Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
techelûne
Diyanet İşleri = İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken, kendilerine ait putlara tapan bir kavme rastladılar. İsrailoğulları, “Ey Mûsâ! Onların kendilerine ait ilâhları (putları) olduğu gibi sen de bize ait bir ilâh yapsana” dediler. Mûsa şöyle dedi: “Şüphesiz siz cahillik eden bir kavimsiniz.”
techelûne
Abdulbaki Gölpınarlı = İsrailoğullarını denizden geçirdik de putlara tapmakta olan bir topluluğa rastladılar. Yâ Mûsâ dediler, onların taptığı putlar gibi bize de putlar yap. Mûsâ, şüphe yok ki dedi, siz bilgisiz bir kavimsiniz.
techelûne
Abdullah Parlıyan = Ve israoğullarını denizden geçirdik. Orada kendilerine mahsus, birtakım putlara samimiyetle tapan bir toplulukla karşılaştılar; ve bunun üzerine israoğulları: “Ey Musa! Bize de onların tanrıları gibi bir tanrı yapıver” dediler. Musa da: “Gerçekten siz eğri doğru nedir bilmeyen, cidden ne cahil bir topluluksunuz” dedi.
techelûne
Adem Uğur = İsrailoğullarını denizden geçirdik, orada kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir kavme rastladılar. Bunun üzerine: Ey Musa! Onların tanrıları olduğu gibi, sen de bizim için bir tanrı yap! dediler. Musa: Gerçekten siz cahil bir toplumsunuz, dedi.
techelûne
Ahmed Hulusi = İsrailoğullarına denizi geçirttik. . . Kendilerine ait putlara tapınan bir topluluğa ulaştılar. Dediler ki: "Ey Musa. . . Onların sahip olduğu ilâhlar gibi bizim için bir ilâh oluştur". . . (Musa) dedi ki: "Muhakkak ki siz çok cahilsiniz!"
techelûne
Ahmet Tekin = İsrâiloğulları’na denizi geçirdik. Yollarına devam ederken bir kavme rastladılar. Onlar kendilerine mahsus ağaçtan yontularak, metalden dökülerek yapılan heykellere, putlara tapıyorlardı. Kavmi Mûsâ’ya:'Ey Mûsâ, onların tanrıları gibi sen de bize bir tanrı yap' dediler. Mûsâ:'Siz, Allah’ın varlığını, birliğini, ibadete lâyık tek tanrı olduğunu hâlâ anlamamakta ısrar eden, bilgi ve muhakemenizi kullanmayan, tutarsız, cahilce davranan bir kavimsiniz' dedi.
techelûne
Ahmet Varol = İsrailoğullarını denizden geçirdik ve putları önünde eğilen bir topluluğa rastladılar. 'Ey Musa! Onların ilahları olduğu gibi bize de bir ilah yap' dediler. (Musa) dedi ki: 'Siz gerçekten cahillik eden bir topluluksunuz.
techelûne
Ali Bulaç = İsrailoğullarını denizden geçirdik. Putları önünde bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar. Musa'ya dediler ki: "Ey Musa, onların ilahları (var; onların ki) gibi, sen de bize bir ilah yap." O: "siz gerçekten cahillik etmekte olan bir kavimsiniz" dedi.
techelûne
Ali Fikri Yavuz = Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Onlar, putlara ibâdet eden bir kavme uğradılar. (İçlerinde câhil olanlar şöyle) dediler: “- Ey Mûsa, bunların taptıkları tanrıları gibi, bize de bir tanrı yap.” Mûsâ, onlara dedi. “- Siz, bir topluluksunuz ki gerçekten cahillik ediyorsunuz.
techelûne
Ali Ünal = İsrail evlâtlarını denizden geçirdik. Derken yolları, günün belli vakitlerini kendilerine has birtakım putlara ibadete ayırıp onlara tapan bir topluluğa uğradı. “Musa!” dediler: “Nasıl şunların birtakım ilâhları varsa bizim için de öyle bir ilâh tayin et.” Musa, “Şurası bir gerçek ki,” diye cevap verdi: “siz, hep böyle cehalet içinde gidip gelen bir topluluksunuz.
techelûne
Bayraktar Bayraklı = İsrâiloğulları'nı denizden geçirdik. Özel putlarına tapan bir topluluğa rastladılar. Bunun üzerine, “Ey Mûsâ!” dediler, “Bunların ilâhları olduğu gibi, sen de bize bir ilâh belirle!” Mûsâ dedi ki: “Siz gerçekten câhil bir toplumsunuz.”
techelûne
Bekir Sadak = (138-13) 9 Israilogullarinin denizden gecmelerini sagladik. Puta gonulden tapan bir millete rastladilar. «Ey Musa! Onlarin tanrilari gibi bize de bir tanri yap» dediler, Musa: «Dogrusu siz bilgisiz bir milletsiniz, bunlar yok olacaklar ve isledikleri bosa gidecektir» dedi.
techelûne
Celal Yıldırım = Ve İsrail oğulları'nın denizden (salimen) geçmelerini sağladık. Az sonra kendilerine mahsûs putlarına, üzerlerine kapanırcasına tapmakta olan bir kavme rasladılar. «Ey Musa !» dediler, «bunların ilâhları olduğu gibi bize de bir ilâh yap!» Musa, onlara dedi ki: «Siz gerçekten cahillik eden bir topluluksunuz.
techelûne
Cemal Külünkoğlu = İsrailoğullarını denizden geçirdik. Onlar, (çölde) gönülden putlara tapan bir topluluğa (Amelika kavmine) rastladılar ve dediler ki: “Ey Musa! Onların tanrıları gibi bize de bir tanrı yap!” O da dedi ki: “Siz gerçekten cahil topluluksunuz.”
techelûne
Diyanet İşleri (eski) = (138-139) İsrailoğullarının denizden geçmelerini sağladık. Puta gönülden tapan bir millete rastladılar. 'Ey Musa! Onların tanrıları gibi bize de bir tanrı yap' dediler, Musa: ' Doğrusu siz bilgisiz bir milletsiniz, bunlar yok olacaklar ve işledikleri boşa gidecektir' dedi.
techelûne
Diyanet Vakfi = İsrailoğullarını denizden geçirdik, orada kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir kavme rastladılar. Bunun üzerine: Ey Musa! Onların tanrıları olduğu gibi, sen de bizim için bir tanrı yap! dediler. Musa: Gerçekten siz cahil bir toplumsunuz, dedi.
techelûne
Edip Yüksel = İsrail oğullarını denizden geçirdik. Kendilerine özgü heykellere tapan bir topluluğa rastladılar ve: 'Musa, bunların tanrıları gibi bize de bir tanrı yap,' dediler. 'Siz, gerçekten cahil bir topluluksunuz!,' dedi.
techelûne
Elmalılı Hamdi Yazır = Ve Beni İsraîle denizi atlattık, derken bir kavme vardılar, toplanmışlar kendilerine mahsus bir takım putlara tapıyorlardı, ya Musâ! dediler: Bunların bir çok ilâhları olduğu gibi sen de bize bir ilâh yap, siz, dedi: Gerçekten cahillik ediyorsunuz
techelûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = (138-139) Ve İsrailoğullarına denizi atlattık. Derken, bir kavme vardılar, toplanmış kendilerine mahsus bir takım putlara tapıyorlardı. Dediler ki: «Ey Musa, bunların birçok ilahları olduğu gibi sen de bize ilah yap!» Dedi ki: «Siz gerçekten cahillik ediyorsunuz. Çünkü o gördüklerinizin içinde bulundukları din, yok olmaya mahkumdur ve bütün yaptıkları batıldır!»
techelûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ve İsrailoğullarının denizden geçmelerini sağladık? Derken bir kavme vardılar ki, onlar, kendilerine mahsus bir takım putlara tapıyorlardı. Dediler ki; Ey Musa! Onların tanrıları gibi, sen de bize bir tanrı yap! Musa da onlara dedi ki: Siz gerçekten cahillik eden bir kavimsiniz.
techelûne
Gültekin Onan = İsrail oğullarını denizden geçirdik. Putları önünde bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar. Musa'ya dediler ki: "Ey Musa, onların tanrıları (var; onlarınki) gibi, sen de bize bir tanrı yap." O: "Siz geçekten cahillik etmekte olan bir kavimsiniz" dedi.
techelûne
Harun Yıldırım = İsrailoğullarını denizden geçirdik. Putları üzerinde kararlı olan bir topluluğa rastladılar: “Ey Musa! Bize onların ilahları gibi bir ilah yap!” dediler. Dedi ki: “Siz gerçekten de cahillik eden bir topluluksunuz!”
techelûne
Hasan Basri Çantay = İsrâîl oğullarını denizden geçirdik. Şimdi putlarının önünde tapagelen bir kavme rast geldiler. Dediler ki: «Yâ Musa, onların nasıl Tanrıları varsa sen de bize öyle bir Tanrı yap»! «Siz, dedi, cidden ne cahillik eder bir kavmsiniz»!
techelûne
Hayrat Neşriyat = Hem İsrâiloğullarını denizden geçirdik; derken kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir kavme rastladılar. Dediler ki: 'Ey Mûsâ! Onların nasıl birtakım ilâhları varsa, (sen de) bize (öyle) bir ilâh yap!' (Mûsâ da:) 'Hakikaten siz câhillik etmekte olan bir kavimsiniz!' dedi.
techelûne
İbni Kesir = İsrailoğullarını denizden geçirdik. Onlar, gönülden putlara tapagelen bir topluluğa rastladılar ve dediler ki: Ey Musa; onların tanrıları olduğu gibi bize de bir tanrı yap. O da dedi ki: Siz gerçekten cahil topluluksunuz.
techelûne
Kadri Çelik = İsrail oğullarının denizden geçmelerini sağladık. Kendilerine mahsus putlara saygıyla tapınmakta olan bir topluluğa rastladılar. “Ey Musa! Bunların birçok ilahları olduğu gibi sen de bize bir ilah yap” dediler, Musa, “Doğrusu siz bilgisiz bir topluluksunuz.” dedi.
techelûne
Muhammed Esed = Ve İsrailoğullarını denizden geçirdik; derken, birtakım putlara tapınıp duran bir toplulukla karşılaştılar. (İsrailoğulları): "Ey Musa," dediler, "Bize de onların tanrıları gibi bir tanrı yapıver!" (Musa): "gerçekten de siz (eğri doğru nedir) bilmeyen bir toplumsunuz!" dedi,
techelûne
Mustafa İslamoğlu = Sonunda İsrailoğullarını denizden geçirdik; derken, birtakım putlara tapınan insanlarla karşılaştılar. "Ey Musa!" dediler, "Onların ilahı gibi bize de bir ilah tedarik ediver!" (Musa) cevaben dedi ki: "Siz sahiden de kendini bilmez bir yığınsınız.
techelûne
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve İsrailoğullarını denizden geçirdik. Kendilerine ait birtakım putlara ibadette bulunan bir kavme uğradılar. Dediler ki: «Ya Mûsa! Bize de put yap, nasıl ki onların putları vardır.» Dedi ki: «Muhakkak siz cahillik eder bir kavimsiniz.»
techelûne
Ömer Öngüt = İsrâiloğullarını denizden geçirdik. Orada gönülden putlara tapan bir topluluğa rastladılar. Dediler ki: “Ey Musa! Onların ilâhları olduğu gibi bize de bir ilâh yap!” O da dedi ki: “Siz gerçekten câhil bir kavimsiniz. ”
techelûne
Şaban Piriş = İsrailoğullarını denizden geçirmiştik. Kendi (elleriyle yaptıkları) putlarına bağlanmış bir topluma uğradılar -Ey Musa, bunların ilahları gibi bize de bir ilah yapsana! dediler. Musa da onlara: -Şüphesiz, cahillik eden bir toplumsunuz! dedi.
techelûne
Sadık Türkmen = Israiloğullari’ni denizden geçirdik. Derken kendilerine ait birtakım putlara tapmakta olan bir kavme rastladılar. “Ey Musa! Onların (taptığı) ilâhları gibi bir ilâh da bize yap” dediler. (Musa) “Siz gerçekten cahillik eden bir kavimsiniz” dedi.
techelûne
Seyyid Kutub = İsrailoğulları'nı denizden karşıya geçirdik. Yolda putlarına tapan bir topluma rastladılar, bunun üzerine «Ey Musa, bu adamların nasıl ilâhları varsa bize de öyle ilâhlar yap» dediler. Musa da onlara «Siz gerçekten cahil bir toplumsunuz.»
techelûne
Suat Yıldırım = (138-140) İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken yolları, kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir topluluğa uğradı. "Mûsâ!" dediler, "bunların tanrıları olduğu gibi bize de bir tanrı yapıver!" O ise: "Siz" dedi, "gerçekten cahil bir milletsiniz! Çünkü şu imrendiğiniz kimselerin dini yıkılmıştır ve yaptıkları bütün ameller de boşunadır. Hem Allah size bunca lütufta bulunup öteki insanlara üstün kılmış olduğu halde, hiç ben sizin için O’ndan başka bir tanrı arar mıyım?"
techelûne
Süleyman Ateş = İsrâil oğullarını denizden geçirdik, kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir kavme rastladılar: "Ey Mûsâ, dediler, (bak) bunların nasıl tanrıları var, bize de öyle bir tanrı yap!" (Mûsâ) dedi: "Siz, gerçekten câhil bir toplumsunuz."
techelûne
Tefhim-ul Kuran = İsrailoğullarını denizden geçirdik. Putları önünde bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar. Musa'ya dediler ki: «Ey Musa, onların ilahları (var; onların ki) gibi sen de bize bir ilah yap.» O: «Siz gerçekten cahillik etmekte olan bir kavimsiniz» dedi.
techelûne
Ümit Şimşek = Ve İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken, kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir kavme rast geldiler. 'Ey Musa,' dediler, 'onların tanrıları gibi bize de bir tanrı yap da tapalım.' Musa 'Siz ne cahil milletsiniz,' dedi.
techelûne
Yaşar Nuri Öztürk = İsrailoğullarına denizi geçirttik. Özel putlarına tapan bir topluluğa rastladılar. Bunun üzerine: "Ey Musa, dediler, bunların ilahları olduğu gibi sen de bize bir ilah belirle." Musa dedi: "Siz cahilliği sürdürmekte olan bir toplumsunuz."
techelûne
İskender Ali Mihr = Ve İsrailoğullarını denizden geçirdik kendilerinin olan (yalnız onlara ait) putlara devamlı tapan bir kavimle karşılaştılar. Şöyle dediler: “Ey Musa! Onların ilâhları gibi bize de ilâh yap.” Musa (A.S): “Muhakkak ki siz, cahillik eden bir kavimsiniz.” dedi.
techelûne
İlyas Yorulmaz = İsrail oğullarını denizden geçirdik. Sonra (yollarının üzerinde) putlara gönülden, samimi olarak tapan bir topluluğa geldiler. Musa’ya “Bu topluluğun ilahları gibi, sende bizim için bir ilah yap” dediler. Musa onlara “Siz gerçekten cahil bir toplumsunuz. ”
techelûne
Diyanet İşleri = “Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah’a âittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum.”
techelûne
Abdulbaki Gölpınarlı = Ey kavmim, bu yüzden bir mal da istemem sizden; ecrim, ancak Allah'a ait ve ben, inananları kovacak da değilim; şüphe yok ki onlar, Rablerine kavuşacaklar, fakat sizi görüyorum ki bilgisiz bir kavimsiniz.
techelûne
Abdullah Parlıyan = Ey kavmim! Bu mesajı size ulaştırdığım için sizden bir menfaat da beklemiyorum. Benim çabalarımın karşılığı Allah katındadır. Ve siz istemiyor, beğenmiyorsunuz diye bana inananları da yanımdan kovacak değilim. Çünkü onlar, Rableriyle karşılaşacaklarını biliyorlar. Ama size gelince, sizin eğriden doğrudan habersiz, yol yordam bilmez bir topluluk olduğunuzu görüyorum.
techelûne
Adem Uğur = Ey kavmim! Allah'ın emirlerini bildirmeye karşılık sizden herhangi bir mal istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah'a aittir. Ben iman edenleri kovacak değilim; çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizi, bilgisizce davranan bir topluluk olarak görüyorum.
techelûne
Ahmed Hulusi = "Ey halkım. . . Bunun için sizden bir karşılık istemiyorum. . . Benim yaptığımın karşılığı ancak Allâh'a aittir. . . Ben, (siz onları aşağı görseniz de) iman edenleri yanımdan uzaklaştıramam! Muhakkak ki onlar Rablerine kavuşacaklardır. . . Fakat ben sizi cahillik eden bir halk olarak görüyorum. "
techelûne
Ahmet Tekin = 'Ey kavmim, tebliğ görevime karşılık sizden bir mal, bir bedel istemiyorum. Benim ücretim, mükâfatım ancak Allah’a aittir. Ben iman edenleri kovamam. Onlar Rablerine kavuşacaklar. Fakat ben sizi bilgiden, muhakemeden uzak, tutarsız davranan, cehalette ısrar eden bir kavim olarak görüyorum.' dedi.
techelûne
Ahmet Varol = Ey kavmim! Bunun karşılığında sizden bir mal istemiyorum. Benim ecrim yalnızca Allah'a aittir. İman edenleri de kovacak değilim. Onlar Rabblerine kavuşacaklardır. Ancak ben sizi cahillik eden bir topluluk olarak görüyorum.
techelûne
Ali Bulaç = "Ey Kavmim, ben sizden buna karşılık bir mal istemiyorum. Benim ecrim, yalnızca Allah'a aittir. Ben iman edenleri kovacak değilim. Onlar gerçekten Rablerine kavuşacaklar. Ancak ben sizi, cahillik etmekte olan bir kavim görüyorum.
techelûne
Ali Fikri Yavuz = Ey Kavmim! peygamberliği tebliğ işinden dolayı sizden bir mal istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah’a aittir ve ben iman edenleri (isteğiniz gibi) kovacak değilim. Elbette onlar Rablerine kavuşacaklar (eğer kendilerini kovarsam, beni ona şikâyet ederler). Ancak ben, sizi cahillik yapmakta olan bir topluluk görüyorum.
techelûne
Ali Ünal = “Hem, ey halkım! Bu tebliğimden ötürü ben sizden bir mal da istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan Allah’tır. Sonra ben, o iman edenleri de yanımdan kovamam. Elbette onlar da Rabbilerine kavuşacak (ve Rabbileri onlara nasıl dilerse, onlar neyi hak etmişlerse öyle muamele edecektir). Ama bir gerçek var ki, ben sizi cehalet içinde ve hep bilgisizce davranan bir topluluk olarak görüyorum.