Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Diyanet İşleri = Âyetlerimizi yalanlayanlara ise, yapmakta oldukları fasıklık sebebiyle azap dokunacaktır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Âyetlerimizi inkâr edenlerse kötülükte bulunduklarından dolayı azâba uğratılacaklardır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Abdullah Parlıyan = Mesajlarımızı yalanlayanlara gelince, doğru yoldan sapıp, ilahi sınırları aşmaları karşılığında azaba çarptırılacaklardır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Adem Uğur = Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, yoldan çıkmalarından dolayı onlar azap çekeceklerdir.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Ahmed Hulusi = (Esmâ kuvvelerinin açığa çıkışı olan) işaretlerimizdeki hakikatleri yalanlayanlara gelince; onlar bozuk inançları dolayısıyla azabı tadacaklar!

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Ahmet Tekin = Peygamberlerin getirdiği âyetlerimizi, delillerimizi yalanlayanlar ise, doğru ve mantıklı düşünmenin, hak dinin dışına çıkmaya, fâsıklığa, isyana, bozgunculuğa devam etmeleri sebebiyle, dünyada da âhirette de azâbımıza dûçar olacaklardır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Ahmet Varol = Ayetlerimizi yalanlayanlara da fasıklık etmelerinden dolayı azap dokunacaktır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Ali Bulaç = Ayetlerimizi yalanlayanlara, fıska sapmalarından dolayı azab dokunacaktır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Ali Fikri Yavuz = Âyetlerimizi yalanlıyanlara gelince; onlara, yapmış oldukları fısk (imansızlık) sebebiyle azab değecektir.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Ali Ünal = (İman hakikatlerini gösteren) bütün delilleri ve vahyettiğimiz âyetlerimizi yalanlayanlara gelince: onlara ise böyle açıktan isyan ederek yoldan çıkıp durmaları sebebiyle azap dokunacaktır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Bayraktar Bayraklı = Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, yoldan çıkmalarından dolayı azaba çarptırılacaklardır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Bekir Sadak = Ayetlerimizi inkar edenlere yoldan cikmalarindan oturu azap dokunacaktir.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Celal Yıldırım = Âyetlerimizi yalanlayanlara ise, doğru yoldan sapıp ilâhî sınırları aştıkları karşılığında azâb dokunacaktır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Cemal Külünkoğlu = Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; onlar günah işlemeyi adet edindiklerinden dolayı azaba çarptırılacaklardır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Diyanet İşleri (eski) = Ayetlerimizi inkar edenlere yoldan çıkmalarından ötürü azab dokunacaktır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Diyanet Vakfi = Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, yoldan çıkmalarından dolayı onlar azap çekeceklerdir.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Edip Yüksel = Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, yoldan çıktıklarından ötürü onlara azap dokunacak.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Âyetlerimize yalan diyenlerdir ki fiskı âdet edindikleri için kendilerine azâb dokunacaktır

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ayetlerimize yalan diyenlere, yapmayı adet edindikleri fenalık yüzünden azap dokunacaktır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, yapmakta oldukları fenalıklar yüzünden onlara azap dokunacaktır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Gültekin Onan = Ayetlerimizi yalanlayanlara (gelince), fasık olmalarından dolayı azab dokunacaktır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Harun Yıldırım = Ayetlerimizi yalanlayanlara fasıklık ettikleri için azap dokunacaktır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Hasan Basri Çantay = Âyetlerimizi yalan sayanlar (a gelince:) Onlara da, sapmış oldukları fısk yüzünden, azâb dokunacakdır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Hayrat Neşriyat = Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, isyân etmekte olduklarından dolayı onlara azab dokunacaktır!

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 İbni Kesir = Ayetlerimizi yalanlayanlara ise fasıklık eder olmalarından dolayı azab dokunacaktır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Kadri Çelik = Ayetlerimizi inkâr edenlere yoldan çıkmalarından ötürü azap dokunacaktır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Muhammed Esed = mesajlarımızı yalanlayanlara gelince, onlar işledikleri bütün günahkarca fiillerden dolayı azaba çarptırılacaklardır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Mustafa İslamoğlu = Mesajlarımızı yalanlayan kimselere gelince: onlar yoldan çıkmaları sebebiyle azaba mahkum olacaklar.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve o kimseler ki, Bizim âyetlerimizi tekzîp ettiler, onlara yapmış oldukları fısk sebebiyle azap isabet edecektir.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Ömer Öngüt = Âyetlerimizi yalanlayanlara ise, fâsıklıklarından ötürü azap dokunacaktır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Şaban Piriş = Ayetlerimizi yalanlayanlar ise, kötü amelleri yüzünden onlara azap dokunacaktır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Sadık Türkmen = Ayetlerimizi yalanlayan kimselere gelince; azap onlara dokunacaktır, yaptıkları kötülükler yüzünden...

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Seyyid Kutub = Ayetlerimizi yalanlayanlar ise fasıklıklarından, yoldan çıkmalarından ötürü azaba çarpılırlar.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Suat Yıldırım = Âyetlerimizi yalan sayanlar ise isyan edip yoldan çıkmalarından ötürü azaba uğratılacaklardır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Süleyman Ateş = Âyetlerimizi yalanlayanlara da yaptıkları fenalık yüzünden azâb dokunacaktır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Tefhim-ul Kuran = Ayetlerimizi yalanlayanlara, fıska sapmalarından dolayı azab dokunacaktır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Ümit Şimşek = Âyetlerimizi yalanlamış olanlara ise, yoldan çıkmaktaki ısrarları yüzünden azap dokunacaktır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, fenalığa bulaşmaları yüzünden kendilerine azap dokunacaktır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 İskender Ali Mihr = Ve âyetlerimizi yalanlayan kimselere, fasık olmalarından dolayı azap dokunacaktır.

yemessu-hum

  En’âm / 49 -

 İlyas Yorulmaz = Ama ayetlerimizi yalanlayanlara, yoldan çıkmaları sebebiyle azap vardır.

yemessu-hum

  Hûd / 48 -

 Diyanet İşleri = Ona denildi ki: “Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Daha birtakım ümmetler de olacak ki, biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak.”

yemessu-hum

  Hûd / 48 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Dendi ki: Nûh, sana ve seninle berâber bulunanlardan türeyecek ümmetlere bizden gönderilen esenlikler ve bereketlerle in gemiden. Onlardan türeyecek ümmetler içinde öyleleri de var ki onları da bir müddet faydalandıracak, geçindireceğiz de sonra bizden elemli bir azâba uğrayacaktır onlar.

yemessu-hum

  Hûd / 48 -

 Abdullah Parlıyan = Ey Nuh! denildi. Sana ve seninle beraber olanlardan meydana gelecek ümmetlere, bizden bir selamet ve bereketlerle gemiden in. Fakat senin ve onların soyundan gelecek olan, zalim ve inkârcı insanlara gelince, biz onların bu dünyada belli bir süre yaşayıp geçinmelerine fırsat verecek, sonra da katımızdan bir azaba çarptıracağız.

yemessu-hum

  Hûd / 48 -

 Adem Uğur = Denildi ki: Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan ümmetlere bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in! Kendilerini (dünyada) faydalandıracağımız, sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacağı ümmetler de olacaktır.

yemessu-hum

  Hûd / 48 -

 Ahmed Hulusi = "Ey Nuh. . . Sen ve seninle beraber olanlardan oluşacak halklara bizden Selâm ve bereketlerle in. . . Biz onları yararlandıracağız, sonra da onlara bizden (hakikatindeki Esmâ mânâsı sonucu olarak, derûnundan gelen bir yolla) acı azap yaşatılır" denildi.

yemessu-hum

  Hûd / 48 -

 Ahmet Tekin = 'Ey Nuh, sana, seninle beraber olanlardan türeyen milletlere katımızdan barış, güvenlik, bolluk ve bereket va’dimizle gemidekilerle birlikte gemiden in. Onların neslinden yoldan çıkmış milletler de türeyecek, onlara da dünyada zevk ü sefa tattıracağız. Sonra onlara, tarafımızdan verilen can yakıp inleten müthiş bir azap dokunacak.' denildi.

yemessu-hum

  Hûd / 48 -

 Ahmet Varol = 'Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte olanlardan (türeyecek) ümmetlere bizden selam ve bereketlerle in. Ancak öyle ümmetler de olacak ki onları bir süre yararlandıracağız. Sonra kendilerine bizden acıklı bir azap dokunacaktır' denildi.

yemessu-hum

  Hûd / 48 -

 Ali Bulaç = "Ey Nuh" denildi. "Sana ve seninle birlikte olan ümmetler üzerine bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in. (Sizden türeyecek diğer kâfir) Ümmetleri de yararlandıracağız, sonra onlara bizden acı bir azab dokunacaktır."

yemessu-hum

  Hûd / 48 -

 Ali Fikri Yavuz = Şöyle denildi: “- Ey Nûh! Sana ve gemide seninle beraber bulunan müminlere (veya soylarına) bizden bir selâmet ve bereketlerle (gemiden) in. Onlardan bir takım kâfir ümmetler olacak ki, biz onları dünyada rızıklarla faydalandıracağız. Sonra da, âhirette kendilerine, bizden acıklı bir azâp dokunacaktır.

yemessu-hum

  Hûd / 48 -

 Ali Ünal = Ona şöyle buyruldu: “Ey Nuh! Gemiden in; sana ve beraberinde bulunan mü’minlerle birlikte neslinizden gelecek mü’min topluluklara katımızdan artık selâmet, emniyet ve bereketler vardır. Ayrıca (inanmayan) topluluklar da olacaktır ki, onlara dünyada bir süre geçimlik vereceğiz ve ardından kendilerine tarafımızdan çok acı bir azap dokunacaktır.”