Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ve yedraû
Diyanet İşleri = (8-9) Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah’ı dört defa şahit getirmesi (Allah adına yemin etmesi), beşinci defada da eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi, kadından cezayı kaldırır.
ve yedraû
Abdulbaki Gölpınarlı = Kadının, Allah adına dört kere tanıklık edip kocasının, gerçekten de yalancılardan olduğunu söylemesi, cezâyı, kendisinden giderir.
ve yedraû
Abdullah Parlıyan = Ve suçlanan kadına gelince, onun kocasının yalan söylediğine dair, Allah'ı dört defa şahit tutması, bu suça verilecek cezayı ondan giderir.
ve yedraû
Adem Uğur = Kadının, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ve şahitlik etmesi, kendisinden cezayı kaldırır.
ve yedraû
Ahmed Hulusi = (Kendini savunan kadın da): O kesinlikle yalancıdır, diye "Allâh" adına dört kez kendi sözünün doğruluğuna yeminle, kendisinden ilgili cezayı savar.
ve yedraû
Ahmet Tekin = Kadının, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna dair dört defa, Allah adına yemin ve şâhitlik etmesi kendisinden cezayı kaldırır.
ve yedraû
Ahmet Varol = Kadının da onun mutlaka yalan söyleyenlerden olduğuna Allah'ı dört kere şahit tutması üzerinden cezayı kaldırır.
ve yedraû
Ali Bulaç = Onun (kadının) da dört kere Allah adına (yeminle) onun (kocasının) hiç şüphesiz yalan söyleyenlerden olduğuna şahidlik etmesi kendisinden cezayı uzaklaştırır.
ve yedraû
Ali Fikri Yavuz = Kadından azabı, (had cezasını) dört defa (yine hâkim huzurunda ifadede bulunarak) şöyle şahidlik etmesi defeder: “Eşhedü billâh o (koca) muhakkak yalancılardandır.”
ve yedraû
Ali Ünal = Fakat hakkında isnatta bulunulan eş, kocasının yalan söylediğine dair her defasında Allah adına yemin ederek dört kez şahitlikte bulunursa, üzerinden ceza kalkar.
ve yedraû
Bayraktar Bayraklı = Kadının da dört defa Allah'ı şahit tutup, kocasının mutlaka yalan söyleyenlerden olduğuna şahitlik etmesi, kendisinden cezayı kaldırır.
ve yedraû
Bekir Sadak = (8-9) Kocasinin yalancilardan olduguna Allah'i dort defa sahit tutmasi, cezayi kadindan savar. Besincisinde, kocasi dogrulardan ise kendisinin Allah'in gazabina ugramasini diler.
ve yedraû
Celal Yıldırım = Kocasının elbette yalancılardan olduğuna dair dört defa Allah ile yemin edip şehadette bulunması,
ve yedraû
Cemal Külünkoğlu = (8-9) Kadının da o (kocası)nın gerçekten yalancı olduğuna dair Allah'a yemin ederek dört defa şahitlik etmesi, kendisinden cezayı kaldırır. Beşinci defada o (kocası)nın söylediğinin doğru olması halinde, Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesidir (“Eğer kocamın söylediği doğru ise, Allah'ın gazabı üzerime olsun” demesidir).
ve yedraû
Diyanet İşleri (eski) = (8-9) Kocasının yalancılardan olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutması, cezayı kadından savar. Beşincisinde, kocası doğrulardan ise kendisinin Allah'ın gazabına uğramasını diler.
ve yedraû
Diyanet Vakfi = (8-9) Kadının, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ve şahitlik etmesi, beşinci defa da, eğer (kocası) doğru söyleyenlerden ise Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi kendisinden cezayı kaldırır.
ve yedraû
Edip Yüksel = Dört kez ALLAH'a yemin ederek kocasının yalan söylediğine tanıklıkta bulunduğu taktirde kadın cezayı savar.
ve yedraû
Elmalılı Hamdi Yazır = Kadından azâbı dört kerre şöyle şehâdet etmesi def'eder: «billâhi o muhakkak yalancılardan»
ve yedraû
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Kadının dört defa: «Allah'a yemin ederim ki, o muhakkak yalancılardandır!» diye şahitlik etmesi kendisinden cezayı kaldırır.
ve yedraû
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Kadının, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ve şahitlik etmesi,
ve yedraû
Gültekin Onan = Onun (kadının) da dört kere Tanrı adına (yeminle) onun (kocasının) hiç şüphesiz yalan söyleyenlerden olduğuna şahidlik etmesi kendisinden cezayı uzaklaştırır.
ve yedraû
Harun Yıldırım = Kadının, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ve şahitlik etmesi, kendisinden cezayı kaldırır.
ve yedraû
Hasan Basri Çantay = (8-9) O (kadın) ın billahi onun (zevcinin) muhakkak yalancılardan olduğuna dört (defa) şehâdet etmesi, beşincide de eğer o (zevci) saadıklardan ise muhakkak Allahın gazabı kendi üzerine (olmasını söylemesi) ondan (o kadından) bu azâbı (cezayı) defeder.
ve yedraû
Hayrat Neşriyat = (8-9) (Zevcenin de,) şübhesiz onun (kocasının) gerçekten yalan söyleyenlerden olduğuna dâir dört (def'a) Allah’a yemîn ederek şâhidlik etmesi; beşincide, eğer (kocası)doğru söyleyenlerden ise Allah’ın gazabının kendi üzerine olması(nı dilemesi) kendisinden hadd cezâsını kaldırır.
ve yedraû
İbni Kesir = Kocasının yalancılardan olduğuna dair dört defa Allah'ı şahid tutması kadından cezayı savar.
ve yedraû
Kadri Çelik = Onun (kadının) da dört kere Allah adına (yeminle), onun (kocasının) hiç şüphesiz yalan söyleyenlerden olduğuna şahitlik etmesi, kendisinden cezayı uzaklaştırır.
ve yedraû
Muhammed Esed = Ve (suçlanan kadına gelince,) onun, kocasının yalan söylediğine dair Allah'ı dört defa şahit tutması (bu suça verilecek) cezayı ondan giderir;
ve yedraû
Mustafa İslamoğlu = (Suçlanan eşin) Allah'ı tanık tutarak, dört kez (kocasının) yalan söylediğine dair şahadette bulunması, cezayı kendisinden düşürür;
ve yedraû
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve o kadından cezayı bertaraf eder, dört defa; «Billâhi o (kendisine zina isnad eden kocası) muhakkak ki, yalancılardandır,» diye şehâdet etmesi.
ve yedraû
Ömer Öngüt = Kadının da dört defa Allah'ı şâhit tutması, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna şâhitlik etmesi, cezayı kendisinden kaldırır.
ve yedraû
Şaban Piriş = Kocasının yalan söylediğine dair dört defa Allah’ı şahit tutması kadından cezayı düşürür.
ve yedraû
Sadık Türkmen = Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah’ı dört defa şahit getirmesi (Allah adına yemin etmesi),
ve yedraû
Seyyid Kutub = Fakat suçlanan kadının «Allah hakkı için kocam yalan söylüyor» diye kendi adına dört kez şahitlik etmesi, kendisini cezaya çarpılmaktan kurtarır.
ve yedraû
Suat Yıldırım = (8-9) Hanımının ise, kocasının bu suçlamasında yalancı olduğuna dair ayrı ayrı dört kere Allah adına yemin ve şahitlik etmesi, beşincide ise kocasının doğru söylemesi halinde, Allah’ın gazabının kendi üzerine çökmesini dilemesi, kendisinden cezayı kaldırır.
ve yedraû
Süleyman Ateş = Kadının da dört defa sözüne Allâh'ı şâhid tutup kocasının, mutlaka yalan söyleyenlerden olduğuna şâhidlik etmesi, kendisinden azâbı kaldırır.
ve yedraû
Tefhim-ul Kuran = Kadının, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna dair dört defa, Allah adına yemin ve şâhitlik etmesi kendisinden cezayı kaldırır.
ve yedraû
Ümit Şimşek = Kadının da onun mutlaka yalan söyleyenlerden olduğuna Allah'ı dört kere şahit tutması üzerinden cezayı kaldırır.
ve yedraû
Yaşar Nuri Öztürk = Onun (kadının) da dört kere Allah adına (yeminle) onun (kocasının) hiç şüphesiz yalan söyleyenlerden olduğuna şahidlik etmesi kendisinden cezayı uzaklaştırır.
ve yedraû
İskender Ali Mihr = Ve (zevcenin, kadın eşin), Allah’a dört defa onun (zevcin, erkek eşin) mutlaka yalancılardan olduğuna dair şahitlik (yemin) etmesi, ondan (kadından) azabı (cezayı) kaldırır.
ve yedraû
İlyas Yorulmaz = Kadının, eğer kocasının kesinlikle yalancı olduğuna dair, dört defa Allah’ı şahit gösteriyorsa, kadından zinanın cezası olan yüz değnek sopa cezası düşer.
ve yedraûne
Diyanet İşleri = Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.
ve yedraûne
Abdulbaki Gölpınarlı = Onlar, Rablerinin rızâsını dileyerek sabrederler, namaz kılarlar, kendilerini rızıklandırdığımız şeyden, gizli ve açık harcarlar ve kötülüğü iyilikle giderirler. Öyle kişilerdir onlar ki onlarındır güzel sonuç.
ve yedraûne
Abdullah Parlıyan = Ve yine onlar ki, Rablerinin rızasını arzu ederek her türlü güçlüklere göğüs gerip, namazda kararlılık gösterirler, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli açık başkaları için harcarlar ve kötülükleri iyiliklerle savarlar. İşte bunlar için, öyle güzel bir sonuç vardır ki.
ve yedraûne
Adem Uğur = Yine onlar, Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte onlar var ya, dünya yurdunun (güzel) sonu sadece onlarındır.
ve yedraûne
Ahmed Hulusi = Yine onlar Rablerinin vechini (cennet yaşamı olan rabbanî kuvvelerin açığa çıkışı yaşamını) arzulayarak sabrettiler (mevcut şartlarına); salâtı ikame ettiler ve kendilerinde açığa çıkardığımız yaşam gıdasından gizli ve açık olarak bağışta bulundular. . . Yaptıkları yanlışları (arkasından yapacakları) güzel fiillerle yok ederler. . . İşte onlarındır geleceğin vatanı!
ve yedraûne
Ahmet Tekin = Onlar, Rablerinin rızasını kazanmak arzusuyla, sabrederek mücadeleye devam edenler, namazı âdâbına riâyet ederek, aksatmadan âşikâre kılanlar, kendilerine verdiğimiz rızık ve servetten gizli ve açık Allah yolunda karşılık beklemeden, gönüllü harcayanlar, insanların ihtiyaçlarını görenler, devletle, iyilikle, güzel metotlar kullanarak kötülüğü, anarşiyi ortadan kaldıranlardır. İşte dünya hayatının mutlu sonucu, âhiret saadeti onlarındır.
ve yedraûne
Ahmet Varol = Onlar Rabblerinin rızasını dileyerek sabreder, namazı kılar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak eder ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte bu (dünya) yurdun(un) sonu onlar içindir.
ve yedraûne
Ali Bulaç = Ve onlar, Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.
ve yedraûne
Ali Fikri Yavuz = Onlar ki, Rablerinin rızasını kazanmak için sabrederler, namazı gereği üzere kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve aşikâr harcarlar, kötülüğü de iyilikle savarlar, işte bunlar (adı geçenler var ya), ahiret saadeti onlar içindir.
ve yedraûne
Ali Ünal = Yine onlardır ki, Rabbilerinin rızasını kazanma arzu ve iştiyakıyla (O’nun yolunda karşılaştıkları her zorluğa) sabreder, namazı bütün şartlarına riayet ederek vaktinde ve aksatmadan kılar, kendilerine rızık olarak verdiğimiz her şeyden (Allah yolunda ve muhtaçlar için) gizli ve açık infakta bulunur ve kötülüğü daima iyilikle savarlar. Onlarındır nihaî Âhiret yurdu: