Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Diyanet İşleri = Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: “Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak.”

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve bu işi ona vahyettik de hiç şüphe yok ki dedik, sabah çağı bunların kökleri kesilir.

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Abdullah Parlıyan = Ve elçilerimiz aracılığıyla, ona şu hükmü tebliğ ettik: “Sabah olur olmaz, bu günahkarların kökü kesilmiş olacaktır.”

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Adem Uğur = Ona (Lût'a) şu hükmümüzü vahyettik: "Sabaha çıkarlarken mutlaka onların ardı kesilmiş olacaktır."

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Ahmed Hulusi = Ona şu işi hükmettik: "Kesinlikle bunlar sabahlarken arkaları kesilmiş olacaktır. "

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Ahmet Tekin = Biz Lût’a, bu kâfirlerin sabaha çıkarken mutlaka köklerinin kazınmış olacağı planını, hükmünü vahyile bildirmiştik.

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Ahmet Varol = Ona kesin olarak şu emri bildirdik: 'Sabaha çıkarlarken bunların kökleri kesilecektir.'

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Ali Bulaç = Ve onlara şu emri verdik: "Sabaha çıkarlarken onların arkası mutlaka kesilecektir."

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Ali Fikri Yavuz = Biz, Lût’a şu kesin emri vahyettik: Bu kâfirler sabaha çıkarken muhakkak kökleri kesilmiş olacaktır.

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Ali Ünal = Ona şu kesin hükmümüzü bildirdik: “Sabaha karşı onların kökü kesilmiş olacaktır.”

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Bayraktar Bayraklı = Lût'a şu hükmümüzü vahyettik: “Sabaha çıkarlarken mutlaka onların ardı kesilmiş olacaktır.”

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Bekir Sadak = Boylece Lut'a bunlarin sonlarinin kesilmis olarak sabahliyacaklarini bildirdik.

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Celal Yıldırım = Lût'a şu emri hükmettiğimizi bildirdik: «Sabahladıklarında bunların kökü kesilmiş olacak.»

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Cemal Külünkoğlu = Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: “Sabaha çıkarken onların kökü kesilmiş olacaktır.”

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Diyanet İşleri (eski) = Böylece Lut'a bunların sonlarının kesilmiş olarak sabahlıyacaklarını bildirdik.

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Diyanet Vakfi = Ona (Lût'a) şu hükmümüzü vahyettik: «Sabaha çıkarlarken mutlaka onların ardı kesilmiş olacaktır.»

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Edip Yüksel = 'Şu halk, sabahleyin yok edilecektir' şeklindeki emri kendisine bildirdik.

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ona kat'î olarak şu emri vahyettik: sabaha çıkarlarken şunların arkaları kat'iyyen kesilecek

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ona kesin olarak şu emri vahyettik: «Sabaha çıkarken şunların arkaları katiyyen kesilecek.»

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Biz, Lût'a şu kesin emri vahyettik: «Bu kâfirler sabaha çıkarken muhakkak kökleri kesilmiş olacaktır.»

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Gültekin Onan = Ve onlara şu buyruğu verdik (kaza): "Sabaha çıkarlarken onların arkası mutlaka kesilecektir."

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Harun Yıldırım = Ona şu hükmümüzü vahyettik: "Sabaha çıkarlarken mutlaka onların ardı kesilmiş olacaktır."

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Hasan Basri Çantay = Ona şu (kat'î) emri vahyetdik: «Sabaha çıkarlarken onların arkası behemehal kesilmiş olacakdır».

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Hayrat Neşriyat = Ona (Lût’a) şu (kesin) emri de vahyettik: 'Sabaha ulaşan kimseler iken, onların (o fâsık kavmin) ardı mutlaka kesilmiş olacaktır (helâk olacaklardır)!'

musbihîne

  Hicr / 66 -

 İbni Kesir = Böylece ona bunların sonlarının kesilmiş olarak sabahlayacaklarını bildirdik.

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Kadri Çelik = Ve ona (Lut'a) şu kesin emrimizi bildirdik: “Sabaha çıkarlarken onların arkası (kökü) mutlaka kesilecektir.”

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Muhammed Esed = Ve (elçilerimiz aracılığıyla) o'na şu hükmü tebliğ ettik: "Bu (günahkar)ların son kalıntıları da sabaha varmadan silinip ortadan kaldırılacaktır".

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Mustafa İslamoğlu = Ve ona şu kesin kararımızı bildirdik: "İşte bu güruhun kökü gün ağarırken tamamen kazınmış olacaktır!"

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = (65-66) «Artık efrâd-ı aileni gecenin bir kısmında yürüt (yola çıkar) sen de arkalarını takib et ve sizden hiç biri ardına dönüp bakmasın ve emrolunduğunuz tarafa geçip gidiniz.» Ve ona (Hazreti Lût'a) şu emri kat'iyyen vahyettik ki, onların arkaları sabaha çıkacakları vakit elbette kesilmiş olacaktır.

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Ömer Öngüt = Ona kesin olarak şu emri hükmettiğimizi bildirdik: “Sabaha çıkarken mutlaka bunların sonları kesilmiş olacak. ”

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Şaban Piriş = Ona, Sabahleyin onların arkasının kesilmiş olacağı hususunu da açıklamıştık.

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Sadık Türkmen = Ona şu emri bildirdik: “Muhakkak, bunların arkası sabaha girerken kesilmiş olacaktır!”

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Seyyid Kutub = Böylece Lût'a bu önemli olayı, yani sabah olunca şu adamların soylarının kurumuş olacağı yolundaki hükmümüzü bildirdik.

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Suat Yıldırım = Ona şu kesin emri vahyettik: "Sabaha çıkarlarken onların kökü kesilmiş olacaktır!"

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Süleyman Ateş = Ona: "Şunlar sabaha girerlerken arkaları kesilecektir!" buyruğunu bildirdik.

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Tefhim-ul Kuran = Ve onlara şu emri verdik: «Sabaha çıkarlarken onların arkası mutlaka kesilecektir.»

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Ümit Şimşek = Böylece Lût'a şu emri tebliğ ettik ki, sabaha çıktıklarında onların kökü kesilmiş olacaktır.

musbihîne

  Hicr / 66 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Ona şu emri bir hüküm olarak ilettik: Şunlar, kökleri kesilmiş olarak sabahlayacaklardır.

musbihîne

  Hicr / 66 -

 İskender Ali Mihr = Ve onların "arkası kesilmiş (nesli tükenmiş)" olarak sabahlayacakları (helâk olup yok olacakları) emrini, ona bildirdik.

musbihîne

  Hicr / 66 -

 İlyas Yorulmaz = Böylece, emrimizin yerine gelmesi için hükmedince, onların tamamen arkaları (kötü davranışları) sona erecek.

musbihîne

  Sâffât / 137 -

 Diyanet İşleri = (137-138) Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. Hâlâ düşünmeyecek misiniz?

musbihîne

  Sâffât / 137 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve şüphe yok ki siz de onların yurtlarına uğramadasınız sabahları.

musbihîne

  Sâffât / 137 -

 Abdullah Parlıyan = Siz bugüne kadar onların yurtlarından gelip geçmektesiniz, her sabah

musbihîne

  Sâffât / 137 -

 Adem Uğur = (Ey insanlar!) Siz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz, sabahleyin

musbihîne

  Sâffât / 137 -

 Ahmed Hulusi = Muhakkak ki siz sabahları onların yurtlarından geçersiniz. . .

musbihîne

  Sâffât / 137 -

 Ahmet Tekin = Siz, elbette seyahatlerinizde, sabah saatlerinde onların yaşadıkları yerlere uğrarsınız.

musbihîne

  Sâffât / 137 -

 Ahmet Varol = Muhakkak ki siz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz; sabahleyin

musbihîne

  Sâffât / 137 -

 Ali Bulaç = Siz onların üstünden muhakkak geçip gidiyorsunuz; sabah vakti.

musbihîne

  Sâffât / 137 -

 Ali Fikri Yavuz = (137-138) Elbette siz, sabah ve akşam onlara (harabeye dönmüş yurdlarına ticaret maksadıyla gelib geçerken) uğrarsınız. Artık düşünüb ibret almaz mısınız?

musbihîne

  Sâffât / 137 -

 Ali Ünal = (Seyahat yollarınız üzerinde) sabahları onların yıkılmış şehirlerinin harabelerine uğruyorsunuz;