Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Diyanet İşleri = (Ey Muhammed!) Böylece seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin geçmiş olduğu bir ümmete gönderdik ki, onlar Rahmân’ı inkâr ederken sana vahyettiğimizi kendilerine okuyasın. De ki: “O, benim Rabbimdir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben yalnız O’na tevekkül ettim, dönüşüm de yalnız O’nadır.”

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = İşte böylece seni de, sana vahyettiğimizi onlara okuman için bir ümmete gönderdik ki onlardan önce nice ümmetler gelip geçmiştir; onlar, rahmanı inkâr ettiler; de ki: O, benim Rabbimdir, yoktur ondan başka tapacak. Ona dayandım, sonucu varıp gideceğim yer de onun tapısı.

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Abdullah Parlıyan = İşte böylece ey Muhammed! Seni, kendisinden önce nice toplumların gelip geçtiği inanmayan bir toplum içinden elçi olarak çıkardık ki, sana vahyettiklerimizi onlara okuyup açıklayasın. Çünkü onlar, Rahman olan Allah'ı hâlâ tanımıyorlar. De ki: O'dur benim Rabbim, O'ndan başka gerçek ilah yoktur, ben O'na güvendim ve yönümü de O'na döndüm.

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Adem Uğur = (Ey Muhammed!) Böylece seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete gönderdik ki, sana vahyettiğimizi onlara okuyasın. Onlar Rahman'ı inkâr ediyorlar. De ki: O benim Rabbimdir. O'ndan başka tanrı yoktur. Sadece O'na tevekkül ettim ve dönüş sadece O'nadır.

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Ahmed Hulusi = İşte böylece, kendinden önce nice toplumlar gelip geçmiş bir topluluk içinde seni açığa çıkardık ki; Rahman'ı inkâr edenlere, sana vahyettiğimizi okuyup bildiresin. . . De ki: "Rabbim 'HÛ'! Tanrı yoktur sadece 'HÛ'! Tevekkülüm O'nadır ve metab (tövbe - dönüş) O'nadır. "

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Ahmet Tekin = Daha önceki görevlendirmelerimiz gibi, biz seni, kendilerinden önce, nice milletlerin yaşadığı, yok olup gittiği bir bölgede, bir millet içinde, özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere Rasul olarak görevlendirdik. Onlar, sınırsız rahmeti ile hayat veren, yaşatan, koruyan, rahmetine, lütfuna, hayırlara mazhar eden, Rahman olan Allah’ı inkâr ederlerken, sana vahyettiğimizi onlara tane tane okuyasın istedik.'O benim Rabbimdir, ondan başka ilâh yoktur. O’na dayanıp güvendim, işlerimi O’na havale ettim. Tevbem de, günah işlemekten vazgeçerek itaatle yönelişim de O’nadır.' de.

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Ahmet Varol = Bu şekilde seni, kendilerinden önce nice ümmetler geçmiş bir ümmete, onlara sana vahyettiğimizi okuman için gönderdik. Onlarsa Rahman'ı inkâr etmektedirler. De ki: 'O benim Rabbimdir. O'ndan başka ilâh yoktur. Ben O'na güvendim. Dönüş de yalnız O'nadır.' [4]

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Ali Bulaç = Böylece biz seni, kendisinden önce nice ümmetler gelip geçmiş olan bir ümmete (elçi olarak) gönderdik; sana vahyettiklerimizi onlara okuyasın diye. Oysa onlar Rahman'a nankörlük ediyorlar. De ki: "O, benim Rabbimdir, O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve son dönüş O'nadır."

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Ali Fikri Yavuz = İşte senden önce, Peygamberleri gönderdiğimiz gibi, seni de, kendilerinden önce bir çok ümmetler geçmiş olan bir ümmet içinde gönderdik ki, onlar Rahman’ı inkâr ederlerken, sana vahyettiğimiz kitabı (Kur’an’ı) onlara karşı okuyasın. De ki: “- O Rahman, benim Rabbimdir, ondan başka hiç bir ilâh yoktur. Ben ancak Ona tevekkül ettim ve tevbem de yalnız onadır. “

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Ali Ünal = İşte (ey Rasûlüm,) bu netice için seni kendilerinden önce nice benzer topluluklar geçmiş bulunan bir topluluğun içinde rasûl olarak gönderdik; Rahmân’a nankörlük ve küfür içinde bulunan o insanlara sana vahyettiğimiz Kur’ân’ı açık açık okuyup anlatasın. De ki: “O (Rahmân) benim Rabbimdir; O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben, bütün varlığımla yalnız O’na dayandım ve dönüşüm de sadece O’nadır.”

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Bayraktar Bayraklı = Biz böylece sana vahyettiğimizi onlara okuman için seni, kendilerinden önce birçok milletler geçmiş olan bir millete gönderdik. Oysa, onlar Rahmân'ı inkâr ederler. De ki: “O benim Rabbimdir. O'ndan başka tanrı yoktur. O'na güvenirim ve dönüşüm de O'nadır.”

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Bekir Sadak = Sana vahyettigimizi okuman icin, seni de onlardan once nice ummetlerin gelip gectigi bir ummete gonderdik; o ummet merhametli olan Allah'i inkar eder; de ki: «O benim Rabbim'dir, O'ndan baska Tanri yoktur, yalniz O'na guvenirim, donusum de O'nadir.»

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Celal Yıldırım = Böylece biz seni de kendilerinden önce birçok ümmetlerin gelip geçtiği gibi, bir ümmete (kendi ümmetine), —sana vahyettiğimizi onlara okuman için— peygamber gönderdik. Bunlar Rahman (olan Allahjı tanımazlar. De ki: O benim Rabbimdir, O'ndan başka ilâh yoktur. Ancak O'na yönelip dayanırım, tevbem ve dönüşüm de O'nadır.

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Cemal Külünkoğlu = (Ey Muhammed!) Böylece seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete gönderdik ki, onlar Rahman'ı inkâr ederken sana vahyettiğimiz (Kur'an')ı onlara okuyasın. De ki: “O, benim Rabbimdir. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben yalnız O'na tevekkül ettim, dönüşüm de yalnız O'nadır.”

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Diyanet İşleri (eski) = Sana vahyettiğimizi okuman için, seni de onlardan önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete gönderdik; o ümmet merhametli olan Allah'ı inkar eder; de ki: 'O benim Rabbim'dir, O'ndan başka Tanrı yoktur, yalnız O'na güvenirim, dönüşüm de O'nadır.'

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Diyanet Vakfi = (Ey Muhammed!) Böylece seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete gönderdik ki, sana vahyettiğimizi onlara okuyasın. Onlar Rahman'ı inkâr ediyorlar. De ki: O benim Rabbimdir. O'ndan başka tanrı yoktur. Sadece O'na tevekkül ettim ve dönüş sadece O'nadır.

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Edip Yüksel = Daha önceki toplumlara olduğu gibi seni de bu topluma gönderdik ki sana vahyettiğimizi onlara okuyasın, halbuki onlar Rahman'a nankörlük ediyorlar. De ki: 'O'dur benim Rabbim; O'ndan başka tanrı yoktur. O'na güvendim; dönüş O'nadır.'

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = İşte böyle kendilerinden evvel nice ümmetler geçmiş olan bir ümmet içinde gönderdik ki onlar rahmana küfredenlerken sen onlara karşı sana vahyettiğimiz kitabı okuyasın, de ki: o rahman benim Rabbım, ondan başka ilâh yok, ben ona dayandım tevbem de onadır

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = İşte seni böyle kendilerinden önce birçok ümmetler gelip geçmiş olan bir ümmet içinde gönderdik ki onlar Rahman'ı inkar ederlerken, sen onlara karşı, sana vahyettiğimiz Kitab'ı okuyasın. De ki: «O Rahman benim Rabbim, O'ndan başka ilah yoktur; ben O'na dayandım, tevbem de O'nadır!»

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = İşte seni böyle, kendilerinden önce nice ümmetler gelip geçmiş olan bir ümmet içinde gönderdik ki, onlar Rahmân'a küfredip dururlarken, sen onlara sana vahyettiğimiz kitabı okuyasın. De ki: «O Rahmân benim Rabbimdir, O'ndan başka tanrı yoktur. Ben O'na dayandım, tevbem de O'nadır.

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Gültekin Onan = İşte böylece, kendinden önce nice toplumlar gelip geçmiş bir topluluk içinde seni açığa çıkardık ki; Rahman'ı inkâr edenlere, sana vahyettiğimizi okuyup bildiresin. . . De ki: "Rabbim 'HÛ'! Tanrı yoktur sadece 'HÛ'! Tevekkülüm O'nadır ve metab (tövbe - dönüş) O'nadır. "

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Harun Yıldırım = Daha önceki görevlendirmelerimiz gibi, biz seni, kendilerinden önce, nice milletlerin yaşadığı, yok olup gittiği bir bölgede, bir millet içinde, özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere Rasul olarak görevlendirdik. Onlar, sınırsız rahmeti ile hayat veren, yaşatan, koruyan, rahmetine, lütfuna, hayırlara mazhar eden, Rahman olan Allah’ı inkâr ederlerken, sana vahyettiğimizi onlara tane tane okuyasın istedik.'O benim Rabbimdir, ondan başka ilâh yoktur. O’na dayanıp güvendim, işlerimi O’na havale ettim. Tevbem de, günah işlemekten vazgeçerek itaatle yönelişim de O’nadır.' de.

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Hasan Basri Çantay = Bu şekilde seni, kendilerinden önce nice ümmetler geçmiş bir ümmete, onlara sana vahyettiğimizi okuman için gönderdik. Onlarsa Rahman'ı inkâr etmektedirler. De ki: 'O benim Rabbimdir. O'ndan başka ilâh yoktur. Ben O'na güvendim. Dönüş de yalnız O'nadır.' [4]

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Hayrat Neşriyat = Böylece biz seni, kendisinden önce nice ümmetler gelip geçmiş olan bir ümmete (elçi olarak) gönderdik; sana vahyettiklerimizi onlara okuyasın diye. Oysa onlar Rahman'a nankörlük ediyorlar. De ki: "O, benim Rabbimdir, O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve son dönüş O'nadır."

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 İbni Kesir = İşte böyle; sana vahyettiğimizi okuman için, seni de onlardan önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete gönderdik. Onlar; Rahman'ı inkar ederler. De ki: O benim Rabbımdır. O'ndan başka ilah yoktur. Yalnız O'na tevekkül ederim. Dönüşüm de O'nadır.

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Kadri Çelik = Böylece sana vahyettiklerimizi onlara okursun diye biz seni, kendisinden önce nice ümmetler gelip geçmiş olan bir ümmete gönderdik. Oysa onlar Rahman'ı inkâr etmektedirler. De ki: “O, benim Rabbimdir, O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve şüphesiz dönüş O'nadır.”

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Muhammed Esed = İşte böylece (ey Muhammed) seni, kendisinden önce nice toplumların gelip geçtiği bir (inanmayanlar) toplumu içinden Elçi olarak çıkardık ki, sana vahyettiklerimizi onlara okuyup açıklayasın; çünkü (bilmezlikleri yüzünden) O Rahman'ı inkar ediyor onlar. De ki: "O'dur benim Rabbim. O'ndan başka tanrı yoktur. Ben O'na güven bağlamış bulunuyorum ve O'na dönüktür yönüm".

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Mustafa İslamoğlu = Böylece (ey Nebi), kendisinden önce nice (inkarcı) toplumların gelip geçtiği bir toplumun arasından elçi olarak seni seçtik ki, sana vahyettiklerimizi kendilerine ulaştırasın: zira onlar Rahman'ı inkar ediyorlar. De ki: "O benim Rabbimdir, kendisinden başka ilah olmayandır: yalnızca O'na güvendim, yüzümü O'na çevirdim."

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = İşte seni öylece bir ümmet içinde gönderdik ki, onlardan evvel de nice ümmetler gelip geçmişlerdi. Sana vahyettiğimizi onlara tilâvet edesin (diye) ve onlar Rahmân'ı inkâr ederler. De ki: «O benim Rabbimdir, O'ndan başka ilâh yoktur, ancak O'na tevekkül ettim ve son dönüş de ancak O'nadır.»

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Ömer Öngüt = Resulüm! Böylece biz seni kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçmiş olduğu bir ümmete gönderdik ki, sana vahyettiğimizi onlara okuyasın. Onlar Rahman'ı inkâr ediyorlar. De ki: “O benim Rabbimdir, O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Yalnız O'na tevekkül ettim, dönüş de yalnız O'nadır. ”

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Şaban Piriş = İşte böylece seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete gönderdik ki; vahyettiklerimizi onlara okuyasın. Oysa onlar Rahman’ı tanımadılar. De ki: -O benim Rabbim’dir, O’ndan başka ilah yoktur. Yalnızca O’na bağlandım, dönüşüm de O’nadır!

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Sadık Türkmen = (Ey Muhammed!) Böylece seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin geçmiş olduğu bir ümmete gönderdik ki, onlar Rahman’ı inkâr ederken, sana vahyettiğimizi kendilerine okuyasın. De ki: “O, benim Rabbimdir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben yalnız O’na tevekkül ettim/yöneldim, dönüşüm de yalnız O’nun huzurunadır.”

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Seyyid Kutub = Ey Muhammed sana vahyettiğimiz mesajı kendilerine okuyasın diye seni öyle bir ümmete gönderdik ki, onlardan önce birçok ümmetler gelip geçmiştir. Onlar rahmeti bol olan Allah'ı tanımıyorlar. Onlara de ki; «Benim Rabbim O'dur, O'ndan başka ilah yoktur, ben yalnız O'na dayandım, dönüş O'nadır.»

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Suat Yıldırım = İşte senden önce peygamberler gönderdiğimiz gibi, sana vahyettiğimiz kitabı onlara okuman için seni de, kendilerinden önce nice milletler geçmiş olan bir millete gönderdik. Onlar ise Rahman’a nankörlük eder, O’nu tanımazlar. De ki: "O benim Rabbimdir. O’ndan başka tanrı yoktur. O’na dayandım, tövbem ve dönüşüm yalnız O’nadır."

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Süleyman Ateş = Seni de böylece, kendilerinden önce nice milletler geçmiş bulunan bir millete gönderdik ki, sana vahyettiğimizi onlara okuyasın. Oysa onlar Rahmân'a nankörlük ederler. De ki: "O (Rahmân), benim Rabbimdir. O'ndan başka tanrı yoktur. O'na dayandım, tevbem yalnız O'nadır."

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Tefhim-ul Kuran = Böylece biz seni, kendisinden önce nice ümmetler gelip geçmiş olan bir ümmete (bu yol üzere peygamber olarak) gönderdik, sana vahyettiklerimizi onlara okursun diye. Oysa onlar Rahman'ı tanımazlık etmektedirler. De ki: «O, benim Rabbimdir, O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve son dönüş O'nadır.»

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Ümit Şimşek = İşte seni de kendisinden önce nice ümmetler gelip geçmiş bir ümmete böylece gönderdik ki, sana vahyettiğimiz şeyi onlara okuyasın. Fakat onlar Rahmân'a nankörlük edip duruyorlar. De ki: O benim Rabbimdir. Ondan başka tanrı yoktur. Ben Ona tevekkül ettim; dönüş de yalnız Onadır.

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 Yaşar Nuri Öztürk = İşte seni böylece, kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmet içinde resul kıldık ki, onlar Rahman'a küfrederlerken sen kendilerine, sana vahyettiğimizi okuyasın. De ki: "O'dur benim Rabbim, ilah yok O'ndan başka, O'na dayanmışım ben! Yalnız O'nadır tövbem!"

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 İskender Ali Mihr = Böylece, ondan önce gelip geçmiş ümmetlerde olduğu gibi, seni de, sana vahyettiğimizi, onlara okuman için bir ümmetin içine gönderdik. Onlar, Rahmân’ı inkâr ediyorlar. De ki: “O benim Rabbimdir. Ben O’na tevekkül ettim ve O’ndan başka ilâh yoktur. Ve tövbem, dönüşüm (tövbesi kabul edilmiş olarak dönüşüm) O’nadır.”

min kabli-hâ

  Ra’d / 30 -

 İlyas Yorulmaz = Böylece daha önce gelip geçmiş, birtakım inançlara sahip olanların arkasından gelen bir topluma, seni elçi olarak gönderdik ki, sana vahyettiğimizi onlara okuyasın. Onlar Rahmanı inkar ediyorlar. Deki “Benim Rabbim O Rahmandır. Ondan başkada hiçbir ilah yoktur. Ben yalnızca O na güvendim, dayandım ve dönüş O na dır. ”

min kabli-hâ

  Neml / 42 -

 Diyanet İşleri = Belkıs gelince, “Senin tahtın böyle mi?” denildi. O da, “Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik” dedi.

min kabli-hâ

  Neml / 42 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Hükümdâr gelince, tahtın bu muydu dendi, o da ona pek benziyor zâten daha önce de Süleyman'ın peygamberliğini bilmiş, anlamıştık ve teslîm olmuştuk dedi.

min kabli-hâ

  Neml / 42 -

 Abdullah Parlıyan = Ve böylece melike, Süleyman'ın yanına gelince: “Senin tahtın böyle mi?” denildi. O da, sanki onun aynısıdır. Zaten bize, daha önce yaptığımız araştırmalar ve Hüdhüd'ün mektup getirmesi gibi hadiselerden dolayı bilgi sahibi olmuş, senin güç, kuvvet ve peygamberliğini kabul ederek müslüman olmuştuk.”

min kabli-hâ

  Neml / 42 -

 Adem Uğur = Melike gelince: Senin tahtın da böyle mi? dendi. O şöyle cevap verdi: Tıpkı o! (Süleyman şöyle dedi): Bize daha önce (Allah'tan) bilgi verilmiş ve biz müslüman olmuştuk.

min kabli-hâ

  Neml / 42 -

 Ahmed Hulusi = (Saba Melikesi) geldiğinde şöyle denildi: "Senin tahtın işte böyle midir?". . . (Melike de) dedi ki: "Sanki o. . . Bundan önce (zaten) bize ilim verilmişti ve müslimler olmuştuk. "

min kabli-hâ

  Neml / 42 -

 Ahmet Tekin = Kraliçe gelince:'Senin tahtın da böyle mi?' denildi. Kraliçe:'Bu, tıpkı o' dedi, tahtını tanıdı. Süleyman:'Zaten, o gelmeden önce, onun bileceği ile ilgili bilgi bize verilmişti. Biz, Allah’ın emrini, hükmünü, vahyini kabul eden müslümanlarız.' dedi.

min kabli-hâ

  Neml / 42 -

 Ahmet Varol = (Sebe hükümdarı) gelince: 'Senin tahtın böyle miydi?' denildi. 'Tıpkı odur. Bize ondan önce ilim verilmiş ve biz Müslüman olmuştuk' dedi.

min kabli-hâ

  Neml / 42 -

 Ali Bulaç = Böylece (Belkıs) geldiği zaman ona: "Senin tahtın böyle mi?" denildi. Dedi ki: "Tıpkı kendisi. Bize ondan önce ilim verilmişti ve biz müslüman olmuştuk."

min kabli-hâ

  Neml / 42 -

 Ali Fikri Yavuz = Vakta ki (Belkıs) geldi, ona denildi ki: “- Böyle mi senin tahtın?” (Belkıs şöyle) dedi: “- Sanki odur. Bununla beraber bize bu taht mucizesinden önce (peygamberliğine delâlet eden Hüdhüd mucizesi ile) ilim verildi ve müslüman olduk.”

min kabli-hâ

  Neml / 42 -

 Ali Ünal = Derken Kraliçe geldi ve kendisine, “Bak bakalım, bu senin tahtın olmasın?” dendi. “Evet, sanki o!” cevabını verdi (Kraliçe ve ekledi): “Zaten bize daha önce (Süleyman ve hükümdarlığı, misyonu, sahip bulunduğu imkânların kaynağı konusunda) bilgi ulaşmıştı ve biz de teslim olmaya karar vermiştik.”