Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
sadıkîne
Diyanet İşleri = “Eğer doğru söyleyenler iseniz, (söyleyin) bu tehdit ne zaman (gerçekleşecek)?” diyorlar.
sadıkîne
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve derler ki: Gerçekseniz bu vait ne zaman yerine gelecek
sadıkîne
Abdullah Parlıyan = Buna rağmen yine de, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas etmeye çalışanlar, “Kıyametle alakalı söz, ne zaman gerçekleşecek? Eğer doğru sözlü kimselerseniz, buna cevap verin ey inananlar!” diye sorup duruyorlar.
sadıkîne
Ahmed Hulusi = "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu vaat (haşr) ne zaman?" derler.
sadıkîne
Ahmet Tekin = Onlar:'Eğer doğru söylüyorsanız, bu tehdit, bu nihaî yargı ne zaman gerçekleşecek?' diyorlar.
sadıkîne
Ahmet Varol = 'Eğer doğru sözlü iseniz bu vaad edilen şey ne zaman gelecek?' diyorlar.
sadıkîne
Ali Bulaç = Derler ki: "Eğer doğru sözlüyseniz, bu belirttiğiniz süre (va'd) ne zamanmış?"
sadıkîne
Ali Fikri Yavuz = Kâfirler, alay yollu şöyle derler: “Eğer sadık kimselerseniz, bu azabın veya kıyametin vâdi ne zaman?”
sadıkîne
Ali Ünal = (Fakat onlar, bu gerçeğe inançsızlık içinde) “Eğer dediğiniz doğru ise, peki bu va’d ne zaman gerçekleşecek?” diyerek, inkârlarını ortaya koymaktadırlar.
sadıkîne
Bekir Sadak = «Bu iddiada samimi iseniz, bu azabin gerceklesmesi ne zamandir? soyle» derler.
sadıkîne
Celal Yıldırım = Bu va'd(edilen azâb) ne zaman ? Eğer doğrulardan iseniz (bize haber verin) derler.
sadıkîne
Cemal Külünkoğlu = Onlar: “Eğer dediğiniz doğru ise, peki bu vaat(edilen azap) ne zaman (gerçekleşecek)?” derler.
sadıkîne
Diyanet İşleri (eski) = 'Bu iddiada samimi iseniz, bu azabın gerçekleşmesi ne zamandır? söyle' derler.
sadıkîne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = (48-49) «Ne zamandır bu va'dedilen (azap); eğer doğru söylüyorsanız?» diyorlar. De ki: «Ben Allah'ın dilediğinin dışında kendi kendime ne bir yarar, ne de bir zarara malikim!» Her ümmetin bir eceli vardır; ecelleri gelince artık bir an geride kalamazlar, ileri de gidemezler.
sadıkîne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onlar, «Eğer doğru söylüyorsanız bu vaad ne zaman yerine gelecek?» diyorlar.
sadıkîne
Gültekin Onan = Derler ki: "Eğer doğru sözlüyseniz, bu belirttiğiniz süre (va'd) ne zamanmış?"
sadıkîne
Hasan Basri Çantay = «Eğer (İddianızda) doğrucu iseniz bu va'd (ve tehdîdin tehakkuku) ne zaman? (Söyleyin)» derler.
sadıkîne
Hayrat Neşriyat = 'Eğer (iddiânızda) doğru kimseler iseniz, bu va'd (edilen azab) ne zaman?' diyorlar.
sadıkîne
Kadri Çelik = “Eğer doğru sözlüler iseniz, bu sözünüz (azap vaadiniz) ne zaman” derler.
sadıkîne
Muhammed Esed = Buna rağmen yine de (hakkı inkar edenler:) "(kıyamet ve (nihai) yargı hakkındaki) bu söz ne zaman gerçekleşecek? Eğer doğru sözlü kimselerseniz (buna cevap verin, ey siz inananlar)!" diye sorup duruyorlar.
sadıkîne
Mustafa İslamoğlu = Buna rağmen bir de kalkıp "Bu tehdit ne zaman gerçekleşecekmiş? Eğer doğru söylüyorsanız (cevap verin de görelim)!" diyorlar.
sadıkîne
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve derler ki: «Eğer siz sâdık kimseler iseniz bu vaad ne zamandır?»
sadıkîne
Ömer Öngüt = Onlar: “Eğer doğru sözlü iseniz bu vaad ne zaman gerçekleşecek?” derler.
sadıkîne
Seyyid Kutub = Onlar, «Eğer doğru söylüyorsanız vadettiğiniz bu ceza ne zaman gerçekleşecek?» derler.
sadıkîne
Suat Yıldırım = Onlar: "Eğer dediğiniz doğru ise, peki bu vaadin ne zaman gerçekleşeceğini söyleyin!" derler.
sadıkîne
Süleyman Ateş = "Doğru iseniz bu bizi tehdid(ettiğiniz) azâb ne zaman?" diyorlar.
sadıkîne
Tefhim-ul Kuran = Derler ki: «Eğer doğru sözlüler iseniz, bu belirttiğiniz süre (va'd) ne zamanmış?»
sadıkîne
Ümit Şimşek = Bir de diyorlar ki: Doğru söylüyorsanız, bu vaad ne zaman gerçekleşecek?
sadıkîne
İskender Ali Mihr = Ve: “Eğer siz, sözünüzde sadıklarsanız bu vaad, ne zaman?” derler.
sadıkîne
İlyas Yorulmaz = (Elçilere) “Eğer doğru sözlülerden iseniz, bize vaat ettikleriniz ne zaman başımıza gelecek” derler.