Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Diyanet İşleri = Eğer onlar ilâh olsalardı oraya varmazlardı. Hâlbuki hepsi orada ebedî kalacaklardır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Şunlar, mâbud olsalardı oraya uğramazlardı, halbuki hepsi de orada ebedîdir.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Abdullah Parlıyan = Eğer onlar gerçekten birer ilah olsalardı, o cehenneme uğramazlardı. Halbuki hepsi de orada ebedi kalacaklardır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Adem Uğur = Eğer onlar birer tanrı olsalardı oraya (cehenneme) girmezlerdi. Halbuki hepsi (tapanlar da tapılanlar da) orada ebedî kalacaklardır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Ahmed Hulusi = Eğer bunlar tanrılar olsalardı, oraya gelip girmezler idi! Hepsi orada ebedî kalıcılardır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Ahmet Tekin = Onlar tanrı olsalardı, oraya girmezlerdi. Halbuki hepsi orada ebedî kalacaklar.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Ahmet Varol = Eğer onlar ilahlar olsalardı oraya girmezlerdi. Oysa hepsi orada sonsuza kadar kalacaktır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Ali Bulaç = Eğer onlar (gerçek) ilahlar olsalardı, ona girmeyeceklerdi. Oysa onların tümü içinde temelli kalıcıdırlar.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Ali Fikri Yavuz = O taptıklarınız (putlar), eğer ilâh olsalardı, cehenneme girmezlerdi. Halbuki hepsi ebedî olarak orada kalacaklardır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Ali Ünal = O taptıkları gerçekten ilâh olsaydı oraya girmezlerdi. Ama istisnasız hepsi, orada sonsuzca kalacaklardır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Bayraktar Bayraklı = Eğer onlar birer tanrı olsalardı cehenneme girmezlerdi. Hepsi orada çok uzun süreli olarak kalacaktır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Bekir Sadak = Eger bunlar tanri olsaydi cehenneme girmezlerdi; hepsi orada temelli kalacaktir.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Celal Yıldırım = Eğer bu taptıkları (putlar) gerçek ilâhlar olsaydı, elbette Cehennem'e varmazlardı. Hepsi de orada devamlı kalıcılardır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Cemal Külünkoğlu = Eğer onlar ilâh olsalardı oraya varmazlardı. Hâlbuki hepsi orada ebedî kalacaklardır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Diyanet İşleri (eski) = Eğer bunlar tanrı olsaydı cehenneme girmezlerdi; hepsi orada temelli kalacaktır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Diyanet Vakfi = Eğer onlar birer tanrı olsalardı oraya (cehenneme) girmezlerdi. Halbuki hepsi (tapanlar da tapılanlar da) orada ebedî kalacaklardır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Edip Yüksel = Onlar tanrılar olsaydı oraya girmeyeceklerdi. Oysa hepsi orada ebedi kalıcıdırlar.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Onlar ilâh olsalardı ona vürud etmezlerdi, halbuki hepsi onda muhalled kalacaklar

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Onlar ilah olsalardı, oraya girmezlerdi, oysa hepsi orada ebedi kalacaktır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Eğer onlar ilâh olsalardı, oraya girmeyeceklerdi. Hepsi orada temelli kalacaktır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Gültekin Onan = Eğer onlar (gerçek) tanrılar olsalardı, ona girmeyeceklerdi. Oysa onların tümü içinde temelli kalıcıdırlar.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Harun Yıldırım = Eğer onlar da birer tanrı olsaydı, oraya girmezlerdi. Fakat hepsi de orada sürekli kalacaktır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Hasan Basri Çantay = Eğer onlar (tapdığınız o yalancı Tanrılar) ma'butlar olsalardı oraya girmeyeceklerdi. (Tapanların da, tapılanların da) hepsi orada ebedî kalıcıdırlar.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Hayrat Neşriyat = Eğer onlar birer ilâh olsaydı, oraya girmezlerdi. Hâlbuki (tapan ve tapılan) hepsiorada ebedî olarak kalıcıdırlar.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 İbni Kesir = Şayet bunlar tanrı olsaydı; oraya girmezlerdi. Ve hepsi orada temelli kalacaklardır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Kadri Çelik = Eğer onlar (gerçek) ilahlar olsalardı, ona (ateşe) girmezlerdi. Oysa onların tümü (ateşin) içinde temelli kalıcılardır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Muhammed Esed = Eğer (o tapınıp durduğunuz düzmece nesneler) gerçekten tanrı olsalardı, kuşkusuz, oraya girmezlerdi; ama (işte gördüğünüz gibi,) hepiniz orada yerleşip temelli kalacaksınız!"

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Mustafa İslamoğlu = Eğer (tanrılaştırdıkları) gerçek ilah olsalardı, oraya asla girmezlerdi: (ama) hepsi orada temelli kalacaklar:

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Eğer onlar ilâhlar olsalar idi oraya varıp girmezlerdi. Halbuki hepsi de orada ebedîyyen kalıcılardır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Ömer Öngüt = Eğer onlar birer ilâh olsalardı, oraya girmezlerdi. Hepsi de orada ebedî kalacaklardır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Şaban Piriş = Eğer onlar, ilah olsaydı oraya girmezlerdi. Ama hepsi orada ebedi kalacaklardır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Sadık Türkmen = Eğer onlar ilâh olsalardı oraya girmezlerdi. Oysa, hepsi orada sonsuz kalacaklardır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Seyyid Kutub = Eğer o taptıklarınız, gerçekten ilah olsalardı, cehenneme girmezlerdi. Oysa hepsi sürekli olarak orada kalacaklardır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Suat Yıldırım = Eğer onlar gerçekten tanrı olsalardı oraya girmezlerdi. Ama hepsi orada ebedî olarak kalacaklardır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Süleyman Ateş = Eğer onlar tanrı olsalardı oraya girmezlerdi. Oysa hepsi orada sürekli kalacaklardır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Tefhim-ul Kuran = Eğer onlar (gerçek) ilahlar olsalardı, ona girmeyeceklerdi. Oysa onların tümü içinde temelli kalıcıdırlar.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Ümit Şimşek = Eğer onlar da birer tanrı olsaydı, oraya girmezlerdi. Fakat hepsi de orada sürekli kalacaktır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Eğer onlar ilah olsalardı, oraya girmezlerdi. Oysaki, hepsi orada sürekli kalacaklardır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 İskender Ali Mihr = Eğer onlar gerçekten ilâhlar olsaydılar, oraya (cehenneme) girmeyeceklerdi. Ve hepsi orada ebediyyen kalacak olanlardır.

mâ veradû-hâ

  Enbiyâ / 99 -

 İlyas Yorulmaz = Eğer taptıkları ilahlar gerçek ilahlar olsalardı, onlar o cehenneme girmezlerdi. Ancak Allah dan başkasına kulluk edenlerin tamamı, cehennem ateşinde sürekli kalacaklardır.

ve radû an-hu

  Mâide / 119 -

 Diyanet İşleri = Allah, şöyle diyecek: “Bugün, doğrulara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür.” Onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu büyük başarıdır.

ve radû an-hu

  Mâide / 119 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Allah diyecek ki: Bugün, öyle bir gündür ki gerçeklerin gerçekliği fayda eder ancak. Onlarındır kıyılarından ırmaklar akan cennetler, ebedî kalırlar orada. Allah onlardan râzı olmuştur, onlar da ondan râzı olmuşlardır. İşte budur en büyük kurtuluş.

ve radû an-hu

  Mâide / 119 -

 Abdullah Parlıyan = Hesap günü Allah şöyle diyecektir. Bugün doğrulara doğruluklarının fayda verdiği gündür. Onlara içinde ebedi kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur.

ve radû an-hu

  Mâide / 119 -

 Adem Uğur = (Bu konuşmadan sonra) Allah şöyle buyuracaktır: Bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur.

ve radû an-hu

  Mâide / 119 -

 Ahmed Hulusi = Allâh buyurdu: "Bu, sadıklara, tasdiklerinin (hakikati şüphesiz ve tereddütsüz) sonucunun yaşandığı gündür! İçinde ebedî kalıcılar olarak, altlarından nehirler akan cennetler var onlar için". . . Allâh onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı. . . İşte budur büyük kurtuluş!

ve radû an-hu

  Mâide / 119 -

 Ahmet Tekin = Allah:'Îsâ’nın bu sözleri söylediği gün, doğrulara, samimi olanlara, imanda, İslâm’da sadâkatlerinin fayda vereceği gündür. Onlara altlarından ırmaklar akan cennet konakları var. Orada ebedî yaşayacaklar. Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte büyük mutluluk ve kazanç budur.' buyurdu.

ve radû an-hu

  Mâide / 119 -

 Ahmet Varol = Allah der ki: 'Bu, doğrulara doğruluklarının yarar sağlayacağı bir gündür. Onlar için altından ırmaklar akan içinde sonsuza kadar kalacakları cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budur.'

ve radû an-hu

  Mâide / 119 -

 Ali Bulaç = Allah dedi ki: "Bu, doğrulara, doğru söylemelerinin yarar sağladığı gündür. Onlar için, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı oldu, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur."

ve radû an-hu

  Mâide / 119 -

 Ali Fikri Yavuz = Allah şöyle buyurur: “-Bugün, doğru söyliyenlerin sadakatleri kendilerine fayda vereceği bir gündür. Onlara, ağaçları altından ırmakla akar cennetler vardır. Onlar orada devamlı olarak kalıcıdırlar. Allah kendilerinden razı olmuş, onlar da Allah’dan razı olmuşlardır. İşte bu, en büyük kurtuluş!...

ve radû an-hu

  Mâide / 119 -

 Ali Ünal = Allah, şöyle buyurur: “Özüsözü doğru olup, imanlarında ve yaşayışlarında sebat ile yollarında dosdoğru gidenlere bu sadakatlerinin fayda vereceği gündür bugün. Onlar için, içlerinde ebediyen kalmak üzere (ağaçlarının arasından ve köşklerinin) altından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah, onlardan razıdır, onlar da Allah’tan razıdırlar. İşte budur çok büyük kazanç, çok büyük başarı.”