Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ve uyûnin
Diyanet İşleri = Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır.
ve uyûnin
Abdulbaki Gölpınarlı = Şüphe yok ki çekinenler, cennetlerde ve ırmak başlarındadır.
ve uyûnin
Abdullah Parlıyan = Muhakkak ki, yolunu Allah ve kitabıyla bulanlar, cennetlerde ve ırmak başlarındadırlar.
ve uyûnin
Adem Uğur = (Allah'ın azabından korkup rahmetine sığınan) takvâ sahipleri, mutlaka cennetlerde ve pınar başlarında olacaklar.
ve uyûnin
Ahmet Tekin = 'Allah’a sığınıp, emirlerine yapışarak, günahlardan arınıp, azaptan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü’minler, Cennetlerde, akarsu kıyılarında ve pınar başlarındadır.'
ve uyûnin
Ali Bulaç = Gerçekten takva sahibi olanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadır.
ve uyûnin
Ali Ünal = Kalbleri Allah’a karşı saygıyla dopdolu olan ve O’na itaatsizlikten, dolayısıyla O’nnu azabından sakınanlar (müttakîler) ise, cennetlerde ve pınar başlarındadırlar.
ve uyûnin
Bayraktar Bayraklı = Takvâ sahipleri, elbette cennetlerde ve pınar başlarında olacaklar.
ve uyûnin
Bekir Sadak = Allah'a karsi gelmekten sakinanlar ise, cennetlerde, pinar baslarindadirlar.
ve uyûnin
Celal Yıldırım = Şüphesiz ki takva sahipleri (Allah'tan saygı ile korkup fenalıklardan sakınanlar) Cennetlerde pınarlar (başlarında zevk-u safa içinde)dirier.
ve uyûnin
Cemal Külünkoğlu = (45-46) Şüphesiz Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayan kimseler, cennetler içinde ve pınarlar başındadır. Onlara: “Esenlikle ve güven içinde oraya giriniz” denecektir.
ve uyûnin
Diyanet İşleri (eski) = Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, cennetlerde, pınar başlarındadırlar.
ve uyûnin
Diyanet Vakfi = (Allah'ın azabından korkup rahmetine sığınan) takvâ sahipleri, mutlaka cennetlerde ve pınar başlarında olacaklar.
ve uyûnin
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Elbette takva sahipleri, cennetlerde ve pınarlar içinde olacaklardır.
ve uyûnin
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Allahtan korkanlar, elbette cennetlerde ve pınarların başındadırlar.
ve uyûnin
Gültekin Onan = Gerçekten takva sahibi olanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadır.
ve uyûnin
Harun Yıldırım = Takvâ sahipleri, mutlaka cennetlerde ve pınar başlarında olacaklar.
ve uyûnin
Hasan Basri Çantay = Takvaa sâhibleri muhakkak cennetlerde, pınar (baş) larındadır.
ve uyûnin
Hayrat Neşriyat = Şübhe yok ki takvâ sâhibleri, Cennet bahçelerinde ve pınar başlarındadırlar.
ve uyûnin
Kadri Çelik = Gerçekten takva sahibi olanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadır.
ve uyûnin
Muhammed Esed = Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimseler ise, onlar (kendilerini) hasbahçeler içinde gözelerin, kaynakların başında (bulacaklar),
ve uyûnin
Mustafa İslamoğlu = Ve fakat muttakiler! Onlar has bahçelerde, pınar başlarında...
ve uyûnin
Ömer Nasuhi Bilmen = «Muttakî olanlar ise muhakkak ki, cennetler ve pınarlar içindedirler.»
ve uyûnin
Sadık Türkmen = Şüphesiz korunup sakınanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadırlar.
ve uyûnin
Seyyid Kutub = Kötülükten sakınanlar ise, cennetteler ve pınar başlarındadırlar.
ve uyûnin
Suat Yıldırım = Şeytana uymaktan korunan müttakiler ise cennetlerde ve pınar başlarındadırlar.
ve uyûnin
Süleyman Ateş = (Şeytâna uymaktan, küfür ve isyândan) korunanlar ise cennetlerde, pınar başlarındadırlar.
ve uyûnin
Tefhim-ul Kuran = Gerçekten takva sahibi olanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadır.
ve uyûnin
Yaşar Nuri Öztürk = Sakınılması gereken şeylerden sakınanlar ise cennetlerde pınarlar içindedir.
ve uyûnin
İskender Ali Mihr = Muhakkak ki; takva sahipleri, cennetlerin içinde ve pınarlar başındadırlar.
ve uyûnin
İlyas Yorulmaz = Allah dan sakınanlara gelince, onlar cennetin bahçeleri içinde ve her türlü içecek kaynaklarının başındadırlar.
ve uyûnin
Diyanet İşleri = (57-58) Biz de Firavun’un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.
ve uyûnin
Abdulbaki Gölpınarlı = Derken onları bahçelerden, kaynaklardan sürüp çıkardık.
ve uyûnin
Abdullah Parlıyan = Biz de Firavun ve yandaşlarını o güzelim bahçelerinden ve pınar başlarından,
ve uyûnin
Adem Uğur = Ama (sonunda) biz onları (Firavun ve kavmini), bahçelerden, pınarlardan, çıkardık.
ve uyûnin
Ahmet Tekin = Sonra biz onları bahçelerden, akarsu kıyılarından ve pınar başlarından çıkardık.
ve uyûnin
Ali Bulaç = Böylelikle biz onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık;
ve uyûnin
Ali Fikri Yavuz = Böylece Firavun’u ve kavmini çıkardık bostanlardan, pınarlardan;
ve uyûnin
Ali Ünal = Böylece Biz onları, o çok güzel bağlardan, bahçelerden ve akıp duran su kaynaklarından çıkardık;