Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Diyanet İşleri = Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. O, kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere açıklıyor, birçoğunu da affediyor. İşte size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur’an) gelmiştir.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ey kitap ehli, kitapta olduğu halde gizlediklerinizin çoğunu apaçık size bildiren, çoğunu da affedip yüzünüze vurmayan Peygamberimiz gelmiştir size; Allah'tan bir nur ve apaçık bir kitap gelmiştir size.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Abdullah Parlıyan = Ey bize de kitap verildi diyenler! Kitaptan gizleyip durduğunuzun çoğunu size açıkca anlatan ve birçok şeyi de dile getirmeyen elçimiz gelmiştir. Doğrusu size Allah'tan bir ışık ve apaçık bir kitap da gelmiştir.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Adem Uğur = Ey ehl-i kitap! Resûlümüz size Kitap'tan gizlemekte olduğunuz birçok şeyi açıklamak üzere geldi; birçok (kusurunuzu) da affediyor. Gerçekten size Allah'tan bir nur, apaçık bir kitap geldi.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Ahmed Hulusi = Ey hakikat bilgisi verilmiş olanlar. . . Hakikat bilgisinden gizlediklerinizin birçoğunu size açıklayan ve birçoğunu (gizlemenizi de) affeden Rasûlümüz geldi. . . Gerçekten size Allâh'tan bir Nur ve Kitab-ı Mubiyn (açık seçik Sünnetullah bilgisi) gelmiştir.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Ahmet Tekin = Ey geçmiş kitapları sahiplenenler, kendi mensuplarınızdan ve başkalarından gizlemekte olduğunuz, kitaplarınızdaki hükümlerden birçoğunu, size açıklayan birçok hükmü de yürürlükten kaldıran Rasulümüz, tebliğ ve davet görevi ile kesinlikle size de geldi. Allah’tan size bir nur, Muhammed, İslâm dini, Allah, insan, kâinat ilişkilerini, ilâhî düzeni açıklayan apaçık bir kitap Kur’ân geldi.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Ahmet Varol = Ey kitap ehli! Kitap'tan gizlemekte olduklarınızın çoğunu size açıklayan ve çoğunu da geçen peygamberimiz size geldi. Gerçekten size Allah'tan bir nur ve açık bir Kitap geldi.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Ali Bulaç = Ey Kitap Ehli, Kitaptan gizlemekte olduklarınızın çoğunu size açıklayan ve bir çoğundan geçiveren elçimiz geldi. Size Allah'tan bir nur ve apaçık bir Kitap geldi.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey Yahudî ve Hristiyanlar! Şimdi size Peygamberimiz geldi; kitabınızdan gizlemekte olduğunuz şeylerin bir çoğunu size açıklıyor, bir çoğundan da geçiyor. İşte size, Allah’dan bir Nur (Hz. Muhammed Aleyhisselâm) ve aydın bir kitap (KUR’ÂN) geldi.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Ali Ünal = Ey Kitap Ehli! Hiç şüphesiz size, (en üstün niteliklerle donatılmış ve bu nitelikleriyle birlikte geleceğini de çok iyi bildiğiniz) Rasûlümüz (Muhammed) gelmiş bulunuyor: Kitap’tan (Tevrat ve İncil’den) gizleyegeldiğiniz pek çok şeyi size açıklıyor ve pek çoğunu da yüzünüze vurmayarak, öylece bırakıyor. Evet, hiç şüphesiz size Allah’tan, (parlaklığı göz kamaştırıcı ve zihninizi, kalbinizi ve yolunuzu aydınlatan) bir Nur ve kendisi apaçık olduğu gibi, her gerçeği de açıklayan bir Kitap (Kur’ân) gelmiş bulunuyor.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Bayraktar Bayraklı = Ey kitap ehli! Peygamberimiz, kitaptan gizlediklerinizin çoğunu açıklamak üzere size geldi; birçok kusurunuzdan da vazgeçiyor. Şu bir gerçek ki, size Allah'tan bir nur, apaçık bir kitap gelmiştir.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Bekir Sadak = Ey Kitab ehli! Kitab'dan gizleyip durdugunuzun cogunu size acikca anlatan ve cogundan da geciveren peygamberimiz gelmistir. Dogrusu size Allah'tan bir nur ve apacik bir Kitab gelmistir.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Celal Yıldırım = Ey Kitap Ehli! Kitabınızdan gizlediğiniz birçok şeyi size açıklayan ve birçoğunu da (açıklamaya gerek görmeyip) geçen Peygamberimiz size gelmiştir. Şüphesiz ki size Allah'tan bir nûr ve çok açık bir kitap gelmiştir.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Cemal Külünkoğlu = Ey Ehli Kitab! Size Kitap (Tevrat)'tan gizlemekte olduğunuz birçok şeyi açıklayan ve birçoğundan da (değinmeden) geçiveren Resulümüz gelmiştir. İşte size Allah'tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur'an) gelmiştir.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Diyanet İşleri (eski) = Ey Kitap ehli! Kitap'dan gizleyip durduğunuzun çoğunu size açıkça anlatan ve çoğundan da geçiveren peygamberimiz gelmiştir. Doğrusu size Allah'tan bir nur ve apaçık bir Kitap gelmiştir.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Diyanet Vakfi = Ey ehl-i kitap! Resûlümüz size Kitap'tan gizlemekte olduğunuz birçok şeyi açıklamak üzere geldi; birçok (kusurunuzu) da affediyor. Gerçekten size Allah'tan bir nur, apaçık bir kitap geldi.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Edip Yüksel = Kitap halkı, kitabın gizlediğiniz bir çok bölümünü açığa çıkaran ve bir çoğunu da yüzünüze vurmayan elçimiz geldi size. ALLAH'tan bir ışık ve apaçık bir kitap da geldi size.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ey Ehli kitab, şimdi size Resulümüz geldi, kitabınızın gizlemekte olduğunuz bir çok yerlerini sizlere beyan ediyor, bir çoğundan da geçiyor, işte size Allahdan bir nur, bir parlak kitab geldi

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ey kitap verilenler, şimdi size, kitabınızın gizlemekte olduğunuz birçok yerlerini sizlere açıklayan birçoğunu da geçiveren Peygamberimiz geldi. İşte size Allah'tan bir nur, bir parlak kitap geldi.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ey kitap ehli! Kitaptan gizlemiş olduğunuz şeylerin çoğunu açıklayan, çoğundan da vazgeçen peygamberimiz size geldi. Ayrıca size, Allah'tan bir nur ve apaçık bir kitap da gelmiştir.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Gültekin Onan = Ey kitap ehli, kitaptan gizlemekte olduklarınızın çoğunu size açıklayan ve bir çoğundan geçiveren elçimiz geldi. Size Tanrı'dan bir nur ve apaçık bir kitap geldi.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Harun Yıldırım = Ey kitap ehli! Muhakkak kitaptan gizlediklerinizin pek çoğunu açıklayan rasulümüz size gelmiştir ki pek çoğundan vaz geçiyor. Muhakkak size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap gelmiştir.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Hasan Basri Çantay = Ey ehl-i kitâb, size — kitabdan gizlemekde olduğunuz şeylerin bir çoğunu meydana vuran, bir çoğundan da geçiveren — peygamberimiz gelmişdir. Size Allahdan hakıykî bir nur ve apaçık bir kitab gelmişdir.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Hayrat Neşriyat = Ey ehl-i kitab! Muhakkak Resûlümüz (Muhammed) size geldi; Kitab’dan(Tevrât’tan, âhir zaman peygamberinin sıfatları ve recim âyeti gibi) gizlemekte olduğunuz şeylerin birçoğunu size açıklıyor, birçoğunu da (açıklamıyor) affediyor. Doğrusu size Allah’dan bir nûr ve apaçık bir Kitab (Kur’ân) gelmiştir.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 İbni Kesir = Ey Ehl-i Kitab; size peygamberimiz gelmiştir, kitabtan gizleyip durduğunuzun çoğunu size açıkça anlatır ve çoğundan da geçiverir. Gerçekten size Allah'tan bir nur ve apaçık bir kitab gelmiştir.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Kadri Çelik = Ey kitab ehli! Kitaptan gizleyip durduğunuzun çoğunu size açıkça anlatan ve (kusurunuzun) çoğunu da affeden peygamberimiz size gelmiştir. Doğrusu size Allah'tan bir nur ve açıklayıcı bir kitab gelmiştir.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Muhammed Esed = Ey Kitab-ı Mukaddesin izleyicileri! Şimdi size, (kendi kendinizden) gizlediğiniz Kitabın birçoğunu açıklamak ve bir kısmını da bağışlamak amacıyla Elçimiz gelmiştir. Şimdi Allahtan size bir ışık ve apaçık bir ilahi kelam ulaşmıştır,

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Mustafa İslamoğlu = Ey önceki vahyin mensupları (olan Yahudiler)! Kitaptan gizlediğiniz bir çok hakikati size açıklamak ve (zaten bilinen) bir kısmından da geçmek üzere elçimiz gelmiştir. Artık size Allah'tan bir ışık ve net bir mesaj ulaşmıştır.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ey ehl-i kitâb! Muhakkak size resûlümüz geldi. Kitaptan gizlemekte olduğunuz birçok şeyleri size açıklıyor, bir çoğundan da geçiveriyor. Şüphe yok ki, size Allah Teâlâ tarafından bir nûr ve bir apaçık kitap gelmiştir.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Ömer Öngüt = Ey ehl-i kitap! Size Resul'ümüz geldi. Kitap'tan gizleyip durduğunuz şeylerin bir çoğunu size açıklıyor, bir çoğundan da geçiyor. Gerçekten size Allah'tan bir nur ve apaçık bir kitap geldi.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Şaban Piriş = Ey kitap ehli, Resûlümüz size geldi, kitaptan gizlediğiniz şeylerin bir çoğunu size açıkça anlatıyor ve bir çoğunu da geçiyor. Doğrusu size Allah’tan bir aydınlatıcı ve apaçık bir kitap gelmiştir.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Sadık Türkmen = Ey kitap EHLİ (Museviyim, İseviyim diyenler)! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. O, kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere gösteriyor, Tevrat’tan ve İncil’den gizlediğiniz bazı şeyleri de affediyor. İşte size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur’an) gelmiştir.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Seyyid Kutub = Ey Kitap Ehli, size bizim peygamberimiz geldi. Bu peygamber, elinizdeki kitabın öteden beri gizli tuttuğunuz bir hükmünü açıklıyor, bir çoğuna da değinmiyor. Gerçekten size Allah tarafından bir ışık, bir açıklayıcı kitap geldi.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Suat Yıldırım = Ey Ehl-i kitap! Kitaptan (Tevrat’tan) gizlediklerinizin çoğunu size beyan eden,bir çoğunu da yüzünüze vurmayarak affeden Resulümüz size gelmiş bulunuyor. İşte size Allah tarafından bir nûr ve hakikatleri açıklayan bir kitap geldi.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Süleyman Ateş = Ey Kitap ehli, elçimiz size geldi, Kitaptan gizlediğiniz şeylerin çoğunu size açıklıyor, çoğundan da geçiyor. Gerçekten size Allah'tan bir nur ve açık bir Kitap gelmiştir.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Tefhim-ul Kuran = Ey Kitap Ehli, Kitaptan gizlemekte olduklarınızın çoğunu size açıklayan ve bir çoğundan geçiveren elçimiz geldi. Size Allah'tan bir nur ve apaçık bir Kitap da geldi.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Ümit Şimşek = Ey Kitap Ehli! Size Bizim elçimiz geldi ki, kitaptan gizlediğiniz pek çok şeyi size açıklar, birçoğunu da yüzünüze vurmaz. Gerçekten size Allah'tan bir nur ile hakkı açıklayan bir kitap gelmiştir.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Ey Ehlikitap! Resulümüz size geldi. Kitap'tan saklamış olduklarınızın çoğunu size ayan-beyan açıklıyor; çoğundan da geçiyor. Şu bir gerçek ki, size Allah'tan bir ışık ve apaçık bir Kitap gelmiştir.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 İskender Ali Mihr = Ey kitap ehli! (Kitap sahipleri), Kitap’tan çoğunu gizlemiş olduğunuz ve çoğundan vazgeçtiğiniz şeyleri, size beyan eden bir Resûl’ümüz gelmiştir. Size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap gelmiştir.

min Allâhi nûrun

  Mâide / 15 -

 İlyas Yorulmaz = Ey kitap ehli! Kitaptan (İncil den) gizlediklerinizi size açıklayan ve (gizlediklerinizin) birçoğunu da hatırlatmayıp bağışlayan elçimiz geldi. Allah dan size, yolunuzu aydınlatan bir ışık ve her şeyi açıklayan bir kitap gelmiştir.

fî- hâ huden ve nûrun

  Mâide / 44 -

 Diyanet İşleri = Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.

fî- hâ huden ve nûrun

  Mâide / 44 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Şüphe yok ki biz, Tevrat'ı indirdik, onda doğru yola sevk ediş ve nûr var. Tanrıya teslîm olan peygamberlerle hükümleri bilenler ve Allah kitabını korumaya memûr olan bilginler, Yahûdilere, hep ona göre hüküm verirlerdi ve hepsi de o kitabın doğruluğuna tanıktı. Artık insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi, az bir menfaat karşılığında satmayın ve kimler, Allah'ın indirdiği hükme uygun olarak hüküm vermezlerse onlardır kâfirlerin ta kendileri

fî- hâ huden ve nûrun

  Mâide / 44 -

 Abdullah Parlıyan = Şüphe yok ki, içinde rehberlik, kalp ve gönülleri aydınlatıcı belgeler bulunan Tevrat'ı biz indirdik. Kendilerini Allah'a teslim eden peygamberler, Yahudiler arasında, onunla hükmederlerdi. Allah'ın kitabını korumaları, kendilerinden istendiği için, Rablerine teslim olmuş kimseler ve alimler de, onunla hüküm verirlerdi. Bu sayılanların hepsi, o kitabın doğru olduğuna şahit idiler. Bu sebeple, ey İsrailoğulları! İnsanlardan korkmayın, yalnız benden korkun ve benim mesajlarımı, değersiz bir kazanç karşılığı değiştirmeyin. Çünkü, Allah'ın indirdiği ile hüküm vermeyenler, benim tarafımdan gönderilen gerçekleri örtbas etmiş olan kâfirlerdir.

fî- hâ huden ve nûrun

  Mâide / 44 -

 Adem Uğur = Biz, içinde doğruya rehberlik ve nur olduğu halde Tevrat'ı indirdik. Kendilerini (Allah'a) vermiş peygamberler onunla yahudilere hükmederlerdi. Allah'ın Kitab'ını korumaları kendilerinden istendiği için Rablerine teslim olmuş zâhidler ve bilginler de (onunla hükmederlerdi). Hepsi ona (hak olduğuna) şahitlerdi. Şu halde (Ey yahudiler ve hakimler!) İnsanlardan korkmayın, benden korkun. Ayetlerimi az bir bedel karşılığında satmayın. Kim Allah'ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.

fî- hâ huden ve nûrun

  Mâide / 44 -

 Ahmed Hulusi = Gerçek ki, içinde nur ve hakikat bilgisi olan Tevrat'ı biz inzâl ettik. . . Teslim olmuş Nebiler, onunla Yahudilere hükmederdi; Rabbanîler (Tevrat'a göre Yahudilerin terbiyesiyle ilgilenenler) ve Ahbar (ilim ve hikmet sahipleri) da onun üzerine şahitler olarak hakikat bilgisini korumakla görevliydiler. . . O hâlde insanlardan korkmayın, Ben'den korkun! Benim bildirdiğim gerçekleri az bir menfaate satmayın! Kim Allâh'ın inzâl ettiği (hüküm) ile hükmetmezse, işte onlar hakikati inkâr edenlerin ta kendisidir!

fî- hâ huden ve nûrun

  Mâide / 44 -

 Ahmet Tekin = Biz içinde hak yolu aydınlatıcı bilgiler ve nur olan Tevrat’ı indirdik. Varlıklarını Allah’a teslim eden, İslâm’ı yaşayan müslüman olan peygamberler, yahudiliğin takipçilerine, Tevrat’taki kuralları esas alarak hüküm verirler, icraat yaparlardı. Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmeleri sebebiyle, kendilerini Rablerine adamış olan zâhitler ve âlimler de, Allah’ın kitabından, korumaya memur edildikleri, muhafaza edebildikleri kurallarla hüküm verirler, icraat yaparlardı. Hepsi de Tevrat’ı bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren, güvenilir örnek önderler ve doğruları konuşan şâhitlerdi.O halde insanlardan korkmayın, benden korkun. Âyetlerimi servet, makam, mevki gibi geçici dünya menfaatlerine, birkaç pula satmayın.Kimler Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezler, icraat yapmazlarsa onlar, işte onlar kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin ta kendileridir.

fî- hâ huden ve nûrun

  Mâide / 44 -

 Ahmet Varol = Gerçekten Tevrat'ı içinde hidayet ve nur bulunduğu halde indirdik. Allah'a teslim olmuş peygamberler yahudilerin arasında onunla hükmederlerdi. Yine Allah'ın kitabını korumakla görevlendirilmiş olmaları itibariyle alimler ve fakihler de onunla hükmederlerdi. Bunlar onun üzerine şahittiler. [6] Artık insanlardan korkmayın benden korkun ve ayetlerimi az bir değer karşılığında satmayın. Kimler Allah'ın indirdikleriyle hükmetmezlerse işte onlar kâfirdirler.

fî- hâ huden ve nûrun

  Mâide / 44 -

 Ali Bulaç = Gerçek şu ki, biz Tevratı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyun) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi.) Öyleyse insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kafir olanlardır.

fî- hâ huden ve nûrun

  Mâide / 44 -

 Ali Fikri Yavuz = Şüphesiz ki Tevrat’ı biz indirdik. Onda bir hidâyet, bir nûr vardır. Allah’ın emrine boyun eğen peygamberler, onunla Yahudi’ler arasında hüküm verirlerdi. Âlimler ve fakîhler de, Allah’ın kitabını korumaya memur olmaları ve üzerine şâhid bulunmaları itibariyle hükmederlerdi. O halde ey Yahudiler, Tevrat’daki âhir zaman peygamberine ait vasıfları açıklamak hususunda, insanlardan korkmayın; benden korkun. Benim âyetlerimi birkaç para menfaat karşılığında değişmeyin. Kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, işte onlar kâfirdirler.

fî- hâ huden ve nûrun

  Mâide / 44 -

 Ali Ünal = İçinde safî hidayet ve (insanların zihnini, kalbini ve yollarını aydınlatan) bir nur bulunan o Tevrat’ı Biz indirdik. Her bakımdan Allah’a teslim(iyetle Müslüman) olmuş bulunan nebîler, yahudi olanlara onunla hükmederlerdi; aynı şekilde, kendilerini Allah’a ve insanların terbiyesine adamış bulunan mürşidler ve fakih hakimler de, Allah’ın Kitabı’ndan (vahyedilmiş bulunan kısmı yazarak veya ezberleyerek ve onunla amel ederek) koruyup gözetmekle görevlendirilmiş olmaları sebebiyle, (yine onunla hükmederlerdi); ayrıca, onun Allah’tan ve hak kitap olduğuna da şahittiler. (Onlara, “Allah’ın Kitabı’yla hükmetme konusunda) hiç kimseden korkup çekinmeyin; yalnız Ben’den korkup ürperin ve âyetlerimi az bir fiyat karşılığı satmayın!” (diye ikazda bulunmuştuk). Kim, Allah’ın indirdiğini (tasdik etmeyip onunla) hükmetmezse, böyleleri kâfirlerin ta kendileridir.