Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Diyanet İşleri = “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz.”

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Rabbimiz, bizi buradan çıkar, gene kötülüğe dönersek gerçekten de zulmetmiş oluruz artık.

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Abdullah Parlıyan = Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar, eğer tekrar işlediğimiz günahlara dönersek, o zaman gerçekten yaratılış gayesi dışında yaşayan kimselerden oluruz.

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Adem Uğur = Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız.

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Ahmed Hulusi = "Rabbimiz. . . Çıkar bizi oradan. . . Eğer döner (aynısını yapar) isek, muhakkak biz zâlimleriz. "

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Ahmet Tekin = 'Ey Rabbimiz, bizi buradan çıkar. Yaptıklarımızı bir daha yapmaya kalkarsak, kendimize haksızlık edeceğimizi biliyoruz.'

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Ahmet Varol = Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer (tekrar inkâra) dönersek o zaman gerçekten zalimleriz.'

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Ali Bulaç = "Rabbimiz, bizi (ateşin) içinden çıkar, eğer yine (inkâra) dönersek, artık gerçekten zalim kimseler oluruz."

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey Rabbimiz! Bizi bu ateşden çıkar; yine küfre dönersek, o takdirde muhakkak zalimleriz.

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Ali Ünal = “Rabbimiz, ne olur bizi buradan çıkar. Eğer bir daha o eski kötülüklerimize dönecek olursak, o zaman gerçekten kendimize yazık etmiş oluruz, (ki bunu da yapmayız); yaparsak, cidden zalimlermişiz demek olur.”

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Bayraktar Bayraklı = “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar! Eğer, bir daha ettiklerimize dönersek, artık belli ki biz zâlim insanlarız.”

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Bekir Sadak = «ORabbimiz! Bizi buradan cikar, tekrar gunaha donersek, dogrusu zulmetmis oluruz.»

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Celal Yıldırım = Rabbimiz! Bizi buradan çıkar, bir daha haydutluğa dönersek elbette zâlimlerizdir (o zaman) derler.

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Cemal Külünkoğlu = (106-107) (Onlar şöyle) derler: “Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk. Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz.”

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Diyanet İşleri (eski) = 'Rabbimiz! Bizi buradan çıkar, tekrar günaha dönersek, doğrusu zulmetmiş oluruz.'

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Diyanet Vakfi = Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız.

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Edip Yüksel = 'Rabbimiz, bizi buradan çıkar. Eğer (eski durumumuza) dönersek artık biz gerçekten zalimleriz.'

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ey bizim rabbımız! çıkar bizleri bundan, döner bir daha edersek her halde bizler zalimiz

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Rabbimiz, çıkar bizi buradan; döner bir daha yaparsak şüphesiz ki biz zalimleriz.

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız.

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Gültekin Onan = "Rabbimiz, bizi (ateşin) içinden çıkar, eğer yine (inkara) dönersek, artık gerçekten zalim kimseler oluruz."

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Harun Yıldırım = Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız.

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Hasan Basri Çantay = «Ey Rabbimiz, bizi buradan çıkar. Eğer (yine küfre) dönersek artık hiç şübhesiz ki biz zaalimlerizdir».

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Hayrat Neşriyat = 'Rabbimiz! Bizi buradan çıkar; artık bir daha (küfre) dönersek, o takdirde gerçekten (kendi nefsimize) zulmeden kimseler oluruz.'

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 İbni Kesir = Rabbımız, bizi buradan çıkar, tekrar dönersek doğrusu zulmetmiş oluruz.

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Kadri Çelik = “Rabbimiz! Bizi (ateşin) içinden çıkar, eğer yine (inkâra) dönersek, artık gerçekten zalimler oluruz.”

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Muhammed Esed = Ey Rabbimiz, bizi buradan çıkar, eğer tekrar (günaha) dönersek, o zaman, gerçekten zalim kimseler oluruz!"

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Mustafa İslamoğlu = Rabbimiz! Bizi buradan çıkar! Eğer tekrar dönersek, o zaman anlaşılır ki bizler gerçekten zalimleriz!

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = «Ey Rabbimiz! Bundan bizleri çıkar, imdi bir daha dönersek artık şüphe yok ki, biz zalim kimseleriz.»

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Ömer Öngüt = “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar! Eğer bir daha günaha dönersek, doğrusu zulmetmiş oluruz.

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Şaban Piriş = Rabbimiz, bizi ateşten çıkar. Eğer yine dönersek, biz gerçekten zalimleriz, derler.

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Sadık Türkmen = Rabbimiz! bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (yaptığımız kötülüklere) dönersek, artık gerçekten biz zalimlermişiz.”

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Seyyid Kutub = Ey Rabb'imiz, bizi buradan çıkar, eğer eski tutumumuza dönersek biz gerçekten zalim oluruz.

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Suat Yıldırım = (106-107) "Ey Ulu Rabbimiz", derler, "azgınlığımız, kötü talihimiz ağır bastı, biz de yoldan sapan kimseler olduk bir kere. Ama ne olur ey Ulu Rabbimiz, kurtar bizi bu ateşten, eğer bir daha o kötülükleri yaparsak işte o zaman, kendimize iyice yazık eder, zalimin teki oluruz!"

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Süleyman Ateş = "Rabbimiz, bizi bundan çıkar. Eğer bir daha (yaptığımız kötü işlere) dönersek artık biz gerçekten zâlimleriz."

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Tefhim-ul Kuran = «Rabbimiz, bizi (ateşin) içinden çıkar, eğer yine (küfre) dönersek, artık gerçekten zalimler oluruz.»

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Ümit Şimşek = 'Rabbimiz, bizi buradan çıkar. Bir daha eski halimize dönersek, işte o zaman zalimlerden oluruz.'

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 Yaşar Nuri Öztürk = "Rabbimiz, çıkar bizi oradan. Eğer bir daha aynısını yaparsak, gerçekten zalimler olacağız."

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 İskender Ali Mihr = Rabbimiz, bizi oradan (cehennemden) çıkar. Bundan sonra dönersek; o zaman biz, mutlaka zalimler oluruz.

udnâ

  Mü’minûn / 107 -

 İlyas Yorulmaz = Rabbimiz bizi ateşten çıkar. Eğer tekrar senin dininden dönersek, yine kendimize yazık edenlerden oluruz” dediler.

in udnâ

  A’râf / 89 -

 Diyanet İşleri = “Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah’ın dilemesi olmadıkça, sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın.”

in udnâ

  A’râf / 89 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Fakat Allah bizi ondan kurtardıktan sonra tutar da tekrar sizin dininize dönersek yalan yere Allah'a iftirâ etmiş oluruz. Artık o dine dönmemize imkân yok, meğer ki Rabbimiz olan Allah dileye. Rabbimizin bilgisi her şeye yeter, her şeyi şâmildir. Allah'a dayandık biz. Rabbimiz, sen bizimle kavmimizin arasında gerçek olanı hükmet ve sen, hükmedenlerin en hayırlısısın.

in udnâ

  A’râf / 89 -

 Abdullah Parlıyan = “Öyle ama, Allah bizi ondan kurtardıktan sonra, yine sizin dininize dönecek olursak, herhalde Allah'a karşı yalan ve iftira etmiş oluruz. O'na dönmemiz, bizim için olacak şey değildir. Rabbimiz Allah, bunu bizden istemediği sürece, bizim sizin yolunuza dönmemiz asla doğru olmaz. Rabbimiz, sınırsız bilgisiyle herşeyi kuşatmıştır. Biz de Allah'a güvenmişiz. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçek olan neyse onu ortaya çıkar. Çünkü hakkı ortaya çıkaranların en hayırlısı sensin.”

in udnâ

  A’râf / 89 -

 Adem Uğur = Doğrusu Allah bizi ondan kurtardıktan sonra tekrar sizin dininize dönersek Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah dilemiş başka, yoksa ona geri dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz sadece Allah'a dayanırız. Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmet! Sen hükmedenlerin en hayırlısısın.

in udnâ

  A’râf / 89 -

 Ahmed Hulusi = "Allâh bizi, o asılsız din anlayışından kurtardıktan sonra, eğer sizin atasal dininize geri dönersek, gerçekten Allâh üzerine yalan uydurmuş oluruz. . . Ona dönmemiz bizim için olacak şey değildir! Rabbimiz olan Allâh'ın dilemesi hariç. . . Rabbimiz, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. . . Allâh'a tevekkül ettik (hakikatimizdeki El Vekiyl isminin gereğini yerine getireceğine iman ettik). . . Rabbimiz, bizimle toplumumuzun arasını Hak üzere birleştir. . . Sen en hayırlı Fatih'sin!"

in udnâ

  A’râf / 89 -

 Ahmet Tekin = 'Allah’ın bizi küfürden kurtarmasından sonra, tekrar sizin geleneksel düzeninize, hayat tarzınıza dönersek Allah adına yalan uydurduğumuzu kabullenmiş oluruz. Rabbimiz Allah’ın sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olması dışında, geri dönmemiz olacak şey değildir. Her şey, Rabbimizin ilmi, iradesi, planı içinde gerçekleşmektedir. Allah’a, sadece Allah’a dayanıp güvendik, işlerimizi ona havale ettik. Ey Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında adâletle, hakkı ölçü alarak durumumuzu açıklığa kavuşturacak bir hüküm ver, . Sen, açık hükümle sonuca varanların en hayırlısısın.' dedi.

in udnâ

  A’râf / 89 -

 Ahmet Varol = Allah bizi ondan kurtardıktan sonra sizin dininize dönersek Allah'a iftirada bulunmuş oluruz. Rabbimiz Allah dilemedikçe de zaten sizin dininize dönmemiz söz konusu olamaz. Rabbimiz ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Biz Allah'a güvendik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimizin arasını hak üzere aç (aramızda hak üzere hükmet). Sen açanların (hükmedenlerin) en hayırlısısın.'

in udnâ

  A’râf / 89 -

 Ali Bulaç = "Allah bizi ondan kurtardıktan sonra, bizim tekrar sizin dininize dönmemiz Allah'a karşı yalan yere iftira düzmemiz olur. Rabbimiz olan Allah'ın dilemesi dışında, ona geri dönmemiz bizim için olacak iş değildir. Rabbimiz, ilim bakımından her şeyi kuşatmıştır. Biz Allah'a tevekkül ettik. 'Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında 'Sen hak ile hüküm ver,' Sen 'hüküm verenlerin' en hayırlısısın."

in udnâ

  A’râf / 89 -

 Ali Fikri Yavuz = Doğrusu Allah bizi dininizden kurtarmışken, sizin milletinize (dininize) dönecek olursak, bir yalan uydurarak Allah’a iftira etmişiz demektir. Dininize dönmemiz, bizim için mümkün değil, meğer ki Rabbimiz olan Allah dilemiş olsun. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz, yalnız Allah’a güvenmişiz. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında sen hak olanı hükmet. Sen hüküm verenlerin en hayırlısısın.”

in udnâ

  A’râf / 89 -

 Ali Ünal = “Allah bizi sizin o bâtıl inancınızdan ve yolunuzdan kurtardıktan sonra tekrar o aynı yola dönersek, bu takdirde yalan isnadıyla Allah’a iftirada bulunmuş oluruz. Bizim o yola geri dönmemiz asla söz konusu değildir, meğer ki Rabbimiz olan Allah (mazallah hakkımızda başka türlü) dilemiş ola. Rabbimiz, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. (Siz ne yaparsanız yapın, ne derseniz deyin) biz, Allah’a güvenip dayandık. Ey Rabbimiz! Bizimle şu halkımız arasında hükmünü ver ve hakkı ortaya koy; hiç şüphesiz Sen, gerçeği en doğru ve en hayırlı biçimde ortaya koyansın.”