Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Diyanet İşleri = Hâlbuki O, göklerde de Allah’tır, yerde de. Sizin gizlinizi de bilir, açığa vurduğunuzu da. Sizin daha ne kazanacağınızı da bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Odur göklerde de, yeryüzünde de Allah. Gizlediğinizi de bilir, açığa vurduğunuzu da ve ne kazanacağınızı da bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Abdullah Parlıyan = O göklerde ve yerde de Allah'tır. Sizin gizlinizi açığınızı, hayır ve şer ne kazanacağınızı da bilen O'dur.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Adem Uğur = O, göklerde ve yerde tek Allah'tır. Gizlinizi, açığınızı bilir. (Hayır ve şerden) ne kazanacağınızı da bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Ahmed Hulusi = "HÛ"dur Allâh, semâlarda ve arzda. . . Bilir özünüzdekini de, açığa çıkardığınızı da! Bilir (Yaptıklarınızla) neler kazanmakta olduğunuzu da!

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Ahmet Tekin = O Allah’tır, göklerdedir, yerdedir. Gönüllerinizde gizlediğinizi, açıkça söylediklerinizi ve yaptıklarınızı bilir. Hayır ve şer ne işleyeceğinizi ne sevap kazanacağınızı, hangi günahları yükleneceğinizi de bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Ahmet Varol = O göklerde de yerde de Allah'tır. Sizin gizlinizi ve açığınızı bilir; ne kazandığınızı da bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Ali Bulaç = Göklerde ve yerde Allah O'dur. Gizlinizi ve açığınızı bilir; kazandıklarınızı da bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Ali Fikri Yavuz = Halbuki göklerde ve yerde ibadete lâyık yalnız O Allah’dır. Sizin içinizi de bilir, dışınızı da. O, yapacağınız şeyleri de bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Ali Ünal = O, (mutlak hakimiyeti, sıfatlarının ve isimlerinin bütün tecellileriyle) göklerde de yerde de Allah’tır; (bu bakımdan, ne göklerde ne de yerde başka ilâh, başka rab, başka melik vardır. O, her yerde hazır ve nâzır olmakla) sizin gizlinizi de, açığa vurduğunuzu da bilmekte, yine (hayır ve şer, haram ve helâl) ne kazanıyorsanız hepsini bilmektedir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Bayraktar Bayraklı = O, göklerde ve yerde tek Allah'tır. Sizin içinizi de dışınızı da bilir. Ne kazanacağınızı da bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Bekir Sadak = O, goklerin ve yerin Allah'i, icinizi disinizi bilir, kazandiklarinizi da bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Celal Yıldırım = O, göklerde de, yerde de (övülmeğe lâyık olan) Allah'tır; sizin gizli ve açık hallerinizi bilir; kazandıklarınızı da bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Cemal Külünkoğlu = Göklerde ve yerde gerçek ilah (hakiki mabud) sadece Allah'tır. (O) sizin gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir. (İyi ve kötü) kazandıklarınızı/yaptıklarınızı da bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Diyanet İşleri (eski) = O, göklerin ve yerin Allah'ı, içinizi dışınızı bilir, kazandıklarınızı da bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Diyanet Vakfi = O, göklerde ve yerde tek Allah'tır. Gizlinizi, açığınızı bilir. (Hayır ve şerden) ne kazanacağınızı da bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Edip Yüksel = O, göklerde ve yerde olan ALLAH. Sizin gizlinizi açığınızı bilir, kazandıklarınızı da bilir

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Halbuki o Göklerde de Allah yerde de, sizin içinizi de bilir, dışınızı da, daha ne kesbedeceksiniz onu da bilir

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Halbuki göklerde de yerde de Allah O'dur. İçinizi de dışınızı da bilir. Daha ne yapıp kazanacağınızı da bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = O, göklerde de, yerde de (tek) Allah'tır. Sizin gizlinizi, açığınızı ve ne kazandığınızı bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Gültekin Onan = Göklerde ve yerde Tanrı O'dur. Gizlinizi ve açığınızı bilir; kazandıklarınızı da bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Harun Yıldırım = Göklerde ve yerde Allah yalnız O’dur. Gizlinizi de açığınızı da bilir. Ne kazandığınızı da bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Hasan Basri Çantay = O, göklerde de, yerde de (ibâdete müstehık olan) Allahdır. Sizin içinizi de bilir O, dışınızı da. (Hayr ve şer) ne kazanacağınızı da bilir O.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Hayrat Neşriyat = Hâlbuki O, göklerde ve yerde (ibâdete lâyık, tek olan) Allah’dır. Gizlinizi ve açığınızı bilir; (hayır ve şerden) ne kazanacağınızı da bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 İbni Kesir = O; göklerde de, yerde de Allah'tır. Gizlinizi de aşikarınızı da bilir. Ne kazanacağınızı da bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Kadri Çelik = Göklerde ve yerde Allah O'dur. Gizlinizi ve açığınızı bilir; kazanmakta olduğunuz şeyi de bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Muhammed Esed = oysa O, göklerin ve yerin Allahı, gizlediğiniz ve açıktan yaptığınız her şeyi ve hak ettiklerinizi bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Mustafa İslamoğlu = Oysa O, göklerde de yerde de Allah'tır; gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir; dahası bütün işlediklerinizle neyi kazandığınızın da farkındadır.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve O göklerde de, yerde de Allah'dır, sizin gizli ve aleni olan herşeyinizi bilir ve ne kazanacağınızı da bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Ömer Öngüt = Göklerde de yerde de Allah O'dur. Gizlinizi ve açığınızı bilir, ne kazandığınızı da bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Şaban Piriş = Göklerde ve yerde “Allah” O’dur. Gizlinizi de açığınızı da bilir. Ne kazandığınızı da bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Sadık Türkmen = O, göklerde ve yeryüzünde tek Allah’tır. Gizlinizi ve açığa vurduğunuzu bildiği gibi, kazandıklarınızı da bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Seyyid Kutub = O göklerin de Allah'ıdır, yeryüzünün de Allah'ıdır. Sizin gizlinizi, açığınızı ve yaptığınız her şeyi bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Suat Yıldırım = Oysa ki göklerde de, yerde de gerçek İlah ancak O’dur. O sizin gizlinizi de bilir, açığa vurduğunuzu da. O, hayır ve şer olarak ne kazanacağınızı da bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Süleyman Ateş = O, göklerde de, yerde de (tek) Allah'tır. Sizin gizlinizi, açığınızı ve ne kazandığınızı bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Tefhim-ul Kuran = Göklerde ve yerde Allah O'dur. Gizlinizi ve açığınızı bilir; kazanmakta olduklarınızı da bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Ümit Şimşek = Göklerde ve yerde Allah Odur. O sizin içinizi de bilir, dışınızı da bilir, kazandıklarınızı da bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 Yaşar Nuri Öztürk = O, göklerde de Allah'tır, yerde de. O, sizin iç dünyanızı da bilir, açığa vurduklarınızı da. Neler kazanmakta olduğunuzu da bilir O!

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 İskender Ali Mihr = Göklerde ve arzda Allah O’dur. (O Allah, göklerde ve yerdedir.) Sizin sırrınızı (gizlediğinizi) ve açıkladığınızı ve kazanacağınız şeyi bilir.

mâ teksibûne

  En’âm / 3 -

 İlyas Yorulmaz = Allah hem göklerde ve hemde yerdedir. Sizin gizlediklerinizi de, açıkça yaptıklarınızı da ve ne kazandıklarınızı da O bilir.

kuntum teksibûne

  A’râf / 39 -

 Diyanet İşleri = Öncekiler sonrakilere, “Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık, azabı tadın” derler.

kuntum teksibûne

  A’râf / 39 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Evvelce girenler, sonrakilere diyecekler ki: Sizin bir üstünlüğünüz yok bize, kazandığınız suçlar yüzünden tadın azâbı.

kuntum teksibûne

  A’râf / 39 -

 Abdullah Parlıyan = Ve öncekiler sonrakilere şöyle diyecek: “Demek ki, bizim hatalarımızdan ders almadığınızdan dolayı, bize karşı bir üstünlüğünüz yok. Öyleyse yaptığınız tüm o kötülükler için tadın bu azabı.”

kuntum teksibûne

  A’râf / 39 -

 Adem Uğur = Öncekiler de sonrakilere derler ki: Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!

kuntum teksibûne

  A’râf / 39 -

 Ahmed Hulusi = Öncekiler de sonrakilere: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. . . Uygulamalarınızın getirisi olarak yaşayın azabı!" derler.

kuntum teksibûne

  A’râf / 39 -

 Ahmet Tekin = İktidar sahibi liderler, halka:'Sizin bize göre farklı bir tarafınız yok. O halde, siz de işlediğiniz ameller, yüklendiğiniz günahlar sebebiyle azâbı tadın.' derler.

kuntum teksibûne

  A’râf / 39 -

 Ahmet Varol = Öncekiler de sonrakilere: 'Sizin bize bir üstünlüğünüz yoktu. Kazandıklarınıza karşılık azabı tadın' derler.

kuntum teksibûne

  A’râf / 39 -

 Ali Bulaç = (Bu sefer) Önde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki: "Sizin bize göre bir üstünlüğünüz yoktur, kazandıklarınıza karşılık olarak azabı tadın."

kuntum teksibûne

  A’râf / 39 -

 Ali Fikri Yavuz = Önceki öncüler de sonrakilere; “- Sizin de bize karşı bir üstünlüğünüz olmadı. Artık kendi yaptığınızın cezası olan azabı tadın”, derler.

kuntum teksibûne

  A’râf / 39 -

 Ali Ünal = Bu defa öncekiler diğerlerine şöyle söylenir: “Gördünüz ya, sizin bizden bir üstünlüğünüz, bize karşı bir ayrıcalığınız yok. O halde, bizzat kendi kazandığınız (günahlar karşılığında) tadın şu azabı!”