Önceki Ayet Sonraki Ayet  
Lokman . Ayet Kelime Karşılaştırması

 نُمَتِّعُهُمْ قَلِيلًا ثُمَّ نَضْطَرُّهُمْ إِلَى عَذَابٍ غَلِيظٍ

  Numettiuhum kalîlen summe nadtarruhum ilâ azâbin galîz(galîzin).

Kelime Karşılaştırma
numettiu-hum : onları metalandırırız
kalîlen : az
summe : sonra
nadtarru-hum : onları maruz bırakırız
ilâ azâbin : azaba
galîzin : çok şiddetli, ağır
Meal Yazanlar
Ayet Mealleri

 Diyanet İşleri = Biz, onları (dünyada) biraz yararlandırırız. Sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz.

 Abdulbaki Gölpınarlı = Onları az bir müddet geçindiririz de sonra istemedikleri halde onları ağır bir azâba atarız.

 Abdullah Parlıyan = Onlara kısa bir süre dünyada, hayatın zevkini yaşatır, geçindirir, ama sonunda şiddetli bir azaba sürükleriz.

 Adem Uğur = Onları biraz faydalandırır, sonra kendilerini ağır bir azaba sürükleriz.

 Ahmed Hulusi = Kısa süre dünya zevkini yaşarlar. . . Sonra onları, ağır - şiddetli bir azabı yaşamaya mecbur ederiz.

 Ahmet Tekin = Onlara biraz zevku safa sürdürürüz. Sonra kendilerini ağır bir azâba sürükleriz.

 Ahmet Varol = Onları kısa bir süre geçindirir sonra katı bir azaba atarız.

 Ali Bulaç = Biz onları az (bir şey ve zaman) olarak metalandırıp yararlandırırız, sonra onları ağır bir azaba katlandırırız.

 Ali Fikri Yavuz = Biz, o kâfirlere (dünyada) biraz zevk ettiririz de, sonra kendilerini ağır bir azaba mecbur tutarız.

 Ali Ünal = Onlara az bir süre yaşama imkânı tanır, sonra da haşin bir azabı kendilerine mecburî istikamet yaparız.

 Bayraktar Bayraklı = Onları az bir süre faydalandırırız, sonra da kendilerini ağır bir azaba sürükleriz.

 Bekir Sadak = Onlari az bir sure gecindiririz, sonra da agir bir azaba surukleriz.

 Celal Yıldırım = Onları az bir süre geçindirip yararlandırırız. Sonra da pek ağır bir azaba katlanmaya çaresiz kılarız.

 Cemal Külünkoğlu = Onlara kısa bir süre hayatın zevkini yaşatırız, ama sonunda (yaptıkları yüzünden) onları şiddetli bir azaba sürükleriz.

 Diyanet İşleri (eski) = Onları az bir süre geçindiririz, sonra da ağır bir azaba sürükleriz.

 Diyanet Vakfi = Onları biraz faydalandırır, sonra kendilerini ağır bir azaba sürükleriz.

 Edip Yüksel = Onları biraz yaşatırız, sonra da ağır bir cezaya süreriz.

 Elmalılı Hamdi Yazır = Biz onlara biraz zevk ettiririz de sonra kendilerini galîz bir azâba muztarr kılarız

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Biz onlara biraz zevk ettiririz de sonra kendilerini korkunç bir azaba mahkum ederiz.

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Biz onlara biraz zevk ettiririz de sonra kendilerini ağır bir azaba zorlarız.

 Gültekin Onan = Biz onları az (bir şey ve zaman) olarak metalandırıp yararlandırırız, sonra onları ağır bir azaba katlandırırız.

 Harun Yıldırım = Onları biraz faydalandırır, sonra kendilerini ağır bir azaba sürükleriz.

 Hasan Basri Çantay = Biz onları (dünyâda) biraz geçindirib sonra kendilerini ağır bir azaba (katlanmıya) mecbur edeceğiz.

 Hayrat Neşriyat = (Biz) onları azıcık (bir müddet dünyada) faydalandırırız; sonra onları ağır bir azâba(girmeye) mecbur kılarız.

 İbni Kesir = Onları az bir süre geçindirir, sonra da katı bir azaba sürükleriz.

 Kadri Çelik = Biz onları oldukça az (bir süre) olarak faydalandırıp yararlandırırız, sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz.

 Muhammed Esed = Onlara kısa bir süre hayatın zevkini yaşatır, ama sonunda şiddetli bir azaba sürükleriz.

 Mustafa İslamoğlu = Tadımlık bir hazzı kısa vadede tüketmelerini sağlarız; ardından onları altında ezilecekleri ağır bir azaba mahkum ederiz.

 Ömer Nasuhi Bilmen = Onları biraz mütenaim kılarız. Sonra onları en şiddetli bir azaba muztar kılacağızdır.

 Ömer Öngüt = Onları az bir süre geçindiririz, sonra kendilerini ağır bir azaba sürükleriz.

 Şaban Piriş = Onları biraz geçindiririz. Sonra da onları şiddetli bir azaba uğratırız.

 Sadık Türkmen = Onları az bir süre geçindiririz, sonra da kaba bir azaba sürükleriz.

 Seyyid Kutub = Onlara biraz geçim sağlar, sonra ağır bir azaba sürükleriz.

 Suat Yıldırım = Biz onlara kısa bir süre ömür sürme imkânı veririz, ondan sonra da şiddetli bir azaba mahkûm ederiz.

 Süleyman Ateş = Onları biraz yaşatırız, sonra kaba bir azâba süreriz.

 Tefhim-ul Kuran = Biz onları az (bir şey ve zaman) olarak metalandırıp yararlandırırız, sonra da onları ağır bir azaba katlandırırız.

 Ümit Şimşek = Onları biraz nasiplendirir, sonra da ağır bir azaba sürükleriz.

 Yaşar Nuri Öztürk = Onları birazcık nimetlendiriyoruz. Sonunda hepsini şiddetli bir azaba süreceğiz.

 İskender Ali Mihr = Onları biraz metalandırırız (geçindiririz). Sonra onları ağır bir azaba maruz bırakırız.

 İlyas Yorulmaz = Bu inkarları ile onları bir müddet yaşatırız, sonra onları azabın en şiddetlisine atarız.