Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
min rabbi-ke
Diyanet İşleri = Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah, iman edenleri doğru yola iletir.
min rabbi-ke
Abdulbaki Gölpınarlı = Bir de bu sûretle kendilerine bilgi verilenler, bilirler ki Kur'ân, Rabbinden gelen bir gerçektir ve artık inanırlar ona, gönülleri, onunla tevâzuya erişir ve şüphe yok ki Allah, inananları elbette doğru yola sevk eder.
min rabbi-ke
Abdullah Parlıyan = Ve yine Allah'ın, şeytanın bu çabalarını boşa çıkarması, doğru bilgiden nasibi olanların, bu ilahi mesajın senin Rabbbinden gelen bir gerçek olduğunu kavramaları, ona inanmaları ve bütün kalpleriyle ona bağlanıp boyun eğmeleri içindir. Çünkü gerçekten de Allah, iman edenleri dosdoğru bir yola yöneltir.
min rabbi-ke
Adem Uğur = Bir de, kendilerine ilim verilenler, onun (Kur'an'ın) hakikaten Rabbin tarafından gelmiş bir gerçek olduğunu bilsinler de ona inansınlar, bu sayede kalpleri huzur ve tatmine kavuşsun. Şüphesiz ki Allah, iman edenleri, kesinlikle dosdoğru bir yola yöneltir.
min rabbi-ke
Ahmed Hulusi = Ayrıca da kendilerine ilim verilenler, onun (şuurlarına yansıyanın) Rabbinden hak olduğunu bilsinler de Ona iman etsinler ve Ona şuurları hûşu duysunlar. . . Muhakkak ki Allâh iman etmiş kimseleri hakikate yönlendirendir.
min rabbi-ke
Ahmet Tekin = Kendilerine ilim verilen, sorumluluk sahibi âlimler ise, Kur’ân’ın, senin Rabbinden gelen gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak bir kitap olduğunu bilip ona iman ederler, akılları yatar, kalpleri huzura kavuşur, ona saygı duyarlar. Allah iman edenleri doğru, muhkem, güvenli yola, İslâmi hayata iletir.
min rabbi-ke
Ahmet Varol = Bir de kendilerine ilim verilenlerin onun Rabbinden gelen bir gerçek olduğunu bilip de ona iman etmeleri ve kalplerinin ona saygı duyması içindir. Şüphesiz Allah iman edenleri doğru yola iletir.
min rabbi-ke
Ali Bulaç = (Bir de) Kendilerine ilim verilenlerin, bunun (Kur'an'ın) hiç tartışmasız Rablerinden olan bir gerçek olduğunu bilmeleri için; böylelikle ona iman etsinler ve kalpleri ona tatmin bulmuş olarak bağlansın. Şüphesiz Allah, iman edenleri dosdoğru yola yöneltir.
min rabbi-ke
Ali Fikri Yavuz = Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar, Kur’an’ın muhakkak Rabbinden gelen bir gerçek olduğunu bilsinler ve ona iman etsinler de kalbleri ona saygı duysun. Çünkü Allah, iman edenleri, doğru bir yola (islâm dinine) iletir.
min rabbi-ke
Ali Ünal = Yine O, (şeytanın bu tür teşebbüslerine müsaade eder ki,) kendilerine ilim verilmiş olanlar, senin Rabbinden gelen her bir vahyin hakikatin ta kendisi olduğunu daha bir kesinlikle bilsinler de, Kur’ân’a daha bir gönülden inanıp teslim olsun ve bağlansınlar. Gerçek şu ki Allah, iman etmiş bulunanları her meselede dosdoğru bir yol ve isabetli bir tavra yöneltir.
min rabbi-ke
Bayraktar Bayraklı = Kendilerine ilim verilmiş olanlar da Kur'ân'ın, senin Rabbinden gelenin hak olduğunu bilsinler de ona inansınlar; böylece kalpleri ona saygı duysun. Şüphesiz Allah, inananları doğru yola iletir.
min rabbi-ke
Bekir Sadak = Bu, kendilerine ilim verilenlerin Kuran'in, senin Rabbin'den bir gercek oldugunu bilip de ona inanmalari ve gonullerini baglamalari icindir. Allah inananlari suphesiz dogru yola eristirir.
min rabbi-ke
Celal Yıldırım = Ve bir de kendilerine ilim verilenlerin, onun (Kur'ân'ın) senin Rabbından hakk olarak (indirildiğini) bilmeleri ve böylece ona inanıp kalbleri de ona saygı duyarak bağlanması içindir. Hem şüphesiz ki Allah, imân edenleri doğru yola iletendir.
min rabbi-ke
Cemal Külünkoğlu = Bir de, kendilerine ilim verilenler, onun (Kur'an'ın), Rabbinden gelen bir hak olduğunu bilip ona inansın ve böylece kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah, inananları doğru yola iletir.
min rabbi-ke
Diyanet İşleri (eski) = Bu, kendilerine ilim verilenlerin Kuran'ın, senin Rabbin'den bir gerçek olduğunu bilip de ona inanmaları ve gönüllerini bağlamaları içindir. Allah inananları şüphesiz doğru yola eriştirir.
min rabbi-ke
Diyanet Vakfi = Bir de, kendilerine ilim verilenler, onun (Kur'an'ın) hakikaten Rabbin tarafından gelmiş bir gerçek olduğunu bilsinler de ona inansınlar, bu sayede kalpleri huzur ve tatmine kavuşsun. Şüphesiz ki Allah, iman edenleri, kesinlikle dosdoğru bir yola yöneltir.
min rabbi-ke
Edip Yüksel = Bu durum, aynı zamanda, kendilerine bilgi verilmiş olanların bunun Rabbinden gelen bir gerçek olduğunu anlamalarını sağlar. Böylece kalpleri onu benimser ve iman ederler. ALLAH, elbette, inananları doğru yola ulaştırır.
min rabbi-ke
Elmalılı Hamdi Yazır = Bir de kendilerine ılim verilmiş olanlar muhakkak rabbından gelen hakk olduğunu bilsinler ve ona iyman etsinler de kalbleri ona saygı duysun ve çünkü Allah, iyman edenleri doğru bir caddeye çıkarır
min rabbi-ke
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar, Kur'an'ın şüphesiz Rabbından gelen bir gerçek olduğunu bilsinler ve ona iman etsinler de kalpleri O'na saygı duysun. Çünkü Allah iman edenleri doğru bir caddeye çıkarır.
min rabbi-ke
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Bir de bu, kendilerine ilim verilenlerin onun, Rabbından gelme bir gerçek olduğunu bilip inanmaları ve gönüllerini ona bağlamaları içindir. Muhakkak ki Allah; iman edenleri dosdoğru yola iletir.
min rabbi-ke
Gültekin Onan = (Bir de) Kendilerine ilim verilenlerin, bunun (Kuran'ın) hiç tartışmasız rablerinden olan bir gerçek olduğunu bilmeleri için; böylelikle ona, inansınlar ve kalpleri ona tatmin bulmuş olarak bağlansın. Şüphesiz Tanrı inananları dosdoğru yola yöneltir.
min rabbi-ke
Harun Yıldırım = Bir de, kendilerine ilim verilenler., onun (Kur'an'ın) hakikaten Rabbin tarafından gelmiş bir gerçek olduğunu bilsinler de ona inansınlar, bu sayede kalpleri huzur ve tatmine kavuşsun. Şüphesiz ki Allah, iman edenleri, kesinlikle dosdoğru bir yola yöneltir.
min rabbi-ke
Hasan Basri Çantay = Bir de bu, kendilerine ilim verilenlerin onun (Kur'ânın) muhakkak Rabbinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilib de ona (tam) îman etmeleri ve kalblerinden tam bir itmi'nan haasıl olması içindir. Şübhesiz ki Allah, (o suretle) îman edenleri doğru bir yola iletir.
min rabbi-ke
Hayrat Neşriyat = Ve kendilerine ilim verilmiş olanlar, gerçekten onun (bu Kur’ân’ın), Rabbinden(gelen) hak olduğunu bilsin de ona îmân etsinler, derken kalbleri ona gönülden bağlansın! Şübhesiz ki Allah, îmân edenleri dosdoğru bir yola elbette hidâyet edendir.
min rabbi-ke
İbni Kesir = Bir de bu, kendilerine ilim verilenlerin onun, Rabbından gelme bir gerçek olduğunu bilip inanmaları ve gönüllerini ona bağlamaları içindir. Muhakkak ki Allah; iman edenleri dosdoğru yola iletir.
min rabbi-ke
Kadri Çelik = Bu, kendilerine ilim verilenlerin, Kur'an'ın senin Rabbinden bir gerçek olduğunu bilip de ona inanmaları ve kalplerinin onunla yatışması içindir. Allah iman edenleri şüphesiz hidayete eriştirir.
min rabbi-ke
Muhammed Esed = Ve (yine, Allah'ın Şeytan'ın bu çabalarını boşa çıkarması,) doğru bilgiden nasibi olanların bu ilahi mesajın senin Rabbinden ulaşan katıksız gerçek olduğunu kavramaları, O'na inanmaları ve bütün kalpleriyle O'na bağlanıp boyun eğmeleri içindir. Çünkü gerçekten de, Allah imana erişenleri dosdoğru bir yola yöneltir.
min rabbi-ke
Mustafa İslamoğlu = Yine (bunun bir nedeni) de, bilgi ve bilginin amacını kavrayanlar bu (mesajın) Rabbinden gelen hakikatin ta kendisi olduğunu anlasınlar diyedir. Bu sayede ona inanacaklar, nihayet kalpleri ona tam bir teslimiyetle yatışacaktır. Şu bir gerçek ki, Allah inanıp güvenen kimseleri dosdoğru bir yola yöneltir.
min rabbi-ke
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve bir de kendilerine ilim verilmiş olanların bilmesi içindir ki, şüphesiz o, (Kur'an) Rabbin tarafından (gelmiş) bir hakikattır. Artık ona imân etsinler de onun için kalplerine bir itminan husûle gelmiş olsun. Ve şüphe yok ki Allah, imân edenleri elbette müstakim bir yola hidâyet edicidir.
min rabbi-ke
Ömer Öngüt = Bir de bu, kendilerine ilim verilenlerin onun Rabbinden gelen bir gerçek olduğunu bilip ona inanmaları ve bu sayede kalplerinin huzur ve itminana kavuşması içindir. Şüphesiz ki Allah iman edenleri mutlaka dosdoğru bir yola iletir.
min rabbi-ke
Şaban Piriş = Kendilerine ilim verilenlerin, onun, Rabbinden gelen gerçek bir vahiy olduğunu bilip, ona inanmaları ve onunla gönüllerini bağlamaları içindir. Şüphesiz Allah, iman edenleri dosdoğru yola iletir.
min rabbi-ke
Sadık Türkmen = Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun, Rabbinden gelen hak/gerçek olduğunu bilsinler. Böylece O’na iman etsinler ve sonuçta da; kalpleri O’na saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah iman edenleri doğru yola iletir.
min rabbi-ke
Seyyid Kutub = Diğer bir amaç, kendilerine bilgi verilenlerin, Kur'anın Rabb'inin gönderdiği bir gerçek olduğunu anlayarak ona inanmaları, ona karşı yürekten saygı duymalarıdır. Hiç kuşkusuz Allah, mü'minleri doğru yola iletir.
min rabbi-ke
Suat Yıldırım = Ve yine, ilimden nasibi olanların bu Kur’ân’ın senin Rabbin tarafından gönderilen gerçeğin ta kendisi olduğunu iyice anlayıp da onu bütün kalpleriyle tasdik edip gönülden tazim ederek bağlanmaları içindir. Elbette Allah iman edenleri dosdoğru yola, isabetli tutuma yöneltir.
min rabbi-ke
Süleyman Ateş = Ve kendilerine ilim verilmiş olanlar da o(Kur'â)nın, Rabbinden (gelen) gerçek olduğunu bilsinler de ona inansınlar; böylece kalbleri ona saygı duysun. Şüphesiz Allâh, inananları mutlaka doğru yola iletir.
min rabbi-ke
Tefhim-ul Kuran = (Bir de) Kendilerine ilim verilenlerin, bunun (Kur'an'ın) hiç tartışmasız Rablerinden olan bir gerçek olduğunu bilmeleri için; böylelikle ona iman etsinler ve kalpleri ona tatmin bulmuş olarak bağlansın. Hiç şüphe yok Allah, iman edenleri dosdoğru yola yöneltip iletmektedir.
min rabbi-ke
Ümit Şimşek = Bir de, kendilerine ilim verilmiş olanlar, Kur'ân'ın sana Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler ve ona iman etsinler, kalpleri de ona karşı saygıyla dolsun diye Allah buna müsaade eder. Hiç şüphe yok ki, Allah, iman edenleri dosdoğru bir yola iletecektir.
min rabbi-ke
Yaşar Nuri Öztürk = Kendilerine ilim verilenler onun, senin Rabbinden bir hak olduğunu bilsinler, ona inansınlar da kalpleri ona saygı duysun diye böyle yapılmıştır. Şu bir gerçek ki Allah Hâdî'dir, iman edenleri dosdoğru yola mutlaka ulaştıracaktır.
min rabbi-ke
İskender Ali Mihr = Ve kendilerine ilim verilenlerin, onun (irşad makamının, Velî Resûl’ün, Nebî Resûl’ün) söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, O’na îmân etmeleri, onların kalplerinin O’nu (Allah’ı) idrak etmesi (kalplerinden ekinnetin alınıp yerine ihbat sistemi konarak kalplerin mutmain olması) içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) mutlaka Sıratı Mustakîm’e hidayet edendir.
min rabbi-ke
İlyas Yorulmaz = Kendilerine ilim verilenlerin, bunun Rablerinden bir hak olduğunu bilmeleri, ona iman etmeleri ve kalpleri onunla sükunet bulması içindir. Şüphesiz ki Allah iman edenleri doğru yola iletendir.
min rabbi-ke
Diyanet İşleri = Bir de Yahudiler, “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lânete uğrasınlar! Hayır, O’nun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, sana Rabbinden indirilen (Kur’an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. Allah, bozguncuları sevmez.
min rabbi-ke
Abdulbaki Gölpınarlı = Yahûdiler, Allah'ın eli bağlıdır dediler, elleri bağlanasılar, söyledikleri söz yüzünden lânete uğrayasılar. Hayır, Allah'ın iki eli de açıktır, dilediği gibi ihsânda bulunur. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun azgınlığını, kâfirliğini arttıracak ve biz, onların arasına kıyâmete dek düşmanlık ve kin saldık. Ne vakit savaş için bir ateş yaktılarsa Allah söndürdü o ateşi ve onlar, yeryüzünde bozgunculuğa koşup dururlar ve Allah, bozguncuları sevmez.
min rabbi-ke
Abdullah Parlıyan = Yahudiler Allah'ın eli sıkıdır derler. Sıkı olan onların elidir ve bu iddialarından dolayı Allah tarafından lanetlenmişlerdir. Hayır! Allah'ın iki eli de açıktır. O lütfunu dilediği gibi dağıtır. Rabbinden sana indirilen onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Biz onların aralarına, kıyamete kadar sürecek kin ve nefret tohumları saçtık. Ne zaman savaş ateşi yaksalar, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk yapmaya çalışırlar, Allah da bozguncuları sevmez.
min rabbi-ke
Adem Uğur = Yahudiler, Allah'ın eli bağlıdır (sıkıdır), dediler. Hay dedikleri yüzünden elleri bağlanası ve lânet olasılar! Bilâkis, Allah'ın elleri açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun ki sana Rabbinden indirilen, onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttırır. Aralarına, kıyamete kadar (sürecek) düşmanlık ve kin soktuk. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa (fitneyi uyandırmışlarsa) Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar; Allah ise bozguncuları sevmez.
min rabbi-ke
Ahmed Hulusi = Yahudiler, "Allâh'ın eli bağlıdır" dediler. . . Söyledikleri kendilerinde açığa çıktı, kendi elleri bağlandı ve lânetlendiler! Bilakis, Allâh'ın iki eli de açıktır; dilediğince bağışlamaya devam ediyor! Andolsun ki, Rabbinden sana inzâl olunan, onlardan çoğunun inkâr ve tuğyanını (isyan ile haddini aşmayı) arttırır! Onların arasına kıyamet sürecine kadar düşmanlık ve nefret duygusu yerleştirdik! Her ne zaman savaş için bir ateş yaksalar, Allâh onu söndürdü. . . (Gene de) yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. . . Allâh inançları saptırma peşinde koşanları sevmez.
min rabbi-ke
Ahmet Tekin = Yahudiler:'Allah’ın eli çok sıkıdır' dediler. Söyledikleri sebebiyle, onların elleri bağlansın ve lânete uğrasınlar. Aksine, Allah’ın elleri açıktır. Allah, sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun şekilde verir.Andolsun Rabbimden sana indirilen, Kur’ân onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü, inkârını artırıyor. Biz, kıyamete kadar onların aralarına düşmanlık ve kin yerleştirdik.Ne zaman savaş ateşi yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar, yeryüzünde, ülkede bozgunculuk, anarşi çıkarmak için koşuştururlar. Allah ise, bozguncuları sevmez.
min rabbi-ke
Ahmet Varol = Yahudiler 'Allah'ın eli bağlıdır' dediler. [10] Kendi elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler! Hayır Allah'ın iki eli de açıktır, dilediği gibi sarfeder. [11] Rabbinden sana indirilen onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Onların aralarına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin saldık. Ne zaman savaş için bir ateş yaksalar Allah onu söndürür. Onlar ayrıca yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çabalarlar. Allah ise bozguncuları sevmez.
min rabbi-ke
Ali Bulaç = Yahudiler: "Allah'ın eli sıkıdır" dediler. Onların elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler. Hayır; O'nun iki eli açıktır, nasıl dilerse infak eder. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun taşkınlıklarını ve inkârlarını arttıracaktır. Biz de onların arasına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin salıverdik. Onlar ne zaman savaş amacıyla bir ateş alevlendirdilerse Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa çalışırlar. Allah ise bozguncuları sevmez.
min rabbi-ke
Ali Fikri Yavuz = Bir de Yahudi’ler: “- Allah’ın eli bağlıdır. (cömert değildir.)” dediler. Bu dedikleri söz sebebiyle elleri hayır yapmak hususunda bağlandı ve lânetlendiler. Doğrusu Allah’ın kudret elleri açıktır, dilediği gibi ihsan eder. Andolsun ki, sana Rabbinden indirilen âyetler, onlardan bir çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Bununla beraber biz onların arasına kıyamete kadar sürecek kin ve düşmanlık bıraktık. Onlar, her ne zaman harb için bir yangın tutuşturdularsa, Allah onu söndürdü. Dâima yeryüzünde fesad için koşarlar. Allah ise, fesad çıkaranları sevmez.
min rabbi-ke
Ali Ünal = Yahudiler, “Allah’ın eli bağlı ve sıkıdır.” diyor (ve bizzat kendilerinin sebep olduğu zillet ve meskenetlerini Allah’a yüklemeye çalışıyorlar). Hay kendi elleri bağlanasıcalar; hay söyledikleri bu sözden dolayı rahmetten uzak kalasıcalar! Hayır, hiç de öyle değil: Allah’ın İki Eli de açıktır; O, nasıl dilerse öyle infak eder; (dolayısıyla vermesi, onların keyfine bağlı değildir). Fakat şurası bir gerçek ki, Rabbinden sana indirilen (nimet ve âyetler), onların pek çoğunun ancak azgınlığını ve küfrünü arttırmaktadır. Biz de aralarına Kıyamet’e kadar sürüp gidecek bir kin, düşmanlık ve nefret saldık. Ne zaman (Rasûlüllah’a ve mü’minlere karşı) harp için bir ateş yaksalar Allah onu söndürür. Ancak onlar, sürekli bozgunculuk çıkarmak için yeryüzünde koşuşturup dururlar. Allah, bozguncuları sevmez.