Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Diyanet İşleri = (O günün azabı) kimden savuşturulursa, gerçekten (Allah) ona acımıştır. İşte bu apaçık kurtuluştur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = O gün azaptan kurtarılana şüphe yok ki rahmet etmiştir ve budur en büyük kurtuluş.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Abdullah Parlıyan = O gün kim azaptan kurtarılırsa, gerçekten Allah ona acımıştır. İşte bu kesin kurtuluştur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Adem Uğur = O gün kim azaptan kurtarılırsa, gerçekten Allah onu esirgemiştir. İşte apaçık kurtuluş budur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Ahmed Hulusi = O süreçte kimden (azap) uzaklaştırılırsa, hakikaten Allâh ona rahmet etmiştir! İşte apaçık kurtuluş budur!

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Ahmet Tekin = O gün kim azaptan kurtarılırsa, gerçekten Allah ona rahmetini, merhametini, ihsan etmiştir. İşte apaçık mutluluk budur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Ahmet Varol = O gün kim ondan (azaptan) alıkonursa (Allah) ona rahmet etmiş olur. Apaçık kurtuluş işte budur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Ali Bulaç = O gün, kim ondan (azabtan) alıkonursa, elbette, O, onu esirgemiştir. İşte apaçık olan 'kurtuluş ve mutluluk' budur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Ali Fikri Yavuz = O gün, kimden azab giderilirse muhakkak ki Allah ona merhamet etmiştir. İşte apaçık kurtuluş budur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Ali Ünal = Her kim o gün o azaptan uzak tutulursa, bu demektir ki Allah, ona rahmetiyle muamele etmiştir. İşte budur apaçık kazanç ve kurtuluş!

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Bayraktar Bayraklı = O gün kendisinden azap uzaklaştırılana, Allah, rahmetini bağışlamış olur. Bu da apaçık bir kurtuluş olacaktır.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Bekir Sadak = O gun kim azabdan alikonursa, suphesiz o kimse rahmete erismistir. Bu, apacik bir kurtulustur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Celal Yıldırım = Artık kim o gün azâbdan çevrilirse. gerçekten Allah ona merhamet etmiştir ve bu çok açık bir kurtuluştur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Cemal Külünkoğlu = O gün kim azaptan kurtarılırsa, gerçekten Allah ona merhamet etmiştir. İşte bu da apaçık bir kurtuluştur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Diyanet İşleri (eski) = O gün kim azabdan alıkonursa, şüphesiz o kimse rahmete erişmiştir. Bu, apaçık bir kurtuluştur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Diyanet Vakfi = O gün kim azaptan kurtarılırsa, gerçekten Allah onu esirgemiştir. İşte apaçık kurtuluş budur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Edip Yüksel = O gün kimden azap çevrilirse (Tanrı) ona rahmet etmiştir. En büyük zafer budur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Kim kendisinden o gün azab bertaraf edilirse işte onu rahmetiyle yarlıgamıştır. Ve işte ıyan beyan kurtuluş odur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = O gün kimden azap giderilirse, işte Allah onu bağışlamıştır. Ve işte apaçık kurtuluş budur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = O gün kimden azab giderilirse, kuşkusuz Allah ona rahmet etmiştir. İşte apaçık kurtuluş budur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Gültekin Onan = O gün kim ondan (azabtan) alıkonursa, elbette, O, onu esirgemiştir. İşte apaçık olan 'kurtuluş ve mutluluk' budur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Harun Yıldırım = O gün kim ondan çevrilirse muhakkak ona rahmet edilmiştir. İşte bu apaçık bir kurtuluştur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Hasan Basri Çantay = «O gün kim azâbdan döndürülür (kurtarılır) sa muhakkak ki (Allah) onu esirgemişdir. Apaçık kurtuluş (ve seâdet) de işte budur».

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Hayrat Neşriyat = Kim ki, kendisinden o gün (azab) def' edilir, artık gerçekten (Allah) ona rahmet etmiştir. İşte apaçık kurtuluş budur!

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 İbni Kesir = O gün, kim ondan döndürülürse; şüphesiz o, rahmete ermiştir. İşte apaçık kurtuluş budur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Kadri Çelik = O gün, kimden (azap) alıkonursa, şüphesiz Allah ona rahmet etmiştir. İşte apaçık olan kurtuluş budur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Muhammed Esed = O Gün kim esirgenirse Allah ona rahmetini bağışlamış olur: bu da apaçık bir kurtuluş olacaktır.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Mustafa İslamoğlu = O gün kim azaptan esirgenirse, kesinlikle Allah ona rahmet etmiştir. Bu ise apaçık bir kurtuluş demektir.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = «Kim kendisinden o gün azab bertaraf edilirse muhakkak ona merhamet buyurmuştur. Ve işte en açık bir kurtuluş odur.»

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Ömer Öngüt = O gün kimden azap çevrilirse, şüphesiz ki Allah ona merhamet etmiştir. İşte apaçık kurtuluş budur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Şaban Piriş = O gün, (azap) kimden kaldırılırsa ona merhamet edilmiştir. İşte, apaçık kurtuluş budur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Sadık Türkmen = O gün kim ondan kurtulursa; O, ona rahmet etmiştir. İşte bu, apaçık kurtuluş ve başarıdır.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Seyyid Kutub = O gün kim azaptan uzak tutulursa Allah onu kayırmış olur. İşte kesin kurtuluş budur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Suat Yıldırım = O gün her kim azaptan uzak tutulursa, muhakkak ki Allah ona merhamet etmiştir. İşte en büyük mutluluk, en açık başarı budur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Süleyman Ateş = (O öyle bir gündür ki) o gün kimden azâb çevrilip savılırsa gerçekten (Allâh) ona acımıştır. İşte apaçık başarı budur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Tefhim-ul Kuran = O gün, kim ondan (azabtan) alıkonursa, elbette, O, onu esirgemiştir. İşte apaçık olan 'kurtuluş ve mutluluk' budur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Ümit Şimşek = O gün kim o azaptan uzak tutulursa, Allah ona rahmet etmiştir. Bu ise apaçık bir kurtuluştur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Kendisinden azap uzaklaştırılana o gün rahmet etmiştir. İşte açık kurtuluş budur.

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 İskender Ali Mihr = O gün (izin günü), kim ondan (azaptan) uzaklaştırılırsa, o taktirde ona (Allah), rahmet etmiştir. Ve işte bu, apaçık bir fevzdir (kurtuluştur).

rahime-hu

  En’âm / 16 -

 İlyas Yorulmaz = O gün, kim azaptan uzak tutulmuşsa, hiç şüphe yoktur ki ona merhamet edilmiştir. İşte bu, açıkça kurtuluştur.

men rahime

  Hûd / 43 -

 Diyanet İşleri = O, “Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Nûh, “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç, O’nun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.

men rahime

  Hûd / 43 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = O, dağda bir yere sığınırım ben dedi. Nûh, bugün dedi Allah'ın acıdığı kişilerden başka onun emrinden kurtulacak yok ve derken aralarına bir dalgadır giriverdi ve o da boğulanlara katıldı.

men rahime

  Hûd / 43 -

 Abdullah Parlıyan = Fakat oğlu: “Ben, beni sulara karşı koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Nuh: “Bugün Allah'ın emrinden koruyacak, hiçbir güç ve yardımcı yoktur. Ancak O'nun merhamet ettiği müstesna.” Ve tam o anda, aralarında bir dalga yükseldi ve oğul boğulanların arasına karıştı.

men rahime

  Hûd / 43 -

 Adem Uğur = Oğlu: Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım, dedi. (Nuh): "Bugün Allah'ın emrinden (azabından), merhamet sahibi Allah'tan başka koruyacak kimse yoktur" dedi. Aralarına dalga girdi, böylece o da boğulanlardan oldu.

men rahime

  Hûd / 43 -

 Ahmed Hulusi = (Oğlu) dedi ki: "Beni sudan koruyan bir dağa sığınacağım". . . (Nuh) dedi ki: "Bugün, rahmet ettiği kimse müstesna, Allâh hükmünden koruyucu yoktur". . . İkisi arasına giren dalga ile o da boğulanlardan oldu.

men rahime

  Hûd / 43 -

 Ahmet Tekin = Oğlu:'Beni suda boğulmaktan koruyacak bir dağa çıkacağım, oraya sığınacağım' dedi. Nuh:'Bugün, Allah’ın icra planından, azâbından, Allah’ın rahmeti ve merhametiyle muamele ettiği kimseler korunur' dedi. Aralarına dalgalar girdi. Böylece o da boğulanlardan oldu.

men rahime

  Hûd / 43 -

 Ahmet Varol = O: 'Bir dağa sığınacağım. O beni sudan korur' dedi. (Nuh): 'Bugün kendilerine rahmet ettiklerinin dışında Allah'ın emrinden kurtulacak yoktur' dedi. Bu sırada aralarına bir dalga girdi ve o da boğulanlardan oldu.

men rahime

  Hûd / 43 -

 Ali Bulaç = (Oğlu) Dedi ki: "Ben bir dağa sığınacağım, o beni sudan korur." Dedi ki: "Bugün Allah'ın emrinden, esirgeyen olan (Allah)dan başka bir koruyucu yoktur." Ve ikisinin arasına dalga girdi, böylece o da boğulanlardan oldu.

men rahime

  Hûd / 43 -

 Ali Fikri Yavuz = O, (babasına) dedi ki: “- Beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım.” Babası şöyle dedi: “- Bugün Allah’ın emrinden koruyacak yoktur. Meğer ki, Allah iman nasip etmekle rahmet buyursun.” Nihayet, ikisinin arasına dalga girdi, o da boğulanlardan oldu.

men rahime

  Hûd / 43 -

 Ali Ünal = Oğlu, “Şöyle büyük bir dağa sığınırım da, o beni sulardan korur!” karşılığını verdi. Nuh, “Bugün O’nun hususî rahmetine aldıkları dışında hiçbir şey bir başkasını O’ nun helâk emrinden kurtaramaz!” dedi. O anda aralarına dalga girdi ve oğlu, boğulanlardan oldu.