Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Diyanet İşleri = Onlar, bizim yeryüzüne (kudretimizle) gelip onu etrafından eksilttiğimizi görmediler mi? Allah, hükmeder. O’nun hükmünü bozacak hiçbir kimse yoktur. O, hesabı çabuk görendir.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Görmediler mi ki âdeta onların yerlerine geliyor, etrafından yurtlarını eksiltip duruyoruz. Allah hükmeder, hükmünü bozacak yoktur ve o pek tez hesap görür.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Abdullah Parlıyan = Peki görmüyorlar mı, biz yeryüzüne İslâm orduları göndermek suretiyle yeryüzündeki kâfirlerin memleketlerini her taraftan daraltarak eksiltiyoruz. Yani İslâm yeryüzünde ilerlemektedir veya yeryüzünün sahip olduğu en iyi şeylerden, her gün biraz daha yoksun bırakarak, cezalandırıcı müdahalelerimizle nasıl yokluyoruz veya yeryüzünü kutuplardan basık yaptığımızı bilmiyorlar mı ki… Allah hüküm verdiği zaman, O'nun hükmünün önüne geçecek yoktur. O Allah hesabı da pek çabuk görendir.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Adem Uğur = Bizim, yeryüzüne gelip, onu uçlarından eksilttiğimizi görmediler mi? Allah (dilediği gibi) hükmeder, O'nun hükmünü bozacak kimse yoktur. Ve O hesabı çabuk görendir.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Ahmed Hulusi = Görmediler mi ki, biz arzı (fiziksel bedeni) her taraftan aşındırıyoruz (tâ ki yaşlanır ve ölür; bir başka anlam, arzın global tükenişe gitmesi kozmik veya iklim şartlarıyla; ya da o devirdeki müşriklerin günden güne tükenişi). . . (Bunu) Allâh hükmeder; O'nun hükmünü takip edici (bozup değiştirici) yoktur. . . O, oluşanların sonucuna göre bir sonraki aşamayı anında oluşturandır.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Ahmet Tekin = Bizim yurtlarını işgal edip, her taraftan toprak kopardığımızı, boyunlarını vurup esir aldığımızı, kendilerini sıkıştırdığımızı görmediler mi? Allah dilediği gibi hükmeder, hükümetlerini yönlendirir. Onun hükmünü, hükümetini kimse engelleyemez, bozamaz, değiştiremez. O çok çabuk hesaba çeker.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Ahmet Varol = Görmediler mi ki biz nasıl yeryüzüne gelip onu etrafından eksiltiyoruz? Allah hüküm verir. O'nun hükmünün ardına düşecek yoktur. O hesabı çabuk görendir.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Ali Bulaç = Onlar görmüyorlar mı ki, gerçekten biz arza geliyor ve onu çevresinden eksiltiyoruz. Allah hüküm verir. Onun hükmünün peşine düşecek yoktur. Ve O, hesabı pek çabuk görendir.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Ali Fikri Yavuz = O kâfirler görmüyorlar mı ki, biz arazilerini (müslümanlara feth ettirmekle) etrafından azalatıp duruyoruz? Allah öyle hüküm verir ki, onun hükmünü takip edecek (üzerinde tesir edecek hiç bir kuvvet) yoktur. Allah hesabı çok çabuk görendir.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Ali Ünal = Hiç görmüyorlar mı ki, (ilim, irade ve kudretimizle) yerde tasarrufta bulunup, onu etrafından eksiltiyoruz? Allah hükmeder ve O’nun hükmünü denetleyecek ve o hükmün icrasına mani olacak hiçbir güç yoktur. O, pek çabuk hesap görendir de.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Bayraktar Bayraklı = Bizim o yer küreye gelip nasıl onu uçlarından eksilttiğimizi görmediler mi? Hüküm veren Allah'tır; O'nun hükmünün ardına düşüp onu iptal edecek yoktur. O, hesabı çabuk görendir.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Bekir Sadak = Gormuyorlar mi ki, Biz yeryuzunu etrafindan gitgide eksiltmekteyiz. Hukum Allah'indir, O'nun hukmunu takip edip bozacak yoktur. O, hesabi cabuk gorur.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Celal Yıldırım = Yeryüzünü çevresinden eksilttiğimizi görmediler mi ? Allah hep hükmeder; O'nun hükmünü takip ve reddedecek; kazasını bozacak yoktur. O, hesabı çarçabuk görendir.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Cemal Külünkoğlu = Görmüyorlar mı ki; biz, yeryüzünün etrafından gitgide eksiltmekteyiz. Allah hükmünü verir. O'nun hükmünü bozacak yoktur. Ve O, hesabı çabuk görendir.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Diyanet İşleri (eski) = Görmüyorlar mı ki, Biz yeryüzünü etrafından gitgide eksiltmekteyiz. Hüküm Allah'ındır, O'nun hükmünü takip edip bozacak yoktur. O, hesabı çabuk görür.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Diyanet Vakfi = Bizim, yeryüzüne gelip, onu uçlarından eksilttiğimizi görmediler mi? Allah (dilediği gibi) hükmeder, O'nun hükmünü bozacak kimse yoktur. Ve O hesabı çabuk görendir.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Edip Yüksel = Yeryüzünün uçlarından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? ALLAH hüküm verir ve O'nun hükmünü izleyip çevirecek de yoktur. O, en hızlı hesaplıyandır.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ya görmüyorlar mı da? Biz o arzı etrafından eksiltip duruyoruz ve Allah öyle hukm-ü hukümet eder ki humünü takib edecek yoktur, hem o çok seri hisablıdır

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Görmüyorlar mı ki, biz yeri etrafından eksiltip duruyoruz? Ve Allah öyle hükmünü icra eder ki, hükmünü değiştirecek yoktur. O çok hızlı hesap görür.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Görmüyorlar mı ki, biz yeri etrafından eksiltip duruyoruz. Allah öyle hükmeder ki, O'nun hükmünü engelleyecek kimse yoktur. O çok hızlı hesap görür.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Gültekin Onan = Onlar görmüyorlar mı ki, gerçekten biz arza geliyor ve onu çevresinden eksiltiyoruz. Tanrı hüküm verir. Onun hükmünün peşine düşecek yoktur. Ve O, hesabı pek çabuk görendir.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Harun Yıldırım = Bizim, yeryüzüne gelip, onu uçlarından eksilttiğimizi görmediler mi? Allah (dilediği gibi) hükmeder, O'nun hükmünü bozacak kimse yoktur. Ve O hesabı çabuk görendir.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Hasan Basri Çantay = (Hem onlar gözleriyle de) görmediler mi ki biz (kudretimizle) arza (kâfirlerin diyarına) geliyor, onu etrafından eksiltib duruyoruz. Allah hükmeder. Onun hükmü ardına düş (üb de red ed) ebilecek de yokdur. O, hesabı pek çabuk görendir.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Hayrat Neşriyat = Görmediler mi ki, şübhesiz biz (ben Azîmüşşân), yeryüzüne (kâfirlerinmemleketlerine, mü’minlere yardım etmekle) geliyor, onu etrâfından (peygamberin fetihleriyle) eksiltip duruyoruz? Ve Allah (dilediği gibi) hükmeder; O’nun hükmünü geri çevirecek kimse yoktur. Ve O, hesâbı pek çabuk görendir.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 İbni Kesir = Görmüyorlar mı ki; Biz, yeryüzünün etrafından gitgide eksiltmekteyiz. Allah hükmünü verir. O'nun hükmünü bozacak yoktur. Ve O, hesabı çabuk görendir.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Kadri Çelik = Onlar görmüyorlar mı ki, gerçekten biz (azabımız) yeryüzüne geliyor ve onu çevresinden (zalim toplulukları) eksiltiyoruz. Allah hüküm verir. Onun hükmünün peşine düşecek (ve engelleyecek) de yoktur. Ve O, hesabı pek çabuk görendir.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Muhammed Esed = Peki, görmüyorlar mı, yeryüzünü, sahip olduğu en iyi şeylerden her gün biraz daha yoksun bırakarak (cezalandırıcı müdahalelerimizle) nasıl yokluyoruz? (Bilmiyorlar mı ki,) Allah hüküm verdiği (zaman) O'nun hükmünün önüne geçecek kimse yoktur; (ve yine bilmiyorlar mı ki) O hesabı pek çabuk olandır!

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Mustafa İslamoğlu = Peki onlar görmediler mi ki, Biz yeryüzüne müdahil olup, ona (ait değerleri) her bir tarafından eksiltiyoruz? (Şu kesin) ki; Allah yasa koyar, O'nun yasasını kimse bozamaz. Üstelik o hesabını pek çabuk görür.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Görmüyorlar mı ki, muhakkak Biz (kudretimizle) yeryüzünde teveccüh ediyor, onu etrafından eksiltiyoruz ve Allah Teâlâ hükmeder. O'nun hükmünü reddedecek yoktur ve o hesabı pek sür'atle görücüdür.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Ömer Öngüt = Bizim yeryüzüne gelip, onu uçlarından eksilttiğimizi görmediler mi? Hüküm veren Allah'tır. O'nun hükmünü bozacak kimse yoktur. O hesabı çabuk görendir.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Şaban Piriş = Bizim yeryüzünün etrafından gitgide eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Hüküm Allah’ındır, O’nun hükmünü bozacak yoktur. O, çabucak hesabı görür.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Sadık Türkmen = Onlar, bizim yeryüzüne (kudretimizle) gelip onu etrafından/uçlarından eksilttiğimizi görmediler mi? Allah tabiat kanunları koyar. Onun tabiat kanunlarını bozacak hiçbir kimse yoktur. O, hesabı çabuk görendir.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Seyyid Kutub = Bizim kâfirlerin yurtlarını uçlarından kırptığımızı, müslümanlar lehine alanlarını daralttığımızı görmüyorlar mı? Hüküm veren Allah'tır, O'nun hükmünü gözden geçirecek hiç kimse yoktur. O'nun hesaplaşması pek çabuktur.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Suat Yıldırım = Bizim arzı (yeri) alıp onu uçlarından nasıl eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Allah öyle hükmeder ki onun hükmünü denetleyecek hiç bir merci yoktur. O, hesabı çabuk görür.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Süleyman Ateş = Bizim o toprağa gelip nasıl onu, uçlarından eksilttiğimizi görmediler mi? Hüküm veren Allah'tır. O'nun hükmünün ardına düşüp onu iptal edecek yoktur. O, hesabı çabuk görendir.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Tefhim-ul Kuran = Onlar görmüyorlar mı ki, gerçekten biz arza geliyor ve onu çevresinden eksiltiyoruz. Allah hüküm verir. Onun hükmünün peşine düşecek de yoktur. Ve O, hesabı pek çabuk görendir.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Ümit Şimşek = Bizim yeryüzüne gelip de onu kenarlarından eksiltmekte olduğumuzu onlar görmediler mi? Allah hükmeder; Onun hükmünü denetleyecek hiç kimse yoktur. Onun hesap görmesi ise pek çabuktur.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Görmüyorlar mı ki biz o yerküreye geliyor, onu uçlarından eksiltiyoruz. Allah hükmeder; O'nun hükmünü denetleyecek de yoktur. Hesabı çok çabuk görür O.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 İskender Ali Mihr = Yeryüzüne gelip, onu etrafından (çevresinden) nasıl eksiltiyoruz onlar görmüyorlar mı? Ve Allah, hüküm verir. O’nun hükmünü bozacak kimse yoktur. Ve O, hesabı çabuk görendir.

min etrâfi-hâ

  Ra’d / 41 -

 İlyas Yorulmaz = Onlar yeryüzüne bakmıyorlar mı? Yeryüzünde mevcut olanları biz yok ediyoruz (eksiltiyoruz). Bunun (neyi yeryüzünde yaratıp, neyi yok edeceğimiz) kararını biz veriyoruz ve bizim verdiğimiz kararları denetleyecek hiçbir kimse yoktur. O hesabı çok çabuk verendir.

min etrâfi-hâ

  Enbiyâ / 44 -

 Diyanet İşleri = Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O hâlde, onlar mı galip gelecekler?

min etrâfi-hâ

  Enbiyâ / 44 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Hattâ biz, onların da, atalarının da ömürlerini uzattık, ömürleri boyunca onları geçindirdik, fakat görmezler mi ki yerlerine, yurtlarına girip hâkim oldukları yerleri daraltıp azaltmadayız; hâlâ onlar mı üstün olanlar?

min etrâfi-hâ

  Enbiyâ / 44 -

 Abdullah Parlıyan = Kaldı ki biz bunlara da, bunların atalarına da ömürlerinin sonuna kadar hayatın tadını çıkararak avunmalarına fırsat verdik. Fakat bu insanlar görmüyorlar mı İslâm orduları vasıtasıyla memleketleri, her taraftan daraltılarak eksiltilmiş oluyor veya yeryüzünün sahip olduğu en iyi şeylerden hergün biraz daha yoksun bırakarak, cezalandırıcı müdahelelerimizle nasıl yokladığımızı… Şu halde üstün gelecek onlar mı, yoksa biz miyiz?

min etrâfi-hâ

  Enbiyâ / 44 -

 Adem Uğur = Evet, onları da, atalarını da barındırdık. Nihayet ömür kendilerine (hiç bitmeyecek gibi) uzun geldi. Oysa onlar, bizim gelip (kâfirlere ait) araziyi çevresinden eksilteceğimizi görmezler mi? Şu halde, üstün gelen onlar mı?

min etrâfi-hâ

  Enbiyâ / 44 -

 Ahmed Hulusi = Hayır, biz bunları ve atalarını (dünya nimetlerinden) yararlandırdık. O kadar ki, onlara ömür çok uzun geldi (bitmeyecekmiş gibi)! Görmüyorlar mı ki biz arza (fiziksel bedene) geliyoruz, onun etrafından onu noksanlaştırıyoruz (tâ ki yaşlanır ve ölümü tadar). . . Galipler onlar mı?

min etrâfi-hâ

  Enbiyâ / 44 -

 Ahmet Tekin = Doğrusu onlara da, atalarına da zevk-u sefa içinde hayat yaşattık. Hatta o ömür, onlara uzun bile geldi. Şimdi yurtlarını her taraftan işgal edip topraklarını aldığımızı, boyunlarını vurduğumuzu, kendilerini esir edip sıkıştırdığımızı hâlâ görmüyorlar mı? Bu durumda galip olanlar, üstün gelenler onlar mı?

min etrâfi-hâ

  Enbiyâ / 44 -

 Ahmet Varol = Doğrusu biz onları ve atalarını yararlandırdık. Öyle ki ömür onlara uzun geldi. Bizim yere gelip onu etrafından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Şu halde üstün gelenler onlar mıdır?

min etrâfi-hâ

  Enbiyâ / 44 -

 Ali Bulaç = Evet, biz onları ve atalarını yararlandırdık; öyle ki, ömür onlara (hiç bitmeyecekmiş gibi) uzun geldi. Fakat şimdi, bizim gerçekten yere gelip onu etrafından eksiltmekte olduğumuzu görmüyorlar mı? Şu halde, üstün gelenler onlar mı?

min etrâfi-hâ

  Enbiyâ / 44 -

 Ali Fikri Yavuz = Doğrusu biz, o kâfirleri ve atalarını yaşattık, hatta o ömür, onlara uzun geldi. Fakat şimdi görmüyorlar mı, kâfirlerin arazisini alıb etrafından (müslümanlara feth ettirmekle) azaltıyoruz. O halde galib gelenler onlar mı?

min etrâfi-hâ

  Enbiyâ / 44 -

 Ali Ünal = Gerçek şu ki, Biz o müşriklere de, babalarına da geçimlikler verdik; öyle ki, başlarına bir şey gelmeden uzun asırlar emniyet içinde yaşadılar. (Şu anda kendilerini aldatan da bu.) Ama Bizim (ilim, irade ve kudretimizle) yerde tasarrufta bulunup, onu etrafından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Böyle iken, onlar nasıl galip olabilir?