Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Diyanet İşleri = Hem binesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Binmeniz için ve ziynet için atları, katırları, merkepleri yaratmıştır, daha da bilmediğiniz neler yaratır.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Abdullah Parlıyan = Binmeniz için ve zinet olarak atları, katırları, merkepleri yaratmıştır; daha da bilmediğiniz nice şeyler yaratacaktır.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Adem Uğur = Atları, katırları ve eşekleri binmeniz ve (gözlere) zinet olsun diye (yarattı). Allah şu anda bilemeyeceğiniz daha nice (nakil vasıtaları) yaratır.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Ahmed Hulusi = Onlara binmeniz ve bir zevk almanız için atları, katırları ve eşekleri de (yarattı). . . Daha bilmediğiniz neler yaratır.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Ahmet Tekin = Binesiniz diye atları, katırları ve eşekleri yarattı. Bunları zevk için de beslersiniz. Allah sizin bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri yaratıyor.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Ahmet Varol = Atları, katırları ve eşekleri de üzerlerine binmeniz ve süs için (yarattı). Sizin bilmediğiniz daha nice şeyler yaratmaktadır!

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Ali Bulaç = Onlara binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkebleri (yarattı). Ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratmaktadır?

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Ali Fikri Yavuz = Hem kendilerine binesiniz, hem de zînet olsun diye atları, katırları, merkepleri yarattı; ve şimdi beklemiyeceğiniz daha neler (acaip şeyler) yaratacak!... (Otomobil, uçak ve füzeler... gibi).

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Ali Ünal = Hem binmeniz, hem de bir ziynet, hayatınıza hoş bir katkı olsun diye atları, katırları ve merkepleri de yarattı. O, sizin bilmediğiniz daha neler neler yaratmaktadır ve daha da yaratacaktır.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Bayraktar Bayraklı = Atları, katırları ve eşekleri binmeniz ve süs için yarattı. Bilmediğiniz nice şeyler yaratmaktadır.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Bekir Sadak = Sizin icin atlari, katirlari ve merkebleri binek ve sus hayvani olarak yaratmistir. Bilmediginiz daha nice seyleri de yaratir.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Celal Yıldırım = Binesiniz diye at, katır ve merkebi birer süs olarak yaratmıştır. Bilmediğiniz daha nice şeyleri yaratır.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Cemal Külünkoğlu = (Allah) atları, katırları, eşekleri hem kendilerine binmeniz için hem de süs hayvanı olarak yarattı. O sizin bilmediğiniz daha nice şeyleri de yaratmaktadır.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Diyanet İşleri (eski) = Sizin için atları, katırları ve merkebleri binek ve süs hayvanı olarak yaratmıştır. Bilmediğiniz daha nice şeyleri de yaratır.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Diyanet Vakfi = Atları, katırları ve eşekleri binmeniz ve (gözlere) zinet olsun diye (yarattı). Allah şu anda bilemeyeceğiniz daha nice (nakil vasıtaları) yaratır.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Edip Yüksel = Binmeniz ve eğlenmeniz için atları, katırları ve eşekleri yarattı ve daha bilmediğiniz bir çok şeyi de yaratır.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Hem binesiniz diye, hem de ziynet olarak atları, katırları, merkebleri de yarattı ve bilemiyeceğiniz daha neler yaratacak

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Hem binesiniz diye, hem de zinet olmak üzere atları, katırları ve eşekleri de yarattı ve bilemeyeceğiniz daha neler yaratacak.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Hem kendilerine binesiniz, hem de zinet olsun diye atları, katırları, ve merkepleri yarattı. Ve şu anda bilemeyeceğiniz daha nice şeyler yaratacak.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Gültekin Onan = Onlara binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkebleri (yarattı). Ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratmaktadır.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Harun Yıldırım = Atları, katırları ve eşekleri binmeniz ve (gözlere) zinet olsun diye (yarattı). Allah şu anda bilemeyeceğiniz daha nice (nakil vasıtaları) yaratır.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Hasan Basri Çantay = Hem onlara binmeniz için, hem zînet için de atları, katırları, merkepleri yaratdı. Sizin bilmeyeceğiniz daha neler yaratıyor O!

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Hayrat Neşriyat = Atları, katırları ve eşekleri de onlara binmeniz için ve (dünya hayâtınızda) bir ziynet olsun diye (yarattı). Ve daha sizin bilmeyeceğiniz nice şeyler (nice vâsıtalar) yaratır.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 İbni Kesir = Atları, katırları ve merkebleri de sizin için binek ve süs hayvanı olarak yaratmıştır. Bilmediğiniz daha nice şeyleri de yaratır.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Kadri Çelik = Hem binesiniz diye ve hem de ziynet olarak atları, katırları, merkepleri (yarattı). Bilmediğiniz daha nice şeyleri de yaratır.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Muhammed Esed = Ve binmeniz için atları, katırları, merkepleri, (hayatı süsleyen) nakışlar, bezekler olarak O yarattı; O, bilmediğiniz daha neler neler yaratmaktadır.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Mustafa İslamoğlu = O, atları, katırları ve merkepleri hem kendilerine binesiniz, hem de (hayata) güzellik katmak için yarattı; ve daha sizin bilmediğiniz nice şeyleri de yaratacak.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve kendilerine binmeniz için ve bir ziynet olarak atları, katırları ve merkepleri de yaratmıştır. Ve sizin bilemiyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratacaktır.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Ömer Öngüt = Atları, katırları ve merkepleri de sizin için binek ve süs hayvanı olarak yaratmıştır. Bilmediğiniz daha nice şeyleri de yaratır.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Şaban Piriş = Hem onlara binmeniz için hem de zinet için size atları, katırları ve merkepleri yarattı. Sizin bilmediğiniz şeyleri de yaratır.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Sadık Türkmen = Atları, katırları ve merkepleri de binmeniz için ve bir süs olarak yarattı. Ve sizin bilmediğiniz daha nice şeyler yaratıyor!

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Seyyid Kutub = Allah atları, katırları, eşekleri, binek ve süs hayvanı olarak yarattı. O sizin bilmediğiniz daha nice canlıları yarattı.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Suat Yıldırım = Hem binmeniz, hem de zinet olsun diye atlar, katırlar, merkepler yarattı. Hem sizin bilemeyeceğiniz daha neler neler yaratacak!

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Süleyman Ateş = Binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkepleri (yarattı) ve daha sizin bilmediğiniz nice şeyler yaratmaktadır.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Tefhim-ul Kuran = Onlara binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkebleri (yarattı). Ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratmaktadır?

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Ümit Şimşek = O, hem binmeniz için, hem de size bir ziynet olsun diye, atları, katırları, merkepleri de yarattı. O, bundan başka sizin bilmediğiniz şeyleri de yaratıyor.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Hem binesiniz diye hem de bir süs olarak atları, katırları, eşekleri de yarattı. Ve bilemeyeceğiniz daha neler yaratır O...

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 İskender Ali Mihr = Onlara binmeniz için ve de ziynet olarak (süs hayvanı olarak), atlar, katırlar ve merkepler ve daha bilmediğiniz şeyler yaratır.

ve zîneten

  Nahl / 8 -

 İlyas Yorulmaz = Atları, katırları ve eşekleri sizin onları binek olarak kullanmanız ve aynı zamanda sizin için bir güzellik olması için yaratmıştır. Allah bilmediğiniz daha pek çok şeyleri de yaratmıştır.

ve zîyâdetun

  Yûnus / 26 -

 Diyanet İşleri = Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır.

ve zîyâdetun

  Yûnus / 26 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = İyilik edenleri iyilikle mükâfatlandırırız, daha da fazlasını veririz ve yüzleri kararmaz, zillete düşmez onlar. Onlardır cennet ehli, orada ebedî kalırlar.

ve zîyâdetun

  Yûnus / 26 -

 Abdullah Parlıyan = İyi ve yararlı işler yapmakta devamlı ve kararlı olanlara, karşılık olarak daha iyisi ve ondan da fazlası vardır. Kıyamet gününde onların yüzlerini, ne bir kararma, ne de aşağılık ve horluk kaplayacaktır. İşte bunlardır cennetlikler, orada ebedî kalacaklardır.

ve zîyâdetun

  Yûnus / 26 -

 Adem Uğur = Güzel davrananlara daha güzel karşılık, bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir toz (kara leke) bulaşır ne de bir horluk (gelir). İşte onlar cennet ehlidirler. Ve onlar orada ebedî kalacaklardır.

ve zîyâdetun

  Yûnus / 26 -

 Ahmed Hulusi = İhsan ehline, daha güzeli ve fazlası vardır. . . Onların vechlerini (yüzlerini - şuurlarını) ne kara toz zerresi (bencillik), ne de (hakikatlerinden ayrı düşmenin getirisi olan) zillet kaplar. . . Onlar sonsuza dek cennet ehlidirler!

ve zîyâdetun

  Yûnus / 26 -

 Ahmet Tekin = İyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman önderlere, idarecilere, askerî erkâna ve müslümanlara, devlet nimeti, daha güzel mükâfat var. Fazlası da, cemâl-i ilâhîyi görme de var. Yüzlerine ne siyah toz lekeleri bulaşır, ne de onlarda, zillet emaresi görürsün. Onlar cennet ehlidirler. Orada ebedî yaşarlar.

ve zîyâdetun

  Yûnus / 26 -

 Ahmet Varol = İyilik edenlere daha iyisi ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karalık ne de aşağılık bürür. İşte bunlar cennetliktirler. Orada sürekli kalıcıdırlar.

ve zîyâdetun

  Yûnus / 26 -

 Ali Bulaç = Güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı sarar, ne bir zillet, işte onlar cennetin halkıdırlar; orada süresiz kalacaklardır.

ve zîyâdetun

  Yûnus / 26 -

 Ali Fikri Yavuz = İman edip güzel bir amel işleyenlere cennet ve bir de Allah’ın Cemalini görmek var. Onların yüzlerine ne bir leke bulaşır, ne de bir zillet... İşte bunlar cennetliktirler, kendileri orada ebedî olarak kalıcıdırlar.

ve zîyâdetun

  Yûnus / 26 -

 Ali Ünal = Allah’ın kendilerini gördüğünün şuuru içinde sürekli iyilik duygusuyla davranan ve güzel işler yapanlar için davranışlarına terettüp eden mükâfatların en güzeli ve bir de tahmin edemeyeceğiniz fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de yüzlerini aşağıya eğdirecek bir zillete maruz kalırlar. Onlar, Cennet’in yârânı ve yoldaşlarıdırlar; orada daimî kalacaklardır.