Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

فَإِذَا نُفِخَ فِي الصُّورِ فَلَا أَنسَابَ بَيْنَهُمْ يَوْمَئِذٍ وَلَا يَتَسَاءلُونَ

 Mü’minûn / 101-

 Diyanet Vakfi = Sûra üflendiği zaman artık aralarında akrabalık bağları kalmamıştır; birbirlerini de arayıp sormazlar.

فَعَمِيَتْ عَلَيْهِمُ الْأَنبَاء يَوْمَئِذٍ فَهُمْ لَا يَتَسَاءلُونَ

 Kasas / 66-

 Diyanet Vakfi = İşte o gün onlara bütün haberler körleşmiştir (delilleri tükenmiş, söyleyecek sözleri kalmamıştır); onlar birbirlerine de soramayacaklardır.

فِي جَنَّاتٍ يَتَسَاءلُونَ

 Müddessir / 40-

 Diyanet Vakfi = (40-42) Onlar cennetler içindedir. Günahkârlara: Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir? diye uzaktan uzağa sorarlar.

عَمَّ يَتَسَاءلُونَ

 Nebe’ / 1-

 Diyanet Vakfi = Birbirlerine neyi soruyorlar?

وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ يَتَسَاءلُونَ

 Tûr / 25-

 Diyanet Vakfi = Cennettekiler birbirlerine dönüp sorarlar:

فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ يَتَسَاءلُونَ

 Sâffât / 50-

 Diyanet Vakfi = İşte o zaman, birbirlerine dönerek (dünyadaki hallerini) soracaklar.

وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ يَتَسَاءلُونَ

 Sâffât / 27-

 Diyanet Vakfi = (İşte bu duruma düştükleri vakit) onlardan bir kısmı, diğerlerine yönelir, birbirlerini sorumlu tutmaya çalışırlar.