Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Diyanet İşleri = Helâk emrimiz gelince, Hûd’u ve beraberindeki iman etmiş olanları, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir azaptan kurtardık.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Emrimiz gelince Hûd'u ve onunla berâber bulunan inanmış kişileri, bizden bir rahmet olarak kurtardık ve onlara ağır bir azaptan necat verdik.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Abdullah Parlıyan = Azap emrimiz gelince, Hûd'u ve onunla beraber inanmış olanları, kendi tarafımızdan bir rahmetle kurtardık; ve böylece onları, ahiretteki ağır ve zorlu azaptan da kurtarmış olduk.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Adem Uğur = Emrimiz gelince, Hûd'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Ahmed Hulusi = Hükmümüz oluştuğunda Hud'u ve onunla beraber iman etmişleri rahmetimizle kurtardık. . . Onları ağır bir azaptan kurtardık.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Ahmet Tekin = Planımız, azâbımız gerçekleştirilirken, Hûd’u ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir cezadan kurtarmış olduk.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Ahmet Varol = Emrimiz gelince Hud'u ve beraberindeki iman edenleri bizden bir rahmetle kurtardık. Onları kaskatı bir azaptan koruduk.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Ali Bulaç = Emrimiz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmet ile Hud'u ve O'nunla birlikte iman edenleri kurtardık. Onları şiddetli, ağır bir azabtan kurtardık.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Ali Fikri Yavuz = Helâk emrimiz gelince, bizden bir rahmet olarak Hûd’u ve beraberindeki müminleri kurtardık; hem onları çok ağır bir azabdan kurtardık.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Ali Ünal = (Âd kavmi, yanlış yolda diretti.) Nihayet kendileriyle ilgili hükmümüz icraya konunca, Hûd’u ve iman etmiş olup da onunla beraber bulunanları (iman, salih amel ve sabırlarına karşılık) tarafımızdan bir lütufla kurtardık. Gerçekten, çok ağır bir azaptan kurtardık onları.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Bayraktar Bayraklı = Emrimiz gelince, Hûd'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Bekir Sadak = Buyrugumuz gelince, Hud'u ve beraberindeki inananlari, rahmetimizle kurtardik. Onlari cetin bir azabdan koruduk.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Celal Yıldırım = Buyruğumu taşıyan hükmümüz gelince, kendi katımızdan bir rahmetle Hûd'u ve onunla birlikte olan mü'minleri kurtardık, onları oldukça ağır bir azâbdan selâmete erdirdik.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Cemal Külünkoğlu = Ve böylece, hükmümüz vaki olunca, Hud'u ve onunla aynı inancı paylaşanları katımızdan bir koruma lütfuyla kurtardık; ayrıca kendilerini (ahiretteki) ağır ve zorlu azaptan (da) koruduk.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Diyanet İşleri (eski) = Buyruğumuz gelince, Hud'u ve beraberindeki inananları, rahmetimizle kurtardık. Onları çetin bir azabdan koruduk.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Diyanet Vakfi = Emrimiz gelince, Hûd'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Edip Yüksel = Emrimiz gelince Hud'u ve beraberindeki inananları bizden bir rahmetle kurtardık. Onları dehşetli bir azaptan kurtardık.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Vaktâ ki emrimiz geldi, Hûdu ve maıyyetinde iyman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, hem onları galîz bir azâbdan kurtardık

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Fermanımız geldiğinde Hud'u ve beraberinde iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, hem onları ağır bir azaptan kurtardık.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ne zaman ki emrimiz geldi, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri, tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, ayrıca onları çok ağır bir azaptan da kurtardık.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Gültekin Onan = Buyruğumuz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmet ile Hud'u ve O'nunla birtikte inananları kurtardık. Onları şiddetli / ağır bir azabtan kurtardık.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Harun Yıldırım = Emrimiz geldiğinde, tarafımızdan bir rahmet ile Hud’u ve O’nunla birlikte iman edenleri kurtuluşa erdirdik. Onları çok ağır bir azaptan da kurtardık.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Hasan Basri Çantay = Vaktaki (azâb) emrimiz geldi. Hûd'ü de, maiyyetindeki mü'minleri de, bizden bir rahmet olarak, selâmete erdirdik, onları ağır azâbdan kurtardık.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Hayrat Neşriyat = Nihâyet emrimiz gelince, Hûd’u ve berâberindeki îmân edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtuluşa erdirdik ve onları şiddetli bir azabdan kurtardık.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 İbni Kesir = Emrimiz gelince; Hud'u ve beraberindeki mü'minleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları katı bir azabtan kurtardık.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Kadri Çelik = Buyruğumuz gelince, Hûd'u ve beraberindeki iman edenleri, tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık ve onları çok ağır bir azaptan koruduk.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Muhammed Esed = Ve böylece, hükmümüz vaki olunca, Hud'u ve onunla aynı inancı paylaşanları katımızdan bir koruma lütfuyla kurtardık; kendilerini (ahiretteki) ağır ve zorlu azaptan (da) kurtardık.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Mustafa İslamoğlu = Ve (cezalandırma) talimatımız geldiğinde, Hud'u ve inançlarıyla onun yanında yer alanları katımızdan bir rahmetle kurtardık; dahası onların (ahiretin) ağır ve berbat azabından halas ettik.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Vaktâ ki emrimiz geldi. Hûd'u ve O'nunla beraber imân etmiş olanları Bizden bir rahmet ile kurtardık ve onları kaba bir azaptan da hâlâs ettik.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Ömer Öngüt = Emrimiz gelince Hud'u ve beraberindeki iman edenleri katımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları çok çetin bir azaptan kurtuluşa erdirdik.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Şaban Piriş = Emrimiz gelince Hûd’u ve yanındaki müminleri rahmetimizle kurtardık. Onları çetin bir azaptan koruduk.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Sadık Türkmen = Emrimiz gelince; Hud’u ve onunla beraber inanan kimseleri, Bizden bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir azaptan kurtardık.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Seyyid Kutub = Azaba ilişkin emrimiz geldiğinde Hud'u ve beraberindeki mü'minleri, rahmetimizin sonucu olarak, kurtardık; onları ağır azaptan koruduk.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Suat Yıldırım = Azaba dair emrimiz gelince Hûd ve beraberinde olan müminleri, tarafımızdan bir rahmet eseri olarak kurtardık, onları pek ağır bir azaptan selâmete çıkardık.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Süleyman Ateş = Emrimiz gelince Hûd'u ve onunla beraber inanmış olanları bizden bir rahmetle kurtardık; onları katı bir azâbdan kurtardık.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Tefhim-ul Kuran = Emrimiz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmet ile Hûd'u ve onunla birlikte iman edenleri kurtardık. Onları şiddetli, ağır bir azabtan kurtardık.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Ümit Şimşek = Emrimiz geldiğinde, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları kıyamet gününde ağır bir azaptan da kurtardık.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Emrimiz gelince, Hûd'u ve onunla birlikte iman etmiş olanları bizden bir rahmetle kurtardık. Biz onları çok ağır bir azaptan kurtardık.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 İskender Ali Mihr = Ve emrimiz geldiği zaman, Bizden bir rahmet ile Hud (a.s)’ı ve âmenû olanları, onunla beraber kurtardık. Ve onları ağır (çok şiddetli) bir azaptan kurtardık.

ve necceynâ-hum

  Hûd / 58 -

 İlyas Yorulmaz = Azap emrimiz onlara geldiği zaman, bizden onlara bir rahmet olarak, Hud’u ve onunla birlikte iman edenleri, çok şiddetli bir azaptan kurtardık.

ve necceynâ-humâ

  Sâffât / 115 -

 Diyanet İşleri = Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

ve necceynâ-humâ

  Sâffât / 115 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = İkisini ve kavimlerini, büyük bir sıkıntıdan kurtardık.

ve necceynâ-humâ

  Sâffât / 115 -

 Abdullah Parlıyan = O ikisini ve kavimlerini, büyük bir felaket olan Firavuna kölelikten kurtardık.

ve necceynâ-humâ

  Sâffât / 115 -

 Adem Uğur = Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

ve necceynâ-humâ

  Sâffât / 115 -

 Ahmed Hulusi = O ikisini ve onların kavimlerini aziym tasadan kurtardık.

ve necceynâ-humâ

  Sâffât / 115 -

 Ahmet Tekin = Onları ve kavimlerini, büyük sıkıntılardan, kölelik felâketinden kurtardık.

ve necceynâ-humâ

  Sâffât / 115 -

 Ahmet Varol = Onları da kavimlerini de o büyük sıkıntıdan kurtardık.

ve necceynâ-humâ

  Sâffât / 115 -

 Ali Bulaç = Onları ve kavimlerini o büyük üzüntüden kurtardık.

ve necceynâ-humâ

  Sâffât / 115 -

 Ali Fikri Yavuz = Hem kendilerini, hem (kendilerine iman eden) kavimlerini o büyük felâketten, (suda boğulmaktan) kurtardık.

ve necceynâ-humâ

  Sâffât / 115 -

 Ali Ünal = Her ikisini de, onların halkını da o dehşetli (kölelik ve işkence) musibetinden kurtardık.