Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Diyanet İşleri = (Allah, şöyle dedi:) “Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık, size Tûr’un sağ yanını va’dettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik.”

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ey İsrâiloğulları, sizi kurtardık düşmanlarınızdan, sözleştik sizinle Tûrun sağ yanında ve size kudret helvasıyla bıldırcın yağdırdık.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Abdullah Parlıyan = Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanlarınızdan kurtardık, sonra Sina Dağının sağ yamacında sizinle bir antlaşma yaptık ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Adem Uğur = Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık; Tûr'un sağ tarafına (gelmeniz için) size vâde tanıdık ve size kudret helvası ile bıldırcın eti lütfettik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Ahmed Hulusi = Ey İsrailoğulları! Gerçekten biz sizi düşmanınızdan kurtardık ve Tur'un (Sina Dağı) sağ yanında size vadettik. . . Sizin üzerinize kudret helvası ve bıldırcın kuşu tenzîl ettik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Ahmet Tekin = 'Ey İsrailoğulları, sizi düşmanınızdan kurtardık. Tûr’un ( dağın) sağ tarafına gelmeniz için sizinle sözleştik. Size kudret helvası ve bıldırcın indirdik.'

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Ahmet Varol = Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık, Tur'un sağ yanında size vaadde bulunduk ve üzerinize kudret helvasıyla bıldırcın eti indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Ali Bulaç = Ey İsrailoğulları, andolsun, sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Tur'un sağ yanında sizinle vaadleştik ve üzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey İsrail Oğulları! Sizi düşmanınızdan (Firavun’dan) kurtardık ve Tûr dağının sağ yanında (Mûsa’ya Tevrat’ı indirmek üzere) size vaad verdik; üzerinize de kudret helvası ve bıldırcın indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Ali Ünal = Ey İsrail Oğulları! Gerçek şu ki, sizi düşmanınızdan kurtardık; Tûr’un sağ yanında Musa vasıtasıyla sizinle sözleşme yaptık (ve size Tevrat’ı verdik. Çölde aç kalmayasınız diye) size kudret helvası ve bıldırcın eti indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Bayraktar Bayraklı = “Ey İsrâiloğulları! Sizi düşmanınızın elinden kurtarmış, sizinle Tûr'un sağ tarafında sözleşmiş ve size kudret helvasıyla bıldırcın eti indirmiştik.”

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Bekir Sadak = Ey israilogullari! Sizleri dusmaninizdan kurtardik, Tur'un sag yanini size vadettik ve uzerinize kudret helvasiyla bildircin indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Celal Yıldırım = Ey İsrail oğulları! Sizi cidden düşmanınızdan kurtardık; Tûr'un sağ tarafında size va'de verdik ve üzerinize kudret helvasiyle bıldırcın kuşu indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Cemal Külünkoğlu = Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık. Size Tur Dağı'nın sağ yanını vadettik. Size gökten kudret helvası ile bıldırcın indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Diyanet İşleri (eski) = Ey İsrailoğulları! Sizleri düşmanınızdan kurtardık, Tur'un sağ yanını size vadettik ve üzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Diyanet Vakfi = Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık; Tûr'un sağ tarafına (gelmeniz için) size vâde tanıdık ve size kudret helvası ile bıldırcın eti lütfettik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Edip Yüksel = Ey İsrail oğulları, sizi düşmanlarınızdan kurtarmış, Sina dağının sağ yanında size söz vermiş ve üzerinize Menna ve bıldırcın indirmiştik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ey Benî İsraîl! Sizi düşmanınızdan kurtardık ve size Tûrun sağ tarafına va'd verdik ve üzerinize kudret helvası ve bıldırcın indirdik

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ey İsrail oğulları! Sizi gerçekten düşmanınızdan kurtardık, Tur dağının sağ yanında size söz verdik ve sizlere kudret helvası ile bıldırcın indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ey İsrailoğulları! Sizleri düşmanınızdan kurtardık ve Tûr dağının sağ yanında size söz verdik, üzerinize de kudret helvası ve bıldırcın indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Gültekin Onan = Ey İsrailoğulları, andolsun, sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Tur'un sağ yanında sizinle vaadleştik ve üzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Harun Yıldırım = Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık; Tûr'un sağ tarafına (gelmeniz için) size vâde tanıdık ve size kudret helvası ile bıldırcın eti lütfettik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Hasan Basri Çantay = Ey İsrâîl oğulları, sizi düşmanınızdan kurtardık. «Tuur» un sağ yanında size va'de verdik ve sizin üstünüze kudret helvasıyle bıldırcın indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Hayrat Neşriyat = Ey İsrâiloğulları! Şübhesiz sizi (böylece) düşmanınızdan kurtardık; Tûr’un sağ tarafında (buluşmak üzere) sizinle sözleştik ve size (pek muhtaç kaldığınız o çölde) kudret helvası ile bıldırcın indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 İbni Kesir = Ey İsrailoğulları; sizleri düşmanınızdan kurtardık ve size Tur'un sağ yanını vaad eetik. Ve üzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Kadri Çelik = Ey İsrail oğulları, şüphesiz sizi düşmanlarınızdan kurtardık, Tur'un sağ yanında (Tevrat'ın gelişi için) sizinle sözleştik ve üzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Muhammed Esed = Ey İsrailoğulları! (Böylece) sizi düşmanınızın elinden kurtardık ve (sonra) Sina Dağı'nın sağ yamacında sizinle bir andlaşma yaptık; ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik;

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Mustafa İslamoğlu = Siz ey İsrailoğulları! Doğrusu sizi düşmanlarınızdan kurtarmış ve (Sina) Dağı'nın sağ yamacında sizden söz almıştık; üstelik bir de size menn ve selva indirmiştik:

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ey İsrailoğulları! Sizi muhakkak ki, düşmanınızdan halâs ettik ve size Tûr'un sağ cânibini vaadettik ve sizin üzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Ömer Öngüt = Ey İsrâiloğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık. Tûr'un sağ tarafında sizinle sözleştik ve üzerinize kudret helvasıyla bıldırcın eti indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Şaban Piriş = -Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Tûr’un sağ tarafını size vaadettik. Size kudret helvası ve bıldırcın indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Sadık Türkmen = Ey israiloğullari! Sizi düşmanınızdan kurtardık ve Tûr’un sağ tarafını size buluşma yeri olarak belirledik. Size helva ve bıldırcın indirdik/yarattık.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Seyyid Kutub = Ey İsrailoğulları, sizi düşmanınızdan kurtardık. Size Tur'un sağ yanında Tevrat'ı indirmeyi vadettik. Size gökten kudret helvası ile bıldırcın indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Suat Yıldırım = Ey İsrail evlatları! Sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Tur’un sağ tarafında Mûsâ ile konuşmayı size vâd ettik. Size çölde kudret helvasıyla bıldırcın lütfettik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Süleyman Ateş = Ey İsrâil oğulları, biz sizi düşmanınızdan kurtardık ve Tûr'un sağ yanında, (Mûsâ ile konuşmayı) size va'dettik; üzerinize kudret helvasıyle bıldırcın indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Tefhim-ul Kuran = Ey İsrailoğulları, andolsun, sizi düşmanlarınızdan kurtardık, Tur'un sağ yanında sizinle vaadleştik ve üzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Ümit Şimşek = Ey İsrailoğulları! Biz sizi düşmanınızdan kurtardık; size Tûr'un sağ tarafında bir söz verdik; üzerinize de kudret helvası ile bıldırcın indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Ey İsrailoğulları, şu bir gerçek ki, biz sizi düşmanınızdan kurtardık. Tûr'un sağ yanında size vaatte bulunduk. Ve üstünüze kudret helvasıyla bıldırcın indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 İskender Ali Mihr = Ey benî İsrail! Sizi düşmanınızdan kurtarmıştık. Ve Tur’un sağ tarafında sizinle (buluşmak üzere) vaadleştik ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik.

ve vâadnâ-kum

  Tâ-Hâ / 80 -

 İlyas Yorulmaz = Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kesinlikle biz kurtardık ve Tur’un sağ yanında bir yeri, size mekan olarak vaat etmiştik. Ayrıca size helva ve bıldırcın eti indirmiştik.

vâadnâ

  Bakara / 51 -

 Diyanet İşleri = Hani, biz Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.

vâadnâ

  Bakara / 51 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Bir vakit Mûsâ'ya kırk gecelik vâde verdik. Sonra siz, o yokken tuttunuz da buzağıya kapıldınız, böylece zulmediyordunuz işte.

vâadnâ

  Bakara / 51 -

 Abdullah Parlıyan = ve nasıl Musa'yı Sina dağında kırk gece tuttuğumuzu ve O'nun yokluğunda takılarınız, süs eşyalarınızla edindiğiniz buzağıya tapmaya başladığınızı ve böylece zalimlerden olduğunuzu,

vâadnâ

  Bakara / 51 -

 Adem Uğur = Musa'ya kırk gece (vahyetmek üzere) söz vermiştik. Sonra haksızlık ederek buzağıyı (tanrı) edindiniz.

vâadnâ

  Bakara / 51 -

 Ahmed Hulusi = Musa'ya kırk gece vadetmiştik de, siz de o süreçte buzağıyı (tanrı) edinmiştiniz, zâlimler olarak (nefsinize zulmetmiştiniz).

vâadnâ

  Bakara / 51 -

 Ahmet Tekin = Mûsâ ile kırk gece biraraya geleceğimize dair sözleşmiştik. Mûsâ içinizden ayrılınca, hemen onun arkasından buzağı heykelini put haline getirdiniz. Siz işte o zâlimlersiniz.

vâadnâ

  Bakara / 51 -

 Ahmet Varol = Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizse onun ardından, zalimlerden olup buzağıya tapmıştınız. [7]

vâadnâ

  Bakara / 51 -

 Ali Bulaç = Hani Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Ama sonra siz, onun arkasından buzağıyı (tanrı) edinmiş ve (böylece) zalimler olmuştunuz.

vâadnâ

  Bakara / 51 -

 Ali Fikri Yavuz = Bir vakit de Musâ’ya, Tûr’da vahy için, kırk gece vade vermiştik. O, Tûr’a gittikten sonra, siz, buzağıyı tanrı edindiniz ve bu halinizle zâlimlerden oldunuz.

vâadnâ

  Bakara / 51 -

 Ali Ünal = (Ve bir dönem geldi. Hani o zaman) Musa ile (toplam) kırk gece için sözleşmiştik. (O, bu sürenin ilk otuz gecesinde Turi Sina’da kalırken, içinde nur, hidayet, rahmet ve bütün meselelerin çözümü bulunan Tevrat’ı levhalar halinde kendisine vermiştik.) Bu arada siz, onun ardından o buzağı heykelini ilâh edinmiştiniz; (bu şekilde şirke düşmekle) kendi kendinize zulmediyordunuz.