Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ve se ya’lemu
Diyanet İşleri = Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Bütün tuzaklar Allah’a aittir. O, her nefsin kazandığını bilir. İnkâr edenler de dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir.
ve se ya’lemu
Abdulbaki Gölpınarlı = Onlardan öncekiler de düzenler kurdular, iş ve tedbîr, tamamıyla onundur, herkesin ne kazanacağını da bilir. Kâfirler, yakında bilirler, anlarlar, dünyâ yurdunun sonundaki hayır kimin.
ve se ya’lemu
Abdullah Parlıyan = Bu Mekkeli inkârcılardan önce yaşayan toplumlarda, Allah'a ve peygambere karşı hile ve tuzaklar tasarlamışlardı. Fakat tüm hile ve tuzaklara karşılık vermek Allah'a aittir. O Allah, her kişinin günah, sevap, ödül, azap ne kazanacağını bilir. Böylece Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, geleceğin kime ait olduğunu yakında görüp öğrenecekler.
ve se ya’lemu
Adem Uğur = Onlardan öncekiler de (peygamberlerine) tuzak kurmuşlardı; halbuki bütün tuzaklar Allah'a aittir. Çünkü O, herkesin ne kazanacağını bilir. Bu yurdun (dünyanın) sonunun kimin olduğunu yakında kâfirler bileceklerdir!
ve se ya’lemu
Ahmed Hulusi = Onlardan öncekiler de mekr (hile - tuzak) yapmıştı. . . Mekrin tümü Allâh'a aittir (mekrleri ile Sünnetullah'ta mekre uğradılar). . . Her nefsin getirisinin ne olduğunu Bilir! Hakikati inkâr edenler de görecek bakalım, yurdun geleceği kimindir.
ve se ya’lemu
Ahmet Tekin = Onlardan öncekiler de peygamberlere karşı hileler, sinsi planlar yaptılar. Allah’ın planlarının yanında başka planların hükmü olmaz. O, herkesin yapacağı, işleyeceği hayırları ve şerleri bilir. Bu yurdun dünyanın sonunun, âhiretin kimin olduğunu yakında, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler öğrenecekler.
ve se ya’lemu
Ahmet Varol = Onlardan öncekiler de tuzak kurdular. Oysa tuzak tümüyle Allah'a aittir. O her canın ne kazandığını bilir. Kâfirler de bu yurdun sonunun kime ait olacağını bilecekler.
ve se ya’lemu
Ali Bulaç = Onlardan öncekiler de hileli düzenler kurmuşlardı; fakat düzen kuruculuğun (tedbirlerin, karşılık vermelerin) tümü Allah'a aittir. Her bir nefsin ne kazandığını O bilir. Bu yurdun sonu kimindir, inkâr edenler pek yakında bileceklerdir.
ve se ya’lemu
Ali Fikri Yavuz = Onlaradan önceki kâfirler de Peygamberlerine karşı hile ve tuzaklar kurdular; fakat bütün hilelerin cezası ancak Allah’a mahsustur. Her nefsin ne yapacağını O bilir. Kâfirler de, yakında bu dünyanın sonu kimindir, bilecektir.
ve se ya’lemu
Ali Ünal = Onlardan öncekiler de tuzaklar kurmuşlardı. Fakat Allah bütün tuzakları boşa çıkardığı gibi, daima Kendi hükmünü ve (onların anlayamayacağı) en ince ‘plan’larını hakim kılar. Her bir kişinin ne yaptığını, (sevap ve günah adına) ne kazandığını bilir. O kâfirler de, nihaî sonucun kimin lehine olacağını pek yakında bileceklerdir.
ve se ya’lemu
Bayraktar Bayraklı = Onlardan önce geçenler de tuzak kurmuşlardı. Oysa tuzakların tamamı Allah'a aittir. Çünkü Allah, herkesin ne elde ettiğini ve edeceğini bilir. İnkârcılar da dünyanın sonunun kimin olduğunu bileceklerdir.
ve se ya’lemu
Bekir Sadak = Onlardan oncekiler de tuzak kurdular, oysa butun tuzaklarin (cezasi) Allah'indir, herkesin yaptigini bilir. Inkarcilar da, neticenin kimin oldugunu goreceklerdir.
ve se ya’lemu
Celal Yıldırım = Onlardan öncekiler de düzen ve tuzak kurdular; sonunda bütün düzen ve tuzakların (cezasını vermek) Allah'a aittir. O, her kişinin kazandığı ne ise onu bilir. Kâfirler de o yurdun (mutlu) sonucu kimin olacak, bileceklerdir.
ve se ya’lemu
Cemal Külünkoğlu = Onlardan öncekiler de (peygamberlere) hile yapmış tuzak kurmuşlardı. Hâlbuki bütün tuzaklar (hakkındaki takdir ve ceza) yalnızca Allah'a aittir. O, herkesin ne yaptığını bilir. İnkârcılar da dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir.
ve se ya’lemu
Diyanet İşleri (eski) = Onlardan öncekiler de tuzak kurdular, oysa bütün tuzaklar(ın cezası) Allah'ındır, Herkesin yaptığını bilir. İnkarcılar da, neticenin kimin olduğunu göreceklerdir.
ve se ya’lemu
Diyanet Vakfi = Onlardan öncekiler de (peygamberlerine) tuzak kurmuşlardı; halbuki bütün tuzaklar Allah'a aittir. Çünkü O, herkesin ne kazanacağını bilir. Bu yurdun (dünyanın) sonunun kimin olduğunu yakında kâfirler bileceklerdir!
ve se ya’lemu
Edip Yüksel = Onlardan öncekiler de düzenler kurdular; halbuki tüm düzenler ALLAH'a aittir. Her kişinin kazandığını bilir. Kafirler de zaferin kime ait olduğunu bileceklerdir.
ve se ya’lemu
Elmalılı Hamdi Yazır = Evet onlardan evvelkiler de mekrettiler fakat binnetice bütün mekir Allahındır, o bilir, her nefis ne kesbediyor, yarın kâfirler de bilecek ki o yurdun ukbâsı kimin?
ve se ya’lemu
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Evet onlardan öncekiler de hile yaptılar, fakat sonuçta bütün hile Allah'ındır. Herkesin ne kazandığını O bilir! Yarın bu dünyanın akibetinin kime ait olduğunu kafirler de bilecekler.
ve se ya’lemu
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onlardan öncekiler de hileler yapmışlardı. Fakat sonuçta bütün hileler(in cezası) Allah'a aittir. Her nefsin ne kazandığını O bilir. Bu dünyanın akıbetinin kime ait olduğunu kâfirler de yakında bilecekler.
ve se ya’lemu
Gültekin Onan = Onlardan öncekiler de hileli düzenler kurmuşlardı; fakat düzen kuruculuğun (tedbirlerin, karşılık vermelerin) tümü Tanrı'ya aittir. Her bir nefsin ne kazandığını O bilir. Bu yurdun sonu kimindir, kafirler pek yakında bileceklerdir.
ve se ya’lemu
Harun Yıldırım = Onlardan öncekiler de (peygamberlerine) tuzak kurmuşlardı; halbuki bütün tuzaklar Allah'a aittir. Çünkü O, herkesin ne kazanacağını bilir. Bu yurdun (dünyanın) sonunun kimin olduğunu yakında kâfirler bileceklerdir!
ve se ya’lemu
Hasan Basri Çantay = Onlardan evvelki (ümmet) ler de (peygamberlerine) tuzaklar kurmuşdu. Fakat binnetîce bütün tuzaklar (ın cezası) Allaha âiddir. Herkesin ne kazanacağını O bilir. Dünyânın sonu kimindir, yakında kâfirler bilecekdir.
ve se ya’lemu
Hayrat Neşriyat = Doğrusu onlardan öncekiler de (peygamberlerine) tuzak kurmuştu; fakat bütün tuzaklar(ını netîcesiz bırakmak) Allah’a âiddir. (Çünki O,) herkesin ne kazanmakta olduğunu bilir. Kâfirler de, bu (dünya) yurdun(un gerçek) âkıbeti kimin olduğunu yakında bilecektir.
ve se ya’lemu
İbni Kesir = Onlardan öncekiler de düzen kurdular. Halbuki bütün düzenler Allah'ındır. Herkesin ne kazandığını bilir. Küfredenler yurdun sonunun kimin olacağını bilecektir.
ve se ya’lemu
Kadri Çelik = Onlardan öncekiler de düzenler kurmuşlardı; fakat bütün düzenler tümüyle Allah'a aittir. Her bir nefsin ne kazandığını O bilir. Bu yurdun sonunun kimin olduğunu inkâr edenler pek yakında bileceklerdir.
ve se ya’lemu
Muhammed Esed = Bunlardan önce yaşayan (günahkar toplum)lar da zındıkça düzenler tasarladılar; fakat en ince ve mahirane düzen, bütünüyle, herkesin neyi hak ettiğini bilen Allah'a aittir; nitekim, inkarcılar geleceğin kime ait olduğunu yakında görüp öğrenecekler.
ve se ya’lemu
Mustafa İslamoğlu = Doğrusu onlardan öncekiler de zaafı ustaca gizlenmiş düzenler kurmuşlardı; fakat bütünüyle kusursuz düzen kurarak (diğer düzenleri boşa çıkarmak) sadece Allah'a has idi; (zira) O her bir canın ne kazandığını bilir. Ama istikbalin kime ait olduğunu, (bir gün) gelecek kafirler de bilecekler.
ve se ya’lemu
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve muhakkak ki, onlardan evvelkiler de desîselerde bulundular. Fakat bütün desîselerin (cezasını vermek) Allah'a aitir. Her kimsenin ne kazanacağını bilir. Ve o kâfirler de ileride bileceklerdir ki, bu yurdun akıbeti kimindir.
ve se ya’lemu
Ömer Öngüt = Onlardan öncekiler de tuzak kurdular. Oysa bütün tuzaklar Allah'a âittir. Herkesin ne kazandığını O bilir. Kâfirler de bu yurdun sonunun kime âit olduğunu yakında bilecekler!
ve se ya’lemu
Şaban Piriş = Onlardan önce de tuzak kurdular, oysa bütün tuzaklar Allah’ındır, herkesin ne kazandığını bilir. Kafirler de bilecektir, dünyanın akibeti kimindir?!
ve se ya’lemu
Sadık Türkmen = Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Tüm tuzakların gerçekleşmesi Allah’ın iznine bağlıdır. O, her nefsin kazandığını bilir. Dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu, bir gün gelecek kâfirler de bileceklerdir.
ve se ya’lemu
Seyyid Kutub = Onlardan öncekiler de peygamberlerine karşı tuzaklar kurdular. Fakat asıl tuzak kurma yetkisi Allah'ın tekelindedir. O herkesin ne yaptığını bilir. Kâfirler, kimin mutlu sona ereceğini ilerde öğreneceklerdir.
ve se ya’lemu
Suat Yıldırım = Kendilerinden önce geçenler de tuzaklar kurdular. Fakat bütün tuzaklar Allah’ındır (Allah’ın tedbiri, onların tuzaklarını boşa çıkarır). O, her insanın ne işlediğini pek iyi bilir. Yarın kâfirler de bu dünyanın sonunun kimin olduğunu anlayacaklardır.
ve se ya’lemu
Süleyman Ateş = Onlardan öncekiler de tuzak kurmuştu. Fakat bütün tuzaklar, (tedbirler) Allâh'ındır. (Allâh'ın tedbiri, onların tuzaklarını bozar. O), her canın ne kazandığını (ne yaptığını) bilir. Kâfirler de, bu yurdun sonunun kimin olacağını bileceklerdir!
ve se ya’lemu
Tefhim-ul Kuran = Onlardan öncekiler de hileli düzenler kurmuşlardı; fakat düzen kuruculuğun (tedbirlerin, karşılık vermelerin) tümü Allah'a aittir. Her bir nefsin ne kazandığını O bilir. Bu yurdun sonu kimindir, küfre sapanlar pek yakında bileceklerdir.
ve se ya’lemu
Ümit Şimşek = Onlardan öncekiler de tuzaklarını kurmuşlardı. Fakat tuzaklar bütünüyle Allah'a aittir. Herkesin ne kazandığını O bilir. Dünya yurdunun güzel sonucu kimin içindir; bunu kâfirler de yakında anlayacaklar.
ve se ya’lemu
Yaşar Nuri Öztürk = Onlardan öncekiler de tuzak kurmuştu, ama tüm tuzaklar Allah'ındır. Her benliğin ne kazandığını O bilir. Kâfirler de bilecek sonsuzluk yurdu kimindir!
ve se ya’lemu
İskender Ali Mihr = Onlardan öncekiler (de) tuzak kurmuşlardı. Oysa bütün tuzaklar, Allah’ındır (Allah’a aittir). Bütün nefslerin ne kazandığını O, bilir. Ve (bu) yurdun sonu kimindir, kâfirler yakında bilecekler.
ve se ya’lemu
İlyas Yorulmaz = Onlardan öncekilerde pek çok planlar yaptılar. Halbuki plan yapmak yalnızca Allah’a aittir. Her nefsin ne kazandığını O bilir. Elbetteki gerçekleri inkar edenler hesap yurdunun kime ait olduğunu öğrenecekler.
ve se ya’lemu
Diyanet İşleri = Ancak iman edip salih amel işleyen, Allah’ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir.
ve se ya’lemu
Abdulbaki Gölpınarlı = Ancak inananlar ve iyi işlerde bulunanlar ve Allah'ı çok ananlar ve zulme uğradıktan sonra yardıma mazhar olanlar müstesnâ. Ve zulmedenler, yakında bileceklerdir halleri neye varacak ve nereye varıp gidecekler.
ve se ya’lemu
Abdullah Parlıyan = Ancak iman edip, dürüst ve faydalı davranışlar ortaya koyan, Allah'ı çokça anan, haksızlığa uğratıldıktan sonra, kendilerini savunanlar böyle değildir. Yaratılış gayesi dışında hareket edenler, yakında nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini bileceklerdir.
ve se ya’lemu
Adem Uğur = Ancak iman edip iyi işler yapanlar, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar başkadır. Haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.
ve se ya’lemu
Ahmed Hulusi = Ancak (hakikate) iman edenler ve imanın gereğini uygulayanlar, Allâh'ı çok zikredenler ve zulme uğradıktan sonra zafere ulaşanlar müstesna. . . (Nefslerine) zulmedenler, yakında hangi dönüşüme uğrayacaklarını kavrayacaklar (ama iş işten geçmiş olacak)!
ve se ya’lemu
Ahmet Tekin = Ancak iman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçiren, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayan, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olan, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyen, Allah’ı çok çok zikreden, Allah’a çokça ibadet eden, Allah’ın dinini, şeriatını çokça anlatan, zulme, haksızlığa uğradıktan sonra kendilerini savunan şairler müstesna. Haksızlık edenler, zulmedenler, İslâm’ın yükselişinin, müslümanların ilerlemesinin önünü kesme planları yapanlar ve uygulayanlar, günah, isyan ve inkâr bataklığında bocalayanlar nasıl devrileceklerini, hangi âkibete uğrayacaklarını yakında öğrenecekler.
ve se ya’lemu
Ahmet Varol = Ancak iman edip salih ameller işleyen, Allah'ı çokça anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar müstesna. Zulmedenler hangi dönüş yerine döneceklerini yakında bilecekler. [8]
ve se ya’lemu
Ali Bulaç = Ancak iman edenler, salih amellerde bulunanlar ve Allah'ı çokça zikredenler ile zulme uğratıldıktan sonra zafer kazananlar (veya öçlerini alanlar) başka. Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir.
ve se ya’lemu
Ali Fikri Yavuz = Ancak iman edib salih amel işliyenler, Allah’ı çok ananlar, kendilerine zulmedildikten sonra (Peygambere hiciv yapan kâfirleri reddederek) öclerini alanlar müstesnadır. O zulmedenler, yakında hangi dönüş yerine döneceklerini bilecelerdir.
ve se ya’lemu
Ali Ünal = Ancak iman edip, imanları istikametinde sağlam, yerinde ve ıslaha yönelik işler yapanlar, Allah’ı çok anan ve O’na çok ibadette bulunanlar ve herhangi bir zulme maruz kaldıklarında haklarını savunanlar, bundan müstesnadır. Zulme saplanıp gitmişler ise, nasıl her şeyi değiştirecek bir inkılâp ile sarsılıp devrileceklerini yakında bileceklerdir.