Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Diyanet İşleri = Onlar, kızları Allah’a nispet ediyorlar -ki O, bundan uzaktır- kendilerine ise, canlarının istediğini.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Hâşâ, münezzehtir o, kızları olduğunu söylerler Allah'ın, hoşlarına gidenlerse kendilerinindir onlarca.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Abdullah Parlıyan = Bir de Allah'a kızlar yakıştırırlar. O böyle şeylerden münezzehtir. Kendilerine ise, canlarının istediği oğulları seçmek isterler.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Adem Uğur = Onlar, kızların Allah'a ait olduğunu iddia ediyorlar. Hâşâ! Allah bundan münezzehtir. Beğendikleri de (erkek çocuklar) kendilerinin oluyor.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Ahmed Hulusi = Kız çocuklarını da Allâh'a nispet ederler. . . Subhan'dır "HÛ"! ("HÛ", münezzehtir bu yakıştırmadan)! Hoşlarına gideni de (erkek çocukları) kendilerine. . .

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Ahmet Tekin = Onların, kızların Allah’a ait olduğunu iddia ediyorlar. Allah bundan münezzehtir. Beğendikleri de, erkek çocuklar da kendilerinin oluyormuş.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Ahmet Varol = Şanı yüce olan Allah'a kızlar isnad ediyorlar; kendilerine de hoşlandıklarını

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Ali Bulaç = Ve Allah'a kızlar isnad ediyorlar, (haşa) O yücedir. Hoşlandıkları (erkek çocuklar) da kendilerinindir.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Ali Fikri Yavuz = Hem Allah’a kızlar da isnad ediyorlar (Melekler Allah’ın kızlarıdır, diyorlar.) Haşâ, Allah bunlardan münezzehtir. Tuhaf şey! Halbuki kendilerinin istediği oğlan çocuktur.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Ali Ünal = Ayrıca, Allah’a kızlar isnat ediyor –mutlak münezzehtir O çocuklar sahibi olmaktan– ve pek sevdikleri (erkek) çocukları ise kendilerine yakıştırıyorlar.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Bayraktar Bayraklı = Onlar, kızların Allah'a ait olduğunu iddia ediyorlar. Hâşâ! Allah bundan uzaktır. Beğendikleri de kendilerinin oluyor.[271]

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Bekir Sadak = Begendikleri erkek cocuklari kendilerine; kizlari da Allah'a malediyorlar. O bundan munezzehtir.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Celal Yıldırım = Bir de Allah'a kızlar nisbet ederler; O bundan pâk ve yücedir. Kendilerine ise canlarının istediğini (nisbet ederler).

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Cemal Külünkoğlu = Allah'ın kızları olduğunu iddia ediyorlar (melekleri Allah'ın kızları sanıyorlar). Haşa! O, bundan (çocuğu olmaktan) münezzehtir. Hoşlandıkları (erkek çocukları)nı ise kendilerine yakıştırıyorlar.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Diyanet İşleri (eski) = Beğendikleri erkek çocukları kendilerine; kızları da Allah'a malediyorlar. O bundan münezzehtir.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Diyanet Vakfi = Onlar, kızların Allah'a ait olduğunu iddia ediyorlar. Hâşâ! Allah bundan münezzehtir. Beğendikleri de (erkek çocuklar) kendilerinin oluyor.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Edip Yüksel = Yüce ALLAH'a kızları ayırıyorlar; kendilerine de hoşlandıklarını..

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Allaha kızlar da isnad ediyorlar, hâşâ o sübhane, kendilerine ise canlarının istediği

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Allah'a kızlar isnat ediyorlar O, bundan münezzehtir kendilerine ise canlarının istediğini.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onlar, Allah'a kızlar isnad ediyorlar. O, bundan münezzehtir. Kendilerine ise erkek çocukları isnad ederler.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Gültekin Onan = Ve Tanrı'ya kızlar isnad ediyorlar, (haşa) O yücedir. Hoşlandıkları (erkek çocuklar) da kendilerinindir.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Harun Yıldırım = Onlar, kızların Allah'a ait olduğunu iddia ediyorlar. Hâşâ! Allah bundan münezzehtir. Beğendikleri de kendilerinin oluyor.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Hasan Basri Çantay = Bir de onlar Allaha kızlar isnâd ederler. Haaşâ, O (nun şanı) münezzehdir. Kendilerinin candan isteyegeldikleri (oğlan çocuğuna gelince:) bu da onlarındır!

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Hayrat Neşriyat = Hem Allah’a kızları isnâd ediyorlar! (Hâşâ!) O, bundan (da, Îsâ ve Uzeyr gibi erkek çocuktan da) münezzehtir; kendilerine ise beğendiklerini (erkek çocuklarını dilerler).

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 İbni Kesir = Onlar; Allah'a kızlar isnad ederler. O'nun sanı yücedir. Hoşlandıkları da kendilerinindir.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Kadri Çelik = Ve Allah'a kızlar karar kılıyorlar; (hâşâ!) O yücedir. Hoşlandıkları (erkek çocuklar) ise kendilerinin oluyor!

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Muhammed Esed = Ayrıca, kızları Allah'a yakıştırırken -oysa O tüm beşeri bağlardan uzaktır, yücedir- kendileri için (sanki buna güçleri yetermiş gibi) hoşlarına gideni (seçmek isterler):

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Mustafa İslamoğlu = Üstelik kızları Allah'a isnat ederken, -haşa, beşeri niteliklerden uzak aşkın bir varlıktır O- beğendiklerini ise kendilerine ayırıyorlar.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve Allah için kızlar isnat edinirler. Hâşâ! O münezzehtir. Kendileri için ise arzu ettiklerini (isnat ederler).

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Ömer Öngüt = Onlar kızları Allah'a isnad ederler. Hâşâ! O bundan münezzehtir! Hoşlandıkları (erkek çocukları) da kendilerinin oluyor.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Şaban Piriş = Allah’a kızları isnat ederler. O, bundan uzaktır. Kendilerine de arzu ettiklerini..(erkek çocukları)

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Sadık Türkmen = Ve Allah’a kızlar isnat ediyorlar! O; hiçbir kusuru, eksiği olmayandır. Kendilerine canlarının çektiği ha!..

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Seyyid Kutub = Onlar, Allah'a kız çocuklarını mal ederler ki, O bu yakıştırmadan uzaktır, canlarının istediği erkek çocuklarını ise kendilerine ayırırlar.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Suat Yıldırım = Allah’ın kızları olduğunu iddia ediyorlar. O, çocuğu olmaktan münezzehtir. Hoşlandıkları erkek çocuklarını ise kendilerine yakıştırırlar.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Süleyman Ateş = O şânı yüce Allah'a kızları veriyorlar (melekleri Allâh'ın kızları sanıyorlar) da kendilerine hoşlandıkları(erkek çocukları)nı (alıyorlar). (Kız çocuklarından arlanıyorlar. Peki ama neden arlandıkları şeyleri Allah'a lâyık görüyorlar?)

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Tefhim-ul Kuran = Ve Allah'a kızlar isnad ediyorlar, (haşa) O yücedir. Hoşlandıkları (erkek çocuklar) da kendilerinindir.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Ümit Şimşek = Evlât edinmekten münezzeh olduğu halde, Allah'a kız çocuklarını yakıştırıyor, hoşlarına gideni ise kendilerine ayırıyorlar.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Tutuyor, Allah'a kızları nispet ediyorlar. Hâşâ! O, bunlardan arınmıştır. İştah duydukları şeyler de kendilerinin mi?

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 İskender Ali Mihr = Ve Allah’a, kızlar isnat ediyorlar. O, Sübhan’dır (Allah çocuk edinmekten münezzehtir). Ve beğendikleri (tercih ettikleri; erkek çocuklar) ise kendilerinin (onların) oluyor.

mâ yeştehûne

  Nahl / 57 -

 İlyas Yorulmaz = Kızlar Allah’a aittir yakıştırmasını yapıyorlar. Allah, onların canlarının istediği şeylere sahip olmaktan çok uzaktır.

mâ yeştehûne

  Sebe’ / 54 -

 Diyanet İşleri = Tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi, kendileriyle arzuladıkları arasına bir engel konmuştur. Çünkü onlar derin bir şüphe içindeydiler.

mâ yeştehûne

  Sebe’ / 54 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Onlarla dileyip arzuladıkları şeylerin arasına bir engeldir çekildi artık, nitekim daha önce onların yolunu tutanlara da böyle olmuştu; şüphe yok ki onlar, tereddüt içindeydiler, şüpheye düşmüşlerdi.

mâ yeştehûne

  Sebe’ / 54 -

 Abdullah Parlıyan = Artık kendileriyle arzuladıkları iman ve cennete girme arasına engel çekilmiştir. Tıpkı kendilerinden evvel yaşayıp gitmiş olanlara yapıldığı gibi. Çünkü bunlarda öncekiler gibi ahiret, hesap ve azaptan büyük bir kuşku içindeydiler.

mâ yeştehûne

  Sebe’ / 54 -

 Adem Uğur = Artık, bundan önce benzerlerine yapıldığı gibi, kendileriyle arzu ettikleri şey arasına perde çekilmiştir. Şüphesiz onlar, kendilerini endişeye düşüren bir korku içindeydiler.

mâ yeştehûne

  Sebe’ / 54 -

 Ahmed Hulusi = Daha önce benzerlerine yapıldığı gibi onlarla, iştahla arzuladıkları şey arasına engel konmuştur! Muhakkak ki onlar kendilerini huzursuz kılan kuşku içindedirler.

mâ yeştehûne

  Sebe’ / 54 -

 Ahmet Tekin = Bundan önce, izlerinden giderek inkârda, isyanda, ilâhî kuralları tanımamada devamları oldukları; Allah’ın kitabından, sünnetten ve ümmetten ayrılan, baskıcı, zorba, medeniyetten nasiplenmemiş, ayrılıkçı, kapalı geçmiş toplumlara yapıldığı gibi, kendileriyle arzu ettikleri şey arasına set çekilmiş, ayrılık girmiştir... Hâlâ onlar, hak kitaba, Kuran’a karşı sû-i zanlarının-art niyetlerinin beslediği şüpheler içindedirler.

mâ yeştehûne

  Sebe’ / 54 -

 Ahmet Varol = Daha önce benzerlerine yapıldığı gibi kendileriyle arzuladıkları şeyler arasına engel konmuştur. Onlar gocundurucu bir tereddüt içindeydiler.

mâ yeştehûne

  Sebe’ / 54 -

 Ali Bulaç = (Şimdi) Kendileriyle istek duydukları şeyler arasında perde çekilmiştir; daha önce benzerlerine yapıldığı gibi. Çünkü onlar, kuşku verici bir tereddüt içinde idiler.

mâ yeştehûne

  Sebe’ / 54 -

 Ali Fikri Yavuz = Artık kendileriyle (dünyaya dönüş) arzularının arasına engel çekilmiştir. Nitekim bundan evvel emsallerine de böyle yapılmıştı. Çünkü onlar (azab ve kıyamet hakkında) endişe veren bir şüphe içinde idiler.

mâ yeştehûne

  Sebe’ / 54 -

 Ali Ünal = Artık, tıpkı daha önce ölen ve kendileriyle aynı inancı paylaşan herkese yapıldığı gibi, onlarla (dünyada iken) arzu ve iştah duyup peşlerinden koştukları şeyler arasına bir set çekilmiştir. Ümitsiz bir şüphenin içinde bocalayıp duruyorlardı onlar.