Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ve sâe
Diyanet İşleri = Geçmişte olanlar hariç, artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Çünkü bu bir hayâsızlık, öfke ve nefret gerektiren bir iştir. Bu, ne kötü bir yoldur.
ve sâe
Abdulbaki Gölpınarlı = Babalarınızın nikâhladığı kadınları almayın. Bu, ancak geçmiş bir âdettir ve geçen, geçip gitmiştir. Şüphe yok ki bu, kötü bir şeydi, iğrenç bir âdetti ve ne de kötü bir yoldu, yordamdı.
ve sâe
Abdullah Parlıyan = Geçmişte olanlar hariç, artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Çünkü bu, edepsizliktir, (Allâh'ın) hışm(ı)dır ve iğrenç bir yoldur.
ve sâe
Adem Uğur = Geçmişte olanlar bir yana, babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin; çünkü bu bir hayasızlıktır, iğrenç bir şeydir ve kötü bir yoldur.
ve sâe
Ahmed Hulusi = Babalarınızın nikâhlayıp ayrıldığı kadınlarla evlenmeyin. Geçen geçti (onlar müstesna). Şüphe yok ki bu çok çirkin ve yanlış bir uygulamadır. Ve dahi ne kötü bir âdettir!
ve sâe
Ahmet Tekin = Geçmişte, İslâm’dan önce olanlar bir yana, babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Çünkü bu en büyük günah ve hayâsızlıktır. Allah’ın gazabını, mü’minlerin öfkesini mucip bir haldir.
ve sâe
Ahmet Varol = Geçmişte olanlar hariç, babalarınızın nikahlamış oldukları kadınları nikahlamayın. Şüphesiz bu, bir hayasızlık ve Allah'ın hışmını gerektiren bir işti. Ne kadar da kötü bir yoldu!
ve sâe
Ali Bulaç = Kadınlardan babalarınızın nikahladıklarını nikahlamayın. Ancak (cahiliyede) geçen geçmiştir. Çünkü bu, 'çirkin bir hayasızlık' ve 'öfke duyulan bir iğrençliktir.' Ne kötü bir yoldu o!...
ve sâe
Ali Fikri Yavuz = Bir de babalarınızın nikâhladığı kadınları kendinize nikâhlamayın. Cahiliyyet devrinde geçen afvedilmiş geçmiştir. Şüphe yok ki o, pek çirkindi; Allah’ın buğzuna sebepti, o ne fena bir âdet idi!...
ve sâe
Ali Ünal = Daha önce olup bitenler(in hukukî neticelerinin sabit bulunması ve onlardan dolayı artık üzerinizde vebal olmaması) bir tarafa, bundan böyle babalarınızın (ve dedelerinizin) nikâhladığı (ve onlardan geriye kalan) kadınları nikâhınıza almayın; (nikâhlı bulunduklarınızdan da ayrılın). Hiç şüphe yok ki bu, Allah’ın gazabına sebep olan büyük bir hayasızlıktır. Ve ne iğrenç bir yoldur o!
ve sâe
Bayraktar Bayraklı = Geçmişte olanlar bir yana, babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyiniz, çünkü bu bir hayasızlıktır, çirkin bir şeydir ve kötü bir yoldur.[73]
ve sâe
Bekir Sadak = Babalarinizin evlendikleri kadinlarla evlenmeyin, gecmiste olanlar artik gecmistir cunku bu bir fuhus ve igrenc bir seydi, ne kotu yoldu! *
ve sâe
Celal Yıldırım = Babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin, ancak geçen geçti. Doğrusu bu bir fuhuş, çok çirkin bir davranış, ilâhî gazab ve ne kötü bir yoldur !
ve sâe
Cemal Külünkoğlu = Babalarınızın daha önce evlenmiş olduğu kadınlarla evlenmeyin, ama geçmişte olanlar (cahiliye devrinde olanlar) geçmişte kalmıştır. Bu, kesinlikle tiksinti/utanç verici bir iştir, çirkin bir şeydir ve kötü bir yoldur.
ve sâe
Diyanet İşleri (eski) = Babalarınızın evlendikleri kadınlarla evlenmeyin, geçmişte olanlar artık geçmiştir çünkü bu bir fuhuş ve igrenç bir şeydi, ne kötü yoldu!
ve sâe
Diyanet Vakfi = Geçmişte olanlar bir yana, babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin; çünkü bu bir hayasızlıktır, iğrenç bir şeydir ve kötü bir yoldur.
ve sâe
Edip Yüksel = Babanızın evlenmiş bulunduğu kadınlarla artık evlenmeyin. Fakat geçmişte yaptığınız bu tip evlilikleri de bozmayın. O davranış büyük bir günahtır, iğrenç ve kötü bir yoldur.
ve sâe
Elmalılı Hamdi Yazır = Bir de babalarınızın nikâhı geçmiş kadınları nikâhlamayın, geçen geçti, şüphe yok ki o pek çirkindi, iğrenç idi, o ne fena âdetti
ve sâe
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Bir de babalarınızın evlenmiş olduğu kadınlarla evlenmeyin! Geçen geçti. Şüphesiz o, pek çirkin, pek iğrenç idi ve ne kötü bir adetti!
ve sâe
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Cahiliye devrinde geçenler müstesna, babalarınızın nikahladığı kadınlarla evlenmeyiniz. Şüphe yok ki o, pek çirkindi, iğrenç idi, o ne fena bir âdetti.
ve sâe
Gültekin Onan = Kadınlardan babalarınızın nikahladıklarını nikahlamayın. Ancak (cahiliyede) geçen geçmiştir. Çünkü bu, 'çirkin bir hayasızlık' ve 'öfke duyulan bir iğrençliktir'. Ne kötü bir yoldu o!
ve sâe
Harun Yıldırım = Geçmişte olan müstesna babalarınızın nikahladığı kadınları nikahlamayın. Şüphesiz o kötü olan bir işti, bir çirkin davranıştı ve ne kötü bir yoldu.
ve sâe
Hasan Basri Çantay = Babalarınızla evlenmiş olan kadınlarla evlenmeyin. Ancak (câhiliyyet devrinde geçen) geçmişdir. Şübhe yok ki o, bir hayaasızlıkdı, (Allahın en büyük) hışmı (na bir sebeb) di. O, ne kötü bir yoldu.
ve sâe
Hayrat Neşriyat = Babalarınızın nikâhladığı kadınlarla da evlenmeyin; ancak artık geçmişte olanlarmüstesnâ (onlardan mes’ûl değilsiniz). Şübhesiz ki bu, pek çirkin bir iş ve nefret edilen bir şeydir ve ne kötü bir yoldur!
ve sâe
İbni Kesir = Babalarınızın nikahladığı kadınları nikahlamayın. Geçmişte olanlar artık geçmiştir. Çünkü o, çok çirkin ve iğrenç bir şeydi. Ve o, fena adetti.
ve sâe
Kadri Çelik = Kadınlardan babalarınızın nikâhladıklarını nikâhlamayın. Ancak (cahiliye döneminde) geçen geçmiştir. Çünkü bu, çirkin bir hayâsızlık ve öfke duyulan bir iğrençlikti. Pek de kötü bir yoldu o!
ve sâe
Muhammed Esed = Babalarınızın daha önce evlenmiş olduğu kadınlarla evlenmeyin, ama geçmişte olanlar geçmişte kalmıştır. Bu, kesinlikle utanç verici bir fiildir, çirkin bir şeydir ve kötü bir yoldur.
ve sâe
Mustafa İslamoğlu = Babalarınızın daha önce evlilik yaptığı kadınlarla evlilik yapmayın, fakat geçmişte yapılanlar geçmişte kalmıştır. Bu davranış kesinlikle yüz kızartıcı bir hayasızlık, çirkin bir günah, kötü bir gelenek idi.
ve sâe
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve babalarınızın nikahlamış olduğu kadınlar ile evlenmeyiniz. Ancak geçen geçmiştir. Şüphe yok ki, o pek çirkindi ve menfurdu ve ne fena bir yoldu.
ve sâe
Ömer Öngüt = Geçmişte olanlar bir yana, babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Çünkü bu bir hayâsızlıktır, iğrenç bir şeydir ve kötü bir yoldur.
ve sâe
Şaban Piriş = Babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Ancak geçmişte olanlar affedilmiştir. Bu, bir fuhuş ve iğrenç bir şeydir ve kötü bir yoldur.
ve sâe
Sadık Türkmen = Geçmişte olanlar hariç, artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Çünkü bu bir hayasızlık, öfke ve nefret gerektiren bir iştir. Bu, ne kötü bir yoldur.
ve sâe
Seyyid Kutub = Geçmiş uygulamalar bir yana, bundan böyle babalarınızın evlenmiş olduğu kadınlar ile evlenmeyiniz. Bu bir edepsizlik, iğrenç bir hareket ve son derece çirkin bir gelenektir.
ve sâe
Suat Yıldırım = Daha önce geçen durum bir tarafa, bundan böyle babalarınızın nikâhladığı kadınları artık nikâhlamayın. Hiç şüphe yok ki bu, Allah’ın gazabına sebep olan bir hayasızlıktır. Ne iğrenç bir yoldur o!
ve sâe
Süleyman Ateş = Geçmişte olanlar hariç, artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Çünkü bu, edepsizliktir, (Allâh'ın) hışm(ı)dır ve iğrenç bir yoldur.
ve sâe
Tefhim-ul Kuran = Kadınlardan babalarınızın nikâhladıklarını nikâhlamayın. Ancak (cahiliyede) geçen geçmiştir. Çünkü bu, 'çirkin bir hayasızlık' ve 'öfke duyulan bir iğrençliktir'. Ne kötü bir yoldu o!...
ve sâe
Ümit Şimşek = Babalarınızın nikâhladığı kadınlarla evlenmeyin-ancak geçmişte kalan müstesna. Zira o bir hayâsızlıktır, iğrenç birşeydir ve pek kötü bir yoldur.
ve sâe
Yaşar Nuri Öztürk = Geçmişte kalanlar hariç, babalarınızın nikâhlamış olduğu kadınlarla evlenmeyin. Böyle bir şey açık bir edepsizlik, nefret gerektiren bir kötülüktür. Çirkin bir yoldur bu.
ve sâe
İskender Ali Mihr = Ve babalarınızın nikâhladığı (evlendiği) kadınlarla nikâhlanmayın. Geçmişte olanlar hariç. Muhakkak ki o, bir fuhuştur ve iğrenç bir şeydir. Ve kötü bir yoldur.
ve sâe
İlyas Yorulmaz = Babalarınızla evlenmiş kadınlarla evlenmeyin, geçmişte yaptıklarınız geride kalmış olup, bundan sonra yapmanız çok çirkin, utanç verici ve kötü bir yoldur.
ve sâet
Diyanet İşleri = Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.
ve sâet
Abdulbaki Gölpınarlı = Melekler, nefislerine zulmedenlerin canlarını alırken ne haldeydiniz derler. Onlar da, yeryüzünde derler, âciz kişilerdik biz. Melekler, Allah'ın yeri geniş değil miydi derler, siz de hicret edeydiniz. İşte onlardır yurtları cehennem olanlar ve orası, ne de kötü bir yurttur.
ve sâet
Abdullah Parlıyan = Melekler, varlık sebebine aykırı davranarak hicret etmeyip, kâfir ve müşrikler arasında yaşamayı tercih eden kimselere, canlarını alırken soracaklar: “Ne işte bulundunuz?” Onlar: “Biz yeryüzünde çok güçsüzdük” diye cevap verecekler. Melekler: “Allah'ın arzı, sizin kötülük diyarını terketmenize yetecek kadar geniş değil miydi?” diyecekler. Böylelerinin varış yeri cehennemdir. Ne kötü bir gidiş yeridir orası.
ve sâet
Adem Uğur = Kendilerine yazık eden kimselere melekler, canlarını alırken: "Ne işde idiniz!" dediler. Bunlar: "Biz yeryüzünde çaresizdik" diye cevap verdiler. Melekler de: "Allah'ın yeri geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!" dediler. İşte onların barınağı cehennemdir; orası ne kötü bir gidiş yeridir.
ve sâet
Ahmed Hulusi = Muhakkak ki melekler, nefslerine zulmeder hâlde vefat ettirilen kimselere, "Ne işte idiniz (niye nefsinize zulüm olan şu şartlar içindesiniz)?" dediler. . . (Onlar da) dediler ki: "Biz Arz'da zayıf, çaresizdik". . . (Melâike de) dedi ki: "Allâh Arz'ı geniş olmadı mı, orada hicret etseydiniz?". . . İşte bunların ulaşacağı yer cehennemdir. . . O ne kötü sondur!
ve sâet
Ahmet Tekin = Haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkmayarak, hicret etmeyerek, zâlim idareler altında yaşayanların, kendilerine zulmedilmesine aldırmayanların ruhlarını alarak ölümlerini gerçekleştirirken, melekler:'Hangi milletin içinde, nasıl bir yerde idiniz?' diye sorarlar. Bunlar:'Biz yeryüzünde temel hak ve hürriyetleri kısıtlanmış, baskıcı, zâlim idareler altında ezilen çaresizlerdik' diye cevap verirler. Melekler de:'Allah’ın ülkesi geniş değil miydi? Hürriyetlerinize sahip çıksaydınız, devletinizin değerini bilip, baskılara boyun eğmeyerek özgürce Allah’a kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapmak için hicret etseydiniz ya!' derler. İşte onların mekânları cehennemdir. Orası ne kötü bir cezalandırma ve nihaî dönüş yeridir.
ve sâet
Ahmet Varol = Melekler, kendilerine haksızlık edenlerin canlarını alırlarken: 'Siz ne hal üzere idiniz?' derler. Onlar: 'Biz yeryüzünde zayıf düşürülmüş kimseler idik' derler. Melekler de: 'Allah'ın yeri geniş değil miydi ki orada hicret etseydiniz?' derler. Bunların varacakları yer cehennemdir. Orası ne kötü bir varış yeridir!
ve sâet
Ali Bulaç = Melekler kendi nefislerine zulmedenlerin hayatına son verecekleri zaman derler ki: "Nerde idiniz?" Onlar: "Biz, yeryüzünde zayıf bırakılmışlar (müstaz'aflar) idik." derler. (Melekler de:) "Hicret etmeniz için Allah'ın arzı geniş değil miydi?" derler. İşte onların barınma yeri cehennemdir. Ne kötü yataktır o?
ve sâet
Ali Fikri Yavuz = (Mekke’den hicret vâcib olduğu zaman oradan hicret etmeyip küfür diyarında kalıp) nefislerine zulmettikleri halde, meleklerin, canlarını aldığı kimselere (azarlama kasdı ile) melekler şöyle derler: “- Ne işte idiniz?” Onlar: “- Biz Mekke’de zayıf kimselerdendik, hicret etmekten acizdik.” derler. Melekler de: “-Allah’ın arzı geniş değil mi idi? Siz de oraya hicret edeydiniz ya!” derler. İşte onların yeri cehennemdir. O, ne kötü bir dönüş yeridir!...
ve sâet
Ali Ünal = (Hicrete güçleri yettiği halde hicret etmeyip, bulundukları yerde Allah’a şirk koşmaya devam ettikleri için) kendi kendilerinin zalimleri olarak (ölüm) meleklerinin canlarını aldığı kimselere gelince: (o anda melekler) onlara sorar: “Ne işle meşguldünüz?” Onlar, “Biz, bu ülkede (Din’i yaşamaya imkân bulamayan) zulme ve baskıya maruz kalmış kimselerdik.” diye cevap verirler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi? Hicret edeydiniz!” derler. Böylelerinin nihaî barınağı Cehennem’dir; ne fena bir âkıbet, son durak olarak ne kötü bir yer!