Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Diyanet İşleri = “Andolsun, biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk.”

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Andolsun ki bir kere daha lûtfetmiştik sana.

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Abdullah Parlıyan = “Zaten sana, geçmişte bir kere daha lütufta bulunmuştuk.

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Adem Uğur = Andolsun biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Ahmed Hulusi = "Andolsun ki (bundan önce) sana bir kere daha lütufta bulunmuştuk. "

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Ahmet Tekin = 'Andolsun, biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.'

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Ahmet Varol = Andolsun biz sana bir başka defa gene lütufta bulunmuştuk.

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Ali Bulaç = "Andolsun, biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk."

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Ali Fikri Yavuz = And olsun, biz, sana diğer bir defa daha ihsan etmiştik.”

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Ali Ünal = “Nitekim sana daha önce de bir lütufta bulunmuştuk.

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Bayraktar Bayraklı = “Andolsun biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.”

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Bekir Sadak = (36-39) Allah: «Ey Musa! istedigin sana verildi» dedi, «Zaten sana baska bir defa da iyilikte bulunmus ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmistik: Musa'yi bir sandiga koy da suya birak; su onu kiyiya atar, Bana da, ona da dusman olan biri onu alir. Ey Musa! Gzumun nunde yetisesin diye seni sevimli kildim.»

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Celal Yıldırım = And olsun ki, biz bir başka defa da sana minnette bulunup lütfetmiştik.

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Cemal Külünkoğlu = (36-37) Allah, şöyle buyurdu: “İstediğin sana verildi ey Musa! Andolsun ki, biz sana bir kere daha (şöyle) iyilikte bulunmuştuk:”

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Diyanet İşleri (eski) = (36-39) Allah: 'Ey Musa! İstediğin sana verildi' dedi, 'Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa'yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım.'

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Diyanet Vakfi = Andolsun biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Edip Yüksel = 'Sana bir kez daha lütufta bulunduk.'

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Şanım hakkı için biz lûtfeylemiştik sana diğer bir def'a daha

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Şanıma andolsun ki, Biz sana diğer bir defa daha lütufta bulunmuştuk.

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «And olsun biz, sana diğer bir defa daha ihsan etmiştik»

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Gültekin Onan = "Andolsun, biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk."

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Harun Yıldırım = Andolsun biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Hasan Basri Çantay = (37-38-39) «Andolsun ki biz sana diğer bir zamanda, anana vahyolunacak şey'i ilham etdiğimiz vakıtda da lutf etmiş ve (kendisine): — Onu tabuta koy da denize at ki deniz onu kıyıya bıraksın, onu benim de, kendisinin de düşmanı olan biri alacak diye (emreylemişdik). Sana karşı (Ey Musa) gözümün önünde yetişdirilmen için kendimden bir sevgi bırakmışdım.

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Hayrat Neşriyat = 'Ve and olsun ki, sana başka bir def'a daha lütufta bulunmuştuk.'

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 İbni Kesir = Zaten sana, başka bir defa daha lutufta bulunmuştuk.

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Kadri Çelik = “Şüphesiz biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Muhammed Esed = "Zaten sana geçmişte bir kere daha lütufda bulunmuştuk;

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Mustafa İslamoğlu = Andolsun biz sana bir başka defa gene lütufta bulunmuştuk.

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = «Ve andolsun ki, sana başka defa da ihsanda bulunmuşuzdur.»

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Ömer Öngüt = And olsun, biz, sana diğer bir defa daha ihsan etmiştik.”

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Şaban Piriş = Sana bir defa daha iyilikte bulunmuştuk.

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Sadık Türkmen = “Andolsun biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.”

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Seyyid Kutub = Biz, bundan önce de bir kere daha sana lütufta bulunmuştuk.

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Suat Yıldırım = (36-37) "Mûsâ!" dedi, "istediklerin sana verildi. Zaten başka bir sefer de sana lütufta bulunmuştuk."

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Süleyman Ateş = "Zaten biz sana bir kez daha lutufta bulunmuştuk."

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Tefhim-ul Kuran = «Andolsun, biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.»

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Ümit Şimşek = 'Başka bir sefer daha Biz sana lütufta bulunmuştuk.

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 Yaşar Nuri Öztürk = "Yemin olsun, sana bir kez daha lütufta bulunmuştuk."

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 İskender Ali Mihr = Ve andolsun ki seni, bir kere daha ni’metlendirdik (ni’metlendirmiştik).

menennâ

  Tâ-Hâ / 37 -

 İlyas Yorulmaz = “Sana (daha önceden de) başka bir iyilik yapmıştık” dedi.

menennâ

  Sâffât / 114 -

 Diyanet İşleri = Andolsun, biz Mûsâ’ya ve Hârûn’a da lütufta bulunduk.

menennâ

  Sâffât / 114 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve andolsun ki biz, Mûsâ'ya ve Hârûn'a nîmetler verdik.

menennâ

  Sâffât / 114 -

 Abdullah Parlıyan = Ve andolsun ki, biz Musa'ya ve Harun'a bol bol nimetler verdik.

menennâ

  Sâffât / 114 -

 Adem Uğur = Andolsun biz Musa'ya da Harun'a da nimetler verdik.

menennâ

  Sâffât / 114 -

 Ahmed Hulusi = Andolsun ki Musa ve Harun'a da lütufta bulunduk!

menennâ

  Sâffât / 114 -

 Ahmet Tekin = Andolsun, biz Mûsâ’ya ve Hârûn’a da ihsanlarda bulunduk, nimetler verdik.

menennâ

  Sâffât / 114 -

 Ahmet Varol = Andolsun ki, biz Musa'ya ve Harun'a da lütufta bulunduk.

menennâ

  Sâffât / 114 -

 Ali Bulaç = Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a lütufta bulunduk.

menennâ

  Sâffât / 114 -

 Ali Fikri Yavuz = Gerçekten biz, Mûsa ile Harûn’u da (peygamberlikle) nimetlendirdik.

menennâ

  Sâffât / 114 -

 Ali Ünal = Musa ve Harun’a da lütf u ihsanda bulunduk.