Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Diyanet İşleri = Günahın açığını da bırakın, gizlisini de. Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Günahın açığa vurulanından da vazgeçin, gizli kalanından da. Günah kazananlar, kazançlarına karşılık cezâlanacaklardır.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Abdullah Parlıyan = Gizli açık her türlü günahı işlemekten sakının; zira unutmayın ki, günah işleyenler, işledikleri günahlar yüzünden ceza göreceklerdir.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Adem Uğur = Günahın açığını da gizlisini de bırakın! Çünkü günah işleyenler, yaptıklarının cezasını mutlaka çekeceklerdir.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Ahmed Hulusi = Allâh yasakları konusunda, suçun açık olanını da düşünsel olanını da bırakın. . . Muhakkak ki suç işleyenler, yaptıklarının sonuçlarını yaşayacaklardır!

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Ahmet Tekin = Bilerek işlediğiniz günahın açığını da, gizlisini de bırakın. Çünkü bilerek günah işleyenler, işlemeye devam ettikleri günahların cezasını mutlaka çekecekler.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Ahmet Varol = Günahın gizli olanını da açık olanını da bırakın. Günah kazananlar yaptıklarının karşılığını göreceklerdir.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Ali Bulaç = Günahın açıkta olanını da, gizlisini de terkedin. Çünkü günahı kazananlar, yüklenegeldikleri nedeniyle karşılık göreceklerdir.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Ali Fikri Yavuz = Gizli ve aşikâr olan günahı bırakın. Çünkü günah kazananlar, kıyamette kazandıklarının cezasını muhakkak çekeceklerdir.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Ali Ünal = İşlenmesi yasaklanmış fiillerin (şirk, bozgunculuk ve zulüm gibi etki ve âkıbetleri itibariyle) açığa çıkanlarını da, (haram kılınmış ölü, kan, domuz eti yeme gibi) gizlenebilir olanlarını da terkedin. Şurası bir gerçek ki, sürekli günah kazananlar, elbette işledikleri günahların karşılığını göreceklerdir.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Bayraktar Bayraklı = Günahın açığını da gizlisini de bırakınız! Çünkü günah işleyenler yaptıklarının cezasını mutlaka çekeceklerdir.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Bekir Sadak = Gunahin acigini da gizlisini de birakin. Gunah kazananlar, kazandiklarina karsilik suphesiz ceza goreceklerdir.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Celal Yıldırım = Artık günahın açığını da, gizlisini de bırakın! Doğrusu onlar ki günah kazanırlar, kazandıklarının karşılığını göreceklerdir.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Cemal Külünkoğlu = Günahın aşikâre olanını da gizlisini de bırakın. Çünkü günah işleyenler; kazandıkları (günahlar) yüzünden cezalandırılacaklardır.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Diyanet İşleri (eski) = Günahın açığını da gizlisini de bırakın. Günah kazananlar, kazandıklarına karşılık şüphesiz ceza göreceklerdir.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Diyanet Vakfi = Günahın açığını da gizlisini de bırakın! Çünkü günah işleyenler, yaptıklarının cezasını mutlaka çekeceklerdir.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Edip Yüksel = Günahların açığını da gizlisini de bırakın. Günah kazananlar işlediklerinin karşılığını alacaklardır

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Günahın açığını da bırakın gizlisini de, çünkü günah kazananlar yarın kazandıklarının cezasını muhakkak çekecekler

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Günahın açığını da gizlisini de bırakın, çünkü günah kazananlar, yarın kazandıkları günahın cezasını kesinlikle çekeceklerdir.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Günahın açığını da, gizlisini de bırakın! Günah kazananlar, yaptıklarının cezasını çekecekler.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Gültekin Onan = Günahın açıkta olanını da, gizlisini de terkedin. Çünkü günahı kazananlar, yüklenegeldikleri nedeniyle karşılık göreceklerdir.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Harun Yıldırım = Günahın açığını da gizlisini de bırakın! Muhakkak günah kazananlar yüklendikleri sebebiyle cezalandırılacaklardır.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Hasan Basri Çantay = Günâhın açığa çıkanını da, gizli kalanını da bırakın. Çünkü günâhı irtikâb edenler kazanmakda oldukları (o günâh) yüzünden cezalandırılacaklardır.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Hayrat Neşriyat = Günâhın açığını da gizlisini de bırakın! Şübhe yok ki günah kazananlar, işlemekte oldukları (günahlar) sebebiyle yakında cezâlandırılacaklardır!

ve zerû

  En’âm / 120 -

 İbni Kesir = Günahın açığını da, gizlisini de bırakın. Çünkü günah kazananlar; kazanmakta oldukları yüzünden cezalandırılacaklardır.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Kadri Çelik = Günahın açığını da gizlisini de bırakın. Günah kazananlar, kazandıklarına karşılık şüphesiz ceza göreceklerdir.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Muhammed Esed = Ama, ister açık ister gizli, günah işlemekten kaçının. Zira unutmayın ki, günah işleyenler kazandıkları yüzünden ceza göreceklerdir.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Mustafa İslamoğlu = Ve günahın açığını da gizlisini de bırakın! Unutmayın ki, günahkar kimseler işledikleri yüzünden cezalandırılacaktır.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Günahın âşikâr olanını da, gizlicesini de bırakınız. Şüphesiz o kimseler ki günahı kazanırlar, elbette irtikab ettikleri şeyden dolayı cezalanacaklardır.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Ömer Öngüt = Günahın açığını da gizlisini de bırakın. Çünkü günah kazananlar yaptıklarının cezasını çekeceklerdir.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Şaban Piriş = Günahın açığını da gizlisini de bırakın. Günah işleyenler kazandıkları ile cezalandırılacaklardır.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Sadık Türkmen = Günahın açığını da gizlisini de bırakın! Günah kazanan kimseler, yüklenmiş oldukları günahlarıyla cezalandırılacaklardır.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Seyyid Kutub = Günahın açığından da gizlisinden de sakınınız. Günah işleyenler yaptıkları günahın cezasını çekeceklerdir.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Suat Yıldırım = Günahın açığını da bırakın, gizlisini de: Çünkü günah işleyenler elbette yaptıklarının cezasını çekeceklerdir.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Süleyman Ateş = Günâhın açığını da, gizlisini de bırakın! Günâh kazananlar, yaptıklarının cezâsını çekeceklerdir.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Tefhim-ul Kuran = Günahın açıkta olanını da, gizlisini de terkedin. Çünkü günahı kazananlar, yüklenegeldikleri nedeniyle karşılık göreceklerdir.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Ümit Şimşek = Günahın açığını da bırakın, gizlisini de. Zira günah kazananlar, işleyip durdukları şeyin karşılığını göreceklerdir.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Günahın açığını da bırakın, gizlisini de. Günah kazananlar yapıp ettiklerinin karşılığını yakında göreceklerdir.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 İskender Ali Mihr = Ve günahın açıkta olanını da, gizli olanını da terkedin. Muhakkak ki; günah işleyenler (kazananlar), kazandıklarından dolayı yakında cezalandırılacaklar.

ve zerû

  En’âm / 120 -

 İlyas Yorulmaz = Günahı açıkça veya gizlice yapanları bırak. Elbette ki günahları işleyenler, kazandıklarının karşılığı ile cezalandırılacaklar.

ve zerû ellezîne

  A’râf / 180 -

 Diyanet İşleri = En güzel isimler Allah’ındır. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.

ve zerû ellezîne

  A’râf / 180 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Güzel adlar, Allah'ındır, o adlarla duâ edin ona ve onun adlarını başka anlamlara çekenleri, o adları başkalarına verenleri, onu, ona lâyık olmayan adlarla çağıranları bırakın, onlar, yaptıklarının cezâsını görecekler.

ve zerû ellezîne

  A’râf / 180 -

 Abdullah Parlıyan = En güzel isimler Allah'ındır. O halde Allah'a o güzel isimleriyle dua edin. O'nun isimlerinin anlamını, eğip büken kimselerden uzak durun. Böyleleri yapıp ettiklerinden dolayı, er geç cezalandırılacaklardır.

ve zerû ellezîne

  A’râf / 180 -

 Adem Uğur = En güzel isimler (el-esmâü'l-hüsnâ) Allah'ındır. O halde O'na o güzel isimlerle dua edin. Onun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın. Onlar yapmakta olduklarının cezasına çarptırılacaklardır.

ve zerû ellezîne

  A’râf / 180 -

 Ahmed Hulusi = Esmâ ül Hüsnâ Allâh'ındır (o isimlerin işaret ettiği özellikler, TEK, SAMED Allâh'a işaret eder. . . Dolayısıyla bu isimler ve bu isimlerin işaret ettiği anlamlar sadece O'nundur; beşer anlayışıyla kayıt altına girmez. Nitekim Mu'minûn: 91'de: SubhanAllahi amma yasıfun = onların vasıflamalarından Allâh münezzehtir, buyurulur)! O'na isimlerin mânâlarıyla yönelin. . . O'nun Esmâ'sında ilhada sapanları (şirke düşenleri) terk edin! Yapmakta olduklarının karşılığını göreceklerdir.

ve zerû ellezîne

  A’râf / 180 -

 Ahmet Tekin = Esmâü’l-hüsna, en güzel isimler Allah’ındır. O’na, o güzel isimlerle zikir ve dua edin, O’nun isimlerine, dil uzatan Allahsızları, mülhidleri terkedin. Onlar işlemekte oldukları amellerin cezasına çarptırılacaklar.

ve zerû ellezîne

  A’râf / 180 -

 Ahmet Varol = En güzel isimler Allah'ındır. O'na onlarla dua edin ve O'nun isimleri hakkında aykırılığa sapanları bırakın [13]. Onlar yaptıklarının cezasını göreceklerdir.

ve zerû ellezîne

  A’râf / 180 -

 Ali Bulaç = İsimlerin en güzeli Allah'ındır. Öyleyse O'na bunlarla dua edin. O'nun isimlerinde 'aykırılığa (ve inkâra) sapanları' bırakın. Yapmakta oldukları dolayısıyla yakında cezalandırılacaklardır.

ve zerû ellezîne

  A’râf / 180 -

 Ali Fikri Yavuz = En güzel isimler (Esmâ-i Hüsna), Allah’ındır. O halde Allah’a bu isimlerle dua edin. Onun isimlerinde (Aziz’den, putları için Uzza kelimesini çıkararak) sapıklık edenleri terk edin. Yarın kıyamette onlar, yaptıklarının cezasını çekeceklerdir.

ve zerû ellezîne

  A’râf / 180 -

 Ali Ünal = Mutlak manâda ve kusursuz derecede güzel isimler Allah’ındır; O’nu bu isimlerle çağırın ve O’na onlarla dua edin. O’nun isimleri konusunda haktan saparak, (O’nu O’na ait olmayan isimlerle, buna mukabil, edindikleri sahte ilâhları ise O’nun isimleriyle çağıranları) terkedin ve onlara hiç önem vermeyin. Onlar, her ne yapıyorlarsa onun karşılığını göreceklerdir.