Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
tâgûne
Diyanet İşleri = Onlar bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyleri söylüyorlar)? Hayır, onlar azgın bir topluluktur.
tâgûne
Abdulbaki Gölpınarlı = Onlar, bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler? Hayır, onlar, azgın bir topluluktu.
tâgûne
Abdullah Parlıyan = Geçenlerle sonraki gelenler, bu sözü birbirlerine tavsiye mi ettiler de, hep aynı itirazı yapıyorlar. Hayır, onlar ve bunlar hepsi azgın ve taşkın kimselerdir.
tâgûne
Adem Uğur = Bunu (nesilden nesile) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Doğrusu onlar azgın bir topluluktur.
tâgûne
Ahmed Hulusi = Bunu (genetik olarak) birbirlerine tavsiye mi ettiler! Hayır, onlar taşkınlık içinde olan bir toplumdur!
tâgûne
Ahmet Tekin = Bu düşünce tarzını, nesilden nesile birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır, onlar azgın bir toplumdur.
tâgûne
Ahmet Varol = Bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler? Hayır, onlar azgın bir topluluktur.
tâgûne
Ali Bulaç = Onlar bunu (tarih boyunca) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır; onlar, 'azgın ve taşkın (tağiy)' bir kavimdirler.
tâgûne
Ali Fikri Yavuz = Hepsi de bu sözü birbirine tavsiye mi ettiler? Doğrusu onlar hep azgınlar topluluğudur.
tâgûne
Ali Ünal = Yoksa birbirlerine tavsiyede mi bulundular, aralarında anlaştılar da mı hep böyle söylediler!? Hayır, onların hepsi tuğyankâr birer topluluktu (da, ondan böyle diyorlardı).
tâgûne
Bayraktar Bayraklı = Onlar bunu nesilden nesile vasiyet mi etmişlerdi? Doğrusu onlar, haddi aşan bir toplumdur.
tâgûne
Bekir Sadak = Oncekiler sonrakilere boyle mi vasiyet ettiler? Hayir; bunlar azgin bir millettir.
tâgûne
Celal Yıldırım = Onlar, birbirlerine bu hususta böyle mi vasiyette bulundular? Hayır, onlar azgınlığı huy ve sanat edinen bir millettir.
tâgûne
Cemal Külünkoğlu = Onlar bu (düşünce tarzı)nı birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki nesilden nesile hep aynı şeyi söyleyip duruyorlar)? Hayır, onlar azgınlığı huy ve sanat edinen bir millettir.
tâgûne
Diyanet İşleri (eski) = Öncekiler sonrakilere böyle mi vasiyet ettiler? Hayır; bunlar azgın bir millettir.
tâgûne
Diyanet Vakfi = Bunu (nesilden nesile) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Doğrusu onlar azgın bir topluluktur.
tâgûne
Edip Yüksel = Bunu (söylemeyi) birbirlerine öğütlediler mi? Doğrusu, onlar sınırı aşan bir topluluktur.
tâgûne
Elmalılı Hamdi Yazır = Hep buna vasıyyetleştiler mi? Hayır hep onlar azgın kavımlar
tâgûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler! Hayır, onlar azgın kavimler.
tâgûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onlar birbirlerine bunu mu tavsiye ettiler? Hayır onlar azgın bir kavimdir.
tâgûne
Gültekin Onan = Onlar bunu (tarih boyunca) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır; onlar, 'azgın ve taşkın (tağiy)' bir kavimdirler.
tâgûne
Harun Yıldırım = Onlar bunu birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır; onlar azgın ve taşkın bir kavimdirler.
tâgûne
Hasan Basri Çantay = Hepsi de bunu birbirine tavsiye mi etdiler?! Hayır, onlar (umumiyyetle) azgınlar güruhunun ta kendileridir.
tâgûne
Hayrat Neşriyat = Bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (de aynı şeyi söylüyorlar)? Hayır! Onlar, bir azgınlar topluluğudur.
tâgûne
İbni Kesir = Bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler? Hayır, onlar; azgın birer topluluktu.
tâgûne
Kadri Çelik = Onlar bunu (tarih boyunca) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır, onlar azgın ve taşkın bir kavimdirler.
tâgûne
Muhammed Esed = Onlar bu (düşünce tarzı)nı birbirlerine miras olarak mı aktarmışlar? Hayır, onlar azgınca bir küstahlığa kapılmış bir topluluktur!
tâgûne
Mustafa İslamoğlu = yoksa onlar bunu birbirlerine mi bulaştırdılar? Ama hayır, belli ki onlar (da bunlar da bizzat kendileri) Allah'a başkaldırmış azgın bir topluluktular.
tâgûne
Ömer Nasuhi Bilmen = Bunu birbirine vasiyet mi ettiler? Hayır... Onlar azgın bir kavimdir.
tâgûne
Ömer Öngüt = Bunu (nesilden nesile) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır, onlar azgın bir topluluktur.
tâgûne
Şaban Piriş = Bunu birbirlerine mi tavsiye ettiler? Hayır, onlar, taşkın bir toplum idiler.
tâgûne
Sadık Türkmen = Bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler? Aksine onlar azgın bir topluluktur.
tâgûne
Seyyid Kutub = Bunu birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır onlar azgın bir topluluktur.
tâgûne
Suat Yıldırım = Birbirlerine tavsiye mi ettiler, aralarında anlaştılar mı ki hep aynı şeyleri söylediler? Hayır, böyle bir tavsiye yok ama, onlar azgınlıkta müşterekler. İşte ondan, böyle söylerler.
tâgûne
Süleyman Ateş = Bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyi söylüyorlar)? Doğrusu, onlar azgın bir topluluktur.
tâgûne
Tefhim-ul Kuran = Onlar bunu (tarih boyunca) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır; onlar, 'azgın ve taşkın (tağiy)' bir kavimdirler.
tâgûne
Ümit Şimşek = Yoksa birbirlerine akıl mı verdiler? Hayır, onlar bir azgınlar topluluğu da ondan.
tâgûne
Yaşar Nuri Öztürk = Bunu aralarında vasiyetleştiler mi? Hayır, azıp sapmış bir topluluk bunlar.
tâgûne
İskender Ali Mihr = Onu (resûle “sihirbaz veya mecnun” demeyi, sonrakilere) vasiyet mi ettiler? Hayır, onlar azgın bir kavimdir.
tâgûne
İlyas Yorulmaz = Sizde birbirinize, elçiye onların söylediklerini mi söyleyeceksiniz? Hayır böyle söyleyenler, azgın topluluklardır.
tâgûne
Diyanet İşleri = Bunu kendilerine akılları mı emrediyor, yoksa onlar azgın bir topluluk mudur?
tâgûne
Abdulbaki Gölpınarlı = Yoksa bu sözleri akılları mı emrediyor onlara, yoksa azgın bir topluluk mu onlar?
tâgûne
Abdullah Parlıyan = Yoksa bu tutarsızlık ve çelişkiyi, akılları mı onlara emrediyor. Yoksa onlar azgın bir topluluk mudur?
tâgûne
Adem Uğur = Onlara akılları mı bunu emreder, yoksa onlar, azgın bir topluluk mudur?
tâgûne
Ahmed Hulusi = Onlara bunu akılları mı emrediyor; yoksa onlar küstah bir toplum mu?
tâgûne
Ahmet Tekin = Yoksa, bu saçma sapan düşünceyi onlara akılları mı emrediyor? Veya onlar azgın bir kavim midirler?
tâgûne
Ahmet Varol = Bunu kendilerine akılları mı emrediyor yoksa onlar azgın bir topluluk mudurlar?
tâgûne
Ali Bulaç = Yoksa bunu kendilerine saçma akılları mı emrediyor? Yoksa onlar azgın bir kavim midir?
tâgûne
Ali Fikri Yavuz = Yoksa, (Hz. Peygambere kâhin ve mecnûn demekle) bu tenakuzu onlara akılları mı emrediyor. Yoksa azgın bir kavim midirler?
tâgûne
Ali Ünal = Akılları mı onları böylesine davranmaya itiyor, yoksa bizzat tuğyankâr bir topluluk da, ondan mı böyle davranıyorlar?