Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Diyanet İşleri = O zalimler, azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Zulmedenler azâbı görmeye başladılar mı hafifletilmez azapları ve mühlet de verilmez onlara.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Abdullah Parlıyan = Yaratılış gayesi dışında yaşamaya alışanlar, azabı karşılarında bulduklarında, o azabın kendileri için hiçbir mazeretle hafifletilmeyeceğini ve kendilerine artık mühlet de verilmeyeceğini hemen anlayacaklar.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Adem Uğur = O zulmedenler azabı gördüklerinde, artık onlardan azap hafifletilmez, onlara mühlet de verilmez.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Ahmed Hulusi = Zulmedenler azapla karşılaştıklarında, kendilerine hafifletilmez ve onlara bakılmaz.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Ahmet Tekin = Baskı, zulüm ve işkenceyle temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlimler, haksızlık edenler, azâbı gördüklerinde, artık özür dilemeleri sebebiyle onların cezaları hafifletilmez, onlara merhamet nazarıyla bakılmaz, göz açtırılmaz.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Ahmet Varol = Zulmedenler azabı gördüklerinde; artık onlardan ne azap hafifletilir ne de kendilerine bir süre tanınır.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Ali Bulaç = O zulmedenler, azabı gördüklerinde, onlara ne (azab) hafifletilecek, ne süre tanınacak.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Ali Fikri Yavuz = O zalimler azabı görünce; onlardan ne hafifletilir, ne de mühlet verilir.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Ali Ünal = (Allah’a şirk koşmakla) en büyük zulmü işleyen o kimseler azabı görünce koparacakları feryad u figan ve yalvarmalarına kulak asılmaz ve azapları hafifletilmeyeceği gibi, kendilerine kurtuluş adına herhangi bir mühlet de tanınmaz.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Bayraktar Bayraklı = Ve kötülüğe, haksızlığa şartlanmış olanlar (o gün kendilerini bekleyen) azabı karşılarında bulduklarında, o azabın kendileri için (hiçbir mazeretle) hafifletilmeye(ceğini) ve kendilerine artık zaman da verilmeyeceğini (hemen anlayacaklar).

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Bekir Sadak = Zulmedenler, azap gorurlerken azablari hafifletilmez de geciktirilmez de.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Celal Yıldırım = O zulmedenler azabı görünce, ne onlardan azâb hafifletilecek, ne de kendilerine mühlet verilecek.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Cemal Külünkoğlu = O zalimler (kötülüğe ve haksızlığa şartlanmış olanlar), azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmeyecek ve kendilerine mühlet de verilmeyecek.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Diyanet İşleri (eski) = Zulmedenler, azap görürlerken azabları hafifletilmez de geciktirilmez de.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Diyanet Vakfi = O zulmedenler azabı gördüklerinde, artık onlardan azap hafifletilmez, onlara mühlet de verilmez.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Edip Yüksel = Zulmedenler azabı gördükleri zaman artık onlar için hafifletilmez, ertelenmez.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ve o zalimler azâbı gördükleri vakıt artık o onlardan ne tahfif olunacak ne de kendilerine mühlet verilecek

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = O zulmedenler, azabı gördükleri zaman, artık ne azaptan hafifletilecek, ne de kendilerine mühlet verilecek

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = O zulmedenler, azabı gördükleri zaman, artık onlardan ne azab hafifletilir, ne de onlara süre verilir.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Gültekin Onan = O zulmedenler, azabı gördüklerinde, onlara ne (azab) hafifletilecek, ne süre tanınacak.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Harun Yıldırım = O zulmedenler azabı gördüklerinde, artık onlardan azap hafifletilmez, onlara mühlet de verilmez.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Hasan Basri Çantay = O zaalimler (cehennem) azabı (nı) görünce (yalvarıb yakaracaklar. Fakat) o (azâb) kendilerinden hafifletilmeyeceği gibi onlara mühlet de verilmeyecekdir.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Hayrat Neşriyat = Ve zulmedenler azâbı gördükleri zaman, artık (o azab) onlardan ne hafifletilir, ne de onlara göz açtırılır.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 İbni Kesir = O zalimler azabı görünce; onlardan ne hafifletilir, ne de mühlet verilir.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Kadri Çelik = O zulmedenler azabı gördüklerinde, ne (azap) onlara hafifletilecek, ne de onlara süre tanınacaktır.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Muhammed Esed = Ve kötülüğe, haksızlığa şartlanmış olanlar (o gün kendilerini bekleyen) azabı karşılarında bulduklarında, o azabın kendileri için (hiçbir mazeretle) hafifletilmeye(ceğini) ve kendilerine artık zaman da verilmeyeceğini (hemen anlayacaklar).

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Mustafa İslamoğlu = Ve o zulmedenler azabı görünce, artık onun kendilerine hafifletilmeyeceğini de fırsat tanınmayacağını da anlayacaklar.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve zulmedenler azabı görünce artık onlardan hafifletilmiş olmayacaktır. Ve kendilerine mühlet verilmiş de olmayacaklardır.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Ömer Öngüt = O zâlimler azabı gördüklerinde, artık onlardan azap hafifletilmez, kendilerine mühlet de verilmez.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Şaban Piriş = Zulmedenler azabı gördükleri zaman, artık onlardan bu azap hafifletilmeyecek ve onlara mühlet de verilmeyecektir.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Sadık Türkmen = Zalimler azabı gördükleri zaman, artık onlardan azap hafifletilmez, onlara süre de verilmez.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Seyyid Kutub = Zalimler, azapla yüzyüze geldiklerinde, artık ne azapları hafifletilir ve ne de kendilerine mühlet verilir.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Suat Yıldırım = O zalimler cehennem azabını görünce yalvarıp yakarırlar. Fakat ne azapları hafifletilir, ne de kendilerine mühlet verilir.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Süleyman Ateş = Zulmedenler azâbı gördükleri zaman artık azâb onlardan ne hafifletilir, ne de onlara fırsat verilir.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Tefhim-ul Kuran = O zulmedenler, azabı gördüklerinde, ne (azab) onlara hafifletilecek, ne de onlara süre tanınacak.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Ümit Şimşek = Zulmedenler bir kere azabı gördükten sonra, ne o azap hafifler, ne de onlara süre tanınır.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Zulme sapanlar azapla yüzyüze geldiklerinde, ne azapları hafifletilir ne de yüzlerine bakılır.

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 İskender Ali Mihr = (Cehennemden ayrılmalarına izin verilmeyen) zalimler, azabı gördükleri zaman artık onlardan (azap) hafifletilmez. Ve onlara, nazar edilmez (yüzüne bakılmaz).

ve lâ hum yunzarûne

  Nahl / 85 -

 İlyas Yorulmaz = Kendilerine haksızlık yapanlar (zalimler) azabı gördüklerinde, bundan sonra azap onlardan hafifletilmez ve onların yüzüne de hiç bakılmaz.

ve lâ hum yunzarûne

  Enbiyâ / 40 -

 Diyanet İşleri = Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek, ne de kendilerine göz açtırılacak.

ve lâ hum yunzarûne

  Enbiyâ / 40 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Hattâ o gün, onlara birdenbire geliverecek de şaşırtacak onları ve onu reddetmeye güçleri yetmeyeceği gibi mühlet de verilmeyecek onlara.

ve lâ hum yunzarûne

  Enbiyâ / 40 -

 Abdullah Parlıyan = Hayır, o kıyamet onlara aniden gelecek de, kendilerini şaşırtacak ve artık onu geri çevirmeye güç yetiremeyecekler ve onlara mühlet de verilmeyecektir.

ve lâ hum yunzarûne

  Enbiyâ / 40 -

 Adem Uğur = Bilâkis kendilerine o (kıyamet) öyle âni gelir ki, onları şaşırtır. Artık, ne reddedebilirler onu, ne de kendilerine mühlet verilir.

ve lâ hum yunzarûne

  Enbiyâ / 40 -

 Ahmed Hulusi = Bilakis (vadolunanı yaşatacak vefat {bedenin hayatiyetini yitirmesiyle meydana gelen kopuş}) onlara ansızın gelir de, kendilerini şaşkına çevirir! Artık onu ne geri çevirmeye güçleri yeter ve ne de kendilerine mühlet verilir.

ve lâ hum yunzarûne

  Enbiyâ / 40 -

 Ahmet Tekin = Doğrusu bu azap onlara, ansızın gelecek ve onları şaşırtacaktır. Artık ne geri çevrilmesine güçleri yetecek, ne tevbeleri ve özür dilemeleri sebebiyle cezaları geciktirilecek, ne de kendilerine göz açtırılacaktır.

ve lâ hum yunzarûne

  Enbiyâ / 40 -

 Ahmet Varol = Hayır o, onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkına çevirecek. Artık ne onu geri çevirmeye güç yetirebilecekler ne de kendilerine süre tanınacak.

ve lâ hum yunzarûne

  Enbiyâ / 40 -

 Ali Bulaç = Hayır, onlara apansız gelecek de, böylece onları şaşkına çevirecek; artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek ve ne onlara süre tanınacak.

ve lâ hum yunzarûne

  Enbiyâ / 40 -

 Ali Fikri Yavuz = Doğrusu bu azab (kıyamet), onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşırtacaktır. Artık ne geri çevrilmesine güçleri yetecek, ne de kendilerine mühlet verilecektir.

ve lâ hum yunzarûne

  Enbiyâ / 40 -

 Ali Ünal = Azap, başlarında ansızın patlayıp onları öyle bir şaşırtacak ki, yerlerinde mıhlayacak. Artık ne onu savmaya güçleri yetecek, ne de kendilerine ondan kurtulma adına bir süre tanınacaktır.