Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Diyanet İşleri = “Şüphesiz, Allah sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediğinizi de bilir.”

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Şüphe yok ki o, açık konuşulan sözü de bilir, gizlediğiniz sözü de.

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Abdullah Parlıyan = Doğrusu O Allah, açık konuşulan sözü de bilir, gizlediğiniz sözü de.

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Adem Uğur = Şüphesiz Allah sözün açığını da bilir, gizli tuttuklarınızı da bilir.

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Ahmed Hulusi = "Muhakkak ki O, düşüncelerinizden açığa vurduğunuzu da gizlemekte olduğunuzu da bilir. "

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Ahmet Tekin = 'Allah açığa vurduğunuz sözlerinizi ve fiillerinizi bilir, gizlediklerinizi de bilir.'

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Ahmet Varol = Şüphesiz O, sözün açıktan söylenenini de bilir, gizlediklerinizi de bilir.

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Ali Bulaç = "Şüphesiz O, sözün açıkta söylenenini de bilmekte, saklamakta olduklarınızı da bilmektedir."

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Ali Fikri Yavuz = Şüphe yok ki Allah, söylenen sözden açığa vurulanı da bilir, gizliliklerinizi de bilir.

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Ali Ünal = “Şüphesiz ki Allah, sözün açıktan söylenenini (İslâm ve davetim aleyhinde açıktan söylediklerinizi) bildiği gibi, içinizde tuttuklarınızı, gizlediğiniz niyetlerinizi, (kurmaya niyetlendiğiniz tuzaklarınızı) da bilir.

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Bayraktar Bayraklı = Şüphesiz O, sözün açığını da bilir; gizlediklerinizi de bilir.

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Bekir Sadak = «Dogrusu O, aciga vurulan sozu de bilir, gizlediklerinizi de bilir.»

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Celal Yıldırım = Şüphesiz ki O, sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediğinizi de bilir.

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Cemal Külünkoğlu = “Şüphesiz O, sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediklerinizi de bilir.”

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Diyanet İşleri (eski) = 'Doğrusu O, açığa vurulan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir.'

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Diyanet Vakfi = Şüphesiz Allah sözün açığını da bilir, gizli tuttuklarınızı da bilir.

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Edip Yüksel = 'O, açıklanan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir.'

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Şübhe yok ki o, söylenenden, açığa vurulanı da bilir gizlediğinizi de bilir

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Şüphesiz ki O, söylenenin açığa vurulanını da bilir gizlediğinizi de bilir.

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Şüphesiz Allah açığa vurulan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir.

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Gültekin Onan = "Şüphesiz O, sözün açıkta söylenenini de bilmekte, saklamakta olduklarınızı da bilmektedir."

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Harun Yıldırım = Şüphesiz Allah sözün açığını da bilir, gizli tuttuklarınızı da bilir.

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Hasan Basri Çantay = «Hiç şübhesiz ki sözün açığını da O biliyor, gizlemekde olduğunuzu da O biliyor».

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Hayrat Neşriyat = 'Muhakkak ki O, sözün açık olanını da bilir, gizlemekte olduğunuz şeyleri de bilir.'

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 İbni Kesir = Doğrusu O, sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediklerinizi de bilir.

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Kadri Çelik = “Doğrusu O, açığa vurulan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir.”

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Muhammed Esed = "Doğrusu O, sözün açığa vurulanını da bilir, örtüp gizlediklerinizi de bilir.

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Mustafa İslamoğlu = Fakat (Allah) açıktan söyleneni nasıl bilirse, gizlediklerinizi de öylece bilir.

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = «Şüphe yok ki, sözden açığa vurulanı da, gizlediklerinizi de bilir.»

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Ömer Öngüt = Şüphesiz ki O, sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediklerinizi de bilir.

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Şaban Piriş = Şüphesiz Allah, açığa vurulan sözü de gizlediğiniz sözü de bilir.

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Sadık Türkmen = Şüphesiz o, açığa vurduğunuz sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir.

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Seyyid Kutub = Hiç kuşkusuz Allah, açıkça söylediğiniz sözleri bildiği gibi içinizde sakladığınız duyguları da bilir.

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Suat Yıldırım = Şüphesiz ki Allah sözün açık olanını da, gizli olanını da bilir. Hem sizin gizlediğiniz, şeyleri de bilir.

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Süleyman Ateş = "Şüphesiz O, sözün açığını da bilir, gizlediklerinizi de bilir."

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Tefhim-ul Kuran = «Şüphesiz O, sözün açıkta söylenenenini de bilmekte, saklamakta olduklarınızı da bilmektedir.»

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Ümit Şimşek = Açığa vurulan sözü de O bilir, sizin sakladıklarınızı da.

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Kuşkusuz O, sözün açığa vurulanını da bilir; saklamakta olduklarınızı da bilir.

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 İskender Ali Mihr = Muhakkak ki O, sözün cehrî olanını (açıkça söylenenini) ve ketmettiklerinizi (gizlediklerinizi) bilir.

min el kavli

  Enbiyâ / 110 -

 İlyas Yorulmaz = “O Allah, sizin açıktan söylediklerinizi de bilir, içinizde sakladıklarınızı da bilir. ”

min el kavli

  Hac / 24 -

 Diyanet İşleri = Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar, hem de övgüye lâyık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir.

min el kavli

  Hac / 24 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve onlar, sözün en temizini söylemeye irşâd edilmişlerdir ve onlar hamde lâyık Tanrının yoluna irşâd edilmişlerdir.

min el kavli

  Hac / 24 -

 Abdullah Parlıyan = Çünkü bu cennetleri kazananlar, sözün en iyisine, en tutarlısına yönelmek arzusunu gösterdiler de böylece övgüye değer Rablerinin yolunu bulmuş oldular.

min el kavli

  Hac / 24 -

 Adem Uğur = Ve onlar, sözün en güzeline yöneltilmişler, övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna iletilmişlerdir.

min el kavli

  Hac / 24 -

 Ahmed Hulusi = Ve onlar hem düşüncenin sağlıklı olanına yönlendirilmişlerdir; hem de Hamiyd'in (verilenleri değerlendirmenin) yoluna hidâyet olunmuşlardır.

min el kavli

  Hac / 24 -

 Ahmet Tekin = Onlara, sözün güzeline, Kelime-i Şehâdet’e, Allah kelâmına, Kur’ân’a giden yol aydınlatılmıştır. Onlara, övgüye ve şükre lâyık olan Allah’ın yolu, birlikte nezaket içinde yaşama kurallarına, sevgiye dayalı kardeşliğe, hasedi, hilesi, dalaveresi, nefreti, düşmanlığı olmayan örnek hayat tarzına götüren Allah yolu, İslâm’ın yolu aydınlatılmıştır.

min el kavli

  Hac / 24 -

 Ahmet Varol = Onlar sözün güzeline yöneltilmişlerdir. Çok övülen (Allah')ın yoluna iletilmişlerdir.

min el kavli

  Hac / 24 -

 Ali Bulaç = Onlar, sözün en güzeline iletilmişlerdir ve övülen doğru yola iletilmişlerdir.

min el kavli

  Hac / 24 -

 Ali Fikri Yavuz = O iman edenler, sözün en güzeline (tevhid kelimesine) hidayet edilmişler ve hak yoluna (islâm dinine) iletilmişlerdir.

min el kavli

  Hac / 24 -

 Ali Ünal = Onlar, sözlerin en pak ve güzeline (inanmaya, onu söyleyip onu ilan etmeye) yönlendirilmiş, yine Hamîd (her türlü hamd ve övgüye lâyık) Olan’ın yoluna hidayet edilmişlerdir.