Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
fe nebeznâ-hum
Diyanet İşleri = Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular). Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak!
fe nebeznâ-hum
Abdulbaki Gölpınarlı = Biz de hem onu, hem askerini helâk ettik, onları suya boğduk; artık bak da gör, zâlimlerin sonucu ne olmuş.
fe nebeznâ-hum
Abdullah Parlıyan = Biz onu da, askerlerini de yakalayıp Kızıldeniz'e döktük. Yaratılış gayesi dışında yaşayanların sonu, nasıl oldu baksana!
fe nebeznâ-hum
Adem Uğur = Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik. Bak işte, zalimlerin sonu nice oldu!
fe nebeznâ-hum
Ahmed Hulusi = Bunun üzerine Onu ve ordularını tuttuk da denize attık. . . Zulmedenlerin sonu nasıl oldu bir bak!
fe nebeznâ-hum
Ahmet Tekin = Onu, askerî erkânını ve ordusunu yakaladık, cezalandırdık, denize attık. İbret nazarıyla bak, incele, inkârda, isyanda, baskı, zulüm ve işkenceyle, temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engellemede, insanları köleleştirmekte devam eden zâlimlerin, müşriklerin âkıbeti nasıl oldu?
fe nebeznâ-hum
Ahmet Varol = Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize attık. Zalimlerin sonlarının nasıl olduğuna bir bak.
fe nebeznâ-hum
Ali Bulaç = Bunun üzerine, onu ve askerlerini tutup suya attık. Böylelikle zulmedenlerin nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.
fe nebeznâ-hum
Ali Fikri Yavuz = Biz de hem Firavunu, hem askerlerini yakaladık da onları denize atıverdik. Ey Rasûlüm, şimdi bak ki, zalimlerin akıbeti nasıl olmuştur!...
fe nebeznâ-hum
Ali Ünal = Ama Biz neticede onu ve ordularını kıskıvrak yakaladık ve denize fırlatıverdik. Bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu?
fe nebeznâ-hum
Bayraktar Bayraklı = Biz de, onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik. Bak işte, zâlimlerin sonu nasıl oldu?
fe nebeznâ-hum
Bekir Sadak = Biz de, onu ve askerlerini yakalayip suya attik. Zalimlerin sonunun nasil olduguna bir bak.
fe nebeznâ-hum
Celal Yıldırım = Biz onu da, askerlerini de yakalayıp (Kızıldeniz'in) sularına fırlatı verdik. Bir bak, o zâlimlerin sonu ne oldu..
fe nebeznâ-hum
Cemal Külünkoğlu = Ve bu yüzden onu ve onun buyruğunda olanları kıskıvrak yakalayıp denize gömdük (Orada boğuldular). Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!
fe nebeznâ-hum
Diyanet İşleri (eski) = Biz de, onu ve askerlerini yakalayıp suya attık. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.
fe nebeznâ-hum
Diyanet Vakfi = Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik. Bak işte, zalimlerin sonu nice oldu!
fe nebeznâ-hum
Edip Yüksel = Onları ve ordusunu yakalayıp denize attık. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna dikkat et.
fe nebeznâ-hum
Elmalılı Hamdi Yazır = Biz de kendisini ve ordularını tuttuk da deryaya fırlatıverdik, şimdi bak o zâlimlerin akıbeti nasıl oldu?
fe nebeznâ-hum
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Biz de onu ve ordularını tuttuk denize fırlatıverdik. Bak şimdi o zalimlerin sonu nasıl oldu?
fe nebeznâ-hum
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik. Bir bak, zalimlerin sonu nice oldu!
fe nebeznâ-hum
Gültekin Onan = Bunun üzerine, onu ve askerlerini tutup suya attık. Böylelikle zulmedenlerin nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.
fe nebeznâ-hum
Harun Yıldırım = Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik. Bak işte, zalimlerin sonu nice oldu!
fe nebeznâ-hum
Hasan Basri Çantay = Bunun üzerine biz de hem onu, hem askerlerini yakalayıverdik de denizin içine atdık. Bak (Habîbim) zâlimlerin aakıbeti nice oldu!
fe nebeznâ-hum
Hayrat Neşriyat = Bunun üzerine onu ve askerlerini yakaladık da onları denize atıverdik. Artık bak, o zâlimlerin âkıbeti nasıl oldu!
fe nebeznâ-hum
İbni Kesir = Biz de onu ve askerlerini yakalayıp suya attık. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.
fe nebeznâ-hum
Kadri Çelik = Bunun üzerine onu ve askerlerini tutuverip suya attık. Böylelikle zulmedenlerin nasıl bir sona uğradıklarına bir bak!
fe nebeznâ-hum
Muhammed Esed = Ve bu yüzden onu ve onun buyruğunda olanları kıskıvrak yakalayıp denize gömdük. Bak işte, zalimlerin sonu nasıl oldu!
fe nebeznâ-hum
Mustafa İslamoğlu = Sonunda onu ve askerlerini enseledik ve onları denize gömdük: Bak gör işte, zalimlerin akıbeti nasıl olurmuş!
fe nebeznâ-hum
Ömer Nasuhi Bilmen = Onu da, askerlerini de yakaladık, onları hemen denize atıverdik. Artık bak ki, zalimlerin akibeti nasıl oldu?
fe nebeznâ-hum
Ömer Öngüt = Biz de onu ve askerlerini yakalayıp suya attık. Bir bak zâlimlerin sonunun nasıl olduğuna!
fe nebeznâ-hum
Şaban Piriş = Bu sebeple biz de onu ve askerlerini yakaladık, Onları denize atıverdik. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.
fe nebeznâ-hum
Sadık Türkmen = Onu ve ordularını yakaladık! Onları denize attık. Zalimlerin sonu gör/bak (araştır) nasıl oldu!
fe nebeznâ-hum
Seyyid Kutub = Biz de onu ve askerlerini yakalayıp suya attık. Bir bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu.
fe nebeznâ-hum
Suat Yıldırım = Biz de kendisini de, ordularını da yakalarından tuttuğumuz gibi denize fırlatıverdik. İşte bak, zalimlerin sonunun ne olduğunu gör!
fe nebeznâ-hum
Süleyman Ateş = Biz de onu ve askerlerini tuttuk, suya attık; bak, o zâlimlerin sonu nasıl oldu!
fe nebeznâ-hum
Tefhim-ul Kuran = Bunun üzerine, onu ve askerlerini tutuverip suya attık. Böylelikle zulmedenlerin nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.
fe nebeznâ-hum
Ümit Şimşek = Biz ise onu ve ordusunu yakalayıp denize attık. Bir bak, o zalimlerin sonu nice oldu!
fe nebeznâ-hum
Yaşar Nuri Öztürk = Biz de onu ve askerlerini yakalayıp hepsini suyun içine fırlattık. Bak, nasıl oldu zalimlerin sonu!
fe nebeznâ-hum
İskender Ali Mihr = Sonra onu ve onun ordularını, yakalayıp denize attık. Bunun üzerine zalimlerin akıbetinin nasıl olduğuna bak!
fe nebeznâ-hum
İlyas Yorulmaz = Sonra onu ve ordusunu yakalayıp denizin içine attık. Bakın bakalım, yeryüzünde haksızlık yapanların sonucu ne olmuş.
nebeznâ-hum
Diyanet İşleri = Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. O ise (pişman olmuş), kendini kınıyordu.
nebeznâ-hum
Abdulbaki Gölpınarlı = Derken onu ve ordusunu helâk etmiş, onları denize atıvermiştik de o kendisini kınayıp durmadaydı.
nebeznâ-hum
Abdullah Parlıyan = Ve biz onu ve askerlerini alarak, hepsini denize atmıştık, o esnada ümitsizlik içerisinde, yaptıklarına pişman olarak, kendini kınıyordu, ama son andaki pişmanlık ve kınamanın faydası olmayacaktı.
nebeznâ-hum
Adem Uğur = Nihayet onu da ordularını da yakalayıp denize attık, bu sırada kendini kınayıp duruyordu.
nebeznâ-hum
Ahmed Hulusi = Bunun üzerine onu ve ordusunu yakaladık da onları denize attık. . . O pişmanlıkla kendi kendini yeriyordu!
nebeznâ-hum
Ahmet Tekin = Onu, Allah’a âsî olan ilâhî kuralları tanımayan askerî erkânını ve ordularını da tutup denize attık. O pişmanlık duyarak kendisini kınayıp duruyordu.
nebeznâ-hum
Ahmet Varol = Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize attık ki o (bu sırada kendi kendini) kınamaktaydı. [3]
nebeznâ-hum
Ali Bulaç = Bunun üzerine, Biz onu ve ordularını yakalayıp denize attık; (ki o,) 'kınanacak işler yapıyordu.'
nebeznâ-hum
Ali Fikri Yavuz = Bunun üzerine tuttuk kendisini ve ordularını denize attık. Öyle ki, küfür ve inad üzere bulunuyordu.
nebeznâ-hum
Ali Ünal = Neticede Firavun’u da ordularını da kıskıvrak yakaladık ve denizin dibine geçiriverdik. Boğulurken yaptıklarına bin pişman kendini kınıyordu.