Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
messe-kum
Diyanet İşleri = Eğer size dünya ve ahirette Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu!
messe-kum
Abdulbaki Gölpınarlı = Dünyâda ve âhirette Allah'ın, size lütfu ve rahmeti olmasaydı daldığınız o dedikodu yüzünden mutlaka pek büyük bir azâba uğrardınız.
messe-kum
Abdullah Parlıyan = Allah'ın size dünyada ve ahirette lütuf ve merhameti olmasaydı, bulaştığınız bu iftiradan dolayı, size büyük bir azap dokunurdu.
messe-kum
Adem Uğur = Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın lütuf ve merhameti üstünüzde olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap isabet ederdi.
messe-kum
Ahmed Hulusi = Eğer dünyada ve sonsuz gelecek sürecinde Allâh'ın fazlı ve O'nun rahmeti üzerinizde olmasaydı, attığınız iftira yüzünden kesinlikle çok büyük azap dokunurdu.
messe-kum
Ahmet Tekin = Eğer dünyada ve âhirette, ebedî yurtta Allah’ın lütfu ve merhameti üstünüzde olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap isabet ederdi.
messe-kum
Ahmet Varol = Eğer dünya ve ahirette size Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı içine daldığınız şeyden dolayı size büyük bir azap dokunurdu.
messe-kum
Ali Bulaç = Eğer Allah'ın dünyada ve ahirette sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız dedikodudan dolayı size büyük bir azab dokunurdu.
messe-kum
Ali Fikri Yavuz = Eğer dünyada ve ahirette Allah’ın ihsan ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, o daldığınız dedikodu sebebiyle size muhakkak büyük bir azab dokunurdu.
messe-kum
Ali Ünal = (Ey, mü’minler içinde bu asılsız dedikoduya karışanlar!) Eğer gerek dünyada gerekse Âhiret’te Allah’ın üzerinizdeki lütf u keremi ve rahmeti olmasaydı, düşüncesizce içine daldığınız dedikodudan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.
messe-kum
Bayraktar Bayraklı = Allah'ın size dünyada ve âhirette lütuf ve merhameti olmasaydı, bu iftiradan dolayı başınıza kesinlikle büyük bir felaket gelecekti.
messe-kum
Bekir Sadak = Allah'in dunya ve ahirette size lutuf ve merhameti olmasaydi, o kotu sozu yaymanizdan oturu buyuk bir azaba ugrardiniz.
messe-kum
Celal Yıldırım = Allah'ın size Dünya ve Âhiret'te fazl-u keremi olmasaydı o iftiradan dolayı size büyük bir azâb dokunurdu.
messe-kum
Cemal Külünkoğlu = Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın size yönelik lütfu ve merhameti olmasaydı, içine daldığınız dedikodudan dolayı büyük bir azaba çarpılırdınız.
messe-kum
Diyanet İşleri (eski) = Allah'ın dünya ve ahirette size lütuf ve merhameti olmasaydı, o kötü sözü yaymanızdan ötürü büyük bir azaba uğrardınız.
messe-kum
Diyanet Vakfi = Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın lütuf ve merhameti üstünüzde olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap isabet ederdi.
messe-kum
Edip Yüksel = ALLAH'ın size dünya ve ahirette bağışı ve merhameti olmasaydı daldığınız o olaydan ötürü size büyük bir ceza dokunacaktı.
messe-kum
Elmalılı Hamdi Yazır = Eğer Dünya ve Âhırette Allahın fadl-ü rahmeti üzerinizde olmasa idi o daldığınız yaygarada size mutlak büyük bir azâb dokunurdu
messe-kum
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın lütfu ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, daldığınız yaygarada size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.
messe-kum
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın lütuf ve merhameti üstünüzde olmasaydı, size mutlaka büyük bir azab isabet ederdi.
messe-kum
Gültekin Onan = Eğer Tanrı'nın dünyada ve ahirette sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız dedikodudan dolayı size büyük bir azab dokunurdu.
messe-kum
Harun Yıldırım = Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın lütuf ve merhameti üstünüzde olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap isabet ederdi.
messe-kum
Hasan Basri Çantay = Eğer dünyâda ve âhiretde Allahın fazl-u rahmeti üstünüzde olmasaydı içine daldığınız (bu) yaygaradan dolayı sizi her halde büyük bir azâb çarpardı.
messe-kum
Hayrat Neşriyat = Hâlbuki dünyada ve âhirette Allah’ın ihsânı ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, içine daldığınız bu şeyden (iftirâdan) dolayı, size elbette (pek) büyük bir azab dokunurdu.
messe-kum
İbni Kesir = Dünya ve ahirette Allah'ın lutfu ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, içine daldığınız yaygaradan dolayı her halde size büyük bir azab dokunurdu.
messe-kum
Kadri Çelik = Eğer Allah'ın dünyada ve ahirette sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız dedikodudan dolayı size büyük bir azap dokunurdu.
messe-kum
Muhammed Esed = Eğer bu dünyada da, ahirette de Allah'ın fazlı ve rahmeti üzerinizde olmasaydı bulaştığınız bu (iftiradan) ötürü size gerçekten büyük bir azap dokunurdu;
messe-kum
Mustafa İslamoğlu = Bakın, eğer Allah'ın dünya ve ahirette sizin üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, bulaştığınız bu (iftiradan) dolayı mutlaka size korkunç bir azap dokunurdu;
messe-kum
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve eğer Allah'ın fazl-u rahmeti dünyada ve ahirette üstünüzde olmasa idi elbette o içine daldığınız yaygaradan dolayı sizi pek büyük bir azap kaplardı.
messe-kum
Ömer Öngüt = Eğer dünya ve ahirette Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı, içine daldığınız bu yaygaradan dolayı büyük bir azaba uğrardınız.
messe-kum
Şaban Piriş = Eğer Allah’ın size dünyada ve ahirette iyilikleri ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız bu iftirada size büyük bir azap dokunurdu.
messe-kum
Sadık Türkmen = Eğer size dünya ve ahirette Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı, size mutlaka büyük bir azap dokunurdu!
messe-kum
Seyyid Kutub = Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın size yönelik lütfu ve merhameti olmasaydı, yoğun dedikodu yaptığınız bu iftiradan dolayı büyük bir azaba çarpılırdınız.
messe-kum
Suat Yıldırım = Hem dünyada, hem de âhirette Allah’ın lütuf ve merhameti sizinle olmasaydı, daldığınız bu yaygaradan dolayı mutlaka başınıza müthiş bir ceza gelirdi.
messe-kum
Süleyman Ateş = Eğer size dünyâda ve âhirette Allâh'ın lutfu ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız yaygarada size mutlaka büyük bir azâb dokunurdu.
messe-kum
Tefhim-ul Kuran = Eğer Allah'ın dünyada ve ahirette sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız dedikodudan dolayı size büyük bir azab dokunurdu.
messe-kum
Ümit Şimşek = Eğer dünyada ve âhirette Allah'ın size lütuf ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız şey yüzünden size büyük bir azap dokunurdu.
messe-kum
Yaşar Nuri Öztürk = Eğer dünya ve âhirette Allah'ın lütfu üzerinizde olmasaydı, içine daldığınız o yaygarada size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.
messe-kum
İskender Ali Mihr = Eğer dünya ve ahirette Allah’ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı, içine daldığınız şeyden (iftiradan, dedikodudan) dolayı size mutlaka büyük azap dokunurdu.
messe-kum
İlyas Yorulmaz = Dünya ve ahirette Allah’ın sizin üzerinize lütfu ve rahmeti olmasaydı, yaydığınız yalan haber karşılığında, hemen orada size büyük bir azap dokunurdu.
messe-kum
Diyanet İşleri = Size ulaşan her nimet Allah’tandır. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokunduğu zaman yalnız O’na yalvarır yakarırsınız.
messe-kum
Abdulbaki Gölpınarlı = Size bir nîmet gelse o, mutlaka Allah'tandır, sonra bir zarara uğrasanız gene ona yalvarırsınız.
messe-kum
Abdullah Parlıyan = Size gelen her nimet, mutlaka Allah'tandır. Sonra bir zarara uğrasanız, yine O'na yalvarırsınız.
messe-kum
Adem Uğur = Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Allah'tandır. Sonra size bir zarar dokunduğu zaman da yalnız O'na yalvarırsınız.
messe-kum
Ahmed Hulusi = Nimetten neyiniz varsa Allâh'tandır! Sonra size bir sıkıntı dokunduğu zaman O'na yakarırsınız.
messe-kum
Ahmet Tekin = Sizdeki ilâhî, manevî ve dünyevî nimetlerin hepsi Allah’tandır. Sonra başınıza bir felâket, bir sıkıntı geldiği, ekonomik darboğaza düştüğünüz zaman da, yalnız, feryad ü figan ederek O’na yalvarır, O’na sığınırsınız.
messe-kum
Ahmet Varol = Size ulaşan her nimet Allah'tandır. Sonra size bir sıkıntı dokunduğunda da yalnız O'na yalvarırsınız.
messe-kum
Ali Bulaç = Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Allah'tandır, sonra size bir zarar dokunduğunda (yine) ancak O'na yalvarmaktasınız.
messe-kum
Ali Fikri Yavuz = Sizdeki her nimet Allah’dandır. Sonra size keder dokunduğu zaman da, hep ona yalvarır yakarırsınız.
messe-kum
Ali Ünal = Hem nimet adına sizde ne varsa ve size ne geliyorsa hepsi Allah’tandır. Kaldı ki, size bir sıkıntı dokunduğunda da ancak O’na yalvarırsınız.