Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
nezîrun
Diyanet İşleri = De ki: “Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım.”
nezîrun
Abdulbaki Gölpınarlı = De ki: Ey insanlar, ben ancak size, apaçık bir korkutucuyum.
nezîrun
Abdullah Parlıyan = Ey Muhammed! De ki: “Ey insanlar! Ben yalnızca, size Allah tarafından gönderilen, apaçık bir uyarıcıyım!”
nezîrun
Ahmed Hulusi = De ki: "Ey insanlar. . . Kesinlikle Ben, sizin için net açıklama yapan bir uyarıcıyım. "
nezîrun
Ahmet Tekin = ' Ey insanlar, kesinlikle ben sizin iyiliğiniz, kurtuluşunuz için sorumluluk, hesap ve cezanın varlığını açıklayan, apaçık bir uyarıcıyım.' diye ilan et.
nezîrun
Ali Bulaç = De ki: "Ey insanlar, gerçekten ben sizin için yalnızca bir uyarıcıyım."
nezîrun
Ali Fikri Yavuz = (Ey Rasûlüm) de ki: “- Ey insanlar! Ben size ancak açık anlatan bir korkutucuyum, (iman etmiyeceklere Allah’ın azabını açıkça haber veriyorum).
nezîrun
Ali Ünal = (Ey Rasûlüm,) de ki: “Ey insanlar! Ben, (dilediği gibi davranıp dilediğini veya sizin istediklerinizi yapacak, yapabilecek bir insan değil), sadece görevi sizi uyarmak olan apaçık bir uyarıcıyım.”
nezîrun
Bayraktar Bayraklı = De ki: “Ey insanlar! Ben, ancak sizin için apaçık bir uyarıcıyım.”
nezîrun
Celal Yıldırım = De ki: Ey insanlar! Şüpheniz olmasın ki ben ancak sizin için açık bir uyarıcıyım.
nezîrun
Cemal Külünkoğlu = De ki: “Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım.”
nezîrun
Diyanet İşleri (eski) = 'Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım' de.
nezîrun
Elmalılı Hamdi Yazır = De ki: 'Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım.'
nezîrun
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = De ki: «Ey insanlar, ben size sadece açıkça anlatan bir uyarıcıyım!»
nezîrun
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = (Habîbim!) De ki: «Ey insanlar! Ben size ancak apaçık anlatan bir uyarıcıyım.»
nezîrun
Gültekin Onan = De ki: "Ey insanlar, gerçekten ben sizin için yalnızca bir uyarıcıyım."
nezîrun
Hasan Basri Çantay = De ki: «Ey insanlar, ben size ancak (gelecek) tehlikeleri apaçık anlatanım».
nezîrun
Hayrat Neşriyat = De ki: 'Ey insanlar! Ben sizin için ancak (Allah’ın azâbından haber veren) apaçık bir korkutucuyum!'
nezîrun
Kadri Çelik = De ki: “Ey insanlar! Gerçekten ben sizin için yalnızca apaçık bir uyarıcıyım.”
nezîrun
Muhammed Esed = (Ey Muhammed,) de ki: "Ey insanlar! Ben, yalnızca, size (Allah tarafından gönderilen) apaçık bir uyarıcıyım!"
nezîrun
Mustafa İslamoğlu = (Ey Peygamber!) De ki: "Ey insanlar! Şu bir gerçek ki, ben size gönderilmiş açık (sözlü) bir uyarıcıyım.
nezîrun
Ömer Nasuhi Bilmen = De ki: «Ey insanlar! Muhakkak ki, ben sizin için ancak apaçık bir korkutucuyum.»
nezîrun
Sadık Türkmen = De ki: “Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım.”
nezîrun
Seyyid Kutub = De ki; «Ey insanlar, ben sizin için sadece açık sözlü bir uyarıcıyım.»
nezîrun
Suat Yıldırım = De ki: "Ey insanlar! Benim görevim sırf bir uyarıcı olmaktan ibarettir.
nezîrun
Süleyman Ateş = De ki: "Ey insanlar, ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım."
nezîrun
Tefhim-ul Kuran = De ki: «Ey insanlar, gerçekten ben sizin için yalnızca bir uyarıcı, korkutucuyum.»
nezîrun
Yaşar Nuri Öztürk = De ki: "Ey insanlar, ben sizin için, açıklayıcı bir uyarıcıdan başkası değilim."
nezîrun
İskender Ali Mihr = De ki: “Ey insanlar, sizin için ben sadece bir nezirim (uyarıcıyım)!”
nezîrun
İlyas Yorulmaz = Deki “Ey İnsanlar! Ben sizin için yalnızca apaçık bir uyarıcıyım. ”
beşîrun ve nezîrun
Diyanet İşleri = Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada, “Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi, ne de bir uyarıcı” demeyesiniz diye, işte size (hakikatı) açıklayan elçimiz (Muhammed) geldi. (Evet,) size bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
beşîrun ve nezîrun
Abdulbaki Gölpınarlı = Ey kitap ehli, bize ne bir müjdeci geldi, ne bir korkutucu dememeniz için peygamberlerin arasının kesildiği bir devirde size, her şeyi açıklayan Peygamberimiz geldi. İşte size şüphesiz olarak bir müjdeci, bir korkutucu geldi ve Allah'ın, her şeye gücü yeter.
beşîrun ve nezîrun
Abdullah Parlıyan = Ey kendisine kitap ulaşanlar! Hiçbir peygamberin gelmediği uzun bir aradan sonra size gerçekleri açıklayan bu elçimiz gönderildi ki; “Bize ne bir müjdeci, ne de uyarıcı gelmedi” demenize meydan vermemek için, size bir müjdeci ve uyarıcı geldi. Allah dilediğini yapmaya güç yetirendir.
beşîrun ve nezîrun
Adem Uğur = Ey ehl-i kitap! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada size elçimiz geldi. Gerçekleri size açıklıyor ki (kıyamette): "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demiyesiniz. İşte size müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah her şeye hakkıyle kadirdir.
beşîrun ve nezîrun
Ahmed Hulusi = Ey kendilerine hakikat bilgisi verilmiş olanlar. . . Rasûllerin arasının kesildiği bir süreçte, size gerçekleri açıklayan Rasûlümüz gelmiştir. . . "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demeyesiniz (diye). . . İşte size müjdeleyici ve uyarıcı (Rasûl) geldi. . . Allâh her şey üzerine Kaadir'dir.
beşîrun ve nezîrun
Ahmet Tekin = Ey geçmiş kitapları sahiplenenler, Rasullerden sonraki fetret devrini, insanlığın peygambersiz kaldığı devri takiben hak dini açıkça anlatan Rasulümüz tebliğ göreviyle size de geldi. Kıyamet gününde:'Bize rahmetini, merhametini, ihsanını, sevgini müjdeleyici ve sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan, uyarıcı gelmedi' şeklinde itiraz edemeyesiniz diye size de geldi. İşte size müjdeci ve uyarıcı gelmiştir. Allah’ın her şeye gücü kudreti yeter.
beşîrun ve nezîrun
Ahmet Varol = Ey kitap ehli! 'Bize herhangi bir müjdeleyici veya korkutucu gelmedi' demeyesiniz diye peygamberlerin arasının kesildiği bir dönemde size (doğruyu) açıklayan peygamberimiz geldi. İşte size müjdeleyici ve korkutucu geldi. Allah her şeye güç yetirendir.
beşîrun ve nezîrun
Ali Bulaç = Ey Kitap Ehli, elçilerin arası kesildiği dönemde: "Bize müjdeci de, bir uyarıcı da gelmedi" demenize (fırsat kalmasın) diye size apaçık anlatan elçimiz geldi. Böylece müjdeci de, uyarıcı da gelmiştir artık. Allah her şeye güç yetirendir.
beşîrun ve nezîrun
Ali Fikri Yavuz = Ey ehl-i kitap! Peygamberlerin arası kesildiği bir boşluk zamanında size İslâm dinini açıklayan Peygamberimiz (Hz. Muhammed Aleyhisselâm) gelmiştir. Tâ ki, bize, müjdeleyici ve korkutucu bir elçi gelmedi, demiyesiniz. Gerçekten size, cennet müjdecisi ve cehennem habercisi gelmiştir. Allah, her şeye kadirdir.
beşîrun ve nezîrun
Ali Ünal = Ey Kitap Ehli! Rasûllerin gelmesinin kesintiye uğrayıp Hak Din’in nisyana gömüldüğü bir sırada, ileride “Bize ne bir müjdeleyici geldi, ne de bir uyarıcı.” demeyesiniz diye, size (bütün iman, ibadet ve davranış esaslarını, insanlığın saadet ve selâmeti adına gerekli bütün hakikatleri) hakkıyla açıklayan Rasûlümüz (Muhammed) gelmiş bulunuyor. Evet, size hiç şüphesiz bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiş bulunuyor. Allah, her şeye hakkıyla güç yetirendir.