Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Diyanet İşleri = Artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Artık bu seti aşmaya da güçleri yetmez, delmeye de güçleri yetmez.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Abdullah Parlıyan = Ve böylece set inşa edilmiş oldu. Öyle ki, artık onların düşmanları, ne onu aşabildiler, ne de onda gedik açabildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Adem Uğur = Bu sebeple onu ne aşmaya muktedir oldular ne de onu delebildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Ahmed Hulusi = Artık onu, ne aşmaya muktedir olabildiler ve ne de delebildiler!

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Ahmet Tekin = Artık Ye’cüc ve Me’cüc bu seti ne aşabildiler, ne de delebildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Ahmet Varol = Böylece onlar (Ye'cuc ve Me'cuc) ne onu aşmaya ne de delmeye güç yetirebildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Ali Bulaç = Böylelikle, ne onu aşabildiler, ne onu delmeye güç yetirebildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Ali Fikri Yavuz = Artık onu (seddi), ne aşabildiler, ne de delebildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Ali Ünal = Artık Ye’cuc ve Me’cuc ne o setti aşabildi, ne de onda bir delik açabildi.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Bayraktar Bayraklı = Ye'cüc ve Me'cüc onu ne aşmaya ne de onda bir delik açmaya güç yetirebildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Bekir Sadak = Artik Yecuc ve Mecuc onu ne asabildiler ve ne de delip gecebildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Celal Yıldırım = Artık o Ye'cûc - Me'cûc ne onu aşabildiler, ne de bir gedik açmaya güç getirebildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Cemal Külünkoğlu = Böylelikle, ne onu aşabildiler, ne onu delmeye güç yetirebildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Diyanet İşleri (eski) = Artık Yecüc ve Mecüc onu ne aşabildiler ve ne de delip geçebildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Diyanet Vakfi = Bu sebeple onu ne aşmaya muktedir oldular ne de onu delebildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Edip Yüksel = Artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Artık onu ne aşabilirler ne de delebilirler

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Artık ne onu aşabildiler, ne de delebildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Artık Ye'cuc ve Me'cuc bu seti ne aşabildiler ne de delebildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Gültekin Onan = Böylelikle, ne onu aşabildiler, ne onu delmeye güç yetirebildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Harun Yıldırım = Bu sebeple onu ne aşmaya muktedir oldular ne de onu delebildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Hasan Basri Çantay = Artık onu aşmıya da güc yetiremediler, onu delmiye de muktedir olamadılar.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Hayrat Neşriyat = Artık (Ye’cüc ve Me’cüc) onu ne aşmaya güç yetirebildiler! Ne de onu delmeye tâkatleri yetti!

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 İbni Kesir = Onlar; artık onu, ne aşabildiler, ne de delip geçebildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Kadri Çelik = Böylelikle ne onu aşabildiler, ne de onu delmeye güç yetirebildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Muhammed Esed = Ve böylece (set inşa edilmiş oldu, öyle ki) artık onların düşmanları ne onu aşabilirlerdi ne de onda gedik açabilirlerdi.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Mustafa İslamoğlu = Evet, artık onların (düşmanları) ne onu aşabilirlerdi, ne de onda bir delik ve gedik açabilirlerdi.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Artık ne onun üstüne çıkmaya kâdir oldular ve ne de onun için delik açmaya güçleri yetti.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Ömer Öngüt = Artık onu ne aşabildiler, ne de delip geçebildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Şaban Piriş = Artık, seddi aşmaya güçleri yetmedi ve delip geçmediler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Sadık Türkmen = Böylelikle onu aşmayı başaramadılar, delmeye (de) güç yetiremediler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Seyyid Kutub = Ye'cuc ile Me'cuc, bu setin ne üzerinden aşabildiler ve ne de bir yerinde delik açabildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Suat Yıldırım = Artık o Ye’cüc ve Me’cüc’ün, ne seddi aşmaya, ne de onda delik açmaya güçleri yetmedi.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Süleyman Ateş = Artık (Ye'cûc Me'cûc) onu ne aşabildiler, ne de delebildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Tefhim-ul Kuran = Böylelikle, ne onu aşabildiler, ne de onu delmeye güç yetirebildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Ümit Şimşek = Ondan sonra ne seddi aşabildiler, ne de onda bir delik açabildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Artık onu ne aşabildiler ne delebildiler.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 İskender Ali Mihr = Artık ona zahir olmaya (onu aşmaya) güçleri yetmez ve onu delmeye muktedir olamazlar.

en yazherû-hu

  Kehf / 97 -

 İlyas Yorulmaz = “Bundan sonra onlar ne bu settin üzerini aşmaya, nede o set üzerinde bir delik açmaya güçleri yetmez” dedi.

in yazherû

  Kehf / 20 -

 Diyanet İşleri = “Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler, yahut kendi dinlerine döndürürler. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz.”

in yazherû

  Kehf / 20 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Çünkü anlarlar, duyarlarsa ya taşlarlar sizi, yahut da dinlerine döndürürler ve artık kesin olarak kurtulamazsınız onlardan.

in yazherû

  Kehf / 20 -

 Abdullah Parlıyan = Çünkü anlarlar ve duyarlarsa, sizi ya taşlayarak öldürürler yahut da kendi batıl dinlerine döndürürler ki, bu durumda bir daha asla kurtulamazsınız.”

in yazherû

  Kehf / 20 -

 Adem Uğur = Çünkü onlar eğer size muttali olurlarsa, ya sizi taşlayarak öldürürler veya kendi dinlerine çevirirler ki, o zaman ebediyyen iflah olmazsınız.

in yazherû

  Kehf / 20 -

 Ahmed Hulusi = Zira durumunuza vâkıf olurlarsa, (ya) sizi taşlayarak öldürürler ya da kendi inançlarına döndürürler. . . O zaman sonsuza dek kurtuluş imkânı bulamazsınız!

in yazherû

  Kehf / 20 -

 Ahmet Tekin = 'Onlar sizi, tanıyıp yakalarlarsa, ya sizi taşlayarak öldürürler veya kendi dinlerine döndürürler, hayat tarzlarını benimsetirler. O zaman bir daha ebediyyen iflâh olmazsınız, ebedî nimetlerle mutluluğa eremezsiniz.' dedi.

in yazherû

  Kehf / 20 -

 Ahmet Varol = Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse taşa tutarlar veya kendi dinlerine döndürürler. O takdirde asla kurtuluşa eremezsiniz.'

in yazherû

  Kehf / 20 -

 Ali Bulaç = "Çünkü onlar üzerinize çıkıp gelirlerse, sizi taşa tutarlar veya dinlerine geri çevirirler; bu durumda ebedi olarak kurtuluş bulamazsınız."

in yazherû

  Kehf / 20 -

 Ali Fikri Yavuz = Çünkü şehir halkı, sizi, ellerine geçirirlerse, muhakkak sizi taşla öldürürler, yahud zorla dinlerine döndürürler. Bu takdirde ebediyyen kurtulamazsınız...

in yazherû

  Kehf / 20 -

 Ali Ünal = “Kesinlikle bilin ki, eğer yerinizi öğrenir de sizi ellerine geçirirlerse, ya sizi taşlayarak öldürürler, ya da kendi yol ve inançlarına döndürürler; bu takdirde de artık ebediyen felah bulmazsınız.”