Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Diyanet İşleri = “Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve âcizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah’a mahsustur” de ve O’nu tekbir ile yücelt.

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve de ki: Hamd Allah'a ki oğul edinmemiştir kendisine ve saltanatta, tasarrufta ortağı yoktur ve âciz olmadığından yardımcıya da ihtiyâcı yoktur ve pek büyük bil, onu, büyüklüğünü de bildir.

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Abdullah Parlıyan = De ki: Tüm eksiksiz övgüler O Allah'a ki, oğul edinmemiştir kendisinin egemenlik ve saltanatta ortağı yoktur, aciz olmadığı için, yardımcıya da ihtiyacı yoktur ve pek büyük bil O'nu, büyüklüğünü de herkese bildir

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Adem Uğur = Çocuk edinmeyen, hakimiyette ortağı bulunmayan, âcizlikten ötürü bir dosta da ihtiyacı olmayan Allah'a hamdederim de ve tekbir getirerek O'nun şanını yücelt!

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Ahmed Hulusi = "Hamd, çocuk edinmemiş, mülkte ortağı olmayan ve yetersizlik dolayısıyla velîye de muhtaçlığı söz konusu olmayan Allâh'a aittir" de; O'nu (muhteşem azametini) tekbir et (hisset) (Allahu Ekber)!

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Ahmet Tekin = 'Oğul edinmeyen, mülkte ve hükümranlıkta ortağı olmayan, kendisini acz ve zillete düşmekten koruyacak dosta, koruyucuya, yardımcıya, otoriteye ihtiyacı olmayan Allah’a hamdolsun.' de.Tekbir getirerek onun şanını yücelt.

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Ahmet Varol = 'Çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, düşkünlük sebebiyle dosta (ihtiyacı) bulunmayan Allah'a hamdolsun' de ve O'nu yücelttikçe yücelt.

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Ali Bulaç = Ve de ki: "Övgü (hamd), çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan ve düşkünlükten dolayı yardımcıya da (ihtiyacı) bulunmayan Allah'adır." Ve O'nu tekbir edebildikçe tekbir et.

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Ali Fikri Yavuz = Şöyle de : “- Evlâd edinmeyen, mülkünde ortağı bulunmıyan ve zelil kimselerden yardımcısı olmayan Allah’a hamd olsun...” O’nu noksanlıklardan yücelt de yücelt...

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Ali Ünal = Ve “Bütün hamd Allah’a mahsustur ki, O ne bir çocuk edinmiştir, ne bütün varlık üzerindeki hakimiyetinde bir ortağı vardır ve ne de zayıflık ve âcizlikten dolayı bir yardımcıya muhtaçtır.” de ve tekbir getirerek O’nun sonsuz büyüklüğünü ilan et.

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Bayraktar Bayraklı = De ki: “Övgü, çocuk edinmemiş olan, egemenliğinde ortağı bulunmayan, âcizlikten kurtaracak bir yardımcıya ihtiyacı olmayan Allah'a aittir. O'nu gereği gibi yücelt!”[297]

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Bekir Sadak = De ki: «Hamd, cocuk edinmemis olan, hukumranliginda ortagi bulunmayan, duskun olmayip yardimciya da ihtiyac gostermeyen Allah'a mahsustur.» O'nu geregi gibi buyukle. *

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Celal Yıldırım = De ki: Hamd O Allah'a ki çocuk edinmemiştir; mülkünde de hiçbir ortağı yoktur; kendini horluk ve acizlikten (kurtarmak hususunda) yardımcıya ve dosta ihtiyacı da olmadı. O'nun büyüklüğünü an da an.

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Cemal Külünkoğlu = Ve de ki: “Bütün övgüler, çocuk edinmeyen, egemenliğinde ortağı bulunmayan, güçsüzlükten, düşkünlükten ötürü herhangi bir yardıma, yardımcıya ihtiyaç duymayan Allah'a mahsustur.” İşte, O'nu (hep böyle) yücelterek an!

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Diyanet İşleri (eski) = De ki: 'Hamd, çocuk edinmemiş olan, hükümranlığında ortağı bulunmayan, düşkün olmayıp yardımcıya da ihtiyaç göstermeyen Allah'a mahsustur.' O'nu gereği gibi büyükle.

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Diyanet Vakfi = «Çocuk edinmeyen, hakimiyette ortağı bulunmayan, âcizlikten ötürü bir dosta da ihtiyacı olmayan Allah'a hamd olsun» de ve tekbir getirerek O'nun şanını yücelt!

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Edip Yüksel = Ve de ki: 'Övgü, ALLAH'adır. O çocuk edinmemiştir, yönetimde ortağı ve zayıflıktan ötürü de bir yardımcısı yoktur.' O'nu alabildiğine Yücelt.

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ve şöyle de; hamd o Allah ki hiç bir veled edinmedi, ona milkte bir şerik de olmadı, ona zülden bir veliy de olmadı, onu tekbir ile büyükle de büyükle

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ve şöyle de: «Hamd o Allah'a ki, hiçbir çocuk edinmedi; O'na mülkte bir ortak da olmadı; O'na aczi yüzünden bir yardımcı da olmadı.» O'nu tekbir ile büyükle de büyükle!

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ve şöyle de: Hamd o Allah'a ki, hiçbir çocuk edinmedi, mülkte ortağı yoktur, aciz olmayıp bir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. Tekbir getirerek O'nu noksanlıklardan yücelt de yücelt.

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Gültekin Onan = Ve de ki: "Övgü (hamd), çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan ve düşkünlükten dolayı yardımcıya da (ihtiyacı) bulunmayan Tanrı'yadır." Ve O'nu tekbir edebildikçe tekbir et.

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Harun Yıldırım = "Çocuk edinmeyen, hakimiyette ortağı bulunmayan, âcizlikten ötürü bir dosta da ihtiyacı olmayan Allah'a hamdederim" de ve tekbir getirerek O'nun şanını yücelt!

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Hasan Basri Çantay = (Şöyle) de: «Evlâd edinmeyen, mülk (ün) de hiç bir ortağı olmayan, züll (-ü aciz) den nâşî yardımcıya da (ihtiyâcı) bulunmayan Allaha hamd olsun». Onu büyük bil, büyüklükle an.

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Hayrat Neşriyat = Ve de ki: 'Hamd O Allah’a mahsustur ki, çocuk edinmemiştir; hem mülkte kendisine hiçbir ortak olmamıştır; âcizlikten (münezzeh olduğundan) dolayı O’nun için hiçbir yardımcı da olmamıştır. Artık O’nu tekbir getirerek yücelt!'

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 İbni Kesir = Ve de ki: Hamd, O Allah'a mahsustur ki; bir çocuk edinmemiş ve O'nun mülkünde bir ortak bulunmamıştır. Düşkünlükten dolayı O'nun bir yardımcısı olmamıştır. Ve O'nu tekbir et.

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Kadri Çelik = Ve de ki: “Bütün övgüler; çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan ve düşkünlükten dolayı bir veliye de (ihtiyacı) bulunmayan Allah'adır.” Ve O'nu yüceltebildiğin kadar yücelt!

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Muhammed Esed = Ve de ki: "Bütün övgüler, döl edinmeyen, egemenliğinde ortağı bulunmayan, güçsüzlükten, düşkünlükten ötürü herhangi bir yardıma, yardımcıya gereksinme duymayan Allah'a yakışır". İşte, O'nu (hep böyle) yücelterek an.

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Mustafa İslamoğlu = ve de ki: "Övgülerin tamamı (kendisi için) çocuk edinmeyen, mutlak otoritesinde O'na ortak olacak hiçbir varlık bulunmayan, güçsüzlük ve düşkünlükten dolayı bir yar ve yardımcıya ihtiyaç duymayan Allah'a aittir!" Nihayet, sınırsız büyüklüğünü anarak O'nun ululuğunu ikrar et!

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve de ki: «Hamd o Allah Teâlâ'ya mahsustur ki, bir veled ittihaz edinmedi ve O'nun için mülkte bir ortak da yoktur O'nun için mezelletten nâşi bir hamiye (ihtiyaç) da yoktur ve O'na kemal-i tazîm ile tazîmde bulun.

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Ömer Öngüt = De ki: “Çocuk edinmeyen, mülkünde hiç ortağı bulunmayan, âcizlikten ötürü bir yardımcıya bir ihtiyaç göstermeyen Allah'a hamdolsun!” O halde tekbir getirerek O'nu yücelt.

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Şaban Piriş = De ki: -Hamd, çocuk edinmeyen, hakimiyetinde ortağı olmayan, düşkün olmayıp, bir yardımcıya da ihtiyacı bulunmayan Allah’a mahsustur.” Öyleyse O’nun büyüklüğünü “Allahu Ekber” diyerek dile getir.

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Sadık Türkmen = De ki: “Çocuk edinmeyen Allah’a sayısız övgüler olsun! O’nun mülkte/yönetimde ortağı yoktur. Âcizlikten ötürü hiçbir yardımcıya ihtiyacı olmayandır! İşte O’nu gereği gibi tekbir et/yücelterek an!

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Seyyid Kutub = De ki; «Hamd, çocuk edinmemiş olan, egemenlikte ortağı bulunmayan ve güçsüzlüğünü telafi edecek bir destekçiye gerek duymayan Allah'a mahsustur.» O'nun büyüklüğünü gereğince dile getir.

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Suat Yıldırım = Her türlü hamd O Allah’a mahsustur ki, asla evlad edinmemiştir. "Hakimiyetinde hiç bir ortağı yoktur. Acze düşüp de bir desteğe muhtaç olmamıştır." de ve tekbir getirerek O’nun büyüklüğünü ilan et!

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Süleyman Ateş = "Çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, acze düşüp de yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah'a hamdolsun!" de ve O'nu gereği gibi tekbir et (saygı ve tekbir ile an).

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Tefhim-ul Kuran = Ve deki: «Övgü (hamd), çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan ve düşkünlükten dolayı yardımcıya da (ihtiyacı) bulunmayan Allah'adır.» Ve O'nu tekbir edebildikçe tekbir et.

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Ümit Şimşek = 'Evlât edinmeyen, egemenliğinde ortağı bulunmayan, bir yardımcıya da ihtiyacı olmayan Allah'a hamd olsun' de ve tekbir getirerek Onun büyüklüğünü ilân et.

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Şöyle de: "Hamt, o Allah'a özgüdür ki, çocuk edinmemiştir; mülk ve yönetiminde ortağı yoktur; âcizlik yüzünden dost edinmemiştir." Ve tekbir edip yücelt O'nu!

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 İskender Ali Mihr = Ve de ki: “Hamd, çocuk edinmeyen Allah’a mahsustur ve O’nun mülkte ortağı olmamıştır (yoktur). Ve (O, zillete düşmez) O’nun, Kendisini zilletten (kurtaracak) bir dosta (ihtiyacı) yoktur.” O’nu tekbir ile (üstün kılarak) yücelt (büyüklüğünü ifade et).

min ez zulli

  İsrâ / 111 -

 İlyas Yorulmaz = Deki “Asla bir çocuk edinmeyen, mülkünde hiçbir ortağı bulunmayan ve düşkünlükten dolayı yönetiminde ve otoritesinde hiçbir yardımcı (veli) edinmeyen Allah, övülmeye layık olandır. ”

min ez zulli

  Şûrâ / 45 -

 Diyanet İşleri = Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş, göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. İnananlar da, “İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır” diyecekler. İyi bilin ki zâlimler, sürekli bir azap içindedirler.

min ez zulli

  Şûrâ / 45 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve görürsün ki onlar, ateşin önüne getirildikleri zaman düştükleri horluktan ürküp titremedeler ve cehenneme, göz ucuyla gizlice bakmadalar ve inananlarsa şüphe yok ki derler, ziyana düşenler, kıyâmet gününde kendilerini ve yakınlarını ziyana düşürenlerdir. İyice bil ki zulmedenler, şüphesiz, sürekli bir azâp içindedir.

min ez zulli

  Şûrâ / 45 -

 Abdullah Parlıyan = Ve yine onları görürsün, zilletten başları önlerine düşmüş bir halde ateşe sunulurlarken, göz ucuyla sezdirmeden bakarlar. İman edenler ise, o gün şöyle derler: “Gerçekten zarara uğrayanlar, kıyamet günü hem kendi kendilerini, hem de yakın akraba ve yandaşlarını zarara uğratmışlardır.” Haberiniz olsun ki, varoluş gayesinin dışında hareket edenler, sürekli bir azap içindedirler.

min ez zulli

  Şûrâ / 45 -

 Adem Uğur = Ateşe arz olunurlarken onların, zilletten başlarını öne eğerek göz ucuyla gizli gizli baktıklarını göreceksin. İnananlar da: İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır, diyecekler. Kesinlikle biliniz ki, zalimler, sürekli bir azap içindedirler.

min ez zulli

  Şûrâ / 45 -

 Ahmed Hulusi = Onları, zilletten huşû etmişler (baş eğip pusmuşlar), gizli bakışla bakıyor oldukları hâlde ona (ateşe) arz olunurlarken görürsün. . . İman edenler dedi ki: "Asıl hüsrana uğrayanlar şunlardır; kıyamet sürecinde nefslerini ve yakınlarını hüsrana uğratmışlardır! Dikkat edin! Muhakkak ki zâlimler yerleşmiş bir azap içindedirler. "

min ez zulli

  Şûrâ / 45 -

 Ahmet Tekin = Ateşe atılırlarken, onların, zilletten başlarını öne eğerek, göz ucuyla gizli gizli baktıklarını göreceksin. İman edenler:'İşte kıyamet günü asıl hüsrana uğrayanlar, dünyada birbirlerini, kendilerini, ailelerini, vatandaşlarını, milletlerini, hak yoldan uzaklaştırarak zarara, ziyana uğratan liderler, güç ve iktidar sahipleridir' diyecekler. Unutmayın, baskı zulüm ve işkence yaparak temel hak ve hürriyetleri kısıtlayanlar, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyenler, haksızlık yapanlar, kurtuluşu mümkün olmayan, özel, kesintisiz, sürekli bir azap içindedirler.

min ez zulli

  Şûrâ / 45 -

 Ahmet Varol = Onların, aşağılıktan boyun bükmüş halde ona (ateşe) sunulurlarken göz ucuyla gizlice baktıklarını görürsün. İman edenler de derler ki: 'Asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana uğratanlardır. İyi bilin ki zalimler kalıcı bir azap içindedirler!'

min ez zulli

  Şûrâ / 45 -

 Ali Bulaç = Onları görürsün; zilletten başları önlerine düşmüş bir halde, ona (ateşe) sunulurlarken göz ucuyla sezdirmeden bakarlar. İman edenler de: "Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendi nefislerini, hem yakın akraba (veya yandaş)larını da hüsrana uğratmışlardır" dediler. Haberiniz olsun; gerçekten zalimler, kalıcı bir azab içindedirler.

min ez zulli

  Şûrâ / 45 -

 Ali Fikri Yavuz = Ve o kâfirleri, ateşe arz edilirlerken, zilletten boyunlarını bükerek göz altından (ateşe) bakarlarken göreceksin. İman etmiş olanlar da şöyle diyeceklerdir: “- Gerçekten hüsrana düşenler, kıyamet günü kendilerini de, ailelerini de hüsrana uğratanlardır.” Bilin ki, zalimler devamlı bir azab içindedirler.

min ez zulli

  Şûrâ / 45 -

 Ali Ünal = İçine düştükleri zillet ve perişaniyetten dolayı boyunları bükük, yürekleri tir tir o azabın başına getirildiklerini ve göz ucuyla etraflarına bakındıklarını görürsün. (Dünyada iken) iman etmiş olanlar, (bu manzara karşısında), “İşte,” derler, “asıl hüsrana uğrayanlar, hem kendilerini hem de ailelerini Kıyamet Günü böyle hüsrana sürükleyenlerdir.” İyi bilin ki zalimler, devamlı ve sonu gelmez bir azap içindedirler.