Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Diyanet İşleri = Hiçbir ümmet, kendi ecelinin önüne geçemez, onu geciktiremez de.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Hiçbir ümmet, helâk edilmesi mukadder olan zamânı ileriye alamayacağı gibi geriye de atamaz.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Abdullah Parlıyan = Hiçbir ümmet, dünyadaki yaşama süresini ne öne alabilir, ne de geciktirebilir.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Adem Uğur = Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Ahmed Hulusi = Hiçbir topluluk ne ömrünü aşabilir, ne de erken gidebilir!

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Ahmet Tekin = Hiçbir millet, belirlenmiş vadeden önce helâk olmaz, vadelerini erteleyemezler de.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Ahmet Varol = Hiçbir ümmet ne ecelinden öne geçebilir, ne de geriye bırakılırlar.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Ali Bulaç = Ümmetlerden hiçbiri, kendisine tesbit edilmiş eceli ne öne alabilir, ne erteleyebilir.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Ali Fikri Yavuz = Hiç bir ümmet, ecelini, (mukadder helâk zamanını) geçip öne alamaz ve geriletemez.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Ali Ünal = (Her bir neslin başından geçenler ortaya koydu ki,) herhangi bir toplum vadesini ne öne alabilmekte, ne de erteleyebilmektedir.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Bayraktar Bayraklı = Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Bekir Sadak = Hicbir ummet, kendi suresini ne cabuklastirabilir ve ne de geciktirebilir.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Celal Yıldırım = Hiçbir ümmet (yok edilip silinecek) süresini ne ileri geçer, ne de geri kalır, (belirlenmiş vakit gelince ilâhî hüküm tecelli eder.)

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Cemal Külünkoğlu = Hiçbir ümmet kendi süresini ne öne alabilir ve ne de geciktirebilir.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Diyanet İşleri (eski) = Hiçbir ümmet, kendi süresini ne çabuklaştırabilir ve ne de geciktirebilir.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Diyanet Vakfi = Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Edip Yüksel = Hiç bir toplum kendisi için belirlenmiş süreyi çabuklaştıramaz, geciktiremez.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Hiç bir ümmet, ecelini sebkedemez ve geriletemezler

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Hiç bir ümmet ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Gültekin Onan = Ümmetlerden hiçbiri, kendisine tesbit edilmiş eceli ne öne alabilir, ne erteleyebilir.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Harun Yıldırım = Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Hasan Basri Çantay = Hiçbir ümmet (helakleri için mukadder) vaktini beriye getiremeyeceği gibi (bundan) geri de kalamazlar.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Hayrat Neşriyat = Hiçbir ümmet ecelinden ne öne geçebilir, ne de geri kalabilir.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 İbni Kesir = Hiç bir ümmet, kendi süresini öne de alamaz, geriye de bırakamaz.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Kadri Çelik = Ümmetlerden hiç biri, kendisine tespit edilmiş ecelinden öne geçemez ve geri kalamaz.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Muhammed Esed = çünkü hiçbir ümmet kendi süresini ne öne alabilir; ve ne de geciktirebilir.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Mustafa İslamoğlu = herhangi bir toplum sonu yasayla belirlenmiş süresini ne savuşturabilir, ne de erteleyebilir.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Hiçbir ümmet, ecelini geçemez ve geriye de kalamaz.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Ömer Öngüt = Hiçbir millet ne süresinden ileri geçebilir, ne de geri kalabilir.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Şaban Piriş = Hiç bir toplum süresini ne öne alabilir ne de geri bırakabilir.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Sadık Türkmen = Hiçbir toplum (azabı hak edince) süresini ileri geçemez ve öne de alınmaz.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Seyyid Kutub = Hiç bir ümmet, ecelini ne öne alabilir ve ne de erteleyebilir.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Suat Yıldırım = Hiç bir ümmet vâdesini ne öne alabilir ne de erteleyebilir.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Süleyman Ateş = Hiçbir ümmet, ne süresinden ileri geçebilir, ne de geri kalabilir.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Tefhim-ul Kuran = Ümmetlerden hiç biri, kendisine tesbit edilmiş eceli ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Ümit Şimşek = Bir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Hiçbir ümmet ne süresinden ileri geçebilir ne de geri kalır.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 İskender Ali Mihr = (Hiç)bir ümmet, ecelini (süresini) erkene alamaz ve tehir edemez.

ve mâ yeste’hırûne

  Mü’minûn / 43 -

 İlyas Yorulmaz = Hiçbir topluluk (ümmet) Allah’ın onlar için tespit ettiği zamandan önce yok olmaz, tespit edilen zamandan fazlada yaşamaz.

lâ yeste’hırûne

  A’râf / 34 -

 Diyanet İşleri = Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.

lâ yeste’hırûne

  A’râf / 34 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Her ümmetin başına gelecek musîbete bir zaman takdîr edilmiştir. Mukadder olan o zaman gelip çattı mı o musîbeti ne bir an geriye atabilirler, ne bir an ileriye alabilirler.

lâ yeste’hırûne

  A’râf / 34 -

 Abdullah Parlıyan = Her toplumun, yaşayacağı belli bir süre vardır. Süresi dolunca, onların yok edilmeleri ne bir an gecikebilir, ne de öne geçebilir.

lâ yeste’hırûne

  A’râf / 34 -

 Adem Uğur = Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler.

lâ yeste’hırûne

  A’râf / 34 -

 Ahmed Hulusi = Her topluluğun takdir edilmiş bir ömrü vardır. . . Onların ömrünün sonu geldiğinde, ne bir an ertelenebilir, ne de öne alabilirler.

lâ yeste’hırûne

  A’râf / 34 -

 Ahmet Tekin = Her millet, (toplum, devlet, medeniyet) için bir vade belirlenmiştir. Vadeleri dolduğu zaman, ne erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.

lâ yeste’hırûne

  A’râf / 34 -

 Ahmet Varol = Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiğinde ne bir saat geriye bırakabilirler ve ne de öne alabilirler.

lâ yeste’hırûne

  A’râf / 34 -

 Ali Bulaç = Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler (tam zamanında çökerler.)

lâ yeste’hırûne

  A’râf / 34 -

 Ali Fikri Yavuz = Her ümmet için takdir edilen bir zaman (ecel) var. Müddetleri gelince bir an geri kalamazlar ve öne de geçmezler.

lâ yeste’hırûne

  A’râf / 34 -

 Ali Ünal = Bilin ki, her ümmet için takdir edilmiş bir süre vardır. Bu sürenin sonu geldiğinde, onu ne bir an geciktirebilirler, ne de bir an öne alabilirler.