Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Diyanet İşleri = (Ey insanlar!) Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. Rabbin için bu, kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Sizden bir tek kişi bile yoktur ki oraya uğramasın; bu, Rabbinin takdîr ettiği bir şeydir.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Abdullah Parlıyan = İçinizde o cehenneme uğramayacak hiçbir kimse yoktur, yani hepiniz o cehennemi göreceksiniz. Rabbinin olup bitmiş hükmü budur.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Adem Uğur = İçinizden, oraya uğramayacak hiçbir kimse yoktur. Bu, Rabbin için kesinleşmiş bir hükümdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Ahmed Hulusi = Sizden Cehennem'e uğramayacak hiç kimse yoktur! Bu Rabbinin kesinleşmiş bir hükmüdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Ahmet Tekin = İçinizden oraya uğramayacak hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin icrası kesinleşmiş bir hükmüdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Ahmet Varol = Sizden oraya uğramayacak yoktur. Bu, Rabbinin üzerine aldığı kesinleşmiş bir hükümdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Ali Bulaç = Sizden ona girmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin kesin olarak üzerine aldığı bir karardır.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Ali Fikri Yavuz = İçinizden hiç biri istisna edilmemek üzere mutlaka Cehennem’e varacaktır. Bu, Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür. (Ancak Cennetlikler yanmadan geçecekler, Cehennemlikler ise ateşe düşeceklerdir.)

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Ali Ünal = (Ey insanlar!) Sizden hiç kimse yoktur ki, Cehennem’e uğramayacak olsun. Bu, Rabbinin katında üzerine ‘mühür basılmış’ bir hükümdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Bayraktar Bayraklı = Ey tekrar dirilişi inkâr edenler! İçinizden oraya uğramayacak hiçbir kimse yoktur. Bu, Rabbin için kesinleşmiş bir hükümdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Bekir Sadak = Sizden cehenneme ugramayacak yoktur. Bu, Rabbinin yapmayi uzerine aldigi kesinlesmis bir hukumdur.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Celal Yıldırım = Hem sizden hiçbir kimse yoktur ki Cehennem'e uğramış olmasın. Bu, Rabbın yanında kesin hükme bağlanmıştır.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Cemal Külünkoğlu = (Ey insanlar!) Aranızda cehenneme uğramayacak (onu görebilecek bir noktaya ulaşmayacak) hiç kimse yoktur. Bu Rabbinin kesinleşmiş bir hükmüdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Diyanet İşleri (eski) = Sizden cehenneme uğramayacak yoktur. Bu, Rabbinin yapmayı üzerine aldığı kesinleşmiş bir hükümdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Diyanet Vakfi = İçinizden, oraya uğramayacak hiçbir kimse yoktur. Bu, Rabbin için kesinleşmiş bir hükümdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Edip Yüksel = İçinizden oraya gelmeyecek yoktur; bu, Rabbinin gerçekleştireceği kesin bir karardır.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Hem içinizden hiç biri yoktur ki mutlak ona varacak olmasın ve bu rabbının uhdesine vacib kıldığı bir kazıyyei mahkeme olmuştur

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = İçinizden oraya varmayacak hiçbir kimse yoktur ve bu, Rabbinin üstlenmiş olduğu kesinleşmiş bir hükümdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = İçinizden hiçbiri istisna edilmemek üzere mutlaka herkes cehenneme varacaktır. Bu, Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Gültekin Onan = Sizden ona girmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, rabbinin kesin olarak üzerine aldığı bir karardır.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Harun Yıldırım = İçinizden, oraya uğramayacak hiçbir kimse yoktur. Bu, Rabbin için kesinleşmiş bir hükümdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Hasan Basri Çantay = Sizden hiç biriniz müstesna olmamak üzere ille oraya (cehenneme) uğrıyacakdır. Bu, Rabbinin üzerine kat'i olarak aldığı, kazaa etdiği (bir şey) dir.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Hayrat Neşriyat = Hem sizden oraya uğramayacak hiçbir kimse yoktur. (Bu,) Rabbinin kendi üzerine aldığı kesinleşmiş bir hükümdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 İbni Kesir = Sizden oraya gitmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, Rabbının yapmayı üzerine aldığı kesin bir hükümdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Kadri Çelik = Sizden ona girmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, Rabbin için kesinleşmiş bir hükümdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Muhammed Esed = Ve sizin her biriniz onu görebilecek bir noktaya varacaksınız: Bu, Rabbin katında yerine getirilmesi gerekli bir hükümdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Mustafa İslamoğlu = Başka yolu yok; (siz ey cehennemlikler) mutlaka her biriniz oraya varacaksınız: Bu Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve sizden bir kimse yoktur ki, illâ oraya uğrayacaktır. Bu, Rabbin tarafından hükm ve kaza buyurulmuş bir şeydir.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Ömer Öngüt = İçinizden cehenneme uğramayacak hiç kimse yoktur. Bu Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Şaban Piriş = Sizden ona uğramayacak kimse yoktur. Bu Rabbinin yapmayı üzerine aldığı kesin bir hükümdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Sadık Türkmen = Sizden oraya uğramayacak yoktur. Bu Rabbinin üzerine aldığı kesinleşmiş bir karardır.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Seyyid Kutub = Aranızda cehenneme uğramayacak hiç kimse kalmayacaktır. Bu Rabbinin kesinleşmiş bir hükmüdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Suat Yıldırım = Sizden hiç kimse yoktur ki cehenneme varmasın. Bu Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Süleyman Ateş = İçinizden oraya gitmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin üzerine aldığı kesin borçtur.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Tefhim-ul Kuran = Sizden ona girmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin kesin olarak üzerine aldığı bir karardır.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Ümit Şimşek = İçinizde oradan geçmeyecek kimse yoktur. Bu, Rabbinin kesinleşmiş hükmüdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 Yaşar Nuri Öztürk = İçinizden oraya uğramayacak hiç kimse yoktur. Bu, Rabbin üzerinde kesinleşmiş bir hükümdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 İskender Ali Mihr = Ve sizden biriniz (bile hariç olmamak üzere hepiniz), illâ (muhakkak) ona (cehenneme) varacaksınız. (Bu), senin Rabbinin üzerine (aldığı) kesinleşmiş bir hükümdür.

vâridu-hâ(verede)

  Meryem / 71 -

 İlyas Yorulmaz = (Ey insanlar) Sizden her kez o cehenneme mutlaka varacak. Bu Rabbinin kesin hükmüdür.

verede

  Kasas / 23 -

 Diyanet İşleri = Medyen suyuna varınca, suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü. Mûsâ onlara, “(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?” dedi. Onlar, “Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır” dediler.

verede

  Kasas / 23 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Medyen suyuna varınca orada, hayvanlarını sulayan bir bölük halk gördü. Gerilerinde de iki kadın vardı, onlar, hayvanlarını sudan men ediyorlardı. Mûsâ, ne yapıyorsunuz, niçin hayvanlarınızı sulamıyorsunuz deyince dediler ki çobanlar gidinceye dek biz, hayvanlarımızı sulayamıyoruz ve babamız da pek ihtiyar bir adam.

verede

  Kasas / 23 -

 Abdullah Parlıyan = Medyen suyuna varınca, orada hayvanlarını sulayan kalabalık bir gurup insanla karşılaştı ve onlardan biraz ötede, kendi hayvanlarını uzakta tutmaya çalışan iki kadın gördü ve onlara: “Derdiniz nedir?” diye sordu. “Bu çobanlar, işlerini bitirip uzaklaşmadıkça, biz hayvanlarımızı sulayamıyoruz; çünkü biz kadınız, bu işleri görecek başka kimsemiz yok, babamız da pek yaşlı” diye cevap verdiler.

verede

  Kasas / 23 -

 Adem Uğur = Musa, Medyen suyuna varınca, orada (hayvanlarını) sulayan bir çok insan buldu. Onların gerisinde de, (hayvanlarını) engelleyen iki kadın gördü. Onlara: Derdiniz nedir? dedi. Şöyle cevap verdiler: Çobanlar sulayıp çekilmeden biz (onların içine sokulup hayvanlarımızı) sulamayız; babamız da çok yaşlıdır.

verede

  Kasas / 23 -

 Ahmed Hulusi = (Musa) Medyen su kuyularına ulaşınca, hayvanlarını sulayan bir grup gördü. Az ötede de iki kız, hayvanlarını sulamak için sıra bekliyordu. (Musa) sordu: "Nedir derdiniz ne bekliyorsunuz?" Dediler ki: "Çobanlar sulayıp dönene kadar biz sulayamayız. . . Babamız da çok ihtiyardır bu işe gelemez!"

verede

  Kasas / 23 -

 Ahmet Tekin = Mûsâ Medyen suyuna varınca, orada hayvanlarını sulayan birçok insan gördü. Onların gerisinde de, on kadar develerinin suya gelmesini engelleyen iki genç kız gözüne ilişti. Onlara:'Onlarla birlikte hayvanlarınızı sulamanıza engel olan sebep ne?' dedi.'Çobanlar hayvanlarını sulayıp çekilmeden, biz onların içine sokulup hayvanlarımızı sulayamayız. Babamız da çok yaşlı.' dediler.

verede

  Kasas / 23 -

 Ahmet Varol = Medyen suyuna vardığında orada (hayvanlarını) sulayan bir insan topluluğu buldu. Onların gerisinde de (sürülerini suya gitmekten) alıkoyan iki kadın gördü. 'Sizin derdiniz nedir?' dedi. Dediler ki: 'Çobanlar çekilip gitmeden biz sulamayız. Babamız ise pek yaşlı bir ihtiyardır.'

verede

  Kasas / 23 -

 Ali Bulaç = Medyen suyuna vardığı zaman, su almakta olan bir insan topluluğu buldu. Onların gerisinde de (hayvanları su başına götürmekten çekinen) iki kadın buldu. Dedi ki: "Bu durumunuz ne?" "Çobanlar sürülerini sulamadıkça, biz sürülerimizi sulayamayız; babamız, yaşı ilerlemiş bir ihtiyardır." dediler.

verede

  Kasas / 23 -

 Ali Fikri Yavuz = Medyen suyuna varınca, kuyunun başında hayvanlarını sulayan bir küme insan buldu. Onların aşağısında da, (suya doğru içmek için zorlayan hayvanları) engellemekte olan iki kadın gördü. (Onlara) dedi ki: “- Haliniz nedir?” Onlar şöyle cevap verdiler: “ - Çobanlar davarlarına su içirip dönmedikçe biz (hayvanlarımıza) su veremeyiz. Babamız da yaşı çok büyük bir ihtiyardır, (biz onun için çıkıyoruz).”

verede

  Kasas / 23 -

 Ali Ünal = Medyen’in su kuyularına varınca orada davarlarını suvaran bir grup insan buldu. Ayrıca, kendi hayvanlarını uzakta tutmaya çalışan iki de kadın vardı. “Siz niçin bekliyorsunuz?” diye onlara sordu. “Çobanlar hayvanlarını suvarıp da buradan ayrılmadan biz hayvanlarımızı suvarmayız. Babamız çok yaşlı olduğu için iş bize kalıyor.” dediler.