Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Diyanet İşleri = Babalarına şöyle dediler: “Ey babamız! Yûsuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Hâlbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz.”

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Onlar, baba demişlerdi, ne diye Yûsuf'u emniyet etmiyorsun bize ve biz, hiç şüphe yok ki ona öğütler vermedeyiz.

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Abdullah Parlıyan = Bu görüşte birleştiler ve bunun üzerine babalarına: “Ey baba!” dediler. “Biz Yûsuf'un iyiliğini isteyen kimseler olduğumuz halde, neden O'nun hakkında bize güvenmiyorsun?

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Adem Uğur = Dediler ki: "Ey babamız! Sana ne oluyor da Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun! Oysa ki biz onun iyiliğini istemekteyiz.

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Ahmed Hulusi = Dediler ki: "Ey babamız, biz Onun hayrını istediğimiz hâlde neden Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun!"

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Ahmet Tekin = Oğulları :'Ey babamız, neden, Yûsuf’la ilgili bize güvenmiyorsun? Oysa ki, biz ona iyi davranıyor, onun iyiliğini istiyoruz.' dediler.

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Ahmet Varol = (Babalarına gidip) dediler ki: 'Ey babamız! Ne oluyor da, Yusuf'a karşı bize güvenemiyorsun? Oysa gerçekte biz onun iyiliğini isteyenleriz.

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Ali Bulaç = (Bu karara vardıktan sonra) "Ey Babamız," dediler. "Sana ne oluyor, Yusuf'a karşı bize güvenmiyorsun? Oysa gerçekte biz, onun iyiliğini isteyenleriz."

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Ali Fikri Yavuz = Sonra babalarına dediler ki: “- ey babamız, sen bize Yûsuf’u neye inanmıyorsun? Doğrusu biz onun için hayır isteyicileriz.

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Ali Ünal = (Bu görüş üzerinde karar kılıp) babalarına geldiler ve “Ey bizim babamız!” dediler: “Gerçi sen Yusuf’u bize emanet etmezsin, halbuki biz, her zaman için onun iyiliğini isteyenleriz!

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Bayraktar Bayraklı = Dediler ki: “Ey babamız! Sana ne oluyor da Yûsuf hakkında bize güvenmiyorsun? Oysa biz, onun iyiliğini istemekteyiz.”

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Bekir Sadak = (11-12) Bunun uzerine «Ey babamiz! Yusuf'un iyiligini istedigimiz halde, onu nicin bize emniyet etmiyorsun? Yarin onu bizimle beraber gonder de gezsin oynasin, biz onu herhalde koruruz» dediler.

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Celal Yıldırım = (Bunun üzerine toplanıp babalarına gelerek) dediler ki: «Ey babamız ! Yûsuf'u neden bize güvenip vermiyorsun ? Oysa biz ondan yana elbette iyilik düşünenleriz.»

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Cemal Külünkoğlu = (Bu karara vardıktan sonra babalarına) şöyle dediler: “Ey babamız! Yusuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Hâlbuki biz onun iyiliğini istiyoruz.”

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Diyanet İşleri (eski) = (11-12) Bunun üzerine 'Ey babamız! Yusuf'un iyiliğini istediğimiz halde, onu niçin bize emniyet etmiyorsun? Yarın onu bizimle beraber gönder de gezsin oynasın, biz onu herhalde koruruz' dediler.

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Diyanet Vakfi = Dediler ki: «Ey babamız! Sana ne oluyor da Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun! Oysa ki biz onun iyiliğini istemekteyiz.

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Edip Yüksel = Dediler ki: 'Ey babamız, neden Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun? Oysa biz onun candan dostlarıyız.'

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Vardılar ey bizim pederimiz, dediler, sen neye bize Yusüfü inanmıyorsun? Cidden biz onun için recaciyiz

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Vardılar babalarına: «Ey babamız, neden sen, Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun? Oysa biz onun iyiliğini isteyenleriz.

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Dediler ki: «Ey babamız! Sen bize Yusuf için neden güvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyiliğini istiyoruz.»

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Gültekin Onan = (Bu karara vardıktan sonra) "Ey Babamız" dediler. "Sana ne oluyor, Yusuf'a karşı bize güvenmiyorsun (te'menna)? Oysa, gerçekte biz onun iyiliğini isteyenleriz."

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Harun Yıldırım = Dediler ki: “Ey babamız, sana ne oluyor da Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun? Oysa gerçekte biz, onun iyiliğini isteyenleriz.”

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Hasan Basri Çantay = Dediler: «Ey babamız, sen bize Yuusufu neye inanmıyorsun? Halbuki biz onun elbet hayırhahlarıyız».

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Hayrat Neşriyat = Dediler ki: 'Ey babamız! Sana ne oldu ki Yûsuf hakkında bize güvenmiyorsun? Hâlbuki doğrusu biz, elbette onun iyiliğini isteyenleriz.'

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 İbni Kesir = Dediler ki: Ey babamız; sen bize Yusuf'u neden güvenmiyorsun? Halbuki biz, onun iyiliğini istemekteyiz.

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Kadri Çelik = “Ey babamız! Biz onun (Yusuf'un) iyiliğini istediğimiz halde, sen neden Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun?”

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Muhammed Esed = (Bu görüşte birleştiler ve bunun üzerine babalarına:) "Ey babamız!" dediler, "Biz Yusuf'un iyiliğini isteyen kimseler olduğumuz halde, neden o'nun hakkında bize güvenmiyorsun?

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Mustafa İslamoğlu = (Babalarına dönüp) "Ey babamız!" dediler, "Biz ona candan yürekten davrandığımız halde, neden Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun?

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Dediler ki: «Ey babamız! Sana ne oluyor ki, Yusuf'u bize inanmıyorsun? Ve halbuki, biz O'nun için elbette hayırhâh kimseleriz.»

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Ömer Öngüt = Dediler ki: “Ey babamız! Sana ne oluyor da Yusuf'u bize emanet etmiyorsun? Oysa biz ona iyilik etmek isteyen kimseleriz. ”

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Şaban Piriş = -Baba, Sana ne oldu ki Yusuf için bize güvenmiyorsun? Biz, Onun iyiliğini isteriz.

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Sadık Türkmen = “ey babamiz!” dediler. “Neyin var, neden Yusuf’a karşı bize güvenmiyorsun? Oysa biz, onun iyiliğini isteyenleriz.

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Seyyid Kutub = Bunun üzerine üvey kardeşler, babalarına dediler ki; «Ey babamız, niçin Yusuf konusunda bize güvenmiyorsun? Oysa biz onun sadece iyiliğini isteriz.

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Suat Yıldırım = (11-12) (Onlar buna karar verdikten sonra bir gün babalarına varıp:) "Sevgili Babamız! dediler, sen neden güvenip de Yusuf’u bize emanet etmiyorsun. Oysa biz onu çok seviyoruz. Ona samimiyetle bağlıyız." "Yarın onu bizimle gönder, gezsin oynasın, biz ona çok iyi sahip çıkarız."

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Süleyman Ateş = (Bu fikirde karar kıldılar ve babalarına gelip) Dediler ki: "Ey babamız, neden Yûsuf hakkında bize güvenmiyorsun, oysa biz ona öğüt verenler(onun iyiliğini isteyenler)iz?"

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Tefhim-ul Kuran = (Bu karara vardıktan sonra) «Ey Babamız,» dediler. «Sana ne oluyor, Yusuf'a karşı bize güvenmiyorsun? Oysa gerçekte biz, onun iyiliğini isteyenleriz;»

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Ümit Şimşek = Babalarına dediler ki: 'Baba, niçin Yusuf'u bize emanet etmiyorsun? Oysa biz onun iyiliğini istiyoruz.

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Dediler ki: "Ey babamız, ne oluyor da Yûsuf konusunda bize güvenmiyorsun. Oysaki biz ona hep öğüt vermekteyiz."

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 İskender Ali Mihr = “Ey babamız! Sana ne oldu? Yusuf (konusunda) bize emniyet etmiyorsun (güvenmiyorsun). Ve muhakkak ki; biz, onun iyiliğini isteyenleriz.” dediler.

mâ leke

  Yûsuf / 11 -

 İlyas Yorulmaz = Babalarına “Ey Babamız! Yusuf hakkında niçin bize güvenmiyorsun? Biz onun hayata hazırlanması için tavsiyelerde bulunacağız. ”

mâ leke

  Ra’d / 37 -

 Diyanet İşleri = Böylece biz onu (Kur’an’ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların heva ve heveslerine uyarsan, Allah tarafından senin için ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu.

mâ leke

  Ra’d / 37 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = İşte böylece onu -Arapça bir hükümdür- indirdik. Sence bilindikten sonra tutar da onların dileklerine uyarsan Allah'a karşı ne bir dost bulunur sana, ne de seni ondan koruyacak biri.

mâ leke

  Ra’d / 37 -

 Abdullah Parlıyan = İşte biz bu Kur'ân'ı Arap diliyle hükümler ve hikmetler yığını bir kitap olarak indirdik. Ey peygamber! Sana gelen bunca vahiy bilgisinden sonra, onların gelip geçici istek ve arzularına uyarsan bil ki, Allah'a karşı ne bir yardımcı ve ne de bir koruyucu bulamazsın.

mâ leke

  Ra’d / 37 -

 Adem Uğur = Ve böylece biz onu Arapça bir hüküm (hikmetli bir söz) olarak indirdik. Eğer sana gelen bu ilimden sonra, onların arzularına uyarsan, (işte o zaman) Allah tarafından senin ne bir dostun ne de koruyucun vardır.

mâ leke

  Ra’d / 37 -

 Ahmed Hulusi = İşte biz Onu Arapça bir hüküm olarak inzâl ettik. . . Yemin olsun ki, sana gelen ilimden sonra onların kuruntularına tâbi olursan, senin Allâh'tan ne bir Veliyy'in ve ne de bir koruyanın olur.

mâ leke

  Ra’d / 37 -

 Ahmet Tekin = Dinî, sosyal, siyasî esasları içeren birbirine benzer kitaplar vahyettiğimiz gibi, bunların en mükemmeli ve sonuncusu Kurân’ı açık edebî bir Arapça ile, hükümranlık sağlayan bir kitap, uygulamalı bir anayasa, bütün anlaşmazlıkları çözen hâkim bir kanun, hikmetli bir söz, muhkem bir şeriat olarak indirdik. Eğer sana gelen bu kadar bilgiden sonra, onların şahsî arzu ve ihtiraslarına uyarsan seni Allah’ın azabından koruyacak ne bir dostun, ne bir koruyanın bulunur.

mâ leke

  Ra’d / 37 -

 Ahmet Varol = İşte böylece biz onu Arapça bir hüküm olarak indirdik. Sana gelen bu ilimden sonra onların arzularına uyarsan senin için Allah'tan ne bir yardımcı ne de bir koruyucu olur.

mâ leke

  Ra’d / 37 -

 Ali Bulaç = İşte böylece biz onu (Kur'an'ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Andolsun, sana gelen bu ilimden sonra, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir yardımcı, dost, ne bir koruyucu vardır.

mâ leke

  Ra’d / 37 -

 Ali Fikri Yavuz = İşte biz, o Kur’ân’ı böyle Arapça bir hikmet olarak indirdik. Andolsun ki, eğer sana vahy ile gelen bu ilimden sonra, kâfirlerin arzularına uyacak olursan, senin için, Allah’ın azabından kurtaracak ne bir yardımcı, ne de bir koruyucu vardır.

mâ leke

  Ra’d / 37 -

 Ali Ünal = Görüldüğü gibi, (Bir Allah’a iman ve ibadete çağıran ve Kitap Ehli’nin de tasdik etmesi gereken) bu Kur’ân’ı, Arapça dilinde nihaî hüküm ve hikmet kaynağı olarak indirdik. Eğer farzı muhal, sana İlim’den gelen bu kadar açık gerçekten sonra, (Kitap Ehli’nden olup da, Kur’ân kendi dillerinde ve istedikleri tarzda gelmedi diye ona inanmayı reddedenlerin) heva ve heveslerine kulak verecek olursan, bu takdirde Allah karşısında ne bir dost, sahip ve yardımcı, ne de bir koruyucu bulabilirsin.