = Ve onların üzerine (taş) yağmuru yağdırdık. Bak, mücrimlerin (suçluların) akıbeti nasıl oldu.

âkıbetu el mucrimîne

  A’râf / 84 -

 İlyas Yorulmaz = Onların üzerlerine şiddetli (yok edici) yağmur yağdırdık. Suç işleyen toplumların sonunun nasıl olduğuna bakın.