Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Diyanet İşleri = Andolsun, senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alaya aldıkları şey kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Andolsun ki senden önceki peygamberlerle de alay edilmiştir de onlarla alayları yüzünden alay ettikleri azâba uğrayıvermişlerdir.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Abdullah Parlıyan = Ey Muhammed! Senden önce gelen nice peygamberler de, alaya alınmışlardı da, o alaya alanları, alay ettikleri azap kuşatıvermişti.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Adem Uğur = Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi; ama onları alaya alanları, o alay konusu ettikleri şey kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Ahmed Hulusi = Andolsun, senden önceki Rasûllerle de alay edildi de; küçümsedikleri şey, alay edenleri her yönden kuşattı.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Ahmet Tekin = Kesinlikle senden önceki Rasullerle alay edildi. Onları, alaya alanları, alay konusu etmeye devam ettikleri şeyin gücü kuşattı, işlerini bitirdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Ahmet Varol = Andolsun senden önceki peygamberlerle de alay edildi. Ancak alay edenleri, alaya aldıkları şey kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Ali Bulaç = Andolsun, senden önceki elçilerle de alay edildi, fakat içlerinden küçük düşürenleri, o alaya aldıkları (azap) sarıp kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Ali Fikri Yavuz = Yemin olsun ki, senden evvel bir çok peygamberlerle alay edildi de, içlerinden alay edenleri, o alay ettikleri şey (azab) kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Ali Ünal = (Ey Rasûlüm!) Şurası bir gerçek ki, senden önce de nice rasûllerle alay edildi. Fakat alay konusu yaptıkları hakikatler, kendisine karşı uyarılıp da istihza ile karşıladıkları azap, maskaralıkla Rasûlleri küçük düşürmeye çalışanların üzerine çöküp, onları mahvetti.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Bayraktar Bayraklı = Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi; ama onları alaya alanları, o alay konusu ettikleri şey kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Bekir Sadak = And olsun ki, senden once bir cok peygamber alaya alinmisti da, alaya alanlari, eglendikleri sey mahvetmisti. *

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Celal Yıldırım = And olsun ki, senden önceki peygamberler de alaya alınmıştı da alaya alanları alay ettikleri şey (çepeçevre) kuşatmıştı.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Cemal Külünkoğlu = (Resulüm!) Andolsun ki, senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alaya aldıkları şey kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Diyanet İşleri (eski) = And olsun ki, senden önce birçok peygamber alaya alınmıştı da, alaya alanları, eğlendikleri şey mahvetmişti.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Diyanet Vakfi = Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi; ama onları alaya alanları, o alay konusu ettikleri şey kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Edip Yüksel = Senden önceki elçilerle de alay edildi. Ancak onlarla alay edenleri, eğlenceye aldıkları şey kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Kasem olsun ki senden evvel bir çok Peygamberlerle istihzâ edildi de içlerinden alay edenleri o istihzâ ettikleri şey kuşatıverdi

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Andolsun ki, senden önce bir çok peygamberlerle istihza edildi de içlerinden alay edenleri o alay ettikleri şey kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Yemin olsun ki, senden önce birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alay ettikleri şey (azap) kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Gültekin Onan = Andolsun, senden önceki elçilerle de alay edildi, fakat içlerinden küçük düşürenleri, o alaya aldıkları (azap) sarıp kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Harun Yıldırım = Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi; ama onları alaya alanları, o alay konusu ettikleri şey kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Hasan Basri Çantay = Andolsun, senden evvelki peygamberlerle de istihza (alay) edilmişdir de alay etmekde oldukları şeyler (kavmlerinin) içinden istihza eden o maskaraların kendilerini kuşatmışdır.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Hayrat Neşriyat = And olsun ki, senden önceki enbiyâ (peygamber)ler ile alay edildi de onlarla maskaralık edenleri o kendisiyle alay etmekte oldukları şey (kahredici bir azâb olarak)kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 İbni Kesir = Andolsun ki; senden önce de bir çok peygamberle alay edilmişti. Ama alaya alanları, eğlendikleri şey mahvetmişti.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Kadri Çelik = Şüphesiz senden önceki peygamberlerle de alay edildi; fakat içlerinden küçük düşürenleri, o alaya aldıkları sarıp kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Muhammed Esed = (Ey Muhammed,) senden önceki elçilerle de alay edilmişti ama ne var ki, onları küçümseyen kimseleri, sonunda, alay edip durdukları şeyin kendisi tepeleyiverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Mustafa İslamoğlu = Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi; ama onları alaya alanları, o alay konusu ettikleri şey kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Muhakkak ki, senden evvel de birçok peygamberler ile alayda bulunulmuştur. Artık onlar ile istihzada bulunanları kendisiyle alayda bulundukları şey kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Ömer Öngüt = Andolsun ki, senden önceki birçok peygamberle de alay edilmişti. Onları alaya alanları, o alay ettikleri şey kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Şaban Piriş = Andolsun ki, senden önce bir çok peygamberlerle istihza edildi de içlerinden alay edenleri o alay ettikleri şey kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Sadık Türkmen = Ant olsun, senden önceki elçilerle de alay edildi. Ancak onlarla alay eden kimseleri, kendisiyle alay ettikleri şey kuşatıverdi!

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Seyyid Kutub = Andolsun, senden önceki elçilerle de alay edildi, fakat içlerinden küçük düşürenleri, o alaya aldıkları (azap) sarıp kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Suat Yıldırım = Senden önce de nice peygamberlerle böyle alay edilmişti. Ama alay konusu yaptıkları o azap, alay edenleri her taraftan sarıvermişti.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Süleyman Ateş = Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi, ama onlarla alay edenleri, o alay ettikleri şey kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Tefhim-ul Kuran = Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi, fakat içlerinden küçük düşürenleri, o alaya aldıkları sarıp kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Ümit Şimşek = Senden önceki peygamberlerle de alay edilmişti. Sonra o alay edenleri, alaya alıp durdukları şey kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Yemin olsun, senden önceki resullerle de alay edilmiştir. Sonunda, onlarla eğlenenleri, alay konusu yaptıkları şey kuşatıverdi.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 İskender Ali Mihr = Andolsun ki senden önce (de) resûllerle alay edildi. Sonra alay etmiş oldukları şey, alay edenleri kuşattı.

min kablike

  Enbiyâ / 41 -

 İlyas Yorulmaz = Bu azaptan önce, elçilerle alay edilip eğlenilmişti. Alay etmeleri karşılığında, onlardan alay edenlere de azap hak olmuş oldu.

min kablike

  Kasas / 46 -

 Diyanet İşleri = Yine biz (Mûsâ’ya) seslendiğimiz zaman Tûr’un yan tarafında da değildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak, senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmeyen bir kavmi, düşünüp öğüt alsınlar diye uyarman için (o haberleri) sana bildiriyoruz.

min kablike

  Kasas / 46 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Nidâ ettiğimiz zaman Tur tarafında da değildin; fakat senden önce kendilerine bir peygamber gelmeyen topluluğu, belki ibret alırlar, öğüt dinlerler diye korkutmak için Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin.

min kablike

  Kasas / 46 -

 Abdullah Parlıyan = Evet biz Musa'ya seslendiğimiz zaman, sen Sînâ Dağı'nın yamacında da değildin. Fakat sen de, öteki elçiler gibi, senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarasın diye, Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin. Ola ki düşünüp öğüt alırlar.

min kablike

  Kasas / 46 -

 Adem Uğur = (Musa'ya) seslendiğimiz zaman da, sen Tûr'un yanında değildin. Bilakis, senden önce kendilerıne uyarıcı (peygamber) gelmeyen bir kavmi uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak (orada geçenleri sana bildirdik); ola ki düşünüp öğüt alırlar.

min kablike

  Kasas / 46 -

 Ahmed Hulusi = Biz (Musa'ya) hitap ettiğimizde sen Tur tarafında değildin. . . Ne var ki, Rabbinden bir rahmet olarak, senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarman için (bu bilgiler sana vahyoldu). Umulur ki üzerinde düşünürler.

min kablike

  Kasas / 46 -

 Ahmet Tekin = Mûsâ’ya seslendiğimiz zaman da Tur’un (dağın) yamacında değildin. Fakat, Rabbinden bir rahmet olarak, senden önce kendilerine sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarıcılar, peygamberler gelen toplumları uyarman için, orada geçenleri sana bildirdik. Ola ki, düşünüp öğüt alırlar.

min kablike

  Kasas / 46 -

 Ahmet Varol = (Musa'ya) seslendiğimiz zaman sen Tur'un yanında değildin. Ancak Rabbinden bir rahmet olarak, kendilerine senden önce bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarasın diye (gönderildin). Umulur ki düşünürler.

min kablike

  Kasas / 46 -

 Ali Bulaç = (Musa'ya) Seslendiğimiz zaman da, sen Tur'un yanında değildin. Ancak Rabbinden bir rahmet olmak üzere senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için (gönderildin). Umulur ki, öğüt alıp düşünürler diye.

min kablike

  Kasas / 46 -

 Ali Fikri Yavuz = Mûsa’ya nida ettiğimiz vakit de Tûr dağının yanında değildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin (de bu haberleri biliyorsun). Tâ ki, senden evvel kendilerine bir peygamber gelmemiş olan bir kavmi (Kur’an’la) korkutasın. Olur ki nasihat kabul ederler.

min kablike

  Kasas / 46 -

 Ali Ünal = Yine, (Musa’ya) seslendiğimiz zaman sen o dağın yanında da değildin. Fakat Rabbinden çok büyük bir rahmet olarak seni, düşünüp ders alsınlar ve ona göre davransınlar diye, senden önce kendilerine uyarıcı gelmeyen bir topluluğu uyarman için (görevlendirdik).