Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Diyanet İşleri = Fakat Allah, sana indirdiğini kendi ilmiyle indirmiş olduğuna şahitlik eder. Melekler de buna şahitlik eder. Şahit olarak Allah yeter.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Fakat Allah, sana indirdiği kitapla tanıklık eder ki onu, bilerek indirmiştir ve melekler de tanıklık ederler ve tanık olarak Allah yeter.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Abdullah Parlıyan = Fakat Allah sana indirdiğine şahitlik eder ki, O bunu kendi ilmiyle indirmiştir. Melekleri de buna şahitlik ederler. Oysa, hiç kimse Allah'ın şahitliği gibi şahitlik yapamaz.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Adem Uğur = Fakat Allah sana indirdiğine şahitlik eder; onu kendi ilmi ile indirdi. Melekler de (buna) şahitlik ederler. Ve şahit olarak Allah kâfîdir.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Ahmed Hulusi = Ne var ki, Allâh sana inzâl ettiği ile şahitliğini gösterir ki, HÛ'nun ilmi olarak onu sana inzâl etmiştir. Melekler (bu inzâl ile ilgili kuvveler - Cibrîl) de olayın şahididir. Şahit olarak Allâh yeterlidir.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Ahmet Tekin = İnsanlardan bir kısmı senin peygamberliğini kabul ve şahitlik etmeseler de, Allah indirdiği Kur’ân ile Senin peygamberliğine şahitlik eder. Kur’ân’ı da kendi ilmi ile, kendi planı dahilinde, kendi iradesiyle indirdi. Melekler de bunlara şâhitlik ederler. Senin Allahın Rasulü olduğuna şâhit olarak Allah kâfidir.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Ahmet Varol = Ancak Allah sana indirdiğini kendi ilmiyle indirdiğine şahitlik eder. Melekler de buna şahitlik ederler. Şahit olarak da Allah yeter.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Ali Bulaç = Fakat Allah, sana indirdiğiyle şahidlik eder ki, O, bunu kendi ilmiyle indirmiştir. Melekler de şahittirler. Şahid olarak Allah yeter.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Ali Fikri Yavuz = Lâkin Allah senin peygamberliğini, sana indirdiği icazkâr Kur’an ile isbat ve beyan eder ki, onu kendi ilmi (ezelîsi) ile indirmiştir. Melekler de buna şahidlik ederler. Allah şahid olarak kâfirdir.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Ali Ünal = (İnsanlar ister iman etsin ister etmesin,) ama Allah, sana indirdiğinin hak olduğuna bizzat şahadet etmektedir ve yine şahadet etmektedir ki, onu bizzat Kendi ilmine dayalı olarak ve yine Kendi ilmi dahilinde indirmektedir. Sonra, bu gerçeğe melekler de şahitlik etmektedirler. Aslında (başka şahitlere ihtiyaç da yoktur ya; çünkü bir şeyin gerçekliği için) şahit olarak Allah yeter.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Bayraktar Bayraklı = Fakat Allah, sana indirdiğine, onu kendi ilmiyle indirdiğine şahitlik eder. Melekler de şahitlik ederler. Şahit olarak Allah yeterlidir.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Bekir Sadak = Fakat Allah sana indirdigine sahidlik eder, onu bilerek indirmistir, melekler de sahidlik ederler. sahid olarak Allah yeter.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Celal Yıldırım = Ama Allah, sana indirdiğiyle şahitlik eder ki, onu kendi ilmiyle indirmiştir; melekler de şahitlik ederler. Şahit olarak Allah yeter.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Cemal Külünkoğlu = Lakin Allah, sana indirdiği (Kur'an) ile şahitlik eder ki onu kendi (ezeli) ilmiyle indirmiştir. Melekler de şahitlik ederler. Zaten şahit olarak Allah yeter.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Diyanet İşleri (eski) = Fakat Allah sana indirdiğine şahidlik eder, onu bilerek indirmiştir, melekler de şahidlik ederler. Şahid olarak Allah yeter.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Diyanet Vakfi = Fakat Allah sana indirdiğine şahitlik eder; onu kendi ilmi ile indirdi. Melekler de (buna) şahitlik ederler. Ve şahit olarak Allah kâfîdir.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Edip Yüksel = Fakat ALLAH, sana indirdiğine tanıklık eder. Onu kendi bilgisiyle indirdi. Melekler de buna tanıklık eder. Tanık olarak ALLAH yeter.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Lâkin Allah bilhassa sana indirdiğiyle şehadet ediyor ki onu kendi ilmi sübhanîsiyle indirdi, melekler de şehadet ediyorlar, maa hazâ Allahın şâhid olması kâfidir

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Fakat Allah, özellikle sana indirdiği ile şahitlik ediyor ki, onu kendi bilgisi ile indirdi. Melekler de şahitlik ediyorlar, kaldı ki Allah'ın şahit olması yeter!

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Fakat Allah, sana indirdiğini kendi ilmiyle indirmiş olduğuna şahitlik eder. Melekler de buna şahitlik ederler. Allah'ın şahitliği de kafidir.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Gültekin Onan = Fakat Tanrı, sana indirdiğiyle şahidlik eder ki, O, bunu kendi ilmiyle indirmiştir. Melekler de şahittirler. Şahid olarak Tanrı yeter.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Harun Yıldırım = Oysa Allah sana indirdiğine şahitlik eder ki onu kendi ilmi ile indirmiştir. Melekler de şahitlik ederler. Şahit olarak Allah yeter.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Hasan Basri Çantay = Bununla beraber Allah sana indirdiği (Kur'an-ı Kerîm) ile şâhidlik eder ki O, bunu kendi ilmiyle indirmişdir. Melekler de şâhidlik ederler. Hakıykî şâhid olmak bakımından sa (yalnız) Allah yeter.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Hayrat Neşriyat = (Onlar senin peygamberliğine şâhidlik etmiyorlar) fakat Allah sana indirdiği(Kur’ân) ile şâhidlik ediyor, onu kendi ilmiyle indirdi. Melekler de (sana) şâhidlik ediyorlar. Ve şâhid olarak Allah yeter!

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 İbni Kesir = Lakin Allah, sana indirdiğine şahidlik eder. Onu bilerek indirmiştir. Melekler de şahidlik ederler. Esasen şahid olarak Allah yeter.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Kadri Çelik = Fakat Allah sana indirdiğine şahitlik eder; onu kendi ilmi ile indirdi. Melekler de (buna) şahitlik ederler ve şahit olarak Allah kâfidir.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Muhammed Esed = Ama Allah, sana bahşettiği hakikate (Bizzat Kendisi) şahitlik yapar: onu kendi hikmetinin bir ürünü olarak bahşettik ve melekleri de ona şahit tutmuştur; oysa hiç kimse Allahın şahitliği gibi şahitlik yapamaz.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Mustafa İslamoğlu = Lakin Allah, sana kendi ilminde indirdiğine bizzat şahitlik yapar ve melekler de şahitlik yaparlar: zaten şahid olarak Allah yeter.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Fakat Allah Teâlâ (senin nübüvvetine) sana indirmiş olduğu (Kur'an-ı Mübîn) ile şehâdet ediyor ki onu kendi ilmiyle indirmiştir. Melekler de şehâdet ediyorlar. Mamafih Allah Teâlâ şahit olmaya kâfidir.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Ömer Öngüt = Fakat Allah, sana indirdiğine şâhitlik eder. Onu kendi ilmi ile indirdi. Melekler de şâhitlik ederler. Şâhit olarak Allah yeter!

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Şaban Piriş = Fakat Allah sana indirdiği şeyle şahitlik eder ki onu kendi ilmi ile indirmiştir. Melekler de şahitlik ederler. Şahit olarak Allah yeter.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Sadık Türkmen = Fakat Allah sana indirdiğini kendi ilmiyle indirmiş olduğuna şahitlik eder. Şahit olarak Allah yeter!

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Seyyid Kutub = Fakat Allah sana indirdiği kitabın kendi bilgisi altında indirilmiş olduğuna şehadet eder. Melekler de buna şahitlik ederler. Aslında Allah'ın şahitliği yeterlidir.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Suat Yıldırım = Lâkin Allah sana indirdiğine şahitlik eder ki onu kendi ilmiyle indirmiştir. Melekler de buna tanıklık ederler. Zaten Allah’ın şahit olması bir şeyin gerçekliği için yeter de artar!

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Süleyman Ateş = Allâh, sana indirdiğini kendi bilgisiyle indirmiş olduğuna şâhidlik eder. Melekler de (buna) şâhidlik ederler. Allâh'ın şâhidliği de (bir şeyin gerçekliği için) kâfidir.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Tefhim-ul Kuran = Fakat Allah, sana indirdiğiyle şahidlik eder ki, O, bunu kendi ilmiyle indirmiştir. Melekler de şahittirler. Şahid olarak Allah yeter.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Ümit Şimşek = Allah sana indirdiğine bizzat şahitlik ediyor ki, onu ezelî ilmiyle indirmiştir. Melekler de buna şahitlik eder. Fakat şahit olarak Allah zaten kâfidir.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Şu da var ki, Allah sana indirdiğini, kendi ilmiyle indirdiğine tanıklık eder. Melekler de tanıklık ediyorlar. Zaten tanık olarak Allah yeter.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 İskender Ali Mihr = Öyle ki, Allah sana indirdiği şeyi (Kur’an’ı), kendi ilmi ile indirdiğine şahitlik eder. Ve melekler de şahitlik ederler. Ve Allah şahit olarak kâfidir.

ve el melâiketu

  Nisâ / 166 -

 İlyas Yorulmaz = Allah sana kendi bilgisi dahilinde indirdiği Kur’an’a şahittir ve meleklerde buna şahitlik ederler. Allah şahit olarak yeter.

ve el melâiketu

  En’âm / 93 -

 Diyanet İşleri = Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, “Bana vahyolundu” diyen, ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı; meleklerin, ellerini uzatmış, “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz, ve O’nun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hâllerini bir görsen!

ve el melâiketu

  En’âm / 93 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Allah'a boş yere iftirâ edenden, yahut, kendisine hiçbir şey vahyedilmediği halde bana da vahyedildi diyenden ve Allah'ın indirdiği hükümlere benzer hükümleri ben de yakında indireceğim diye söylenenden daha zâlim kimdir ki? Meleklerin, ellerini uzattıkları ve delillerine karşı ululuk satmak istediğinizden ve haksız olarak Allah hakkında söylediğiniz şeylerden dolayı horlukla cezalandırılacak, aşağılık bir azâba uğrayacaksınız, haydi, kurtarın bugün canlarınızı dedikleri zaman o zâlimlerin, ölümün şiddetiyle nasıl kıvrandıklarını bir görmelisin.

ve el melâiketu

  En’âm / 93 -

 Abdullah Parlıyan = Allah hakkında yalan uyduran yahut kendisine hiç birşey indirilmediği halde, “Bu bana indirilmiştir” diyenden daha çarpık zihniyetli veya yaratılış gayesine aykırı hareket eden kim olabilir? Ve Allah'ın indirdiğinin benzerini ben de indirebilirim diyenden? Keşke görseydin onların halini. Bu yaratılış gayesine aykırı hareket edenler, kendilerini ölüm sancıları içinde bulduklarında ve melekler ellerini uzatarak; “Ruhlarınızı teslim edin! Allah'a karşı gerçek olmayan şeyleri söylemenizden ve büyüklenerek O'nun mesajını inatla küçümsemenizden dolayı, bugün alçaklık cezası ile cezalandırılacaksınız” diye seslendiklerinde.

ve el melâiketu

  En’âm / 93 -

 Adem Uğur = Allah'a karşı yalan uydurandan yahut kendisine hiçbir şey vahyedilmemişken "Bana da vahyolundu" diyenden ve "Ben de Allah'ın indirdiği âyetlerin benzerini indireceğim" diyenden daha zalim kim vardır? O zalimler, ölümün (boğucu) dalgaları içinde, melekler de pençelerini uzatmış, onlara: "Haydi canlarınızı kurtarın! Allah'a karşı gerçek olmayanı söylemenizden ve O'nun âyetlerine karşı kibirlilik taslamış olmanızdan ötürü, bugün alçaklık azabı ile cezalandırılacaksınız!" derken onların halini bir görsen!

ve el melâiketu

  En’âm / 93 -

 Ahmed Hulusi = Allâh üzerine yalan uyduran yahut kendisine bir şey vahyolunmamışken "Bana da vahyolundu" diyen ve bir de "Allâh'ın inzâl ettiğinin misli ben de inzâl edeceğim" diyenden daha zâlim kimdir? Zâlimleri, ölümün şiddetini yaşarken bir görsen! Melekler (kuvveler) de ellerini bast etmiş (yaymış) "Bilinç olarak (dünyanızla) ayrılın bedenden şimdi (ölümü, bedensiz kalmayı tattınız, yaşam devam ediyor)! Allâh üzerine Hak olmayanı söylemeniz ve O'nun delillerine karşı benlik taslıyor olmanızdan dolayı, bugün aşağılanma azabı ile cezalandırılıyorsunuz. "

ve el melâiketu

  En’âm / 93 -

 Ahmet Tekin = Allah adına yalan uydurandan, yahut kendisine hiçbir şey vahyedilmemişken:'Bana da vahyolundu' diyenden ve, 'Ben Allah’ın indirdiği âyetlerin benzerini peşpeşe sıralayacağım' diyenden daha zâlim kim olabilir? O zâlimleri ölümün boğucu dalgaları içindeyken bir görsen. Melekler pençelerini uzatıp:'Kendinizi Allah’ın azâbından kurtarabilirseniz kurtarın. Allah adına, doğru olmayan şeyleri söylemenizden ve onun âyetlerine karşı büyüklenerek azgınlık edip zorbalığa başvurmanızdan dolayı, bu gün zillet cezası ile cezalandırılacaksınız' derler.

ve el melâiketu

  En’âm / 93 -

 Ahmet Varol = Allah hakkında yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmediği halde 'bana vahiy geldi' diyenden ve 'Allah'ın indirdiği gibisini ben de indireceğim' diyenden daha zalim kim olabilir? Zalimlerin, can çekişmekte oldukları ve meleklerin de karşılarında ellerini açıp: 'Canlarınızı çıkarın. Bugün, Allah hakkında doğru olmayanı konuşmanızdan ve ayetlerine karşı büyüklük taslamanızdan dolayı aşağılayıcı bir azapla cezalandırılacaksınız' dedikleri anda hallerini bir görsen!

ve el melâiketu

  En’âm / 93 -

 Ali Bulaç = Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya kendisine hiç bir şey vahyolunmamışken "Bana da vahy geldi" diyen ve "Allah'ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim" diyenden daha zalim kimdir? Sen bu zalimleri, ölümün 'şiddetli sarsıntıları' sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara: "Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın, bugün Allah'a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azabla karşılık göreceksiniz" (dediklerinde) bir görsen...

ve el melâiketu

  En’âm / 93 -

 Ali Fikri Yavuz = Koştuğu yalanı, Allah’a isnad eden veya kendine bir şey vahy olunmamışken, bana vahy olunuyor, diyenden ve Allah’ın indirdiği âyetler gibi ben de indireceğim, demekte olan kimseden daha zalim kim olabilir? Ölüm sarhoşluğu ve şiddetleri içinde, meleklerin de ellerini uzatarak kendilerine (zalimlere): “- Haydi, canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı hak olmıyanı söylemiş olduğunuz ve Allah’ın âyetlerinden büyüklenerek uzaklaşmış bulunduğunuz içindir ki, bugün hakaret azabıyla cezalandırılacaksınız.” dediklerinde sen, o zalimleri bir görsen!

ve el melâiketu

  En’âm / 93 -

 Ali Ünal = (“Allah kimseye bir şey indirmemiştir” diyerek ya da benzeri) yalanlarla Allah’a iftira atan veya kendisine hiçbir şey vahyedilmediği halde “Bana vahiy geliyor!” iddiasında bulunan kimseden, bir de, “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indiririm!” diyenden daha zalim kim olabilir? O zalimleri, (canlarını almakla vazifeli) melekler yakalarına yapışmış ve “Çıkarın canlarınızı!” diye bağırdıkları demde ölümün şiddetleri içinde kıvranırken bir görsen! Bugün, Allah’a karşı gerçekle asla alâkası bulunmayan şeyler söyleyip durduğunuz ve O’nun âyetlerine inanmayı hiçbir zaman kibirinize yediremediğiniz için alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız.