Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Diyanet İşleri = (Mûsâ) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Onlara delillerimizle gelince o delillere gülmeye başladılar.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Abdullah Parlıyan = Musa onlara delillerimizle gelince, onlar birdenbire işi alaya alıp, gülmeye başladılar.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Adem Uğur = Onlara âyetlerimizi getirince, bunlara gülüvermişlerdi.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Ahmed Hulusi = Onlara işaretlerimizle geldiğinde, onlar hemen bunlara güldüler!

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Ahmet Tekin = Mûsâ onlara âyetlerimizi, mûcizelerimizi getirince, o sırada mûcizelerle alay ederek güldüler.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Ahmet Varol = Fakat, onlara ayetlerimizi getirince bir de ne görsün: Onlarla alay ediyorlar.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Ali Bulaç = Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman, bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Ali Fikri Yavuz = Fakat onlara böyle mucizelerimizle varınca, hemen onlar bunlara gülüverdiler.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Ali Ünal = Önlerinde delillerimizi sergileyiverince, gülüp o delillerle alay ettiler.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Bayraktar Bayraklı = Onlara mucizelerimizi getirince mucizelere gülüvermişlerdi.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Bekir Sadak = Onlara mucizelerimizi getirdigi zaman, bunlara guluvermislerdi.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Celal Yıldırım = Ne vakit ki onlara mu'cizelerimizle geldi, onlar birdenbire (işi alaya alıp) buna gülüverdiler.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Cemal Külünkoğlu = Musa onlara ayetlerimizi getirdiğinde onlar bu ayetlere gülüyorlardı.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Diyanet İşleri (eski) = Onlara mucizelerimizi getirdiği zaman, bunlara gülüvermişlerdi.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Diyanet Vakfi = Onlara âyetlerimizi getirince, bunlara gülüvermişlerdi.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Edip Yüksel = Mucizelerimizi kendilerine götürdüğü zaman, o mucizelere gülmüşlerdi.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Vaktâ ki onlara böyle âyetlerimizle vardı, birdenbire onlar bunlara gülüverdiler

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Onlara böyle mucizelerimizle vardığında, onlar hemen bu mucizelere gülüverdiler.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Musa onlara mucizelerimizi getirince onlar hemen bu mucizelere gülüverdiler.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Gültekin Onan = Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Harun Yıldırım = Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman, bir de ne görsün onlar bunlara gülüyorlar.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Hasan Basri Çantay = Fakat onlara âyetlerimiz gelince bir de ne görsünler, onlar bu (âyetlere) gülüyorlar!

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Hayrat Neşriyat = Fakat onlara mu'cizelerimizi getirdiğinde, o vakit onlar bunlara gülüverdiler.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 İbni Kesir = Onlara ayetlerimizle varınca, onlar bunlara gülüvermişlerdi.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Kadri Çelik = Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman, birdenbire onlar bunlara gülüverdiler.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Muhammed Esed = Ama önlerine (mucizevi) işaretlerimizi getirince, hemen onları alaya aldılar,

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Mustafa İslamoğlu = Fakat ardından, onların önüne mucizevi ayetlerimizi sürünce, onlar hemen alay etmeye başladılar.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = (46-47) Andolsun ki, Mûsa'yı âyetlerimizle Fir'avun'a ve onun cemaatine gönderdik. Binaenaleyh dedi ki: «Ben şüphe yok âlemlerin Rabbinin bir Resûlüyüm.» Vaktâ ki onlara Bizim âyetlerimizle geldi, onlar o zaman, bunlardan gülüşür oldular.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Ömer Öngüt = Onlara âyetlerimizle varınca, bunlara gülüvermişlerdi.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Şaban Piriş = Onlara ayetlerle geldiği zaman onlar, ona gülüp geçmişlerdi.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Sadık Türkmen = Fakat ayetlerimizle onlara gelince, onlar o zama, onlarla alay ederek gülüyorlar!

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Seyyid Kutub = Onlara ayetlerimizi getirince, birden bire onlarla alay etmeye koyuldular.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Suat Yıldırım = O, delillerimizle onlara gidince onlar alay edip gülmeye koyuldular.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Süleyman Ateş = Onlara âyetlerimizi getirince onlar o âyetlerle alay edip gülmeğe başladılar.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Tefhim-ul Kuran = Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman, bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Ümit Şimşek = Onlara âyetlerimizi getirdiğinde, onlar buna güldüler.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Mûsa onlara ayetlerimizi getirdiğinde onlar bu ayetlere gülüyorlardı.

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 İskender Ali Mihr = Fakat (Musa A.S), onlara âyetlerimizle (mucizelerimizle) gelince, onlar o zaman onlara (mucizelere) gülüyorlardı (alay ediyorlardı).

yadhakûne

  Zuhruf / 47 -

 İlyas Yorulmaz = Musa onlara açık ayetleri getirip gösterdiğinde, birden bire onlar, o ayetlere gülüp alay ettiler.

yadhakûne

  Mutaffifîn / 29 -

 Diyanet İşleri = Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.

yadhakûne

  Mutaffifîn / 29 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Şüphe yok ki suç işliyenler, inananlara gülerler.

yadhakûne

  Mutaffifîn / 29 -

 Abdullah Parlıyan = Bakın o günahlara batıp gidenler, fakir ve zayıf mü'minlere alay ederek gülerlerdi.

yadhakûne

  Mutaffifîn / 29 -

 Adem Uğur = Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülerlerdi.

yadhakûne

  Mutaffifîn / 29 -

 Ahmed Hulusi = Muhakkak ki o suç işleyenler iman edenlere gülerlerdi.

yadhakûne

  Mutaffifîn / 29 -

 Ahmet Tekin = Doğrusu, İslâm’a planlı cephe alan, müslümanlığı ve müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsiler, iman edenlere alay yollu gülüyorlardı.

yadhakûne

  Mutaffifîn / 29 -

 Ahmet Varol = Doğrusu o suç işleyenler iman edenlere gülerlerdi.

yadhakûne

  Mutaffifîn / 29 -

 Ali Bulaç = Doğrusu, 'suç ve günah işleyenler,' kimi iman edenlere gülüp geçerlerdi.

yadhakûne

  Mutaffifîn / 29 -

 Ali Fikri Yavuz = Doğrusu o günahkar müşrikler, iman edenlere gülüyorlardı.

yadhakûne

  Mutaffifîn / 29 -

 Ali Ünal = Hayatları günah hasadından ibaret inkârcı suçlular, dünyada iken mü’minlerle alay edip, onlara gülüyorlardı.