Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ve lâ yahzun-ke
Diyanet İşleri = Onların (inkârcıların) sözleri seni üzmesin. Çünkü bütün güç Allah’ındır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
ve lâ yahzun-ke
Abdulbaki Gölpınarlı = Onların sözü mahzun etmesin seni. Şüphe yok ki üstünlük, yücelik Allah'ındır. Odur duyan, bilen.
ve lâ yahzun-ke
Abdullah Parlıyan = Bu sebeple, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin sözleri, sana acı ve sıkıntı vermesin. Çünkü kudret ve üstünlük, bütünüyle Allah'a aittir. Herşeyi işiten ve bilen de O'dur.
ve lâ yahzun-ke
Adem Uğur = (Resûlüm) Onların (inkârcıların) sözleri seni üzmesin. Çünkü bütün izzet (ve üstünlük) Allah'ındır. O, işitendir, bilendir.
ve lâ yahzun-ke
Ahmed Hulusi = Onların sözü seni mahzun etmesin. . . Muhakkak ki izzet tümüyle Allâh'ındır. . . O Semi'dir, Aliym'dir.
ve lâ yahzun-ke
Ahmet Tekin = Onların incitici sözleri seni üzmesin, seni mahzun etmesin. İzzet ve şeref, kudret ve hükümranlık bütünüyle Allah’a aittir. O her şeyi işitiyor, her şeyi görüyor.
ve lâ yahzun-ke
Ahmet Varol = Onların sözleri seni üzmesin. Yücelik tamamen Allah'ındır. O, duyandır, bilendir.
ve lâ yahzun-ke
Ali Bulaç = Onların sözleri seni üzmesin. Şüphesiz 'izzet ve gücün' tümü Allah'ındır. O, işitendir, bilendir.
ve lâ yahzun-ke
Ali Fikri Yavuz = Ey Rasûlüm, kâfirlerin (tekzib ve sana dil uzatmalarına dair) sözleri seni üzmesin. Muhakkak ki izzet (üstünlük), hep Allah’ındır. Allah (onların bütün söylediklerini) işiticidir, taşıdıkları niyyetlerin hepsini bilicidir.
ve lâ yahzun-ke
Ali Ünal = (Ey Rasûlüm,) onların söyledikleri seni üzmesin. Şurası bir gerçek ki, bütün izzet, üstünlük ve şeref Allah’ındır. O, Semî‘ (her sözü hakkıyla İşiten)dir, Alîm (her şeyi hakkıyla Bilen)dir.
ve lâ yahzun-ke
Bayraktar Bayraklı = Onların sözleri seni üzmesin; şeref bütünüyle Allah'a aittir. Allah işitendir; bilendir.
ve lâ yahzun-ke
Bekir Sadak = Inkarcilarin sozleri seni uzmesin, cunku butun kudret Allah'indir. O, isitir ve bilir.
ve lâ yahzun-ke
Celal Yıldırım = O inkarcıların sözü seni üzmesin. Çünkü gerçekten bütün kuvvet ve kudret, üstünlük ve hâkimiyet Allah'ındır. O, her şeyi işitendir, bilendir.
ve lâ yahzun-ke
Cemal Külünkoğlu = (Ey Resulüm!) O (inanmaya)nların sözü seni üzmesin. Üstünlük ve şeref tümüyle Allah'ındır. O her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla bilendir.
ve lâ yahzun-ke
Diyanet İşleri (eski) = İnkarcıların sözleri seni üzmesin, çünkü bütün kudret Allah'ındır. O, işitir ve bilir.
ve lâ yahzun-ke
Diyanet Vakfi = (Resûlüm) Onların (inkârcıların) sözleri seni üzmesin. Çünkü bütün izzet (ve üstünlük) Allah’ındır. O, işitendir, bilendir.
ve lâ yahzun-ke
Edip Yüksel = Sözleri seni üzmesin. Üstünlük tümüyle ALLAH'a aittir. O İşitendir, Bilendir.
ve lâ yahzun-ke
Elmalılı Hamdi Yazır = Ötekilerin lâfları seni mahzûn etmesin, çünkü ızzet, hep Allâhındır, o hepsini işitiyor, hepsini biliyor
ve lâ yahzun-ke
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ötekilerin lafları seni üzmesin! Çünkü güç ve kuvvet Allah'ındır. O, hepsini işitiyor, hepsini biliyor!
ve lâ yahzun-ke
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Habibim, onların lafları seni üzmesin. Çünkü şan ve şeref bütünüyle Allah'ındır. O her şeyi işitiyor, hepsini görüyor.
ve lâ yahzun-ke
Gültekin Onan = Onların sözleri seni üzmesin. Şüphesiz 'izzet ve gücün' tümü Tanrı'nındır. O, işitendir, bilendir.
ve lâ yahzun-ke
Harun Yıldırım = Onların söyledikleri seni üzmesin. Şüphesiz izzet ve gücün tümü Allah’ındır. O, Semî’dir, Alîm’dir.
ve lâ yahzun-ke
Hasan Basri Çantay = (Habîbim) onların (müşriklerin) lâkırdıları seni tasaya düşürmesin. Çünkü bütün izzet ve galebe Allahındır. O, (hepsini) hakkıyle işidici, kemâliyle bilicidir.
ve lâ yahzun-ke
Hayrat Neşriyat = (Habîbim, yâ Muhammed!) Onların sözü seni üzmesin! Şübhesiz ki izzet (asıl üstünlük) tamâmen Allah’ındır! O, Semî' (onların konuştuklarını işiten)dir, Alîm(kalblerinde olanı bilen)dir.
ve lâ yahzun-ke
İbni Kesir = Onların sözleri seni üzmesin. Muhakkak ki izzet, bütünüyle Allah'ındır. O, Semi'dir, Alim'dir.
ve lâ yahzun-ke
Kadri Çelik = Küfre sapanların sözleri seni üzmesin. Şüphesiz güç ve izzet tümüyle Allah'ındır. O, işitendir, bilendir.
ve lâ yahzun-ke
Muhammed Esed = Bu itibarla, (hakkı inkar edenlerin) sözleri sana acı ve sıkıntı vermesin. Çünkü kudret ve üstünlük bütünüyle Allah'a özgüdür: her şeyi işiten O'dur, her şeyi özüyle bilen O.
ve lâ yahzun-ke
Mustafa İslamoğlu = Şu halde onların lafları seni üzmesin, çünkü şeref ve itibarın kaynağı bütünüyle Allah'a aittir: O her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.
ve lâ yahzun-ke
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve onların lâkırdıları seni mahzun etmesin. Şüphe yok ki, bütün izzet Allah Teâlâ'nındır. O kemaliyle işiticidir ve bilicidir.
ve lâ yahzun-ke
Ömer Öngüt = Resulüm! Onların sözleri seni üzmesin. Çünkü bütün izzet yalnız Allah'ındır. O işitendir, bilendir.
ve lâ yahzun-ke
Şaban Piriş = İnkarcıların sözleri seni üzmesin, çünkü bütün güç Allah’ındır. O, işiten ve bilendir.
ve lâ yahzun-ke
Sadık Türkmen = Onların sözü seni üzmesin! Üstünlük tamamen Allah’a aittir. O; işitendir, bilendir.
ve lâ yahzun-ke
Seyyid Kutub = Kafirlerin sözleri sakın seni üzmesin. Çünkü üstünlük tümü ile, Allah'ın tekelindedir. O, her şeyi işiten ve her şeyi bilendir.
ve lâ yahzun-ke
Suat Yıldırım = O inkârcıların sözleri seni üzmesin. Çünkü bütün izzet ve üstünlük Allah’ındır. O her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.
ve lâ yahzun-ke
Süleyman Ateş = Onların sözü seni üzmesin, üstünlük tamamen Allâh'ındır. İşiten ve bilen O'dur.
ve lâ yahzun-ke
Tefhim-ul Kuran = Onların sözleri seni üzmesin. Şüphesiz 'izzet ve gücün' tümü Allah'ındır. O, işitendir, bilendir.
ve lâ yahzun-ke
Ümit Şimşek = Onların sözü seni üzmesin. Üstünlük ve şeref tümüyle Allah'ındır. O herşeyi işitir, herşeyi bilir.
ve lâ yahzun-ke
Yaşar Nuri Öztürk = Onların sözü seni üzmesin. Tüm onur ve kudret Allah'ındır. O her şeyi işitir, her şeyi bilir.
ve lâ yahzun-ke
İskender Ali Mihr = Onların sözleri seni üzmesin. Muhakkak ki bütün izzet, Allah’ındır. O; işiten, bilendir.
ve lâ yahzun-ke
İlyas Yorulmaz = Onların sözleri seni üzmesin. Elbetteki bütün güç ve şeref Allah’a aittir. O, her şeyi işiten ve her şeyi bilendir.
ve lâ yahzun-ke
Diyanet İşleri = Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, Allah’a hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah, onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Onlar için büyük azap vardır.
ve lâ yahzun-ke
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve o, küfre doğru koşa-koşa, yarışarak gidenler, seni mahzun etmesin, onlar Allah'ı hiçbir sûretle zararlandıramazlar. Allah, onlara âhiretten hiçbir pay vermeyi murad etmemiştir ki ve onlaradır pek büyük azap.
ve lâ yahzun-ke
Abdullah Parlıyan = Allah'tan gelen gerçekleri örtbas etmede yarış edenler, seni üzmesinler. Çünkü onlar, Allah'a hiçbir zarar veremezler. Allah istiyor ki, onların ahiretteki nimetlerden hiçbir payları kalmasın ve onlar için büyük bir azap vardır.
ve lâ yahzun-ke
Adem Uğur = (Resûlüm) İnkârda yarışanlar sana kaygı vermesin. Çünkü onlar, Allah'a hiçbir zarar veremezler. Allah onlara, ahiretten yana bir nasip vermemek istiyor. Onlar için çok büyük bir azap vardır.
ve lâ yahzun-ke
Ahmed Hulusi = Hakikati inkârda yarışanlar seni üzmesinler. Kesinlikle onlar, Allâh'a hiçbir zarar veremezler. Allâh onlara sonsuz gelecek sürecinde bir nasip vermemeyi diliyor (onun için böyleler). Onlar için aziym azap vardır.
ve lâ yahzun-ke
Ahmet Tekin = Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden, küfürde yarışanların varlığı seni üzmesin. Onlar, asla, Allah’a hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah, âhirette, ebedî yurtta onlara pay vermemek istiyor. Onlara büyük bir ceza vardır.
ve lâ yahzun-ke
Ahmet Varol = Küfürde birbirleriyle yarışanlar seni üzmesinler. Onlar Allah'a bir zarar dokunduramazlar. Allah ahirette onlara bir pay ayırmamak istiyor. Onlar için büyük bir azap vardır.
ve lâ yahzun-ke
Ali Bulaç = Küfürde 'büyük çaba harcayanlar' seni üzmesin. Çünkü onlar, Allah'a hiç bir şeyle zarar veremezler. Allah, onları ahirette pay sahibi kılmamayı ister. Onlar için büyük bir azab vardır.
ve lâ yahzun-ke
Ali Fikri Yavuz = O küfürde yarışanlar, sana keder vermesin. Çünkü onlar Allah’a asla bir zarar edebilecek değillerdir. Allah onlara ahirette bir nasip vermemeyi diliyor. Onlar için çok acıklı bir azap vardır.
ve lâ yahzun-ke
Ali Ünal = Birbirleriyle yarışırcasına küfürde koşuşturanlar seni mahzun etmesin. Onlar Allah’a, (O’nun davasına ve Rasûlü’ne) hiçbir zarar veremeyeceklerdir. Allah diliyor ki, Âhiret’te onların hiçbir nasibi olmasın. Onların hakkı, ancak pek büyük bir azaptır.