Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Diyanet İşleri = Bir de cinleri Allah’a birtakım ortaklar yaptılar. Oysa onları O yarattı. Bilgisizce Allah’a oğullar ve kızlar da uydurdular. O, onların niteledikleri şeylerden uzaktır, yücedir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Bir de Allah'a cinleri eş tanıdılar, halbuki onları da yaratan odur ve bilgisizlikle, onun oğulları, kızları olduğunu da uydurdular. O onların tavsîf ettiği şeylerden arıdır ve yücedir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Abdullah Parlıyan = Bir de tuttular cinleri de Allah yarattığı halde cinleri O'na ortak koştular. O'na bilgisizce İsa ve Üzeyir gibi kimseleri oğullar ve melekleri de kızlar olarak uydurup, saçmaladılar. Ama O Allah, yücelikte sınırsız, her yönde kusursuz ve eksiksizdir. Onların ileri sürdüğü niteliklerden uzak ve yücedir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Adem Uğur = Cinleri Allah'a ortak koştular. Oysa ki onları da Allah yaratmıştı. Bilgisizce O'na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. Hâşâ! O, onların ileri sürdüğü vasıflardan uzak ve yücedir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Ahmed Hulusi = (Onlar bir de) CİNNi (görünmeyen varlıkları) Allâh'a ortak kıldılar. . . Onları (Allâh) yaratmıştır! (Onlarda açığa çıkan özellikler de Allâh Esmâ'sından meydana gelmiştir). . . Bilgisizce O'na oğullar ve kızlar yakıştırdılar! Subhan'dır O; onların tanımlamalarından berî ve yücedir!

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Ahmet Tekin = Cinleri, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak durumuna getirdiler. Oysa ki, onları da Allah yarattı.Bilgisizce Allah’a oğullar ve kızlar yakıştırdılar.Hâşâ, Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan münezzeh ve yücedir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Ahmet Varol = Cinleri Allah'a ortak koştular. Oysa onları O yaratmıştır. Yine hiçbir bilgiye dayanmaksızın O'na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. O, onların vasıflandırmalarından uzak ve yücedir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Ali Bulaç = Cinleri Allah'a ortak koştular. Oysa onları O yaratmıştır. Bir de hiç bir bilgiye dayanmaksızın O'na oğullar ve kızlar yakıştırıp uydurdular. O ise nitelendiregeldikleri şeylerden yücedir, uzaktır.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Ali Fikri Yavuz = Böyleyken, tuttular Allah’a cin’leri ortak koştular. Halbuki onları da Allah yaratmıştır. Bir de bilgileri olmadan Allah’ın oğulları ve kızları olduğunu uydururlar. Allah onların (ortak ve çocuk edinme) vasıflamalarından münezzehtir; ve yücedir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Ali Ünal = Buna rağmen tuttular, cinleri Allah’a ortak yaptılar; oysa onları da O yaratmıştır. Bundan başka, cahilce ve ilimle telifi imkânsız bir davranış olarak O’na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. O, uydurageldikleri bütün bu nitelemelerden nihayet derecede uzaktır, mutlak manâda aşkındır.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Bayraktar Bayraklı = Cinleri Allah'a ortak koştular. Oysa ki, onları da Allah yaratmıştı. Bilgisizce O'na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. O'nun şanı yücedir, onların ileri sürdükleri vasıflardan uzaktır.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Bekir Sadak = Cinleri O yaratmisken kafirler Allah'a ortak kostular. Koru korune O'na ogullar ve kizlar uydurdular. Hasa, O onlarin vasiflandirmalarindan yucedir. *

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Celal Yıldırım = Bir de cinleri, —O yarattığı halde— Allah'a ortak koştular. Ayrıca O'na, bilgisizce oğullar ve kızlar uydurup saçmaladılar. Allah onların vasfedegeldiklerinden paktır ve çok yücedir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Cemal Külünkoğlu = Bir de cinleri, (görünmeyen varlıkları) Allah'a ortak koştular. Hâlbuki onları O yaratmıştır. Bilmeden O'na oğullar ve kızlar isnat ettiler. Hâşâ O, onların ileri sürdüğü niteliklerden uzaktır ve şanı yücedir!

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Diyanet İşleri (eski) = Cinleri O yaratmışken kafirler Allah'a ortak koştular. Körü körüne O'na oğullar ve kızlar uydurdular. Haşa, O onların vasıflandırmalarından yücedir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Diyanet Vakfi = Cinleri Allah'a ortak koştular. Oysa ki onları da Allah yaratmıştı. Bilgisizce O'na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. Hâşâ! O, onların ileri sürdüğü vasıflardan uzak ve yücedir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Edip Yüksel = ALLAH'a cinleri ortak koştular. Halbuki onları O yaratmıştır. Bilmeden O'na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. O'nun şanı yücedir, onların nitelemelerinden çok üstündür.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = (100-101) Bir de tuttular Allâha Cinleri (gizli mahlûkları) şerik koştular, halbuki o onları yarattı, bundan başka ona oğullar ve kızlar saçmaladılar, ne dediklerini bildikleri yok, onun zatı sübhanîsi semavât ve yerin mübdii, ona veled nasıl tasavvur edilir? ki bir eşi bulunmak mümkin değil, o her şeyi yaratmış ve her şeye alîm

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Bir de tutup cinleri (gizli yaratıkları) -onları yarattığı halde- Allah'a ortak koştular. Bundan başka bir de O'na oğullar ve kızlar saçmaladılar, ne dediklerini bildikleri yok. O'nun yüce zatı, onların vasıflamalarından münezzeh ve yücedir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onlar, Allah'a cinlerden de ortak koştular. Halbuki onları yaratan O'dur. Bilgileri olmadan O'na oğullar, kızlar uydurdular. O'nun şânı onların uydurdukları sıfatlardan münezzeh ve yücedir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Gültekin Onan = Cinleri Tanrı'ya ortak koştular. Oysa onları O yaratmıştır. Bir de hiç bir bilgiye dayanmaksızın O'na oğullar ve kızlar yakıştırıp uydurdular. O ise nitelendiregeldikleri şeylerden yücedir, uzaktır.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Harun Yıldırım = Cinleri Allah’a ortak koştular; halbuki onları O yaratmıştır. Bir de bilgisizce O’na oğullar ve kızlar uydurdular. O ise onların nitelemelerinden münezzehtir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Hasan Basri Çantay = Cinleri Ona (Allaha) ortak yapdılar. Halbuki bunları da O yaratmışdır. Bundan başka (ne dediklerini) bilmeden Onun oğulları ve kızları olduğunu da uydurub söylediler. Onun zâti ise vasfedegeldiklerinden çok uzakdır, çok yücedir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Hayrat Neşriyat = (Onlar) cinleri de, Allah’a ortaklar saydılar; hâlbuki onları (da Allah) yarattı ve bilgisizce O’na oğullar ve kızlar uydurdular. O, onların vasfetmekte olduklarından çok münezzeh ve çok yücedir!

ve cealû

  En’âm / 100 -

 İbni Kesir = Cinnleri, Allah'a ortak koştılar. Halbuki onları, O yaratmıştır. Bilmeden O'na oğullar ve kızlar uydurdular. Haşa O, onların vasıflandırdıklarından yüce ve münezzehtir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Kadri Çelik = Onlar, Allah'a cinleri ortak koştular. Halbuki onları yaratan O'dur. Bilgisizce O'na oğullar ve kızlar uydurdular. Hâşâ! O, onların nitelendirdiği şeylerden münezzehtir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Muhammed Esed = Ama bazıları bütün görünmez varlık türlerine, Allahın yanında (Ona denk) bir yer yakıştırmaya başladılar, halbuki onları(n tümünü) yaratan Odur; ve cehaletleri yüzünden Ona oğullar ve kızlar isnat ettiler! O, sonsuz ihtişam sahibidir ve insanların her türlü tasavvur ve tahayyülünü aşan bir yüceliğe sahiptir:

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Mustafa İslamoğlu = Fakat görünmez varlık türlerine Allah'a denk bir makam yakıp yakıştırdılar, oysa ki onları da O yaratmıştı. Bir de cehaletleri yüzünden O'na oğullar ve kızlar peydahladılar. O'nun aşkın ve yüce olan zatı, insanların her tür tasavvur ve tahayyüllerinin üzerindedir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve Allah Teâlâ için cinleri ortak kıldılar. Halbuki, onları da o yaratmıştır. Ve Cenâb-ı Hakk'a bilmeksizin oğullar ve kızlar uydurdular, onun Zât-ı Subhanîsi ise vasfettiklerinden münezzehtir, müteâlîdir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Ömer Öngüt = Cinleri Allah'a ortak yaptılar. Halbuki onları da Allah yaratmıştır. hiçbir bilgiye dayanmadan O'na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. Hâşâ! O, onların uydurdukları sıfatlardan münezzehtir, yücedir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Şaban Piriş = Allah’ın yarattığı cinleri O’na ortak koştular. Cahilce O’nun için oğullar ve kızlar icat ettiler. O, onların vasıflandırdıklarından münezzeh ve çok yücedir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Sadık Türkmen = Cinleri Allah’a ortak koştular. Halbuki O, onları yaratmıştır. Bilgisizce O’na oğullar ve kızlar yakıştırdılar! O; hiçbir kusuru, eksiği olmayandır; onların nitelendirdiği şeylerden münezzehtir/yücedir!

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Seyyid Kutub = Müşrikler cinleri Allah'a ortak koştular. Oysa cinleri yaratan O'dur. Körükörüne, hiç yoktan O'na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. Haşa O, onların uydurdukları sıfatlardan uzak ve yücedir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Suat Yıldırım = Böyle iken tuttular, cinleri Allah’a şerik yaptılar; halbuki bunları da O yaratmıştır. Bundan başka O’na birtakım oğullar ve kızlar yakıştırdılar. Ne dediklerini bildikleri yok! O, müşriklerin Kendisine isnad ettikleri bu gibi nitelendirmelerden münezzehtir, yücedir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Süleyman Ateş = (Tuttular) cinleri Allah'a ortak yaptılar. Halbuki onları O yaratmıştır. Bilmeden O'na oğullar ve kızlar icâdettiler. Hâşâ O, onların ileri sürdüğü niteliklerden münezzehtir!

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Tefhim-ul Kuran = Cinleri Allah'a ortak koştular. Oysa onları da O yaratmıştır. Bir de hiç bir bilgiye dayanmaksızın O'na oğullar ve kızlar yakıştırıp uydurdular. O ise nitelendiregeldikleri şeylerden yücedir, uzaktır.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Ümit Şimşek = Onlar ise, hiçbir şey bilmedikleri halde, Allah'ın yarattığı cinleri Ona ortak koştular, Ona oğullar ve kızlar yakıştırdılar. Oysa Allah, onların yakıştırdıklarından münezzeh ve yücedir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Allah'a bir de cinleri/gözle görülmeyen yaratıkları ortak koştular. Oysaki, onları O yaratmıştır. Bilgisizce O'na oğullar ve kızlar isnat etme saçmalığını gösterdiler. Şanı yücedir O'nun! Onların nitelemelerinin ötesindedir O!

ve cealû

  En’âm / 100 -

 İskender Ali Mihr = Cinleri Allah’a ortak kıldılar. Onları da O (Allah) yarattı. İlimleri olmaksızın, “O’nun oğulları ve kızları var” yalanını uydurdular. O Sübhan’dır (herşeyden münezzehtir), vasıflandırdıkları şeylerden yücedir.

ve cealû

  En’âm / 100 -

 İlyas Yorulmaz = Onları Allah yarattığı halde, bilmedikleri, tanımadıkları şeyleri (cinleri) Allah’a ortaklar koştular ve bilgisizce “Allah’ın oğulları ve kızları var” diye yalan uydurdular. Allah onların vasıflandırdıkları şeylerden çok yüce ve uzaktır.

ve cealû

  En’âm / 136 -

 Diyanet İşleri = Allah’ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan O’na bir pay ayırdılar ve akıllarınca, “Şu, Allah için, şu da bizim ortaklarımız (putlarımız) için” dediler. Ortakları için olan Allah’ınkine eklenmiyor. Allah için olan ise ortaklarınkine ekleniyor.. Ne kötü hükmediyorlar!

ve cealû

  En’âm / 136 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Allah'ın yarattığı ekinlerle hayvanlardan Allah'a bir hisse ayırıp boş düşüncelerine göre bu Allah'ın diyorlardı, bu da ortaklarımız olan putların. Putlara ait olanlar, Allah'a ulaşmıyordu ama Allah'a ait olanlar, ortaklarına, putlara kavuşuyordu, hükmettikleri şey ne de kötüydü.

ve cealû

  En’âm / 136 -

 Abdullah Parlıyan = Allah'la birlikte başkalarına da ilahlık yakıştıranlar, Allah'ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan Allah'a pay ayırırlar ve “Bu Allah'ındır” derler. Ne iddia haksız  şekilde “Ve bu da Allah'a ortaklar koştuğumuz varlıklar içindir” diye iddia ederler. Kendi ortakları için olan pay, Allah tarafına aktarılmaz ama, Allah'a ait olan pay, kendi ortakları tarafına aktarılabilir. Yani, fonlar arası aktarmalarda Allah zengindir, ihtiyacı yoktur diye putlarına ayrılan tarafı artırmaya çalışırlardı.

ve cealû

  En’âm / 136 -

 Adem Uğur = Allah'ın yarattığı ekinlerle hayvanlardan Allah'a pay ayırıp zanlarınca, bu Allah'a, bu da ortaklarımıza (putlarımıza) dediler. Ortakları için ayrılan Allah'a ulaşmıyor, fakat Allah için ayrılan ortaklarına ulaşıyor! Ne kötü hüküm veriyorlar?

ve cealû

  En’âm / 136 -

 Ahmed Hulusi = (O'nun) yarattığı ekinden ve hayvandan Allâh'a bir pay ayırdılar! Kendi zanlarınca şöyle dediler: "Bu Allâh'ın, bu da ortak koştuklarımızındır. " (Oysa) ortak koştukları için olan Allâh'a vâsıl olmaz! (Ama) Allâh için olan, onların ortak koştuklarına ulaşır. . . Ne kötü hüküm veriyorlar!

ve cealû

  En’âm / 136 -

 Ahmet Tekin = Allah’ın üretip çoğalttığı ekin ve hayvanlardan Allah’a bir hisse ayırıyorlar ve kendi düşüncelerine göre:'Bu Allah’ın, şu da ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak saydığımız varlıkların' diyorlardı. Ortak saydıklarına ayrılan hisse Allah’ın rızasını gerektirecek yerlere dağıtılmadığı için Allah’a ulaşmamakta, fakat Allah’a ayrılan hisseden, rızasına uygun olmayan yere dağıtıldığı için ortak saydıklarına ulaşmaktadır. Verdikleri hüküm ne kötüdür.

ve cealû

  En’âm / 136 -

 Ahmet Varol = Kendi zanlarıyla: 'Bu Allah'ın, bu da ortak koştuklarımızındır' diyerek Allah'ın yarattığı ekinden ve hayvanlardan Allah'a pay ayırdılar. Ortak koştukları için ayırdıkları Allah'a ulaşmaz. Allah'a ayırdıkları ise işte o ortak koştuklarına ulaşır. [14] Ne kadar da kötü hüküm veriyorlar!

ve cealû

  En’âm / 136 -

 Ali Bulaç = O'nun üretip türettiği ekin ve hayvanlardan Allah için bir pay ayırdılar, sonra kendi zanlarınca: "Bu Allah'ındır, bu da ortaklarımızındır" dediler. Kendi ortakları için olan (pay), Allah tarafına geçmez, ama Allah'a aid olan kendi ortaklarının tarafına (payına) geçer. Ne kötü hüküm veriyorlar?

ve cealû

  En’âm / 136 -

 Ali Fikri Yavuz = Tuttular Allah’ın yarattığı ekinden ve davardan, müşrikler, hisseler ayırdılar ve inançlarınca: “- Bu Allah’ın ve bu da Allah’a ortak koştuğumuz putların” dediler. Putlar için olan hisse çoğalsa, ondan Allah için harcamazlar. Fakat Allah için ayırdıkları hisse çoğalınca, Allah’ın ihtiyacı yoktur diye, putları yolunda harcarlar. Ne kötü hüküm vermektedirler!...

ve cealû

  En’âm / 136 -

 Ali Ünal = Allah’ın yarattığı ekin ve hayvanlardan Allah için bir pay ayırıp kendi bâtıl iddialarınca “Bu Allah’a ait; şu da, (O’nun yanısıra ma’bud edindiğimiz) ilâhlarımızın!” diye bölüştürmede bulunurlar. Fakat (yine de işlerine geldiği gibi davranır ve) kendi ilâhlarına ayırdıklarını onlar için harcarken, Allah için ayırdıklarını ise Allah için sarfetmeyip, ilâhları uğruna kullanırlar. Ne kötü kanunlar koyup, kendi kanunlarını da ne kötü uyguluyorlar!