Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Diyanet İşleri = Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah, azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Allah'ın izni olmadıkça hiç kimse inanamaz. Düşünüp akıl etmeyenlere de azâp eder.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Abdullah Parlıyan = Allah'ın izni olmadıkça hiçbir kimse iman etmez; Allah, azabı ve rezilliği, akıllarını kullanamayanlara musallat eder.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Adem Uğur = Allah'ın izni olmadan hiç kimse inanamaz. O, akıllarını kullanmayanları murdar (inkârcı) kılar.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Ahmed Hulusi = Kendisini yaratan Allâh Esmâ'sının bileşimi elvermedikçe, bir nefs için iman etmek mümkün değildir! (Allâh) aklını değerlendirmeyenlerde (düşünsel) pislik meydana getirir!

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Ahmet Tekin = Allah’ın iradesiyle bilgilendirme gerçekleşmeden hiçbir kimsenin iman etmesi mümkün değildir. Akıllarını kullanmayan, gelişmeyen, cehaletten kurtulmayan fertlerin ve toplumların boynuna Allah kirli, pis, cahil, kâfir ve ceza mahkûmu yaftasını takar.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Ahmet Varol = Allah dilemedikçe hiç kimse iman edemez. O, iğrenç azabı akıl erdiremeyenlerin üzerlerine gönderir.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Ali Bulaç = Allah'ın izni olmaksızın, hiç kimse için iman etme (imkanı) yoktur. O, akıl erdiremeyenlerin üzerine iğrenç bir pislik kılar.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Ali Fikri Yavuz = Allah’ın izni olmadıkça, hiç bir kimsenin iman etmesi mümkün değildir. Bir de Allah, akıllarını iyi kullanmıyanlara azab verir.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Ali Ünal = Allah’ın (hikmetine bağlı) izni olmadan hiç kimse iman edecek değildir. Allah, düşünüp akletmeyenlerin üzerine murdar bir darlık, bir sıkıntı verir.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Bayraktar Bayraklı = Allah'ın izni olmadan hiç kimse inanamaz. O, akıllarını kullanmayanları murdar kılar.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Bekir Sadak = Allah'in izni olmadikca hic kimse inananamaz. O, aklini kullanmiyanlara kotu bir azap verir.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Celal Yıldırım = Allah'ın izni olmadıkça hiçbir kimse imân etmez ve akıllarını kullanmıyanlar üzerine murdarlık azabı verir.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Cemal Külünkoğlu = Allah'ın izni olmadıkça hiç kimse inanamaz. (Allah) pisliği (huzursuzluğu, cehaleti, yobazlığı, azabı), akıllarını kullanmayanların üzerine musallat eder.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Diyanet İşleri (eski) = Allah'ın izni olmadıkça hiç kimse inanamaz. O, aklını kullanmayanlara kötü bir azab verir.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Diyanet Vakfi = Allah’ın izni olmadan hiç kimse inanamaz. O, akıllarını kullanmayanları murdar (inkârcı) kılar.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Edip Yüksel = Hiç bir kişi ALLAH'ın izni olmadan inanamaz ve O, akıllarını kullanmayanları rezilliğe mahkum eder.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Allâhın izni olmadıkça hiç bir nefs için iyman edebilmek yoktur ve akıllarını husni isti'mal etmiyenleri o pislik içinde bırakır

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Allah'ın izni olmadıkça hiç bir kimsenin iman etmesi mümkün değildir. Akıllarını güzelce kullanmayanları Allah pislik içinde bırakır!

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Allah'ın izni olmadıkça hiçbir kişinin iman etmesi mümkün değildir. Akıllarını kullanmayanlar üzerine Allah bir uğursuzluk yükler.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Gültekin Onan = Tanrı'nın izni olmaksızın hiç kimse için inanma (imkanı) yoktur. O, akletmeyenlerin üzerine iğrenç bir pislik kılar.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Harun Yıldırım = Allah’ın izni olmadan hiçbir kimsenin iman etmesi mümkün değildir. O, akıl erdiremeyenlerin üzerine iğrenç bir pislik kılar.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Hasan Basri Çantay = Allahın izni olmadan hiç bir kimsenin îman etmesi mümkün değildir. O, akılları iyi kullanmazlara murdarlık (azâb) verir.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Hayrat Neşriyat = Hâlbuki Allah’ın izni olmadan hiçbir kimsenin îmân etmesi mümkün değildir.(Fakat O, irâdesini îmâna sarf eden kullarını hidâyete muvaffak kılar.) Azâbı ise, akıllarını kullanmayan (îmânsız)lara verir.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 İbni Kesir = Allah'ın izni olmadan hiç kimse iman edemez. Ve o, pisliği akledemeyenlerin üzerine kılar.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Kadri Çelik = Allah'ın izni olmadıkça hiç kimse iman edemez. O, aklını kullanmayanların üzerine bir pislik karar kılar.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Muhammed Esed = hem de, hiç kimsenin, Allah'ın izni olmadıkça asla imana erişemeyeceği ve aklını kullanmayanlara alçaltıcı, bayağılaştırıcı (inançsız)lığı musallat edenin O olduğu (gerçeği) ortadayken?

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Mustafa İslamoğlu = Hem Allah'ın (akıl ve irade vermek suretiyle gerçekleşen) izni olmasaydı, hiçbir insan imana eremezdi! Ve O aklını kullanmayanları pisliğe mahkun eder!

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Hiçbir şahıs için Allah Teâlâ'nın izni olmaksızın imân etmek kabil değildir. Ve murdarlığı âkilâne düşünmez kimselerin üzerine kılar.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Ömer Öngüt = Allah'ın izni olmadan hiçbir kimsenin iman etmesi mümkün değildir. O, murdarlığı akıllarını kullanmayanlara verir.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Şaban Piriş = Allah’ın izni olmadıkça hiç kimse inanamaz. O, aklını kullanmayanlara kötü bir azap verir. Ve pisliği akıllarını kullanmayanların üzerine koyar.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Sadık Türkmen = Allah’ın izni (yani kişinin samimi olduğunu onaylaması) olmadan, hiçbir kimse için iman etme imkânı yoktur. Ve o, aklını kullanmayanlar (ise) pislik/şirk içinde kalır.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Seyyid Kutub = Allah'ın izni olmadıkça hiç kimsenin inanması sözkonusu değildir. Allah, aklını kullanmayanları en yüz kızartıcı iğrençliğin kucağına atar.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Suat Yıldırım = Allah’ın izni olmadıkça hiç bir kimsenin iman etmesi mümkün değildir.(O, akıl ve iradelerini iman tarafına kullananlara iman nasib eder). Fakat akıllarını çalıştırmayanlara ise şeytanı musallat eder, o pislikte bırakır.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Süleyman Ateş = Allâh'ın izni olmadan hiç kimse inanmaz ve (Allâh) pisliği (huzursuzluğu, azâbı), akıllarını kullanmayanların üzerine kor.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Tefhim-ul Kuran = Allah'ın izni olmaksızın, hiç kimse için iman etme (imkânı) yoktur. O, akıl erdiremeyenlerin üzerine iğrenç bir pislik kılar.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Ümit Şimşek = Hiç kimse Allah'ın izni olmadan iman etmez. Aklını kullanmayanlara ise, O, pisliği musallat eder.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Allah'ın izni olmadıkça hiçbir benlik iman edemez. Allah, pisliği, aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 İskender Ali Mihr = Ve Allah’ın izni olmaksızın, bir kimsenin (bir nefsin) mü’min olması (mümkün) olamaz. Ve (Allah), akıl etmeyen kimselerin üzerine ceza (azap) verir.

li nefsin

  Yûnus / 100 -

 İlyas Yorulmaz = Herhangi bir nefsin (kişinin) Allah dilemedikçe iman etmesi yoktur[1]. Allah aklını kullanmayanları pislik içinde bırakır.

li kulli nefsin

  Yûnus / 54 -

 Diyanet İşleri = (O gün) zulmetmiş olan herkes, eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa, kendini kurtarmak için onu fidye verir. Azabı gördüklerinde, için için derin bir pişmanlık duyarlar. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir.

li kulli nefsin

  Yûnus / 54 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Zulmeden kişi, yeryüzünde ne varsa hepsine sâhip olsaydı kurtulmak için hepsini de bağışlardı. Azâbı görünce nâdim olurlar ve aralarında adâletle hükmedilir. Zulüm görmez onlar.

li kulli nefsin

  Yûnus / 54 -

 Abdullah Parlıyan = Kıyamet günü, yaratılış gayesine aykırı hareket eden herkes, dünyadaki herşey onun olsa, o gün kurtulmak için onu fidye olarak verirdi. Ve o zalimler, kendilerini bekleyen azabı görünce, pişmanlıklarını açıklayacak bir yapıda olurlar veya için için yanarlar. O gün onların arasında, adaletle hükmolunur ve asla haksızlığa uğratılmazlar.

li kulli nefsin

  Yûnus / 54 -

 Adem Uğur = (O zaman) zulmeden herkes yeryüzündeki bütün servete sahip olsa (azaptan kurtulmak için) elbette onu feda eder. Ve azabı gördükleri zaman için için yanarlar. Aralarında adaletle hükmolunur ve onlara zulmedilmez.

li kulli nefsin

  Yûnus / 54 -

 Ahmed Hulusi = (Kendine) zulmetmiş her nefs (bilinç), eğer yeryüzünde bulunan her şeye sahip olsaydı, elbette onu fidye olarak vermek isterdi! Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını göstermeye hâlleri kalmaz! Aralarında hak ettikleriyle hükmolunmuştur. . . Hak ettiklerinin dışında bir şey yaşamazlar!

li kulli nefsin

  Yûnus / 54 -

 Ahmet Tekin = Baskı zulüm işkence ile temel hak ve hürriyetleri Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen, İslâm dini aleyhinde propaganda yapan herkes yeryüzündeki bütün servet ve imkâna sahip olsa, cezadan kurtulmak için elbette onu feda eder. Azâbı gördükleri zaman, için için pişmanlık duyacaklar. İşte böyle bir zamanda bile mü’minlerle kâfirler arasında hakları, mükâfatları ve cezalarının tesbiti ile ilgili âdil bir muhakeme yapılarak kararlar icra edilir. Onlara haksızlık da yapılmaz.

li kulli nefsin

  Yûnus / 54 -

 Ahmet Varol = Zulmeden her bir can, yeryüzünde olanların tümüne sahip olsaydı bunu fidye olarak verirdi. Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını açığa vururlar. Aralarında adaletle hüküm verilir ve hiç bir haksızlığa uğratılmazlar.

li kulli nefsin

  Yûnus / 54 -

 Ali Bulaç = Zulmeden her nefis, yeryüzündekilerin tümüne sahip olsa bunu (azaba karşılık) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabı görünce pişmanlıklarını gizlerler, oysa onlar haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmedilmiştir.

li kulli nefsin

  Yûnus / 54 -

 Ali Fikri Yavuz = Küfre varmakla zulmeden her nefis, eğer bütün yeryüzündekine sahip olsaydı, azabı gördükleri vakit, hepsi pişmanlığı açığa vurarak kendini kurtarmak için onu mahakkak feda ederdi. Fakat kendilerine zulüm yapılmaksızın, aralarında adaletle (günahları kadar azabla) hüküm verilmesi takdir edilmiştir.

li kulli nefsin

  Yûnus / 54 -

 Ali Ünal = Öyle ki, (Allah’a şirk koşarak veya O’nu hiç tanımayarak) kendine zulmeden her kim olursa olsun, keşke yeryüzünde ne var ne yok hepsi ona ait olsa da, tamamını verip bu azaptan kurtulsa ister. O gün azabı görünce korkudan nutukları tutulur ve içten içe duydukları pişmanlığı açığa bile vuramazlar. O gün insanların aralarında tam bir adaletle hükmedilir ve kimseye en küçük bir haksızlık yapılmaz.