Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Diyanet İşleri = Eğer seni yalanlarlarsa, de ki: “Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. (Bununla beraber) suçlu bir toplumdan O’nun azabı geri çevrilmez.”

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Seni yalanlarlarsa hemen de ki: Rabbiniz geniş, engin bir rahmete sâhiptir, fakat azâbını da suçlu kavimden reddetmeye imkân yok.

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Abdullah Parlıyan = Eğer senin yalan söylediğini iddia ederlerse, onlara de ki: Rabbinizin rahmeti sonsuzdur; ama günaha batmış insanları cezalandırması da kaçınılmazdır.

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Adem Uğur = Eğer seni yalanlarlarsa de ki: Rabbiniz geniş bir rahmet sahibidir. Bununla beraber O'nun azabı, suçlular topluluğundan uzaklaştırılamaz.

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Ahmed Hulusi = (Rasûlüm) eğer seni yalanladılar ise de ki: "Rabbiniz, Vasi' rahmet sahibidir. . . O'nun azabı suçlu toplumdan geri çevrilmez. "

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Ahmet Tekin = Eğer seni yalanlarlarsa:'Rabbiniz sonsuz rahmet ve merhamet sahibidir. Allah’ın verdiği cezanın, İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsi, suçlu, günahkâr bir kavimden geri çevrilmesi de mümkün değildir.' de.

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Ahmet Varol = Eğer seni yalanlarsa de ki: 'Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. Ancak O'nun şiddetli azabı da suçlular topluluğundan geri çevrilmez.'

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Ali Bulaç = Şayet seni yalanlayacak olurlarsa, de ki: "Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. O'nun şiddetli çarpması, suçlu günahkarlar topluluğundan geri çevrilemez."

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Ali Fikri Yavuz = Eğer getirdiğin hükümlerde seni tekzib ederlerse şöyle de:”-Rabbiniz geniş rahmet sahibidir; fakat mücrimler (günahkârlar) topluluğundan onun şiddet ve kudreti geri çevrilemez.”

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Ali Ünal = Buna rağmen yine de seni yalanlayacak olurlarsa, onlara şöyle de: “Rabbiniz, (her varlığı kapsamına alacak derecede) geniş rahmet sahibidir (–yaptıklarınızdan dolayı hemen ceza vermez; tevbe etmenizi bekler ve sizi affetmek diler. Bununla birlikte, eğer halinizi düzeltmezseniz bilin ki) O’nun o çok çetin azabı, günah hasadına dalmış inkârcı suçlular topluluğundan asla geri çevrilmez.”

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Bayraktar Bayraklı = Eğer seni yalanlarlarsa, de ki: “Rabbiniz geniş bir rahmet sahibidir. Bununla beraber, O'nun azabı, suçlular topluluğundan uzaklaştırılamaz.”

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Bekir Sadak = Seni yalanlarlarsa, «Rabbinizin rahmeti genistir; O'nun azabi suclu milletten geri cevrilemez» de.

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Celal Yıldırım = Eğer seni yalanlarlarsa, de ki: Rabbınız geniş rahmet sahibidir; O'nun saltanat kahrı, suçlu günahkâr topluluktan geri çevrilemez.

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Cemal Külünkoğlu = (Ey Resulüm!) Eğer seni yalanlarlarsa de ki: “Rabbiniz geniş bir rahmet sahibidir. Bununla beraber O'nun azabı, suçlular topluluğundan uzaklaştırılamaz.”

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Diyanet İşleri (eski) = Seni yalanlarlarsa, 'Rabbinizin rahmeti geniştir; O'nun azabı suçlu milletten geri çevrilemez' de.

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Diyanet Vakfi = Eğer seni yalanlarlarsa de ki: Rabbiniz geniş bir rahmet sahibidir. Bununla beraber O'nun azabı, suçlular topluluğundan uzaklaştırılamaz.

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Edip Yüksel = Seni yalanlarlarsa: 'Rabbiniz geniş rahmet sahibidir ve O'nun cezası suçlu toplumlardan geri çevrilemez,' de.

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Bunun üzerine seni tekzibe yeltenirlerse, de ki rabbınız bitmez tükenmez bir rahmet sahibi, fakat mücrimler güruhundan be'si de reddedilemez

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Eğer seni yalanlamaya yeltenirlerse, de ki: «Rabbiniz bitmez tükenmez bir rahmet sahibidir, fakat O'nun kahrı günahkarlar topluluğundan geri çevrilemez.

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Eğer seni yalanladılarsa, de ki: «Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. Bununla beraber O'nun azabı da suçlu toplumdan geri çevrilmez.»

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Gültekin Onan = Şayet seni yalanlayacak olurlarsa, de ki: "Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. O'nun şiddetli çarpması, suçlu-günahkarlar topluluğundan geri çevrilemez."

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Harun Yıldırım = Seni yalanlarlarsa de ki: “Rabbiniz geniş bir rahmet sahibidir. Fakat buna rağmen O’nun azabı günahkârlar topluluğundan geri çevrilmez.”

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Hasan Basri Çantay = Eğer (bunun üzerine) seni tekzîb ederlerse de ki: «Rabbiniz geniş bir rahmet saahibidir. Onun satvet (-ü kudret) i ise günahkârlar güruhundan (uzaklaşdırılıb) döndürülemez».

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Hayrat Neşriyat = Buna rağmen seni yalanlarlarsa artık de ki: 'Rabbiniz pek geniş bir rahmet sâhibidir. Fakat O’nun azâbı günahkârlar topluluğundan geri çevrilemez.'

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 İbni Kesir = Seni yalanlarlarsa; de ki: Rabbımız geniş rahmet sahibidir. O'nun gücü günahkarlar güruhundan döndürülemez.

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Kadri Çelik = Seni yalanlarlarsa, “Rabbinizin rahmeti geniştir; O'nun azabı suçlu topluluktan geri çevrilemez” de.

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Muhammed Esed = Ve eğer senin yalan söylediğini iddia ederlerse onlara de ki: "Rabbinizin rahmeti sonsuzdur; ama günaha batmış insanları cezalandırması da kaçınılmazdır".

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Mustafa İslamoğlu = Ve onlar seni yalancılıkla itham ederlerse de ki: Rabbiniz sınırsız merhamet sahibidir; ama günaha gömülüp gitmiş insanları cezalandırması da kaçınılmazdır.

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = İmdi seni tekzîp ederlerse de ki: «Rabbiniz geniş bir rahmet sahibidir. Fakat onun ikâbı da günahkâr olan bir gürûhtan reddedilemez.»

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Ömer Öngüt = Eğer seni yalanlarlarsa de ki: “Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. Fakat O'nun azabı da günahkârlar güruhundan geri çevrilmez. ”

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Şaban Piriş = Seni yalanlarlarsa: -Rabbiniz, geniş rahmet sahibidir; O’nun azabı ise günahkar toplumdan geri çevrilemez, de!

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Sadık Türkmen = Eğer seni yalanladılarsa, de ki: “Rabbiniz geniş rahmet sahibidir ve O’nun baskını, suçlu günahkar toplumdan geri çevrilmez!”

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Seyyid Kutub = Eğer onlar seni yalanlarlarsa de ki; «Rabbim, yaygın rahmet sahibidir. Ama O'nun günahkârlara yönelik azabını hiç kimse geri savamaz.»

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Suat Yıldırım = Eğer onlar seni yalancı sayarsa de ki: "Rabbinizin merhameti geniştir; fakat dilediği zaman O’nun satveti ve azabı, suçlu toplumdan geri çevrilemez."

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Süleyman Ateş = Eğer seni yalanladılarsa, de ki: "Rabbiniz bol rahmet sâhibidir. Fakat O'nun azâbı da suçlu toplumdan geri çevrilmez (gazabı suçluların üzerine bir indi mi, onu kimse geri çeviremez)."

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Tefhim-ul Kuran = Şayet seni yalanlayacak olurlarsa, de ki: «Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. Onun şiddetli çarpması, suçlu günahkârlar topluluğundan geri çevrilemez.

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Ümit Şimşek = Onlar seni yalanlayacak olurlarsa, sen de ki: Rabbiniz geniş rahmet sahibidir; ama azabı da mücrimlerden geri çevrilmez.

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Artık seni yalanlarlarsa şunu söyle: "Rabbiniz çok geniş bir rahmetin sahibidir. Ancak, O'nun azabı günaha batmışlar topluluğundan uzak tutulamaz."

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 İskender Ali Mihr = Artık seni yalanlarlarsa, o zaman de ki: “Sizin Rabbiniz geniş bir rahmetin sahibidir ve O’nun azabı, mücrimler (suçlular) kavminden geri çevrilemez.”

ve lâ yureddu

  En’âm / 147 -

 İlyas Yorulmaz = Eğer seni yalanlarlarsa deki “Rabbiniz rahmeti, her şeyi kuşatıcı olandır. O nun azabı suçlu toplumlardan asla çevrilemez. ”

ve lâ yureddu

  Yûsuf / 110 -

 Diyanet İşleri = Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hâle gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada, onlara yardımımız geldi de, böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi. Azabımız ise, suçlular topluluğundan geri çevrilemez.

ve lâ yureddu

  Yûsuf / 110 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Sonucu peygamberler, tamâmıyla ümitlerini kesip tamamıyla inkâr edileceklerini sandıkları zaman yardımımız gelmiştir de dilediğimizi kurtarmışızdır. Fakat azâbımız, suçlu topluluktan hiçbir sûretle geriye çevrilemez.

ve lâ yureddu

  Yûsuf / 110 -

 Abdullah Parlıyan = Önceden gönderdiğimiz elçilerin hepsi, uzun süre baskı ve zulümle karşı karşıya kalmışlar, ta ki nerdeyse bütün ümitlerini kaybettikleri ve yalanlandıklarını gördükleri bir sırada, bizim yardımımız kendilerine ulaşmıştır; ve böylece dilediğimiz kimseleri kurtarmış, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenleri ise, yok etmişizdir. Çünkü azabımız, günaha gömülüp gitmiş insanlardan asla geri çevrilmez.

ve lâ yureddu

  Yûsuf / 110 -

 Adem Uğur = Nihayet peygamberler ümitlerini yitirip de kendilerinin yalana çıkarıldıklarını sandıkları sırada onlara yardımımız gelir ve dilediğimiz kimse kurtuluşa erdirilir. (Fakat) suçlular topluluğundan azabımız asla geri çevrilmez.

ve lâ yureddu

  Yûsuf / 110 -

 Ahmed Hulusi = Tâ ki Rasûller ümitlerini yitirdiler ve (azap uyarıları gerçekleşmeden önce) zannettiler ki kendileri yalanlandılar, (işte o zaman) nusretimiz onlara geldi. . . Dilediğimiz kimseler kurtarıldı. . . Suçlular toplumundan azabımız geri çevrilmez.

ve lâ yureddu

  Yûsuf / 110 -

 Ahmet Tekin = Nihayet Rasullerin ümitlerini kestikleri; tâbilerinin rasulleri yalana âlet edilmiş kimseler sandıkları bir sırada, onlara yardımımız gelip yetişti. Sünnetimize, düzenimizin yasalarına uygun olarak, irademizin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimseler kurtarıldı. İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsi, suçlu, günahkâr bir topluluktan azâbımız geri çevrilmez.

ve lâ yureddu

  Yûsuf / 110 -

 Ahmet Varol = Nihayet peygamberler ümitlerini kestiklerinde ve (insanlar onların) yalanlandıklarını sandıklarında onlara yardımımız ulaştı ve dilediğimiz kurtarıldı. Azabımız ise suçlular topluluğundan geri çevrilmez.

ve lâ yureddu

  Yûsuf / 110 -

 Ali Bulaç = Öyle ki elçiler, umutlarını kesip de, artık onların gerçekten yalanladıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiştir; biz kimi dilersek o kurtulmuştur. Suçlu, günahkarlar topluluğundan zorlu azabımız kesin olarak geri çevrilmeyecektir.

ve lâ yureddu

  Yûsuf / 110 -

 Ali Fikri Yavuz = Nihayet Peygamberler, kendilerini yalanlayan kavimlerinin iman etmelerinden ümidlerini kesince ve tekzip edildiklerini anlayınca, kendilerine zaferimiz geldi ve dilediğimiz kimseler kurtarıldı. Bizim azabımız, mücrimler topluluğundan geri çevrilmez.

ve lâ yureddu

  Yûsuf / 110 -

 Ali Ünal = Öyle oldu ki, (daha önce helâk edilmiş bulunan topluluklara gelen) rasûller, (o toplulukların inkârda, zulümde ve fısk u fücurda diretmeleri karşısında,) her şey böyle gidecek galiba diye sanki ümitlerini yitirme noktasına geldikleri ve bütün bütün yalanlandıklarına âdeta kanaat getirdikleri bir anda kendilerine yardımımız ulaşıverdi. İşte Biz böyle dilediğimizi kurtarırız; hayatları günah hasadından ibaret suçlulardan ise zorlu baskınımız asla geri çevrilmez.