Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Diyanet İşleri = Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. “Eyvah! Biz Allah’ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız” diyecekler.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Melekleri görecekleri gün, mücrimlere hiçbir müjde yok ve melekler, müjde sözü bile mücrimlere haram diyecekler.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Abdullah Parlıyan = Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün günahkarlara, hiçbir sevinçli müjdeli haber yoktur. Size sevinmek haramdır, yasaklanmıştır diyecekler.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Adem Uğur = (Fakat) melekleri görecekleri gün, günahkârlara o gün hiçbir sevinç haberi yoktur ve: (Size, sevinmek) yasaktır, yasak! diyeceklerdir.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Ahmed Hulusi = Melekleri gördükleri süreçte, hakikati inkâr suçunu işlemiş olanlara müjde yoktur artık! Ve: "(Müjde - Esmâ kuvveleriyle tasarruf size) engellenmiş bir yasaktır, yasak!" derler.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Ahmet Tekin = Melekleri görecekleri gün, suçlulara:'Bugün İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsilere, suçlulara hiçbir sevinçli haber yok' denilecek. Onlar da:'Aman bu azap dağlara taşlara, bizden ırak olsun' diyecekler.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Ahmet Varol = Melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara müjde yoktur ve (melekler onlara): '(Müjde) size yasaktır yasak!' derler.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Ali Bulaç = Melekleri görecekleri gün, suçlu günahkarlara bir müjde yoktur. Ve o gün (melekler onlara) derler ki: "(Size sevinçli haber) Yasaktır, yasak."

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Ali Fikri Yavuz = (O zalimler ölüm zamanında) Melekleri görecekleri gün, mücrimlere o gün müjde yoktur. Melekler onlara: “- Size müjde yasak, yasak!...” diyeceklerdir.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Ali Ünal = (Melekleri görmeyecek değiller;) ama onları gördüklerinde, hayatları günah hasadından ibaret olan inkârcı suçlular için hiçbir müjdeli haber olmayacak ve meleklere, “Bizden uzak durun, bizden uzak durun!” diyeceklerdir.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Bayraktar Bayraklı = Melekleri görecekleri gün, işte o gün, suçlulara hiçbir sevinç haberi yoktur. Melekler, “Müjde size yasaktır, yasak!” derler.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Bekir Sadak = Melekleri gordukleri gun, iste o gun, suclulara iyi haber yoktur. Melekler: «Iyi haber size yasaktir, yasak!» derler.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Celal Yıldırım = Melekleri görecekleri gün, evet o gün suçlu günahkârlara hiçbir müjde (haberi) yoktur. Melekler de (müjde haberi size) iyice yasak, yasak ! diyecekler.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Cemal Külünkoğlu = Melekleri görecekleri günde, o günahkârlara hiçbir müjdeli haber yoktur. Ve o gün (melekler onlara:) “Sevinmek size haramdır, haram!” diyecekler.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Diyanet İşleri (eski) = Melekleri gördükleri gün, işte o gün, suçlulara iyi haber yoktur. Melekler: 'İyi haber size yasaktır, yasak!' derler.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Diyanet Vakfi = (Fakat) melekleri görecekleri gün, günahkârlara o gün hiçbir sevinç haberi yoktur ve: (Size, sevinmek) yasaktır, yasak! diyeceklerdir.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Edip Yüksel = Melekleri gördükleri gün, suçlular için iç açıcı bir gün olmayacaktır. 'Tümüyle kuşatıldık,' derler.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Melâikeyi görecekleri gün, mücrimlere o gün müjde yoktur, yasak yasak diyeceklerdir

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün günahkarlara, hiçbir sevinçli müjdeli haber yoktur. Size sevinmek haramdır, yasaklanmıştır diyecekler.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = (Fakat) melekleri görecekleri gün, günahkârlara o gün hiçbir sevinç haberi yoktur ve: (Size, sevinmek) yasaktır, yasak! diyeceklerdir.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Gültekin Onan = Melekleri görecekleri gün, suçlu günahkarlara bir müjde yoktur. Ve o gün (melekler onlara) derler ki: "(Size sevinçli haber) Yasaktır, yasak."

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Harun Yıldırım = (Fakat) melekleri görecekleri gün, günahkârlara o gün hiçbir sevinç haberi yoktur ve: (Size, sevinmek) yasaktır, yasak! diyeceklerdir.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Hasan Basri Çantay = (Azâb) melekleri (ni) görecekleri gün, (evet) o gün günahkârlara hiçbir sevinc haberi yokdur. (Melekler onlara: «Size) müjde yasak edilmişdir, yasak!» diyeceklerdir.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Hayrat Neşriyat = (Fakat) melekleri görecekleri gün, işte o gün, günahkârlara müjde yoktur ve(melekler onlara): '(Size müjde) yasaktır, yasaklanmıştır!' diyeceklerdir.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 İbni Kesir = Melekleri görecekleri gün; işte o gün, günahkarlara iyi haberler yoktur. Melekler: Size iyi haber yasaktır, yasak, derler.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Kadri Çelik = Melekleri görecekleri gün, suçlu günahkârlara bir müjde yoktur. Ve o gün (meleklere) derler ki: “Bu ay beni öldürmek sana yasak kılınmıştır, yasak!”

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Muhammed Esed = Melekleri görecekleri gün, işte o gün, suçlulara hiçbir sevinç haberi yoktur. Melekler, “Müjde size yasaktır, yasak!” derler.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Mustafa İslamoğlu = Melekleri gordukleri gun, iste o gun, suclulara iyi haber yoktur. Melekler: «Iyi haber size yasaktir, yasak!» derler.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Melekleri görecekleri gün mücrimler için o gün de bir müjde yoktur ve derler ki: (Müjde) «Haram, memnu.»

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Ömer Öngüt = Melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir sevinç haberi yoktur ve: “(Size sevinmek) yasaktır yasak!” derler.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Şaban Piriş = Melekleri gördükleri gün, işte o gün günahkarlara iyi bir haber yoktur. Melekler onlara şöyle der: -Yasaktır, yasak! (bütün iyiliklerden mahrumsunuz!)

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Sadık Türkmen = Melekleri gördükleri gün, işte o gün suçlulara müjde yoktur. Ve: “Size sevinmek yasaktır yasak!” derler.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Seyyid Kutub = Melekleri görecekleri gün var ya, o gün o günahkarlara müjdeli bir haber verilecek değildir. Melekler onlara «Sizler aftan ve cennetten mahrumsunuz» derler.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Suat Yıldırım = Gün gelecek, melekleri görecekler; fakat o gün o suçluları sevindirecek hiçbir haber olmayacak ve melekler onlara: "Sevinmek size haram! haram!" diyecekler.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Süleyman Ateş = Melekleri gördükleri gün, işte o gün suçlulara müjde yoktur ve onlar; (Size sevinmek) yasaktır, yasak!" derler.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Tefhim-ul Kuran = Melekleri görecekleri gün, suçlu günahkârlara bir müjde yoktur. Ve o gün (melekler onlara) derler ki: «(Size sevinçli haber) Yasaktır, yasak.»

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Ümit Şimşek = Melekleri gördükleri gün, mücrimler için hiç de müjdeli bir gün olmaz; 'Uzak olsun, uzak!' deyip dururlar.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Melekleri görecekleri günde, o günahkârlara hiçbir müjde yoktur. Şöyle diyecekler: "Yasaktır, yasaklanmıştır!"

mahcûren

  Furkân / 22 -

 İskender Ali Mihr = O gün melekleri görecekler, izin günü mücrimlere müjde yoktur. Ve (melekler onlara): “(Size müjde) yasak edilerek haram kılınmıştır.” diyecekler.

mahcûren

  Furkân / 22 -

 İlyas Yorulmaz = Melekleri gördüklerinde, suçlular için o gün hiç de sevinilecek bir gün olmayacaktır. “Kaçacak bir yer var mı?” diyecekler.

mahcûren

  Furkân / 53 -

 Diyanet İşleri = O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.

mahcûren

  Furkân / 53 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve öyle bir mâbuttur o ki iki denizi akıtmıştır; bu, tatlı ve içilecek sudur ve şu, tuzlu ve acı su ve aralarında da bir sınır, birbirlerine karışmalarına imkân bulunmayan bir engel halk etmiştir.

mahcûren

  Furkân / 53 -

 Abdullah Parlıyan = Biri tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri tuzlu ve acı iki büyük su kütlesini birbirine karıştırmadan salıveren, ikisinin arasına karışmalarını önleyen, bir engel koyan da O'dur.

mahcûren

  Furkân / 53 -

 Adem Uğur = Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O'dur.

mahcûren

  Furkân / 53 -

 Ahmed Hulusi = "HÛ" ki. . . İki deryayı (şuur ve bilinç - beden) birbirine salan; biri tatlı mı tatlı bir su (orijin benlik - insanî mânâ), diğeri ise tuzlu ve acıdır (kendini hayvani beden kabullenmiş oluşmuş benlik - bilinç)! Bu ikisinin arasında da bir berzah (engel, perde); hicrî mehcûr (zıddıyet - düşmanlık); bir engel oluşturdu ('Birbirinize düşman olarak inin' âyetini hatırlayalım. A. H. )!

mahcûren

  Furkân / 53 -

 Ahmet Tekin = O, iki denizi birbirine salıverendir. Bu tatlı, susuzluğu gidericidir. Şu da tuzlu ve acıdır. Aralarına farklı yoğunlukta dikey bir su tabakası engeli, görünmez ve geçilmez bir sınır koyan da odur.

mahcûren

  Furkân / 53 -

 Ahmet Varol = İki denizi birbirine salan O'dur. Bu tatlı ve susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. O ikisinin arasına bir perde ve aşılamayan bir sınır koymuştur.

mahcûren

  Furkân / 53 -

 Ali Bulaç = İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.

mahcûren

  Furkân / 53 -

 Ali Fikri Yavuz = O Allah’dır ki, iki denizi (veya iki nehri birbirine komşu ve yakın olarak) salıverdi: Şu (birisi) tatlı, susuzluğu giderir, bu (beriki) tuzlu ve acıdır. Aralarında da kudretinden bir engel ve birbirlerine karışmağı önleyici bir perde koymuştur. (Birbirine yakın tuz gölü ile tatlı su gölü veya tatlı bir nehirle ona yakın olan suyu acı bir deniz gibi. Aralarında kudretten bir engel olup, biri diğerinin tadını bozmaz. )

mahcûren

  Furkân / 53 -

 Ali Ünal = O Allah ki, biri tatlı ve içilir, diğeri tuzlu ve acı iki büyük su kütlesini salıverdi; fakat birbirlerine karışmamaları için aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koydu.